Roland-Garros'ta 6 bin muz yendi, 65 bin top sekti

Toprak kortta oynanan tek grand slam olarak uzun rallileri ile tribünleri olduğu kadar ekran başındakileri de mest eden bir Roland-Garros daha son buldu. Kadınlarda 1978’den sonra bir Rumen tenisçi kupayı kazanırken, erkekler maçı bize Lineker’in meşhur sözünü farklı bir şekilde hatırlattı; “Roland-Garros kortta iki tenisçinin mücadele ettiği ve sonunda Rafael Nadal’ın kazandığı bir turnuvadır.”

Ulaş Atay

Fransızların yaptığı, icat ettiği pek çok şey gibi Fransa Açık ya da daha fazla bilinen adıyla Roland-Garros da kendine has özellikleri ile dikkat çeken bir organizasyon. Her yıl mayısın son günlerinde başlayıp iki-üç hafta süren Roland-Garros, dört grand slam turnuvası arasında tek toprak kortta oynanan, toplamda en yüksek ödülün dağıtıldığı ve “sadece” Fransızca anons yapılan bir turnuva. Bu özelliklerden sonuncusunda “Fransızlar sadece Fransızca konuşur, başka dil bilmez” söyleminin -biraz da kibrinin- büyük etkisi olduğunu da hatırlatalım tabii.

KİMDİR BU ROLAND GARROS?

.

Sizi fazla tarihe boğmadan turnuva ile ilgili bazı temel bilgileri verip bu yılki maçlara geçmek istiyorum. 1891 yılında kum kortta Fransa Şampiyonası adıyla başlayan turnuva, 1925’ten sonra uluslararası boyut kazanmış. Bu yıldan sonra Fransızlar erkeklerde sadece dokuz defa, kadınlarda ise yedi defa Fransız bir şampiyonu alkışlama şansı yakalamış. Erkeklerde son şampiyon 1983 yılında kupayı havaya kaldıran Yannick Noah, kadınlarda ise 2000 yılında bunu başaran Mary Pierce olmuş.

Pek çok kişi Roland-Garros’u, turnuvanın en önemli maçlarının oynandığı kortlara adını veren Philippe-Chatrier ya da Suzanne Lenglen gibi eski tenisçi sanabilir ama Garros tenisle ilgisi olmayan bir savaş kahramanı. I. Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı önemli kahramanlıklar gösteriyor, sadece pilotluk yapmıyor, uçak teknolojisine de katkıda bulunuyor, esir düşüyor, daha sonra esir kampından kaçıyor, savaş bitmeden iki Alman uçağı daha düşürmeyi başarıyor ancak 30. doğum gününe bir gün kala uçağı düşüyor ve hayatını kaybediyor Roland Garros.

1928 yılında Paris’te yapılacak Davis Kupası için yeni ve görkemli bir tesis yapmaya karar veren Fransızlar bu tesise kahraman pilotlarının adını veriyor. Tabii tesisin adı zamanla turnuvayla birlikte anılmaya başlanıyor ve Roland Garros ismi Fransa Açık’tan daha çok kullanılıyor.

AZ AMA ÖZ SÜRPRİZLER…

Marco Cecchinato – Novak Djokovic

Kadınlarda, adı pek duyulmamış, grand slam turnuvalarında ciddi bir başarısı olmayan Daria Kasatkina’nın dünya iki numarası Caroline Wozniacki’yi dördüncü turda elemesi dışında ciddi bir sürprizden söz etmemiz pek mümkün değil. İtalyan Marco Cecchinato’nun, bugüne kadar 12 grand slam kupasını havaya kaldırma başarısı gösteren Sırp Novak Djokovic’i çeyrek finalde, son derece keyifli ve çekişmeli -iki seti tie-break’e kalan- bir maçın sonunda elemesi ise erkeklerde yaşanan tek sürprizdi diyebiliriz.

SIMONA HALEP ÜÇÜNCÜ FİNALİNDE KUPAYI HAVAYA KALDIRDI

Simona Halep

Her zaman olduğu gibi Roland-Garros’ta ilk heyecan cumartesi günü oynanan tek kadınlar finalinde yaşandı. 2014 ve 2017’nin finalde kaybedeni, grand slam şampiyonluğu olmamasına rağmen Ekim 2017’den bu yana dünya bir numarası olan Rumen Simona Halep ile geçen yılın Amerika Açık şampiyonu, dünya 10 numarası Sloane Stephens finalde karşı karşıya geldi. Stephens, Philippe-Chatrier tribünlerinde Rumen seyircilerin çokluğu ve Fransızların da yoğun desteğine karşın ilk seti 6-3 kazanmayı başardı. Rakibine göre Paris’te final oynama deneyimi yüksek olan Halep, ilk sette hırsı ve istekli oyununa karşın Stephens’ın başarılı savunmasını aşmayı başaramadı. Bu setin 57 dakika sürmesi, seyircilerin ne kadar uzun ve bir o kadar da keyifli ralliler izlediğini anlatıyordur sanırım.

İkinci sette 2-0 öne geçen Stephens kupaya bir adım daha yaklaştı ancak Halep şampiyonluğu o kadar kolay bırakmayacağını üst üste dört sayı alarak hemen gösterdi. Stephens da 0’a karşı servis kırarak karşılık verdi. Son iki sayıyı almayı başaran Halep, seti 6-4 alarak maçı final setine taşıdı.

Bu kadar çekişmeli geçen iki setin ardından tribünler tarihi bir final seti izlemeyi bekliyordu. Ancak beklenen olmadı. Final setine servis kullanarak başlayan Simona Halep, Amerikalı rakibine karşı oldukça üstün bir oyun ortaya koydu ve kısa sürede 5-0 öne geçti. Halep, direnci iyice kırılan Stephens’a karşı seti 6-1 kazanarak, üçüncü Roland-Garros, toplamda da dördüncü grand slam finalinde kupaya ulaşmayı başardı.

Stephens seremonide güler yüzlü tavrı ve esprileri ile büyük alkış alırken, duygusal anlar yaşayan şampiyon Halep “Tenise başladığım günden bu yana burada olmanın hayalini kuruyordum” diyerek kupasına sarıldı.

11. KEZ PARİS’İN KRALI NADAL

Rafael Nadal

10 Haziran pazar günü, uçakların Fransız bayrağı renklerinde dumanlar çıkararak kortun üzerinden geçtiği tek erkekler finalinde, Philippe-Chatrier sakinlerinin yakından tanıdığı bir isim yine korttaydı; Rafael Nadal… Dünya bir numarası, tüm zamanlarda Roland-Garros’u en fazla kazanan İspanyol raket Paris’te 11. finaline çıkıyordu ve bundan önceki 10 finalinde de kupayı havaya kaldırmayı başarmıştı. Final öncesi toplam 17 grand slam şampiyonluğu bulunan ve bunun 10’unu Roland-Garros’ta kazanan Nadal, herhalde Madrid’de korta çıksa ancak bu kadar kendini evinde hissederdi. Nadal’ın bu maça kadar Paris’teki galibiyet-mağlubiyet sayıları dudak uçuklatan türdendi; 85 galibiyet, iki mağlubiyet.

.

2005’ten bu yana olduğu gibi turnuvanın bir numaralı favorisi Nadal’ın rakibi ise Dominic Thiem’di. Bugüne kadar grand slamlerde dördüncü turdan ötesini göremeyen, dünya yedi numarası Avusturyalı raket, çeyrek finalde dünya iki numarası Alman Zverev’i yenerek ve finale kadar rakiplerine sadece üç set vererek Paris’te formda olduğunu herkese göstermeyi başarmıştı.

Final maçına 2-0 önde başlayan son şampiyona Thiem durumu 2-2’ye getirerek karşılık verdi. Nadal, İspanyol ve Fransız seyircilerden yoğun destek alsa da yeni bir şampiyon görmek isteyenlerin sayısı da azımsanamayacak kadar çoktu. 5-4 öne geçen Nadal, Thiem’in servisini 0’a karşı kırarak, 63 dakika süren ilk seti 6-4 almayı başardı.

İkinci sete 3-0’la başlayan İspanyol raket, bu seti de 6-3 alarak, Roland-Garros’daki gücünü genç rakibine biraz daha net bir şekilde gösterdi. İlk iki sette akıllarda kalan, bir gün önceki finalde olduğu gibi uzun ralliler ve Thiem’in ace’leri oldu.
Nadal, direnci iyice düşen Thiem’e karşı son seti iki servis kırarak 6-2 aldı. 11. kez Roland-Garros şampiyonu olan Rafa, böylece bu turnuvadaki ulaşılması zor rekorunu daha da geliştirdi.

Şampiyonluk konuşmasına Fransızca başlayarak tribünleri kendisine bir kere daha hayran bırakan Nadal, Thiem’e yakında burada şampiyon olacağına inandığını söyledi. Thiem de “Umarım bir gün burada bir final oynama şansım daha olur. Belki yine Nadal’a karşı” dedi. Avusturyalı raketin “Size gelecek sefer için burada Fransızca konuşacağımın sözünü verebilirim” demesi tribünlerde kahkahalara ve büyük alkışa neden oldu.

Gönüllüler dâhil 9 bine yakın kişi emek harcadı, ortalama 6 bin  muz tüketildi, maçlar 65 binin üzerinde topla oynandı ve Havana şapkaları yine her yerdeydi. Ve Philippe-Chatrier tribünleri Halep’i ve Nadal’ı alkışladı…


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.