Türkiye-Yunanistan ilişkileri pandeminin ortasında neden gerildi?

Türk-Yunan ilişkileri bugün neden bıçak sırtında? İki komşu, korona pandemisinin ortasında ve ekonomik çalkantı döneminde, niçin restleşmelerle diyalog arasında gelgitler yaşıyor? Bu soruların yanıtları, iki ülkede de popülizm peşinden sürüklenen muhafazakâr hükümetlerin yanı sıra muhalefet, medya ve sivil toplumda aranmalı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Oruç Reis araştırma gemisinin Doğu Akdeniz’deki çalışmalarına geçici olarak ara verdiği saatlerde, Türk-Yunan ilişkilerinde yoğun bir diplomasi hareketliliği göze çarpmaktaydı. Atina ve Ankara yeni haftaya diplomasi arenasındaki yoğun temaslarla başladı. Atina’da başbakan ve dışişleri bakanı Avrupalı ve Mısırlı yetkililerle Doğu Akdeniz’deki sorunları masaya yatırdı;, Ankara ve Lefkoşa’daysa dışişleri ve savunma bakanları ABD'yle önemli temaslar gerçekleştirdi ve Yunanistan ile Kıbrıs Rum tarafına önemli mesajlar gönderdi.

Diplomatik hareketliliğin zirveye tırmandığı esnada, Yunanistan ve Türkiye medyasında önemli bilgiler yankı bulmaya da devam etti. Önceki haftalarda Almanya’nın yol göstericiliğinde Ankara-Atina hattında yapılan ve Türk tarafınca kamuoyuyla paylaşılan gizli görüşmelerde gündeme gelen maddeler, Duvar’ın da önceki gün aktardığı şekliyle Yunanistan medyasında da yer buldu.

Atina ve Ankara tarafından resmi olarak yalanlanmayan bu ön anlaşma taslak metninde, hayata geçirildiği takdirde gerek Türk-Yunan ilişkilerinde gerekse Türkiye’nin Batı'yla ilişkilerinde atmosferi olumlu şekilde etkileme kapasitesine sahip maddeler göze çarpıyor. Türkiye-AB hattındaki vize serbestisi, Ege ve Akdeniz’de gerginliğin çift taraflı olarak kontrol altına alınması ve Kıbrıs’ta yeni bir sürecin başlatılması gibi maddeler, 2020’nin son aylarına girilirken Atina ve Ankara’da diyalog yanlısı kesimlerin umudunu yeşertiyor.

AVUSTURYA DA 'YAPTIRIM CEPHESİ'NE KATILABİLİR

Atina ve Ankara'nın yanı sıra Batı başkentlerinde de yaşanan diplomatik hareketlilik ile basına yansıyan sızıntılar, önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği’nin gerçekleştireceği ve Türkiye'yle ilişkilerin ve sorunların masaya yatırılacağı kritik zirve öncesinde yaşanıyor. Ankara’daki son bilgiler, bu toplantıda, Fransa-Yunanistan-Kıbrıs üçlüsünün Avusturya gibi Türkiye'yle ilişkilerinde sıkıntılar yaşayan üyelerin desteğini alarak yaptırım kartını gündeme getirebileceği yönünde. Yunanistan ile Kıbrıs Rum liderliği de geçtiğimiz süreçte, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin seyrine göre yaptırım seçeneğinin gündeme gelebileceği mesajını paylaşmıştı.

NEDEN ŞİMDİ?

Tüm bu bilgiler, dikkatleri önemli bir soruya yöneltilyor: Türk-Yunan ilişkileri bugün neden bıçak sırtında? İki komşu, korona pandemisinin ortasında ve ekonomik çalkantı döneminde, hangi nedenden dolayı askeri ve diplomatik restleşmelerle diyalog arayışları arasında gelgitler yaşıyor?

Duvar’ın gerek Türkiye’de gerekse Yunanistan’da bu soruları yönelttiği kaynaklar, derin bir güven bunalımına işaret ediyor. Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri yakından takip eden Türkiyeli kaynaklar, Yunanistan’ın son yıllarda Türkiye karşısında sert tutum içerisine girdiği görüşümü dillendiriyor. Bu görüşe göre, Yunanistan’a sığınan darbeci askerler ve başka sıkıntılı konularda Ankara’nın hassasiyetlerini anlamayan ya da idrak etmek istemeyen Atina, son süreçte Türkiye'yle ile Doğu Akdeniz’deki türlü cephelerde restleşmeler içerisinde olan Fransa’nın yönlendirmesiyle katı tutumundan taviz vermiyor. Dahası, Kıbrıs Rum liderliğiyle eşgüdüm içerisinde, Türkiye’yi enerji denklemi dışında bırakmak için elinden geleni yapıyor.

Atina’daki kaynaklarsa bu görüşlerin tersini ifade ediyor. Yunanistan’da geçtiğimiz yıl kurulan muhafazakâr hükümete yakın olan bu kaynaklar, Türkiye’nin son dönemde darbeci askerler ve mülteciler konusunda Atina’nın sergilediği kararlılık karşısında intikam almak için hareket ettiği görüşünde ısrarcı. "Erdoğan bizden askerlerini alamadığı gibi Meriç sınırı ile Ege Denizi’ne yığdığı mültecileri de Yunanistan topraklarına geçiremedi" görüşünde olan Yunanistanlı kaynaklar, 'revizyonist hayaller peşinden koşan Ankara’daki muhafakazâr ve milliyetçi iktidar blokunun, Yunanistan’ı bölgede Türkiye’ye boyun eğmeyen tek güç olarak gördüğü' perspektifini öne çıkarıyor.

İKİ YAKADA POPÜLİZM ETKİSİ

Ankara ile Atina’daki bu zıt tezler, Ege’nin iki yakasında sağlıklı iletişim kuramayan ya da kurmak istemeyen, geçmişin hatalarından ders çıkarmayan ve popülizm peşinden sürüklenen muhafazakâr hükümetlerin güdümündeki iki komşu ülkenin bugün sürüklendiği çıkmaza ışık tutuyor. Bu çıkmazın en büyük pay sahipleri, Ankara’da ve Atina’da diplomasiyi ve Türk-Yunan ilişkilerini iç siyasetin bir nevi ‘aracı'/'oyuncağı’ konumuna getiren iktidar sahipleri.

MUHALEFET VE MEDYANIN DA SUÇU VAR

Ancak bugün karşı karşıya bulunulan sorunda onlar kadar olmasa da, öne çıkan başka unsurlar da var. Söz gelimi, milliyetçi iktidar odakları kadar, alternatif iktidar söylemi yaratamayan Türk ve Yunan muhalefeti de bu çıkmazın esas sorumlularından. Aynı şekilde iki ülkenin medyası, akademisi ve tabii ki sivil toplumu da Ege ve Doğu Akdeniz’de tüketilen ortak sinerjinin sorumlusu olarak karşımıza çıkmakta.

Uzun sözün kısası: Türk-Yunan hattında güven bunalımının pasifize edilmesi, popülist iktidarlar karşında ‘dik durup eğilmeyen’, demokratik değerlere ve diyaloğa inanan Türkiyeli ve Yunanistanlı siyasetçilerle beraber, akademisyenlerimizin, medya emekçilerimizin ve en nihayetinde tüm sivil toplumun gayretine bağlı.

İddia: Ankara ile Atina 10 madde üzerinde görüştüİddia: Ankara ile Atina 10 madde üzerinde görüştü

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR