İran yaptırımlarında muafiyetler kalkıyor: Üretim cephesi

ABD'nin Türkiye dahil sekiz ülkeye İran yaptırımları için tanınan muafiyeti kaldırması ne anlama geliyor. İran petrolünün yaratacağı eksiklik nasıl karşılanacak? Petrol fiyatları nasıl etkilenecek?

Mühdan Sağlam  

ANKARA – ABD’nin İran’a dönük yaptırımlarında muafiyetler 2 Mayıs’ta son buluyor. Washington, aralarında Türkiye’nin de olduğu sekiz ülkeden İran’dan petrol alımlarını sıfıra indirmelerini bekliyor.

ABD yönetimi, 2018’de İran ile Güvenlik Konseyi ve AB arasında yapılan çok taraflı nükleer anlaşmadan çekildi. Bu kararı 6 Ağustos’ta İran’a dönük finansal yaptırımlar izledi. Ancak İran’dan petrol alımını engelleyen 6 Kasım 2018 tarihli yaptırımlar en çok ses getireni.

İran, yaptırımlar devreye girene kadar günlük 3 milyon düzeyinde üretimiyle, OPEC içindeki en büyük dördüncü üreticiydi. İran’ın üretimi, yaptırımların ardından 1 milyon varile kadar geriledi. 2016’da büyük bir azimle petrol piyasasına dönen Tahran, önemli adreslere sevkıyata başlamıştı. Sevkiyatın başlıca adresleri Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya’nın başını çektiği Asya pazarı ve aralarında Türkiye, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerin bulunduğu Avrupa pazarıydı.

İran petrolünün ana alıcısı olan bu ülkeler, güçlü biçimde ABD’nin ‘İran’dan petrol alımına son’ politikasını eleştirdi. Washington, gelen itirazlar üzerine Türkiye, Yunanistan, İtalya, Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya ve Tayvan’a 2 Mayıs 2019’a kadar geçici muafiyet tanıdı. Muaf ülkelerden altı aylık zaman zarfında alternatif tedarikçiler bulmaları bekleniyordu.

PİYASALARA TEDİRGINLİK HÂKİM

ABD’nin muafiyetlerin 2 Mayıs 2019’da son bulacağını açıklaması ise piyasalarda karşılık bulmaya başladı. Petrol piyasasında Venezuela ve Libya’daki koşullar ve bunların petrol ihracına etkisiyle İran yaptırımları birleşti. Ancak İran yaptırımlarının bu kadar ses getirmesi, Asya’nın en büyük ekonomilerinin İran’ın müşterisi olmasından kaynaklanıyor. Hindistan, Çin, Japonya ve Güney Kore İran’ın petrol sevk ettiği başlıca Asyalı müşteriler. Bu grup aynı zamanda bölgenin yükselen ve gelişmiş ekonomileri.

Nitekim 2 Mayıs’a doğru Asya piyasalarından petrol fiyatları tırmanma başladı. Brent petrol, küresel piyasada petrol son altı ayın en yüksek düzeyi ve direnç noktası 74 doları geçti. Brent’in ateşi birazcık dinse de, hâlâ 73 dolar düzeyinde. Petrol piyasaları diğer piyasalarla sıkı bir ilişkiye sahip. İşte bu kompleks ilişki zincirleme etkiyle Asya borsalarında tedirginliği tetikliyor.

TÜRKİYE’DE DOLAR YÜKSELDİ

Muafiyetin uzatılmayacağı haberi Türkiye’yi de etkiliyor, zira Türkiye İran’dan petrol alan ülkeler arasında. İç etkenler ve ekonomik göstergelerin yanında İran’dan petrol alamama senaryosu, doların sabah saatlerinde 5.83 direnç noktasını geçmesine neden oldu.

PETROL ARZI VERİLERİ VE İRAN’IN YERİ

İran küresel petrol üretiminde 2018’de 3.5 milyon varillik üretime sahipti. Dolayısıyla İran’ın piyasadan çıkmaya zorlanması 3.5 milyon varillik arzın hesaptan düşmesi demekti. ABD, bu gerçeği kabul ediyor ve muafiyet gerçeklerinden birinin arz açığı ihtimali olduğunu belirtiyor.

“Ne değişti de şimdi muafiyetler kalkıyor” sorusu karşısında ABD’li yetkililer, geçen yıldan farklı olarak petrol arzının artmasını cevap olarak sunuyor. Peki gerçekten öyle mi?

Üretim verileri dikkate alındığında 2018’de ortalama günlük ham petrol üretimi 80 milyon varil düzeyindeydi. Öte yandan 2019’un ilk çeyreğine dönük üretim verilerine bakıldığında günlük petrol üretimi yaklaşık 80-82 milyon varil bandında. Yani piyasayı rahatlatacak düzeyde bir artış söz konusu değil. Özetle petrol üretiminde İran devre dışı kaldığında zaten bol arz var denecek bir durum yok.

Sorun yalnızca üretim verilerinin abartılı projeksiyonlarla ele alınmasıyla sınırlı değil. Üretimin artması, bir petrol türünün diğeri yerine kullanılması anlamına gelmiyor. Petrol, sülfür oranı ve yoğunluğuna göre çeşitli kategorilere ayrılıyor. Örneğin İran petrolü özellikle dizel yakıt üretimi için cazip ve kondensi Asya ülkelerinin rafinerileri için. İran petrolünün bu niteliğine ulaşması için diğer petrol türlerinin işlemden geçirilmesi gerekiyor. Buysa ekstra ekonomik yük anlamına geliyor. Şimdilik bu ekonomik yük ikincil görülüyor.

ABD, ilk olarak petrol piyasalarının İran yaptırımlarından daha az etkilenmesi için üretimi üretimin artmasını istiyor. Bunun için bilindik iki adrese baskı yapıyor: Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE).

SUUDİ ARABİSTAN VANAYI AÇACAK MI?

ABD’nin seçtiği iki ülkenin üretim verileri ve bulundukları koşulları üretim cephesindeki olası gelişmeleri öngörmek açısından önemli. BAE, OPEC verilerine göre 2018’de yaklaşık 3 milyon varil petrol üretti. Ancak BAE üretimini günlük 5 milyon varile çıkarmak istiyor. Öte yandan dünyanın en büyük üreticisi Suudi Arabistan, 2018’de günlük 10-11 milyon varil üretim yaptı. Krallık, OPEC’in son üretim kesintisi kararının ardında üretiminde kesintiye gitmeye devam ediyor. Nitekim Riyad’ın 2019’daki üretimi 9.7 milyon varile kadar geriledi.

Suudi Arabistan OPEC’in başkanı konumunda, BAE hem OPEC üyesi hem de genellikle Krallık’la aynı politik çizgide yer alıyor. İki üreticinin üyesi olduğu OPEC 2016’dan bu yana Rusya ile beraber petrol fiyatlarındaki düşüşü önlemek için üretim kesintisine gidiyor. Arlık 2018’deki OPEC toplantısında Rusya’nın da desteği ile üretim kesintisine devam kararı alındı.

Aralık 2018’deki OPEC toplantısı öncesi ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ve OPEC’e Twitter dahil çeşitli kanallarla “Üretim kesintisini sonlandırın” çağrısında bulundu. Ancak OPEC Trump yerine piyasa dinamiklerini gözetti ve kesintiye devam dedi.

ABD, 2 Mayıs’a yaklaşırken yeniden “Üretimi artırın” çağrısında bulunuyor. Diğer seferden farklı olarak bu sefer Twitter ve açık diplomasi yerine iki üretici tek tek markaja alınıyor. Örneğin Trump, 17 Nisan’da Abu Dabi veliaht prensi Muhammed bin Zayed el Nayan ile telefonda görüştü. Benzer biçimde Suudi Arabistan ile de telefon trafiği yürütülüyor. Bunun yanında ABD’li yetkililer sıklıkla resmi ve gayrı resmi şekilde bu iki ülkeye gidiyor.

İki üretici ABD’nin talebi ile OPEC politikası arasında kalmış durumda. Riyad ve Abu Dabi’nin üretimi artırıp artırmayacaklarıysa bilinmiyor. ABD yönetimi daha önce “Kral Selman’dan üretim artırma sözü aldım” demiş ancak Kral Selman bu iddiayı yalanladığı gibi üretimde kesintiye de devam etmişti. Bu nedenle ABD’den gelen arz açığı olmayacak iddiasına temkinli yaklaşmak gerekir.