1 Mayıs 3 işçi

Belediye işçisi Erkin Zengin 1 Mayıs'ta alanlarda kutlamaya katıldı... Tekstil işçisi Seyhan Akgül bayramını çalışarak geçirdi... TIR şoförü Nuh Demirel ise yaşayamadığı emekliliğinde bir gün çaldı emekçi bayramında pikniğe giderek...

‘1 Mayıslarda hiç çalışmadım’

Rıza Armağan Bacak/Ahrar Dalkılınç (Video: Rıza Armağan Bacak)

erkin

Erkin Zengin oğluyla beraber katıldı 1 Mayıs kutlaması

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının adresi Gündoğdu Meydanı oldu.
Konak, Liman ve Cumhuriyet Meydanı yönünden üç ayrı yürüyüş kolu oluşturuldu.
Saat 12.30 sıralarında Cumhuriyet Meydanındaki DİSK’e bağlı işçilerin kortej yürüyüşü başladı. 51 yaşındaki Erkin Zengin de oğluyla beraber kortejdeydi. Zengin, İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Genel Müdürlüğü’nde posta başı olarak çalışıyor.

Birlikte Gündoğdu Meydanı’na doğru ilerliyoruz. Erkin Abi karşılaştığı bütün arkadaşlarının bayramını kutlamak için onlara sarılıyor. “1 Mayıs aynı zamanda işçi arkadaşlarla bir araya gelmek için bir fırsat. Yıl boyunca göremediğimiz arkadaşlarımız burada oluyor. 20 bin kişi çalışıyor Park Bahçelerde. Ancak 1 Mayıs’ta hepsiyle karşılaşabiliyoruz. Bir yandan da işçi bayramımızı kutluyoruz. Bugüne kadar 1 Mayıslarda hiç çalışmadım. Olması gereken de bu bence” diyor.
Erkin Abi, İzmir’de üniversiteyi okurken yarım bırakmış, işsiz geçirdiği dönemlerin ardından memleketi olan Elazığ’a dönerek tarımda çalışmış.
İzmir’e 9 yıl önce yeniden döndüğünde ‘Park ve Bahçeler’de çalışmaya başlamış.
“Öğrenciyken yaz dönemlerinde turistik yerlerde çalışıyordum. O günlerde çalıştığım işlerin hiçbirinde sigortam yapılmamış. Şu anki işim sigortalı ama emekli olmama daha 9,5 yıl var. Eğer o zaman sigortalı olsaydım bugün yaş beklemeden emekli olabilirdim. Şimdi hem yaşımın hem de primimin dolmasını beklemek zorundayım” diyor.

EMEKLİ OLABİLİRSE YİNE TARIM YAPACAK

Eğer emekli olabilirse gelecekte yine tarımla uğraşmayı hayal ediyormuş ancak, “Bunun için ne maddi bir kaynağım var ne de bu çalışma temposunun ardından sağlığım kaldırır” diyor.
Alanda kıdem tazminatı fonu kurulmasına için sloganlar atılıyor, kıdem tazminatıyla ilgili ellerde bolca pankart taşınıyor.
Erkin Abi de şimdiye kadar çalıştığı işlerin hiçbirinde sigortalı olmadığı için, kıdem tazminatı alamamış, ama fon tartışmalarına karşı olduğunu söylüyor: “Devlet daha önce de konut edindirme için KEY fonu kurdu, işçilerden toplanan paralar başka şeyler için kullanıldı, işçiye yararı dokunmadı. Bu sefer de sonucunun aynı olmasından korkuyorum.”

isci3

.

Kutlama alanına yaklaştıkça sendikaların gruplar halinde yerlerini aldığını görüyoruz. Erkin Abi, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş Sendikası’na üye: “Türkiye’deki sendikaların hükümetle uzlaşmaya zorlandığını düşünüyorum. İşçilerin haklarını korumak konusunda pasif kalıyorlar. Geçmişte böyle olmasa da sendikalar bugün üye barajının altında kalmamak için böyle yapıyor. Şimdi DİSK var ama o da çok aşındırıldı. Sadece ekonomik talepleri oluyor, toplu sözleşmeler yaklaştığı zaman bir iki gün çalışıyorlar, o kadar. Tabanı örgütlemekle, sosyal meselelerle dertleri yok. Bugünümüzü aramamak için işçiler kendi örgütlerine sahip çıkmalı.”

isci1

.

Sendikaların şu ana kadar Erkin Zengin’e kişisel bir faydası dokunmamış: “Muhalefette bir şeyler yapmak isteyen benim gibi işçileri uzak tutuyorlar. Bir aylığımın bir yevmiyesi sendika aidatına gidiyor sadece” diyor.

 

 

 

‘1 Mayıs’ta çift yevmiye yok’

Ecem Hanay (Video: Hilal Erpulat)

Seyhan Akgül 44 yaşında. Altındağ’da bir tekstil atölyesinin bodrum katında 19 yaşındaki kızı Buse’yle birlikte çalışıyor. Laf arasında 1 Mayıs’ın aynı zamanda doğum günü olduğunu söylüyor ama onun ne bayram yapacak ne de doğum gününü kutlayacak zamanı var. Yaklaşık bir saat boyunca kızıyla çalışırken yanlarındaydık. 15 dakikalık molada kızıyla her zaman çay içtikleri yere geçiyoruz.
Buca’da 1 ay çalıştığı bir işyerinde maaşını alamamış. İşyeri sahibi sigortalarını yaptırdığını söyleyip yaptırmamış. 2 bin 500 lirası da orada kalmış, “4-5 ay çalışıp hiç para alamayanlar vardı, ben sadece 1 ay çalışmıştım” diyor.
“Nasıl geçiniyorsunuz?”
“Evde dört kişi çalışıyoruz ama paramız yok. İşyerinden alamadığım 2 bin 500 lira bizi sıfıra düşürdü. 7 senedir tekstilde çalışıyorum, bu sektörün her şeyini biliyorum ama fayda etmiyor. Ev kiram 650 TL. 1000 liraya oturuyorduk kirayı ödeyemedik, çıktık oradan. Kirayı yine ödeyemiyorum.”

seyhan

‘Altı aylık yazılıyor o ilaçlar, şimdi evdekileri kullanıyorum ama bitince 200-250 TL vermek zorunda kalacağım…’

‘PARAMIZI VERSİN YETER’

“Şu anki çalışma şartları nasıl?” diye sorduğumuzda, “burası paramızı tıkır tıkır veriyor, o yeter” diyor.
“Haftada altı gün, sabah 8 akşam 7 çalışıyorum. İki tane çay molamız var. O da çabucak geçiyor. Öğle yemeği de veriyorlar, o da 45 dakika” diye ekliyor. İki haftadır çalıştığı bu işyerinde günlük 65 TL aldığını söylüyor Seyhan Akgül.
Üç aktarmayla bir buçuk saatte işyerine ulaşsa da parasını haftalık olarak aksatmadan verdikleri için memnun. Üst katta çalışanların ne kadar kazandığını soruyoruz. Buraya bir sene önce girenlerin ve makinecilerin 1600-1700 TL arasında bir ücret aldığını söylüyor. Ayakçı olarak çalıştırdıklarına 800-1000 TL veriyorlarmış. “Makineciler güzel para alıyor” diye ekliyor.
Sigortasını sorunca, kaşlarını yukarı kaldırıyor. Bir süre gözlerini kaçırıyor, cevap verip vermemek arasında kalıyor.
Çalıştığı iş sigortalı değil. Bu yüzden hastaneye de gidemiyormuş. Toza karşı astımı olduğunu söyleyen Akgül, “Üç tane ilaç vermişti doktor, o zaman sigortalı çalışıyordum, 45 lira verip almıştım. Altı aylık yazılıyor o ilaçlar, şimdi evdekileri kullanıyorum ama bitince 200-250 TL vermek zorunda kalacağım” diyor. Altı ay önce mesai ücretlerinden kestiği için o firmadan çıktığını
ekliyor.

‘TATİL OLSA EV İŞİ YAPARDIM’

Resmî tatillerde çalışanların çift yevmiye aldıklarını ancak bugün kendisine çift yevmiye verilmeyeceğini de söylüyor.
‘Bugün tatil olsaydı ne yapardınız’ diye soruyoruz. “Yine ev işi yapardım” diyor, “Dışarı çıkmıyoruz ki. Akşam buradan çıkıyorum yine yemek, temizlik, bulaşık hepsi bana bakıyor.” “Kızımla ikimiz çalışıyoruz. Çünkü çok ihtiyacımız vardı, paramızı haftalık olarak almak zorundayız yoksa aç kalıyoruz.”
Burada çalışırken sigortalı bir iş arayıp aramadığını merak ediyoruz ama umudu olmadığını söylüyor: “Ben de sigortalı çalışmak istiyorum. 1998 yılında başladım. 47 yaşında emekliliğimin gelmesi gerekiyor ama hiçbirisi sigortamı doğru düzgün yatırmamış. Daha 200 günüm var.”

‘1 Mayıs’ta alanda olmayı isterdim ama…’

Oğulcan Bakiler (Video: Sabahat Özay)

İzmir’de Gündoğdu Meydanındaki 1 Mayıs kutlamaları, sıcak ve güneşli bir havada gerçekleşti. Kutlamalar için olduğu kadar piknik yapmak için de çok güzel bir hava vardı.
“Bugün hepimiz için bir tatil günü denk geldi de bütün aile sonunda bir araya gelebildik” diyen 52 yaşındaki TIR şoförü Nuh Demirel, Tokatlı geniş ailesiyle birlikte, kutlamanın devam ettiği saatlerde piknikteydi.
1 Mayıs röportajı yapmak istediğimizi söyleyince hemen kabul ettiler. Bizi on kişilik ailenin oturduğu sofrada aralarına aldılar. Anlıyoruz ki, Balçova, piknik yaptıkları yer, Gündoğdu Meydanı’ndan bir hayli uzak olsa da meydanda konuşulan konulardan farklı değil zaten masadaki sohbet…
Çaylar koyuluyor. Evde hazırlanan yiyecekler ikram edilirken, Nuh Demirel, “Ben de isterdim bugün alanda olmayı, ama…” diyor, “bizim işte bir tek pazar günü tatil, tabii eğer yolda olmazsak. Tatil gününde de hiçbir şey yapamıyoruz, akşamdan çıkıp yola gidilir çoğunlukla”.
Sabah 6’da yine yola çıkacağını da ekliyor.
2 sene önce emekli olmuş Demirel. Ortaokuldan beri de çalışıyormuş. Ama eşinin ve kendisinin tüm emekli maaşının kredi borçlarına gitmesi yüzünden, emekli olduğu firmada çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını söylüyor: “Tek cebimize giren bu işten aldığım para. Çocuğumuz okudu, evlendirdik, öğretmen oldu atanamadı. Aksilik, gelinimiz de öğretmen. Şimdi oğlan, belediyede temizlik işçiliği yapıyor. Çok borca girdik evlendirirken. Şimdi de çoluk çocuk için çalışıyoruz.”

Nuh Demirel ve eşinin emekli maaşları krediye gidiyor...

Nuh Demirel ve eşinin emekli maaşları kredi borçlarına gidiyor…

‘DÜŞÜK PRİM YATIRILIYOR’

“Zor bir iş, ne zamana kadar çalışacaksınız?” diyorum, “Gücümüz yettiği sürece” diyor.
“TIR şoförlüğünde çalışma saati yok, bize şu saatte adreste olacaksınız deniyor, kalkıp gidiyoruz. İşbaşı saatimiz de paydos saatimiz de belli değil. Daha önce çalıştığım bir firmada, çalışma saatlerim belliydi. İşten dönünce istirahat veriliyordu. Şu anda arabada yatıp kalkıyor, yemek yiyoruz”.
Bu sırada, eşi Meryem Hanım, “24 saat çalışıp 1600 lira kazanıyor” diyor.
‘Geçinmek için yetiyor mu?’ sorusuna ise gülüyorlar.
Emekli olunca aldıkları kıdem tazminatını ne yapmışlar?
Nuh Bey: “4 sene çalıştım, 5 bin 700 lira tazminat aldım. Şu anda da bordroda mesai görünüyor ama prim yatırmıyorlar. ‘Yemek parası’ adı altında aldığımız harcırahı da hesaplayarak primini yatırmıyorlar. Mahkemeye versem faiziyle alırdım”.
“Niye vermediniz?”
“Mahkemeye veren işçilere karşı işverenler aralarında anlaşıyor. O kişi iş bulamaz. İhtiyacı olmayanlar veriyor mahkemeye, ama işe ihtiyacı olanların hiçbiri vermiyor.”
Meryem Hanım, “Herkes zaten kıdem için çalışıyor. Kıdem tazminatı işçinin tek güvencesiydi. Patron tazminattan korkup işçiyi çıkartamıyordu” diyor.

‘İŞ KAZASINA ŞOFÖR HATASI DENİYOR’

isci2

.

Nuh Bey, taşıma yaparken TIR’ıyla geçirdiği iş kazasından bahsediyor: “Hastanede bakılmam için vizite kâğıdı vermedi firma. Bu yüzden iş kazası raporu alamadım. Hastanede de kendi paramla tedavi oldum. Şoför hatası deyip geçildi. Kaza yaptığın zaman illaki bir şoför hatası çıkarıyorlar. Devlet o zaman bu şoförün bir haftalık takometresini incelesin, kaç saat çalışmış baksın”.
“Mahkemeye giden olmuyor mu?”
“Bazı arkadaşlar firmaya dava açtı. İşverenler diğer şoförleri işten çıkarmakla tehdit ederek mahkemede şahit olmaya zorladılar. Onlar da mahkemede ‘sabah 8 akşam 6 çalışıyoruz’ şeklinde ifade verdi.”
Sofra bir elden toplanıyor, Demirel ailesi ise ara sıra sessizleşiyor, karamsarlaşıyor.