Balıkçılık mafyaya mı emanet?

Su ürünleri mühendisi Mehmet Özdinar Su Ürünleri Müdürlüğü için yaptığı balık anketi sırasında balıkçılar tarafından saldırıya uğradı. Yaşam savaşı veren Mehmet Özdinar’a yapılan saldırının ardında bir sektörün artık kangren olmuş sorunları yatıyor.
Kenan Gedikli, balıkçılık sektörüne getirilen kuralları denetleyecek, yeterli sayıda uzman olmadığını belirtiyor.

Sadık Güleç  sgulec@gazeteduvar.com.tr

 

DUVAR – İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakımında yaşam mücadelesi veren Mehmet Özdinar için yapılan küçük haberde yere ‘düşen’ su ürünleri mühendisinin başını betona çarptığı yazılıydı. Önceki gün meslektaşları tarafından yapılan basın açıklamasından sonra yapılan haberde ise, “Özdinar’ı darp edenler nefretle kınandı” başlığı vardı.

Bir su ürünleri mühendisinin Rumeli Feneri balıkçılık barınağında ölümüne saldırıya uğramasının sebebi ne olabilir, diye sorduğumuzda olayın ardında bir sektörün sorunları ve mafyatik bir düzen çıktı. Mehmet Özdinar’ı yakından tanıyan Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği eski başkanı ve yönetim kurulu üyesi Kenan Gedikli son yıllarda meydana gelen benzer saldırıları ve arkasında yatan nedenleri anlattı.

OLAY BASİT BİR ANKET ÇALIŞMASINDA YAŞANDI

Kenan Gedikli’nin anlatımlarına göre Mehmet Özdinar’ın saldırıya uğramasına neden olan olay son derece basit bir anket çalışması. Bakanlık avlanan balık miktarını tespit etmek için balıkçı teknelerine kendi görevlilerini gönderiyor. Daha önce yıllık olarak yapılan bu çalışma, yasalardaki değişiklikten sonra aylık yapılmaya başlanmış. Burada tamamen balıkçının beyanı esas alınıyor. Ama Mehmet Özdinar’a bu basit beyanı dahi vermek istemeyen balıkçılar zorluk çıkartıyor. “Burada senin sorularını kimse cevaplamaz” denilince Mehmet Özdinar basit bir tepki veriyor; “Siz bilirsiniz. Bunun yaptırımı var.” Sonuçta Mehmet Özdinar göğsüne yediği bir darbe ile yere yıkılıyor. Başını betona çarpması sonucu beyin kanaması geçiriyor.

ÇOK SAYIDA SALDIRI YAŞANDI

Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği’nden Kenan Gedikli daha önce de su ürünleri mühendisleri ve kıyı koruma ekiplerine çeşitli saldırılar yapıldığını belirtiyor:
“Bu alanda çalışan akademisyenlere de aynı davranıyorlar, sivil toplum örgütlerine de. Her türlü iftirayı, hakareti yapıyorlar. Bunlar en sıradanları. Denetlemeler sırasında daha vahim olaylar yaşanıyor. Aslında şu anda yalnızca mahkemelere sevk edilmiş onun üzerinde dava var. Mahkeme aşamasına taşınmamış otuzun üzerinde olay vardır. Sahil güvenliğin saget dediğimiz botları var. Onu bıçaklarla parçaladılar. Yani silahlı insanların olduğu bir bota saldırıldı. Sarıyer’de sahil güvenliğin askerlerine saldırıldı. Bot komutanını darp etmeye kalktılar.”

BALIKÇI YASAL DEĞİŞİKLİKLERE UYUM SAĞLAYAMIYOR

Neden son yıllarda bu olayların olduğuna ilişkin ise Kenan Gedikli balıkçılık üzerine yapılan değişikliklere uyum sağlayamayan balıkçılık sektörünü gösteriyor:
“Nedir bu değişiklikler? Balıkçılığı planlayacaksın, avını kaydedeceksin, planlara uygun avcılık yapılıp yapılmadığını, av kayıtlarının tutulup tutulmadığını, tutulduysa doğru tutulup tutulmadığını denetleyeceksin. Bizim balıkçımız alışmadığı, görmediği yeni bir şeyle karşılaştı. Birileri geliyor ona soru soruyor.”

Denetlemeler sırasında daha vahim olayların yaşandığını belirten Gedikli personel sayısının azlığına dikkat çekerek, “Bu personel yalnız balıkçılıkla uğraşmıyor. Veliefendi Hipodromu’na at tartmaya da gidiyor. Bu kadro sayısı ile olmaz. Mehmet’e de yazık daha önce saldırıya uğrayan Yaşar ağabeye de yazık” diyor.

‘DENİZ KORUCULUĞU GELMELİ’

Bu olayların yaşanmaması içinse Kenan Gedikli şu öneriyi getiriyor: “Dünyanın çeşitli ülkelerinde olan deniz koruculuğu sistemi var. Bizim Balıkçılık ve Su Ürünleri Müdürlüğü bünyesinde bir koruculuk dairesi kurmamız gerek. Küçük ve büyük süratli teknelere ihtiyaç var. Yer ve saha denetimlerini bunların yapması, mümkünse silahlı güvenlik unsurlarının bu teknelere konması gerekiyor.”

YASAKLARI KİMSE DİNLEMİYOR

Gedikli denetimlerin azlığı nedeniyle yasakların sürekli delindiğini de belirtiyor: “Mesela Marmara Denizi’nde trolle balık avcılığı yasaktır. Ama burada trol ile avlanan tekne sayısı üç yüzün altında değildir. Gırgır avcılığı 15 Nisan-1 Eylül tarihleri arasında yasaktır. Ama bu dönemde birden küçük gırgırla avlanan tekneler ortaya çıkar. Adalar bölgesi gırgır avcılığına tamamen kapatıldı. Ama yine de yapılıyor.”

Bu denetimlerin sadece Sahil Güvenlik’le yapılamayacağını söyleyen Gedikli son durumu şöyle özetliyor: “Sahil güvenliğin görev tanımında 54 tane başlık  var. Balıkçılık sadece bunlardan birisi. Ama sahil güvenlik şunu yaptı, ‘Ben bu işten anlamıyorum’ deyip her bota bir su ürünleri mühendisi aldı. Fakat darbe girişiminden beri sahil güvenlik balıkçılığa da bakamıyor.”