Merkez Bankası’nın döviz rezervi bilmecesi

Merkez Bankası’nın 28.1 milyar dolar olarak açıkladığı net döviz rezervine Financial Times’tan itiraz geldi. Merkez Bankası şu ana kadar, Financial Times'ın rezervin borçla yüksek gösterildiği iddiasını yalanlamadı. Rezervin yüksek gösterilmesi, yalnızca dolar kuru açısından değil, Türkiye ekonomisi ve kurumlarına olan güven açısından da sorunlu bir duruma işaret ediyor.

Mühdan Sağlam  

ANKARA – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) nisan ayı başında net döviz rezervini 28.1 milyar dolar olarak açıkladı. Buraya kadar sorun yoktu. Ancak 18 Nisan’da dünyadaki en önemli finans gazetelerinden Financial Times (FT) Türkiye’ye yer veren bir haber geçti. Gazete, TCMB’nin net döviz rezervinde bir sıkıntı olduğunu iddia ediyordu. Haberde şu ifadelere yer verildi: “Kendi hesaplamalarımız, rezervlerin 25 Mart’tan bu yana alışılmadık bir hızla artan kısa vadeli dış borçlanma ve swap işlemleriyle desteklendiğini gösteriyor. Bu swap işlemleri dışarıda tutulduğunda net rezervlerin 16 milyar doların altında olduğu görülüyor.”

Bu ciddi iddia karşısında TCMB, gazeteye yazılı açıklama yolladı. TCMB, açıklamasında ilk kez döviz rezervlerinin swap işlemlerinden etkilenmiş olabileceğini ifade etti. Ancak bu işlemlerin tamamen uluslararası normlara uygun bir şekilde yapıldığının altını çizdi.

Öte yandan A Para’nın ulaştığı bir Merkez Bankası yetkilisi TCMB’nin altın dahil brüt rezervleri dikkate aldığını ve bu rezervlerin şu an 97-98 milyar dolar olduğunu, ayrıca bunların hepsinin kullanılabilir olduğunu ifade etti.

Peki, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri neden önemli? Banka’nın iddia edildiği gibi bir yola başvurması neden sorun olabilir? Merkez Bankası neden böyle bir yola başvurur?

BRÜT VE NET DÖVİZ REZERVİ NEDİR ?

Ulusal ve uluslararası ekonomi camiasında TCMB’nin döviz rezervine dönük hamlesi tartışıldı. Bu noktada ‘döviz rezervi’ ve ‘net döviz rezervi’ tanımlarına değinmek yerinde olacak.

Merkez Bankası’nın kendi tanımını ödünç alırsak ‘döviz rezervi’ dış ödeme zorluklarının yaşanması durumunda parasal yetkililer tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır dış varlıklar olarak tanımlanıyor. Döviz rezervleri, doğrudan finansman kaynağı olabileceği gibi, dış ödeme güçlüklerinin neden olabileceği olumsuzlukların dolaylı olarak düzenlenmesi ve denetlenmesinde, döviz kurunu etkilemek suretiyle, piyasalara müdahale amacıyla kullanılabiliyor. Yani dış ödemelerde bir sorun olması veya kurun çeşitli sebeplerle aşırı yükselmesi karşısında döviz rezervi bir emniyet kemeri. Banka bu rezervi doğrudan piyasada kullanmasa bile varlığı güvence olarak kabul ediliyor.

Tartışmaya konu olan ‘net döviz rezervi’ kavramını ise şöyle tanımlamak mümkün: Merkez Bankası’nın bünyesindeki rezervlerin tamamı kendisine ait değil. Bunların bir kısmı, bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklar. Yani emanet. Merkez Bankası son yıllarda rezerv opsiyon mekanizmasıyla emanet döviz rezervinde artış sağladı. İşte emanet olan bu döviz rezervi ve Merkez Bankası’nın kendi rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervini meydana getiriyor. Emanetler düşüldüğünde ise kalan miktar net döviz rezervi oluyor.

DÖVİZ REZERVİ NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için döviz rezervi üç açıdan çok önemli.

·         Karşılaşılabilecek iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi

·         Dış borç servisinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi

·         Uluslararası finans çevreleri ile piyasalarda, ülkeye duyulan güvenin artması (bu son madde Financial Times’ın iddiasının da dayanağı ve etkisi açısından önemli)

Bu faktörler uyarınca Merkez Bankası elinde döviz rezervi tutar. Peki banka bununla ne yapabiliyor?

Öncelikle Merkez Bankası’nda duran rezervleri bir vatandaş olarak ‘benim payımı verin’ diyerek gidip alamazsınız. Daha önce de belirtildiği gibi bunlar emniyet kemeri işlevi görür. Banka bunu makro ekonomik dengeler açısından borçların dengelenmesi ve ödenmesi, kur artışı ve Türkiye ekonomisine güveni  sağlaması için  kullanır.

Merkez Bankası, ülkenin ulusal çıkarlarını  gözeterek bu rezervleri yönetir. Tam da bu nedenle düşük riskli yatırım araçlarında bu rezervi değerlendirir. Özetle, döviz rezervleri, döviz kuru rejiminin ve para politikalarının sürdürülebilirliği konusunda hareket alanı sağlar. Böylece makro ekonomik politika hedeflerine ulaşmada ve karşılaşılabilecek finansal krizlerin önlenmesinde rol üstlenir.

MERKEZ BANKASI DÖVİZ REZERVİNDE SORUN NE?

Financial Times’ın ortaya attığı iddia yukarıda tanımı ve önemi verilen döviz rezervi konusunda Merkez Bankası’nın mart ayında uyguladığı bir politikayı sorguluyor. Sorun şöyle başlıyor. Merkez Bankası nisan ayı başında net döviz rezervini 28.1 milyar dolar olarak açıkladı. Ancak analistler ve ekonomi uzmanları bu rezervin bu kadar yüksek çıkmaması gerektiğini düşünüyordu. Unutmayalım ki küresel yatırımcılar ve finans kuruluşları merkez bankalarının hem verilerini hem de hareketlerini yakından takip ederler. Bankaların attığı adımların şeffaflığı yani veriye ulaşma, verilerin gerçeği yansıtması, bankaya duyulan güven açısından çok önemli.

Verilerden şüphelenen analistler, rezervlerin 16 milyar dolar düzeyinde olması gerektiğini ifade etti. Ancak bankanın verisi bundan 12.1 milyar dolar daha yüksekti. İşte bu noktada uzmanlar, en az 12.1 milyar dolarlık rezervin kısa vadeli dış borçlanma ve swap işlemleriyle desteklendiğini iddia etti. Yani aslında banka kendisine ait olmayan rezervi kendisinin gibi gösterdi.

FT’ye gönderilen yazılı yanıtta Merkez Bankası ilk kez döviz rezervlerinin swap işlemlerinden etkilenmiş olabileceğini ifade ediyor ve bu hamlenin uluslararası normlara uygun olduğunu belirtiyor. Benzer biçimde A Para’ya konuşan Merkez Bankası yetkilisi de “bu iddia yalandır, iftiradır” demiyor.

MERKEZ BANKASI NEDEN REZERVİ YÜKSEK GÖSTERDİ?

Merkez Bankası’nın borç ve swap işlemleriyle net rezervini olduğundan yüksek göstermesi “neden” sorusunu akıllara getiriyor. Bu noktada yaygın kanı, 31 Mart seçimleri öncesinde dolar kurunun artışını önlemek. Yani dolar kurundaki ani bir sıçramanın önüne geçmek ve iktidarın oy kaybını önlemek için böyle bir yola gidildiği iddia ediliyor. Yani gündelik siyaseti kurtarma kaygısı. Bu kanı özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın seçim dönemi boyunca ekonomide başarı ölçütü olarak “dolar kuruna bakın kaçmış” gibi çıkışları dikkate alındığında uzak bir ihtimal gibi görünmüyor.

DÖVİZ REZERVİ ŞİŞKİN GÖSTERİLİRSE NE OLUR?

İktidarlar geçici olmakla beraber TCMB kalıcıdır. Üstelik Türkiye ekonomisinin küresel görünümü ve saygınlığı konusunda ilk bakılan adrestir.  Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, sadece bu hamlede değil, faiz politikaları konusunda da defalarca sorgulandı.

Faiz politikası şu sıra gündemde değil. Ancak TCMB’nin rezervlerine dönük soru işaretleri mart ayından bu yana gündemde. Hatırlanacağı gibi Merkez Bankası mart ayında yine rezerv açıklamış ve o zaman açıklanamayan bir düşüş dikkat çekmişti. Nisan ayındaysa banka bu defa rezervlerinde beklenmeyen bir artışla tartışma konusu oldu.

Merkez Bankası’nın rezervlerinin böylesi iddialarla gündeme gelmesi, bankanın iddiaları yalanlamaması, yalnızca dolar kurunda son altı ayın en yüksek seviyesini görmesiyle karşılık bulmadı. Bu durum hem bankanın hem de Türkiye ekonomisinin güvenirliğine gölge düşürmeye kapı açıyor. Yaşananlar krizle baş etmeye çalışan Türkiye ekonomisi açısından iyi bir izlenim yaratmıyor.