Cezaevi şartları Aslı Erdoğan'ı öldürebilir

Tiyatro oyuncusu Mehmet Atak, cezaevindeki beslenme şartlarının, Aslı Erdoğan'ın hastalığını ilerletebileceğini belirtti.
Fotoğraf: Bianet

Hülya Karabağlı  hkarabagli@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Terörle Mücadele Kanunu Mağduru Çocuklar için son yılların sonuç getiren sivil toplum kampanyasını yürüten isimlerden tiyatro oyuncusu ve yönetmenlerinden Mehmet Atak, tutuklandıktan sonra Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne Cezaevi’ne gönderilen Özgür Gündem gazetesinin yayın danışma kurulu üyesi ve yazarı Aslı Erdoğan’ın sağlık sorunlarının ağır olduğunu ifade etti ve “Pankreası, bağırsakları ve enzimlerindeki problemler sebebiyle Aslı ilaçlarını düzenli almaz, zarar görmeden sindirebildiği kısıtlı sayıdaki besine ulaşamaz, karavanaya mecbur bırakılırsa ciddi biçimde hastalanabilir, hatta ölebilir” dedi.

“HAKSIZLIĞA KARŞI SES ÇIKARALIM”

Türkiye’de çok zorlu bir yargılamadan geçen Pınar Selek’in durumunu hatırlatan Mehmet Atak, “Aslı’nın konjoktörün şu noktasında ‘diğerlerine göz dağı olarak’ kurban edilmesine müsaade etmeyelim” dedi ve herkesi  “mevcut haksızlığın müştereğinde beraber devamlı ses çıkaralım, ta ki haksızlık son bulana kadar” çağrısını yaptı.

TBMM’de taş atan çocuklar için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı avukat Mehmet Uçum ve çok sayıda sanatçı ve aydınlarla uzun bir mücadelenin ardından ilgili yasal düzenlemelerin çıkarılmasını sağlayan sanatçı Mehmet Atak, şimdi yazar Aslı Erdoğan için şu açıklamayı yaptı:

“Aslı’nın edebiyatında dünyanın senelerdir evrilip duran haksızlığına maruz kalmış obje ‘yaralanmış bir vücut’tur. Dilden başlayarak ‘Yaralanmış Bir Kadın Vücudu’ – objenin cinsiyetten kadın olması mecburiyetten değildir, hatta bazen cinsiyetten kadınlar da fallokrasiye, yaralayana dairdir-.

Aslı şahıs olarak da ‘yaralanmıştır’, bedenen de, defalarca, türlü yerinden.

Ve bir “mış” olduğu bir kez daha teyit edilen ‘fikir ve ifade hürriyeti’ parafından, ellerine hiç kan değmemiş Aslı, devletin (?) yargısı marifetiyle, olgunun mevcut hukukla teyakkuzuna rağmen Bakırköy Kadın Cezaevi’ne kapatıldı.

“İLAÇLARINI DÜZENLİ ALMALI”

Ve de senelerce, iradesi üzerine bir tahakküme mahkum edilmiş vegan mahkum Osman Evcan’dan çok daha tehlikeli durumdadır. Aslı cezaevindeki rutin bir beslenme sistemi dahlinde. Pankreası, bağırsakları ve enzimlerindeki problemler sebebiyle Aslı ilaçlarını düzenli almaz, zarar görmeden sindirebildiği kısıtlı sayıdaki besine ulaşamaz, karavanaya mecbur bırakılırsa ciddi biçimde hastalanabilir, hatta ölebilir!

Aslı’yla iki seneye yakındır, sponsor olurlar mı diye İKSV’ye de verdiğimiz “Aslında?.. / Kadın Kırımı” isimli bir oyun üzerinde çalışıyorduk (ekipte Hande Çayır, Melisa Virtek, Burcu Eken, Adar Bozbay, Marha Mortevechi, Nalan Özübek, Nevin Cangür ve Sevin Okyay da vardı). İki sezon önce Detar Theatre’da Türkçe, Kürtçe ve Galisyanca sahnelediğim “Merheba”nın da “Dili Kesilmiş Kadının Ön Monoloğu” ve “Dili Kesilmiş Kadının Son Monoloğu”nu da Aslı yazmıştı.

Aslı, ‘Yaşamın Sessizliğinde’ “Yalnızlığımın tam ortasında konuşuyorum, ben ki yalnızlıktan daha uzun süren bir şey tanımadım” yazmıştı.

Pınar (Selek), ‘diğerlerine göz dağı olarak’ senelere yayılmış bir katliamına kurban edilmiş, devletçe canı alınmadan öldürülmüştür, ki bu cinayet devam etmektedir.

Aslı’nın konjonktürün şu noktasında ‘diğerlerine göz dağı olarak’ kurban edilmesine müsaade etmeyelim. Aslı’ya, birbirimize benzerliklerimiz ya da benzemezliklerimizi sorgulamak yerine, mevcut haksızlığın müşterekin de beraber devamlı ses çıkaralım, ta ki haksızlık son bulana kadar” (DUVAR)