Avengers: Infinity War, FBI ve eko terörizm

Amerikan çizgi romanı ekolü comics'in ana akım yayıncılarıyla Amerikan güvenlik birimlerinin iş birliği yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendi adıma söylüyorum sinemaya uyarlanan Avengers ekibinin filmleri muhteşem olmuş. Son filmi de merakla bekliyorum. Ancak şu da bir gerçek, sistemle bu derece iç içe olmaları her şekilde kabak tadı veriyor.

Ümit Kireççi – umitlila@gmail.com

Önümüzdeki günlerde Avengers: End Game filmi gösterime giriyor ve ben milyonlarca çizgi roman okuru kadar heyecanla beklemedeyim. Öte yandan da iki bölümden oluşan final filminin ilk bölümünden aklıma takılan bir konuyu da masaya yatırmak istiyorum: Bu filmlere FBI’dan talimat verilmiş olabilir mi?

Criminal 3, Yazan: Ed Brubaker Çizen: Sean Phillips, Image Comics, 2019

KELLE KOLTUKTA YAZMAK

FBI’dan mı korkuyorum? Yok, daha çok Türk çizgi roman okurundan…

Kısaca özetlemek gerekirse şunu söylemek gerekir: Ortalama çizgi roman okurumuz çizgi romanın fazlaca sorgulanmasını sevmez. Özellikle de sevdiği kahramanlar hakkında olumsuz sayılabilecek eleştiriler yapılmasını kaldıramaz. Bu nedenledir ki her tür sözlü saldırıyı kendinde hak görür.

İnanın bana bununla ilgili tanık olduğum onlarca olay mevcut.

Örneğin; yıllar önce bir forum alanında çizgi roman hakkında yazarken bazı kitaplar önermiştim arkadaşlara. Görme Biçimleri, Sanatın Öyküsü gibi. Aklımca çizgi romanı daha iyi anlamak için bir okuma listesi oluşturacaktım. “Burası İsviçre değil”den “Çizgi romanı okusak bize yeter”e kadar türlü sözlü saldırılara maruz kalmıştım. Hatta hızını alamayan bir doktor okur bana iş adresini ve telefonunu göndererek ‘kafamı kırabilmesi’ için Ankara’ya davet etmişti.

Sonra, bir başka sitede yazarken Teks adlı western karakteri için “faşist değil ama faşizan” demiştim bir sohbette. Bu söz döndü dolandı yıllar sonra buldu beni. Bu saptamama içerleyen bir okur yıllar sonra editörlüğünü yaptığım yayın evine yazarak bu sözümü örnek göstererek işten atılmamı talep etti.

Şu sıralar ise fırsat buldukça takip ediyorum, sosyal medyada benim gibi kaşınan araştırmacılara saydıran saydırana.

Neyse… Misyon gereği kelle koltukta yazmayı sürdüreceğiz. Bakalım bu yazıya ne tepkiler gelecek? Ki; umarım gelir de çizgi romana dair tartışmalarla alana katkıda bulunuruz.

Criminal 3, Yazan: Ed Brubaker Çizen: Sean Phillips, Image Comics, 2019

Gelelim kelle koltukta comics yayınlayan cesur insanlara:

Tarihler 1950’leri gösterdiğinde comics dünyası ağır bir baskıya maruz kalır. Yayın evleri kapanır. Yayınlar sona erer. Hükumetin FBI raporları doğrultusunda aldığı kararlar yürürlüğe girer ve güdümlü bir yayın dünyası çıkar ortaya. 1954 yılı yıllarca hükmünü sürdürecek bir sansürün başlangıcı olur. Bu dönemde muhalif sesler susturulur, kiçleştirilen bir propaganda alemi yaratılır. Bir avuç sanatçı underground/alternatif/bağımsız sanatçı-comics akımını ayakta tutmaya çalışır ancak. Bu arada da ana akım comics basan yayıncılarsa ağır bir sansür ve baskı altında ayakta kalmak için topu kurallarına uyarak oynamaya çabalarlar.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından başlayan Rusya korkusunun bir yansımasıdır aslında bu baskılar. Günümüzdeki “Comicsler Amerikan propaganda aracıdır” gibi kestirmeci yaklaşımların da kökenidir.

Sahi, FBI’la Avengers filminin ilişkisi ne olabilir ki? Olabilir mi ki?

PLATON ve FBI

Avengers sinema dizisiyle FBI’ın ilişkisine geçmeden önce kısa bir sansür felsefesi yapmak istiyor, Platon’la FBI’ın ilişkisini masaya yatırmak istiyorum.

Belki FBI gibi bir güvenlik örgütüyle filozof Platon’u aynı kefeye koymak doğru olmaz ama Platon’un ideal bir toplum özlemine bakış açısını incelediğimizde örgütün işleviyle yakınlıklar bulabiliriz. “Devlet” adlı yapıtında, filozof edebiyat ve tiyatronun eğitimde nasıl kullanılması gerektiğini sorgular. Sonunda da “güdümlü (sansürlü) bir sanat anlayışı”nın var olması gerektiğine karar verir. Özgür ve uçarı sanat yapıtlarının topluma zararı dokunacağını iddia eder. Bu da bizi Amerikan çizgi roman ekolü comics’e FBI eliyle uygulanan sansüre götürür.
Ancak savımı güçlendirmek için Berna Moran’ın “Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” kitabına bakalım diyorum:

Platon’un edebiyata itirazlarını özetlemek istersek bunların başlıca iki yönden yapıldığını söyleyebiliriz: 1) Bilgi yönünden. 2) Ahlak yönünden. Bilgisel yönden itirazı iki temele dayanıyor:

a) Şair, bizi asıl gerçekliği teşkil eden idealardan uzaklaştırır.
b) Şairin yetkiyle konuşacağı hiçbir konu yoktur.

Ahlak yönünden olan itirazları da üç temele dayanıyor:

a) Eserlerde gençlere fena örnek olacak parçalar var.
b) Tragedyalarda ve destanlarda kötü kişileri taklit ederek temsil etme fena etkiler bırakır.
c) Edebiyat, dizginlememiz gereken duygusal yanımızı coşturur.

1950’li yıllarda comics’e getirilen sansür maddelerinin de yaklaşık aynı kaygıları taşıdığını şimdi göreceksiniz. Ancak burada tanrıların yarattığı bir mükemmellik alanı olan idea alemi yerine Amerikan sistemi mükemmelliği yer alıyor ve sanat ancak onu överse hayatta kalabiliyor.

Çizgi roman Yayın Kuralları (Amerikan Comic Code Authority) adıyla ortaya çıkan sansür kuralları genel olarak iki EK’ten ve editörü hedef alan yedi maddeyle reklamları hedef alan bir başlıktan ve bolca maddeden oluşuyor. Levent Cantek’in “Türkiye’de Çizgi Roman” kitabıyla Nilüfer Tuncer’in “Çizgi Roman ve Çocuk” kitaplarından özetlediğim şu maddelere bakalım:

EK I
EDİTÖRLÜK İLE İLGİLİ KURALLAR
GENEL STANDARTLAR-A

1. Suç, güvenlik güçlerini ve adaleti küçük düşürücü biçimde gösterilmeyecek; okuyucuları, suçluları taklit etmeyi özendirici biçimde verilmeyecektir.
2. Suçun ayrıntıları ve suç işleme yöntemleri verilmeyecektir. Son derece hayal ürünü olup, taklidine hiçbir suç işleme heveslinin yeltenemeyeceği durumlar hariçtir.
3. Polis, yargıç, devlet memurları, saygınlığı olan kurumlar, mevcut otoriteye karşı biçimde gösterilmeyecek; böyle bir durum varsa bile istisna olduğu belirtilecek ve sonunda kanuni cezasını görecektir.
4. Bir suç tanımlanacaksa, kötü bir iş olduğu belirtilecektir.
5. Suçlular, görkemli bir yaşam içinde gösterilmeyecektir. Ancak, meşru olmayan kazançların mutluluk getirmediğini belirten durumlar hariçtir.
6. Kadınlar realist olarak çizilecek, gereksiz abartmalardan kaçınılacaktır.

Araya evlilik ve seks, uyuşturucu, korku ve dehşet hikayeleri, maddeleri girer.

GENEL STANDARTLAR-C

Özel olarak ele alınmış, ancak kuralların ruhuna aykırı olan her şey zevk ve ahlak prensiplerine karşı sayıldığından yasaklanmıştır. Sonra diyaloglar nasıl olmalıdır ve din maddeleri giriyor araya. Finalde de şu madde yer alıyor:

GİYİM

1. Çıplaklık her biçimiyle yasaktır.

Platon’la FBI’ın ufku başkaca yerlerde de örtüşüyor mudur bilemem ama bu maddeleri alt alta sıraladığımda ve Amerika’daki ana akım sanat eserlerine baktığımda felsefenin kazandığını söylemek isterim. Veya sanatın uzun süreli kayıp yaşadığını. Veya… Boşlukları siz doldurun artık. Sonuç olarak bu bakış açısı çizgi romana uzun süreli bir sansür hediye etmiştir.
Tahmin edileceği üzere comics’in çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri için raporlar tutulmuş, bunları da FBI ajanları yazmışlardır. Bu sansür maddeleri de o raporlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Ancak not düşmek gerekir ki çizgi romanla FBI’ın yollarının kesişmesi aslında daha eskilere dayanıyor. Amerikan sisteminin ayakta durabilmesi ve korunması için her tür sanatsal faaliyeti kısıtlamadan önce çizgi romanı etkili bir araç olarak gören FBI, bizzat başkanı J. Edgar Hoover’ın görüşlerinin aktarıldığı “War on Crime” çizgi bandını desteklemiştir. O sırada sene 1936’dır ve bu bandı yazan Rex Collier, çizen Kemp Starrett’tir. Bu yolla 1930’lu yıllarda ortaya çıkan “suç dalgası” ve mafyayla mücadelede comics etkili bir araç olarak işlev görmüştür.

1950’lerde ise araç olan çizgi roman düşmana dönüşmüştür. Bir psikolog olan Wertham’ın çizgi romanın çocuklara zararlı olduğunu ileri sürdüğü tezinin (Seduction of the Innocent) üzerine atlanmasıyla birlikte bir cadı avı başlatılır. Temsilciler Meclisi önüne konan raporlar ışığında çizgi roman yayıncılarına baskı yapmaya başlar. Korku, bilim kurgu ve savaş çizgi romanları yayınlayan EC Comics kapanana kadar yargılanır. Mizah dergisi MAD, peş peşe soruşturma geçirir. FBI ajanları sık sık ofislerini ziyaret eder. Bu arada kiliseyi de içine alan bir “nefret” kampanyasıyla boş arsalarda comics yakma törenleri düzenlenir.

Yer Binghamton, N.Y., St. Patrick öğrencileri okul bahçesinde 2 bin comics yakıyor, 1948

Sonra ne mi olur? Sansür kurallarının comics dünyasına zorla kabul ettirilmesinin ardından bunalımlı bir dönem başlar. Ama sonuç olarak comics dünyası 1990’lı yıllara kadar bu baskı altında ezilmişse de karşı koymaya ve sansür kurallarını her fırsatta delmeye devam etmiştir. Ama bunu yaparken yayıncılar asla “iyi birer Amerikan vatandaşı” olduklarını unutmamışlardır.

Zaman içinde sansüre karşı çıkarak veya etrafından dolanarak sistemi eleştiren eserleri yayınlamış olsalar da comics endüstrisinin lokomotifi olarak rekabet eden DC Comics’le Marvel Comics aslında hep yüzeyde gezinmişlerdir.

Her iki yayınevi de bu süreçte muhalif bir duruş sergilemişlerdir. Ancak bu muhalif duruş asla sisteme olmamıştır. DC Comics Cumhuriyetçileri destekleyen bir çizgide ilerleyerek Demokratları eleştirirken Marvel Comics Demokratları destekleyerek Cumhuriyetçilere muhalif olmuştur.

Bu desteklerini birçok macera ve hikâyeden görmek mümkündür. Marvel Comics üzerinden bakarsak Obama’nın seçim kampanyası için hazırladıkları Örümcek Adamlı çizgi romanlarının büyük bir kanıt olduğunu görürüz. Hatta yakın zamanda vizyona giren Kara Panter filminde baş karakterin “Akıllı insanlar köprü yapar aptallar duvar” sözleriyle Donald Trump’ın göçmen politikasına gönderme yapması da kayıtlara geçmiş en büyük kanıtlardan biridir.

Kısacası her iki yayınevi de sanatçılarını yönlendiren bir duruş sergilemektedirler. Bu nedenledir ki bağımsız çizgi roman sanatında eserler sanatçıların dünya görüşleri üzerinden değerlendirilirken comics ana akımında sanatçılardan çok yayın evlerinin siyasi görüşleri ön plana çıkar. Ve bu görüş iktidardakinin icraatlarına muhalefet etmekle sınırlı kalır çoğu zaman. Amerikan sistemi çoğunlukla sorgulanmaz. Diğer bir deyişle zaman içinde sansür kaldırılmış olsa da milli güvenlik gibi konularda yayıncılar hâlâ aynı noktada durmaktadırlar.

YENİLMEZLER (AVENGERS) VE FİLMİ

Tarihler 1963 Ekim’ini gösterdiğinde okurla tanışıan birçok kahramanın bir araya gelmesiyle oluşan Avengers ekibi. Ekibin yaratıcıları efsanevi Stan Lee ve Jack Kirby ikilisi. Stan Lee’nin bir röportajında belirttiği üzere ekibin oluşturulma sebebi DC Comics’in “Justice League of America” adlı süper kahraman topluluğunun yayınlanmaya başlaması ve editörünün “bana aynından yap” demesiymiş.

Kurgusal düzlemde ekip Karınca Adam, Wasp, Iron Man, Hulk ve Thor tarafından kuruluyor. Yaramazlık tanrısı Loki’ye karşı adam toplayan Rick Jones bu kahramanları bir araya getiriyor ve tek kişinin altından kalkamayacağı tehlikeler sebebiyle de ekip kalıcı oluyor. Daha sonra dördüncü sayıda bu ekibe yıllar önce öldüğü sanılan Captain America katılıyor. Böylece suç örgütlerine ve olağanüstü güçlerle donanmış güçlere karşı iş birliği yapan bir comics dizisi ortaya çıkıyor, günümüze kadar ulaşıyor.

Bu 60 yıla yaklaşan süreçte ekip farklı evrelerden geçiyor. Önce tanrısal bir güçle savaşılıyor. Ardından adi suçlara yöneliniyor. Peşi sıra ekip üyeleri değişiyor ve önceden suç işlemiş ama affedilmiş kahramanlar ekibin yönetimini devralıyor. Bu arada ikonik karakterleri arayan gözler için kurucu üyeler geri dönüyor ve Nazi artığı örgütlerden teröristlere oradan uluslararası suç örgütlerine uzanan birçok farklı organizasyonla savaşılıyor. Buna ilave olarak başta Ruslar ve Çinliler (bir ara anarşistler, militan İslamcı örgütler, Güney Amerikalılar v.s.) olmak üzere Amerikan dış politikasına uygun olarak üretilen düşmanlar da her fırsatta alaşağı ediliyor. Sonra en medeni, gelişmiş, uygar, özgürlükçü ve güçlü ülke düsturu olan “dünya jandarmalığı”na uyan bir çizgi izleniyor. Hatta hız alınamayarak defalarca evren kurtarılıyor. Bu da kendilerinden üstün teknoloji ve bilime sahip uzaylılara rağmen başarılıyor…

Şu, bu, eleştirilecek birçok yanı olsa da itiraf ediyorum, Avengers çizgi roman dizisi kitaplığımda en çok yer kaplayan çizgi romanların başında geliyor. Ve okumaktan bıkmadığım bir dinamizmle Avengers ekibi onlarca sanatçı sayesinde her evrede yenileniyor aşama kaydediyor. Sinema filmleri de bunun bir parçası.

İlki 2012 yılında sinemaya uyarlandı. Joss Whedon’un yazıp yönettiği filmle başlayan bir tür sinema dizisi formatında sona ulaşan bir serüveni var bu uyarlamanın. Captain America, Thor, Dr. Strange, The Incredible Hulk, Guardians of the Galaxy, Black Panther, Ant Man/Wasp ve Captain Marvel gibi yan öykülere sahip filmlerle desteklenen ana öykü önümüzdeki günlerde sona erecek.

“Avengers: Ende Game” adını taşıyan son bölüme gelene kadar neler yaşandı kısaca bakalım: Thanos adlı uzaylı kötü adam bir tür tanrısal güce kavuşmasını sağlayacak gizemli taşların peşindedir. Bu taşları ele geçirmek için kahramanları ve kötüleri adeta piyon gibi kullanan bu kötü adam sonunda amacına ulaşarak evrendeki canlıların yarısını yok eder. Böylece kendi gezegeninde meydana gelen trajedinin tekrarlanmasını engelleyecektir. Bu trajedi nüfusun artması ve gezegenin kaynaklarının hor kullanılarak yok edilmesidir. Thanos, sapkın bir çevrecilik anlayışıyla evreni kurtarmıştır aslında.

PEKİ AMA KİMDİR BU THANOS?

Thanos, 1973 yılında comics aleminin kozmik yazarı-çizeri Jim Starlin tarafından yaratılmış bir kötü adamdır. Ortaya ilk çıktığı günden bu yana tanrısal güçleri edinmek isteyen bir adamdı hâlâ da aynı çizgide ilerlemektedir. Ancak zaman içinde bu rotaya eklemeler yapıldığından küçük ancak etkili değişikliklere uğramıştır.

Bu değişikliklerden en önemlisi güç tutkunu sıradan bir uzay korsanı olmanın dışına çıkarak bir felsefenin savunucusuna dönüşmesidir. Bu felsefe “nihilizm”dir. Kadın bedeninde tasvir edilen ölüme âşık olan Thanos’un en büyük gayesi aslında “ölümü tavlamaktır”. Ölüm (Mistress Death), onu bir türlü kabul etmemektedir.

Kökenleri dünyaya dayanan Titan gezegeni sakinlerinden biridir aslında Thanos. Dünyaya geldiğinde ilahi güzelliğe sahip insanlarından farklıdır. Mor, koca gözlü ve çenesi kırışıktır. Annesi onu reddeder. Bu onu yürekten yaralar. Ancak deha düzeyinde beyni olan Thanos o yarayı bilimsel araştırmalarla iyileştirmeye çabalarken onlarca insanı öldürdüğü bu araştırmalar başını belaya sokar. Yakın zamanda dilimize kazandırılan “Thanos Yükseliyor”da görüldüğü üzere onu yönlendiren hep Mistress Death olmuştur.

Thanos güç tutkusunu takip ederek zaman içinde önce “kozmik küp” adlı güce ulaşır. Ancak ciddi bir hata yaparak tanrısal gücü yitirir. Daha sonra yine dilimize kazandırılan muhteşem “Infinity Gauntlet” macerasıyla ikinci kez bu şansı yakalar. Ve yaklaşık aynı hatayla gücü tekrar kaybeder.

Marvel Comics’in bu gedikli kötü adamı şimdilerde kendi dizisine sahip olup farklı maceralarla evreni tehlikeye sokmayı sürdürmektedir.

INFINITY GAUNTLET 

Bu aşamada “Infinity Gauntlet”a değinme zorunluluğu doğuyor.

Yazar: Jim Starlin, Çizer: George Perez, Ron Lim, Çeviri: Egemen Görçek, Gerekli Şeyler, 2016

1991 yılında altı sayılık bir kısa dizi olarak yayınlanan ve yazarlığını Jim Starlin’in çizerliğini ise George Perez ile Ron Lim’in üstlendiği Infinity Gauntlet döneminin en sert ve yenilikçi eserlerinden biri olma özelliğine sahiptir.

Bu kısa dizide Thanos’un güç taşlarını ele geçirme isteğinin kaynağı Mistress Death’tir. Bu kısa dizinin öncesinde Mistress Death, kendisine aşık olan Thanos’a gönlünü kaptırabilmesinin tek yolunun evrendeki canlıların yarısını öldürmesi olduğunu söyler. Thanos, zorlu bir serüven sonunda (Thanos Quest) taşları ele geçirir. Böylece de isteği yerine getirerek evrendeki canlıların yarısını ona armağan eder. Ancak bu hareketi kozmik tanrıları ve dünyalı kahramanları üzerine çeker. Büyük bir mücadelenin sonunda Thanos gücü yitirir. Hikaye biter.
(Hangi akla hizmetse bu adın uygun bulunduğu) Yenilmezler (Avengers yani İntikamcılar): Infinity War ve End Game filmlerinin ana gövdesini bu macera oluşturmaktadır. Finalin ilk filmi adını Infinity Gauntlet’ın devamı niteliğindeki Infinity War’dan almaktadır.

FBI VE EKO TERÖRİZM

Nasıl olmuşsa olmuş, 1960’lı yıllarda ortaya çıkan bir organizasyon çevreciliği bir adım ileriye taşıyarak olayı terörizme dönüştürmüş. Veya bazı eylemler bahane edilerek güvenlik birimlerince bu kategoriye alınarak çevrecilerin tümü hepten potansiyel suçlu ilan edilmiş. Böylece de sistemin ve hukukun ağır işlemesinden ve çoğunlukla da şirketlerden yana tavır almasından bıkan bir grubun “zarar” verici eylemlere başlamasıyla ortaya çıkan bir kavram, “eko terörizm” ortaya çıkar. Ve ilginçtir ki “eko terörizm” FBI’ın terör listesinin en tepesinde yer alır.

Kapitalizmin en vahşisinin yaşandığı ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiği gerçeğini de düşünürsek çevreci eylemlerin o ülkede neden sevilemeyeceğini de bulabiliriz. Üstelik bilemiyorum… Bu denklemden yola çıkarak koskoca bir güvenlik örgütünü patronların emrinde diye suçlamak doğru olur mu emin olamadım.

Ama bir gerçek var ortada: Çevreciler ahmak insanlar olarak görülüyor ve sunuluyor.

İzlediniz mi bilmiyorum başrolünde Bruce Willis’in yer aldığı “Armageddon” filmi vardı. Aslında çok eğlendiğim ve sevdiğim bir film olmakla birlikte dikkatimi çeken iki şey hatırlıyorum: Bruce Willis’in canlandırdığı karakter denizin ortasındaki petrol rafinerisinde golf oynuyor, topları onları protesto eden tam karşıdaki teknedeki çevrecilerin üzerine atıyordu. Sonra dünyaya çarpmak üzere olan göktaşının üzerine çıkan Willis ve ekibi nükleer bombayı açılan çukura yerleştirmeye çalışırken elemanlardan biri vahşilere özgü dans ederek bombanın etrafında dönüyor ve “nükleere hayır, nükleere hayır” diyordu. Böylece de hem dünyaya enerji sağlayan hem de dünyayı kurtaran güç olarak sunulan iki enerji kaynağının çevreye verdiği zarar görmezden geliniyor, çevreciler de aptal olarak gösteriliyordu.

Çizgi romanlara baktığımızda işte bu bakış açısının yansımalarına rastlıyoruz. Hemen her comics süper kahramanının sapkın düzeyde çevreci olan bir düşmanı vardır. Biri bitkileri büyütür, biri bizzat bitkiye dönüşür, bir diğeri doğa güçlerini kullanırken canavarlaşır, bir başkası insanları yok ederek doğayı kurtarmaya çalışır v.s. Comics dünyasında çevreci olmak bir şekilde sapkınlıkla veya kötülükle ilişkilendirilir.

Özellikle denizlerin kirlenmesine dikkat çeken comics hikayeleri kayda değer örneklerdir. DC Comics’in denizler kralı Aquaman’la Marvel Comics’in Namor’u birçok hikayede ordularını toplayarak denizden çıkarak gemilere, tankerlere ve şehirlere saldırmıştır. Diğer kahramanlar her seferinde onları durdurmuş, akıllarını başlarına getirmişlerdir. Bu maceralarda denizden çıkan orduların “barbar” olarak gösterildiğine tanık oluruz. Bununla birlikte finallerde denizin kirlenmesinin önüne geçilecek çözüm önerileri sunulmaz. Tam tersine haklı olan taraf suçlu ilan edilir, şiddet eylemlerinden dolayı haksız çıkarılır, denizi kirletenlerin ise sistemle bu işi “bir gün” çözecekleri mesajı iletilir.

Çizgi roman yayıncıları zaman zaman bazı sorunlara dikkat çekseler de daha önce de dediğim gibi sistemi özünden eleştirmek yerine sorunun etrafında dolanmayı tercih ederler. Veya sorunu kökünden ele almak yerine “sisteme güvenin” mesajıyla rölantiye bırakırlar. Böylece çevrecilik gibi önemli bir konuda ortaya atılıp eylem yapma niyetiniz varsa esnek suç tanımlarına göre sapkın ilan edilebileceğiniz her fırsatta hatırlatılır.

İşte bu noktada Avengers uyarlamalarının Infinity War bölümüne geri dönüyoruz. Thanos, filmde tam da bu mantığa göre hareket ediyor. Evreni kurtarmak için kaynakların hoyratça kullanılmasının önüne geçmeye kalkışan karakter evrendeki canlıların yarısını yok etmeyi tercih ediyor. Oysa amaca bakarsak yok edilmesi gereken şey buna izin veren sistemlerdir. Film, sorunun etrafından dolaşarak doğrudan sorunun kaynağına inmeyi reddediyor, izleyiciyi farklı bir yere yönlendiriyor. Sorun nüfus artışı değil sadece ve sadece doğanın çıkar uğruna hoyratça katledilmesidir. Buna karşı çıkmak da insanı sapkın bir çevreci yapmaz…

Bana göre Marvel Comics, Avengers sinema uyarlamalarının finalinde FBI penceresinden bakarak, üzülerek söylüyorum, çevreciliği sapkınlık olarak göstermeyi tercih etmiştir.

VE SONUÇ

Amerikan çizgi romanı ekolü comics’in ana akım yayıncılarıyla Amerikan güvenlik birimlerinin iş birliği yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendi adıma söylüyorum sinemaya uyarlanan Avengers ekibinin filmleri muhteşem olmuş. Son filmi de merakla bekliyorum. Ancak şu da bir gerçek, sistemle bu derece iç içe olmaları her şekilde kabak tadı veriyor.

Bunun yanı sıra çizgi romanın çocukları ve gençleri çok etkilediği bir gerçek. Kahramanlar kişilere örnek (rol model) olur ve yönlendirir. Çizgi romanlardaki kötü adamlar, hayat felsefeleri ve eylemleri uzak durulması gereken olumsuz örnek olarak sunulur. Bir bakıma olması gerekenin de bu olduğuna inanırız. Ama açıkçası bireyselliği ortadan kaldıran, özgür düşünceye ket vuran, insanı sistemin beyinsiz bir kölesi haline getirmeye çalışan felsefeyi onaylamak mümkün değil. Sistem sorunlarını görmezden gelmek, etrafında dolanmak, kökenine inmemek, her tür başkaldırıyı “kötü adam” sembolleri üzerinden olumsuza çevirmek sorunları ortadan kaldırmaktan çok büyütecektir. Hele de bunu sinemada ayrı çizgi romanda ayrı yapmak çok da sevimli gelmiyor gözüme.

Bu bağlamda mesela ben Thanos’un çizgi romandaki “ölüme” olan aşkının çok işlevsel olduğuna inananlardanım. Thanos iki yönlü olarak etkiler okurlarını: 1) Kötü adam olmayın, kaybedersiniz. 2) Ölümle oyun olmaz, hayata tutunun. “Ergenlerde ve gençlerde intihar eğilimi”nin bir gerçek olduğunu düşününce çizgi romandaki mesajın daha anlamlı olduğunu söyleyebilirim. Buna karşın her tür çevreci aktiviteyi “terör” ve “sapkınlık” olarak algılatabilecek olan filmdeki dönüşümü hiç beğenmedim.

Dünya çapında gösterime giren ve hasılat rekoru kıran bir filmden böylesi bir mesaj iletilmesinin amacını daha geniş tartışmak gerekir. Şimdilik konuyu ana akım comics dünyasıyla Amerikan çıkarlarının ilginç kesişimlerinin tartışmaya açılması noktasında bırakmayı tercih ediyorum. Bu kesişimin sebebi baskı mıdır gönüllülük müdür bunu ayrıca tartışmak gerekir.

Kaynakça
– Criminal 3, Yazan: Ed Brubaker Çizen: Sean Phillips, Image Comics, 2019
– Edebiyat Kuranları ve Eleştiri, Berna Moran, Cem Yayınevi
– Türkiye’de Çizgi Roman, Levent Cantek, İletişim Yayınları
– Çizgi Roman ve Çocuk, Nilüfer Tuncer, Çocuk Vakfı Yayınları
– Comics through time: a history of icons, idols, and ideas, editör: M. Keith Booker.
– History of Comics Censorship
– Encyclopedia of Crime and Punishment, 1. Cilt, editör: David Levinso
– Comics Code Authority, wikipedia
– The Horror Comic Never Dies: A Grisly History, Michael Walton
– Federal Bureau of Investigation (FBI) file on the Comics Magazine Association of America, 1960
– Obscurity of the Day: War On Crime, Stripper’s Guide
– The Tri-State Gang in Richmond: Murder and Robbery in the Great Depression, Selden Richardso
– Infinity Gauntlet, Yazar: Jim Starlin, Çizer: George Perez, Ron Lim, Çeviri: Egemen Görçek, Gerekli Şeyler, 2016
– Thanos, Gerekli Şeyler Yayıncılık
– Infinity War, Gerekli Şeyler Yayıncılık
– Infinity, Gerekli Şeyler Yayıncılık

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.