Cumartesi Anneleri: Kim susarsa sussun biz susmayacağız

Cumartesi Anneleri 747. hafta kayıplarının akıbetini sormak için bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, Suruç'ta hayatını kaybedenleri anarken 27 yıl önce gözaltında kaybedilen Hasan Gülünay'ın akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, "Kim susarsa sussun, biz susmayacağız" dedi.
Cumartesi Anneleri 747'nci hafta bir araya geldi.

DUVAR – İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından 700’ncü haftadan beri Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri İstanbul İHD’de bir araya geldi. Polis kalkanları altında yapılan 747’ncı hafta açıklamasında Suruç Katliamı da unutulmadı.

‘ADALETİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi Anneleri’nden Sebla Arcan okudu. 48 haftadır Galatasaray Meydanı’nda oturmalarına engel konulmasına tepki gösteren Arcan şunları söyledi: 48 haftadır düşünce ve kanaatlerimizi toplu olarak Galatasaray’dan açıklama ve yayına hakkımız, bu hakkımızı resmi makamların müdahalesi olmaksızın kullanma serbestliğimiz ihlal ediliyor. İçişleri Bakanlığı bu engellemenin gerekçesini dünyaya evrensel değerlerle izah edebilecek durumda değil. Bakanlık hukuki dayanaklara sahip olmayan yasaklama kararını, uluslararası kamuoyuna ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na inandırıcılıktan uzak, olasılıklara dayanan, kurmaca gerekçelerle açıklıyor. Bakanlık kendisini gülünç duruma düşürerek, yaşlılıktan yürüyemez hale gelmiş annelerimizin, Galatasaray’da terörist faaliyetlerde yer alma olasılığından bahsediyor. Kısacası İçişleri Bakanlığı; Cumartesi Anneleri’ne karşı ‘kurguya dayalı olasılık’ diye özel bir suç icat etmiş ve Galatasaray’ı bize yasaklamış.”

Arcan açıklamasına şöyle sürdürdü: “İşin aslıysa, devleti yönetenler kayıp yakınlarının en meşru, en insani, en hukuki talebini şiddetle bastırarak topluma gözdağı vermek istiyor. ‘Sus, eleştirme, biat et’ diyor. İfade özgürlüğü ve iktidarın politikalarını eleştirme özgürlüğü demokratik sistemlerin vazgeçilmez ilkeleridir. Kim susarsa sussun, biz susmayacağız. Hakikat, hukuk ve adalet talebimizde ısrar edeceğiz. İktidarın resmi yalanlarına karşı hakikati, cezasızlık politikalarına karşı adaleti savunmayı sürdüreceğiz.”

Arcan son olarak, 27 yıl önce gözaltında kaybedilen Hasan Gülünay dosyasının zamanaşımı gerekçe gösterilerek kapatılmasının uluslararası teamül hukukuna aykırı olduğunu söyledi: “Hasan Gülünay dosyasındaki 27 yıldır devam eden inkâr ve cezasızlık son buluncaya kadar hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz! Kayıplarımızdan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz!”

’27 YILDIR GELMEYEN BABAM…’

Arcan’ın ardından Hasan Gülenay’ın kızı Deniz Gülenay’ın mektubunu insan hakları savunucusu Ümit Efe okudu. Gülünay, mektupta şöyle seslendi: “27 yıldır gelmeyen babam… Mücadele ile geçen 27 yıl. Ne çok acı yaşatılıyor bu ülke insanlarına. Seni tanımlarken özlemle birlikte acı da duyuyor insan. 27 yıl sonra yine biz ve acılarımıza ortak olan anneler, babalar, eşler ve çocuklar bir aradayız. Hepimiz bir eksiğiz ama bir o kadarda tamamız.

GÜLÜNAY NASIL KAYBEDİLDİ?

1992’nin Mayıs ayında Artvin İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkence ile öldürülen Ali Ekber Atmaca’nın üzerinden, İstanbul’da aynı mahallede yaşadığı Hasan Gülünay’ın kimliği çıktı.

Bu nedenle 32 yaşındaki 4 çocuk babası Hasan Gülünay polis kayıtlarına geçti. Eşine bir süredir polis tarafından takip edildiğini söyleyen Gülünay, 20 Temmuz 1992’de Tarabya’daki evinden iş yerine gitmek üzere çıktı ve bir daha geri dönmedi.

Başvurdukları savcılık ve İstanbul Emniyeti aileye; Gülünay’ın gözaltında olmadığını, arandığını söyledi. Ancak aile memleketlileri olan üst düzey bir emniyet yetkilisinden; “Hasan Gülünay sağ, içeride. İşkence yaraları iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar” bilgisini aldı ve bu bilgiyi kamuoyuna duyurdu. Gülünay ile aynı tarihlerde İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorguda olan bir tanık, yüzünü görmediği bir kişinin işkencede “Ben Hasan Gülünay, beni gözaltında kaybetmeye çalışıyorlar” diye bağırdığını açıkladı.

Aylarca kampanyalar yürüten, tüm resmi mercilere başvuran, İçişleri Bakanı ile görüşen ve konuyu TBMM’ye taşıyan aile bir sonuç alamadı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden ve etkili bir soruşturma yürütmeden 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, 31 Ekim 2012’de kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Karara yapılan itiraz reddedildi. Dosya 8 Nisan 2013’te Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

Anayasa Mahkemesi 21 Nisan 2016’da “yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine” hükmetti. Ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine zamanaşımı nedeniyle yer olmadığına karar verdi.

Oysa devam eden bir insan hakkı ihlali niteliğindeki gözaltında kaybetme suçu zaman aşımına tabi değildir.

Kaybedilenin akıbeti ve yeri, açıklığa kavuşturulmadığı sürece soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğü devam eder. Hasan Gülünay dosyasının zaman aşımı gerekçe gösterilerek kapatılması uluslararası teamül hukukuna aykırıdır. (HABER MERKEZİ)