Bebekler ve çocuklar neden hapse atılır?

Türkiye'de anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşamak zorunda kalan kaç bebek ve çocuğun olduğu konusunda Adalet Bakanlığı'nın açıklanmış bir verisi yok. Ancak bu sayının 600 civarında olduğu tahmin tahmin ediliyor. Son olarak Diyarbakır'da Gönül Aslan 3 yaşındaki oğluyla cezavine girdi. Dünyada çocuklara bu travmayı yaşatmamak için bulunmuş çok başarılı yöntemler var. Avukat Seda Akço ve Psikolog Burcu Çolak ile çocuk ruhunda kapatılmaz yaralar açan bu sorunu ve çözüm önerilerini konuştuk.

Zafer Kıraç*

Türkiye, cezaevinde çocuk olmanın ne demek olduğunu, belki de Tunç Başaran’ın Feride Çiçekoğlu’nun eserinden beyazperdeye aktardığı ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ ile fark etmişti. Oysa çocuklar dört duvarın arasındaki yaşam ile çok önceden tanışmıştı. Hala daha bir çok çocuk en masum yıllarını o duvarların arasında geçiriyor.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma kapsamında Rosa Kadın Derneği kurucularından ve Bağlar Belediyesi Meclis üyesi Gönül Aslan, 11 kişi ile birlikte ‘Örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklandı. Gönül Gözaltı, tutuklanma sürecinde kendisini adliye koridorlarında saatlerce beklemek zorunda kalan üç yaşındaki oğlu Dilgeş ile birlikte Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

2020 yılında, Türkiye’de annesine verilen hapis cezasından dolayı onunla birlikte hapishanede bulunan çocukların sayısı 600’ün üzerinde. Çocukları anneleriyle birlikte hapsetmek veya annelerinden koparıp çocuk esirgeme kurumuna vermek yerine alternatif yöntemler bulmak pekala mümkün. Ancak Türkiye bunu tercih etmek yerine anneleri ve çocukları hapsetmeye devam ediyor.

BM: ANNEYİ ÇOCUĞUNDAN AYIRMAYIN 

Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi, küçük çocuğu olan kadınlara hapis cezası vermekten kaçınmak gerektiğini anlatan el kitapları yayınlıyor. Bu durumdaki anneler ve çocuklar için hapis cezası yerine neler yapılabileceği de belirtiliyor. Avrupa ülkelerinin bir çoğunda, bu konuda bulunmuş çok iyi yöntemler var. Ev hapsi, denetimli serbestlik veya elektronik kelepçe bu gibi durumlarda önerilen yöntemler arasında yer alıyor. Anne ile çocuğu birbirinden ayırmak ise önerilen en son yöntem.

Hükümlü ve tutukluların çocuklarından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il müdürlüklerine bağlı sevgi evleri ve çocuk yetiştirme yuvalarında kalanlar da var. Ancak bu çocukların cezaevindeki annelerini sistemli ve uzman eşliğinde ziyaret etmeleri sağlanamıyor. Ayrıca, Adalet Bakanı, hükümlü ve tutuklu kadın ile çocuğunun farklı illerde bulunması durumunda, kadın hükümlülerin çocuğun bulunduğu ildeki bir ceza infaz kurumuna sevk edilmelerinin sağlandığını belirtmesine rağmen çoğu durumda bunun gerçekleşmesi çok uzun zaman alabiliyor.

GECELERİ JANDARMA ARAMASI İLE UYANIYORLAR

Hapishanelerin birçoğunda oyuncak yasak. İçine bir şey konmuş olmasın diye oyuncaklar açılıp bakılıyor. Metal, plastik içeren hiçbir şey içeri alınmıyor. Sadece bez bebek gibi oyunaklar içeri alınıyor. Bir koğuşta anne ve bebeği kalabiliyor. Bu durumda diğer mahpuslar bebek-çocuk gürültüsünden rahatsız oluyor. Hapishanelerdeki bebekler ve çocuklar başka çocuk görmeden büyümek zorunda kalıyorlar.

Koğuşlarda bazı geceler jandarma aramaları oluyor. Bu tür aramaların rutin gardiyan aramasından daha ağır geçtiği, gece vakti, gürültü patırtı içinde gerçekleştiği mahpus aktarımlarından biliniyor. Bebek ve çocuk için korkunç bir ortam, çocuğun travma yaşaması mümkün. Ayrıca koğuş içinde sıkça kavgalar olduğu söyleniyor, anne bundan nasıl koruyacak bebeğini? Mesela avukat görüşüne giderken küçük bebeğini kime bırakacak anne?

Bilgi edinme hakkı kanunu kapsamında Adalet Bakanlığı’na sorduğumuz hapishanelerde yaşayan tutuklu ve hükümlü kadınların sayısı, bu kişilerin yanlarında kalan çocukların sayısı ve hapishanelere dağılımına ilişkin talebimiz “Bu bilgiler özel bir çalışma, araştırma ve inceleme gerektirdiğinden” yerine getirilmedi.  Kaç annenin çocuklarıyla birlikte hangi hapishanede tutulduğu bilgisini Adalet Bakanlığı’ndan öğrenemiyoruz.

Türkiye hapishanelerinde halen 0-6 yaş arası 600 civarı bebek ve çocuk anneleriyle birlikte kalıyor. Dilgeş bebek ilk değil; daha önce yedi aylık Miraz bebek, 10 aylık Damla bebek,ikiz kardeşler Özgür ve Lorin, Zeynep ve Şana bebek…

‘CEZAEVLERİ ÇOCUKLARA UYGUN BİR YER DEĞİL’ 

Üç yaşında bir çocuğun annesiyle birlikte hapsedilmesinin hukuki açıdan nasıl mümkün olduğunu, bunun uluslararası sözleşme ve hukuk kurallarıyla ne kadar uyumlu olup olmadığını çocuk hakları alanında uzun yıllardır çalışan avukat Seda Akço ya sorduk:

“Küçük çocukların anneleri ile birlikte hapse girmeleri temel insan haklarına da çocuk haklarına da aykırı. Öncelikle cezaevi çocuklar için uygun bir kurum değil. Suç sayılan bir davranışı gerçekleştiren daha ileri yaştaki çocuklar için bile bütün uluslararası standartlar ve Çocuk Koruma Kanunu, özgürlüğün kısıtlanmasının son çare olmasını öngörüyor. Öte yandan cezaların şahsiliği prensibine aykırı bir işlem. Çünkü suç sayılan davranışı gerçekleştirmiş olan kişiler için bile bir sürü kurala uygun bir karar ile özgürlük kısıtlanabilirken, anneleri ile birlikte ceza veya tutukevlerinde konulan çocuklar bu korumadan da yoksunlar. Bu kabul edilemez bir uygulama. Bu sorun, bilinen ve üzerine çok konuşulmuş bir konu. Mesele de burada. Bu sorunla birçok yerde karşılaşılıyor. Çözümü için bir çalışma yapılması önemli. Yasal çözüm gerekiyor. Ancak, bu oluncaya kadar da yapılabilecek olan hukuki yollar var. Örneğin burada bir tutuklama kararı söz konusu. Orantılı olmak zorunda kararın. Orantılılık değerlendirilirken bu durumun da dikkate alınması gerekir. Tutuklama kararı gerekçesinde bu konunun ele alındığını görmeliyiz, örneğin.”

‘TUTUKLAMAYI ANLAMAK GÜÇ’

Dilgeş günlerdir hapishanede. Peki üç yaşında bir çocuk için hapishane koşulları ne anlama geliyor. Bu konuyu uzun yıllar hapishanelerde psikolog olarak görev yapmış olan Burcu Çolak ile konuştuk:

“Üç yaşındaki bir çocuğun tutuklanan annesi ile birlikte hapishaneye gitmek zorunda kalması çocuğun hayatında açtığı temel hak ihlalleri ve zorlukların, hasarların yanında toplumsal güvenimizi de oldukça kıran bir durum. Dilgeş’in suçlu olmadığını bildiği annesinin hapishaneye gidişini, annesi ile suçu ilişkilendirerek anlamlandırması mümkün değil. Üç yaşındaki çocuk tarafından yaşadığı gerçeklik anlamlandırılamadığında, yoğun güvensizlik ortamında ortaya kaygı bozuklukları, duygu durum bozuklukları çıkabilir. Kişilik gelişiminin çok yoğun gerçekleştiği 0-6 yaş dönemi stabil bir güven ortamına en çok ihtiyaç duyulan dönem. Ve üç yaş, iradenin geliştiği dönem olması nedeniyle engellenmeye tahammülün belki de hayatımız boyunca en düşük olduğu ve bu isyankar tutumun iradenin gelişmesi için elzem olduğu bir dönem. Hapishane koşulları ise uzun sürmesi halinde iradesini kazanma döneminde olan çocuk için gelişimsel hasar nedeni olabilir. Çünkü hapishanede çocuk için gerekli zengin seçenekler yerine büyük ve geniş bir engellenme var. Kısa süreli de olsa zarar vermeme gibi bir olasılık neredeyse yok.

Hapishanede kalış dendiğinde çoğumuzun aklına gelen birçok aşama var. Tamamen kapalı, demirlerde oturulan ring araçları, çıplak aramalar, koğuşa gidene kadar ağır gürültülü kilitlenen birçok demir kapı. Hapishaneye gidildiğinde gün boyu anons sesi, plastik masa sandalye ve televizyondan başka bir şey olmayan beton bir oda. Özel alanın olmayışı, genellikle 25 kişinin gerilimi ile gün boyu baş etmek zorunda kalmak. Çocuk akranların, anne dışında hiçbir yakınının olmayışı… Bütün bunlar çocuğa verdiği zararlar yanında bir ebeveynin çocuğu ile sağlıklı ilişki kurmasını da çok zorlaştıran şartlar.

Ani, beklenmedik bir şekilde, hayatında hiç görmediği biçimde yer değiştirmek (taşınmak, birinin yanına gitmek değil) her yer değiştirmede zorlanan çocuklar için baş etmesi çok güç bir olay. Böyle durumlarda ebeveynler çocuklarının ruh sağlıklarını korumak için hikayeler oluşturabiliyor. Gerçeklikle ilgisi olmayan hikayeler çocuğu koruyabildiği gibi gerçeklikle karşılaştıkça çocuk için karışıklık, güvensizlik de olabiliyor. “Elbette ki yasal bir partinin üyesi olmak, kadın hareketi içinde olmak cezalandırılamaz bir şey. Bu tutuklamayı, yargılamanın neden tutuksuz yapılmadığını, denetimli serbestlik, ceza erteleme gibi seçenekler varken üç yaşındaki bir çocuğun neden hapishaneye gönderildiğini anlamak çok güç.”

*İnsan hakları çalışanı.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği -CİSST / kurucu üye.
Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği – RUSİHAK/ kurucu üye