ABD seçmeni Trump’a sarı ışık yaktı!

6 Kasım’da Amerikan seçmeni Başkan Trump’a sarı ışık yakmıştır. Trump’ın işi artık daha zordur. Gereken mesajı alıp toparlanma, siyasi gerginlikleri azaltma, yüksek perdeden söylemlerini yumuşatma ve Demokratlarla uzlaşma yoluna gitmediği takdirde, bu sarı ışığın 2020 Başkanlık seçimlerinde kırmızıya dönmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Faruk Loğoğlu*

Yakın Amerikan tarihinin belki de en önemli seçimleri büyük ölçüde yapılan tahminler doğrultusunda sonuçlandı. Kongre’de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk sekiz yıllık bir aradan sonra Demokratlara geçerken, Cumhuriyetçiler Senato’daki çoğunluklarını az da olsa artırarak korudular. Buna rağmen Başkan Trump’ın seçimlerden kendisinin galip çıktığını ilan etmesi ise sonuçtan gereken dersleri henüz çıkaramadığını gösterdi.

6 Kasım seçimleri birçok ilke tanık oldu. En önemli husus bu seçimlere kadınların damga vurması. Temsilciler Meclisi’ne bir Kızılderili ve iki Müslüman kadın da dahil olmak üzere yüzden fazla kadının seçilmesi tarihsel kazanım ve rekordur. Buna bazı eyaletlerin valiliklerini de kadınların kazanmasını da eklediğimizde ortaya çıkan tabloyu Amerikan demokrasisinin geleceği bakımından olumlu ve önemli bir nokta olarak değerlendiriyorum.

Peki, seçim sonuçları ne anlam ifade ediyor?

Bir: Önce 2020 Başkanlık seçimleri. Temsilciler Meclisi seçimleri kısmi olan Senato seçimlerinin aksine tüm ülke çapında yapıldığı için Amerikan seçmeninin nerede durduğunun daha iyi bir ölçüsü. Cumhuriyetçiler Senato ve eyalet vali seçimlerinde göreceli olarak başarılı olmuşlarsa da Demokratların Temsilciler Meclisi zaferinin öncelikle Trump’ın 2020’de tekrar Başkan olma şansını azalttığı açık. Bir bakıma Trump daha şimdiden “topal ördek” durumuna düşmüş bir Başkandır denilebilir.

İki: Erkler ayrılığı. Sonuç, Kongrenin yürütmeyi denetim gücünü geri getiriyor. Çoğunluk her iki kanatta da Cumhuriyetçilerde olduğunda Başkan Trump ne derse o oluyordu. Oysa şimdi durum farklı olacaktır. Temsilciler Meclisi’nde Demokrat çoğunluk bütçe ve yasama konularındaki yetkilerini kullanarak Trump’ın icraatlarını geciktirebilir, hatta isterse engelleyebilir. Örneğin, Demokratlar, Trump’ın pet projesi Meksika sınırı duvarı için gerekli bütçeyi vermeyeceklerdir.

Ayrıca, Kongre’nin çalışma yöntemlerinde çok önemli olan Temsilciler Meclisi’ndeki Komite Başkanlıkları Demokratlara geçeceği için yönetimi sürekli olarak hemen her konuda yokuşa sürebilir, Başkanın kendisi ve çevresindekiler hakkında açılmış olan soruşturmalara destek ve hız verebilir, hatta yeni soruşturmalar açtırabilirler. Başkanın azli için “iddianame” niteliğinde süreç başlatabilir. (Ancak “yargı” mercii Senato olduğu için azil ihtimali çok zayıftır.) Böyle bir girişim dahi ABD iç siyasetini alt üst eder.

Dolayısıyla, Trump istediklerini yapabilmek için Demokratlarla uzlaşmak durumundadır. Uzlaşma yoluna gitmediği takdirde sistemde kilitlenme olacak, alt yapı projeleri ertelenecek, harcamalar duracaktır.

Üç: Atamalar. Bakanlar, Yüksek Mahkeme Yargıçları, kurum başkanları ve Büyükelçi atamaları Senato’nun yetkisinde olduğu için Cumhuriyetçiler bu bağlamda daha rahat edebileceklerdir.

Dört: Siyasi kutuplaşma. Son yıllarda giderek tırmanan siyasi kutuplaşma ve partizanlık 6 Kasım seçimlerinde zirve yapmıştır. Tehditler, suçlamalar, hatta siyasi şiddet olaylarına bile rastlanmıştır. Bu kutuplaşma şimdi bölünmüş Kongre ortamında da aynen devam ederse, Amerikan demokrasinin işleyişinde önemli aksamalar ve ülke sathında çalkantılar ve olaylar görebiliriz. Seçim sonrasında yapılan ilk açıklamalar siyasi kutuplaşmanın devam edeceği yönündedir. Trump, aleyhindeki soruşturmalar devam ederse, kendisinin de aynıyla karşılık vereceğini ileri sürmüş, bu arada ilk iş olarak Adalet Bakanı Sessions’ı görevden almış ve yerine, aleyhindeki süren soruşturmalara olumsuz bakan bir ismi vekaleten atamıştır.

Eğer yürütme ile yasama arasındaki ilişkiler partizan bir çizgide devam ederse, Başkan Trump çareyi Kongre’yi devre dışı bırakmakta görmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bir durumda da Amerikan toplumu ve dünyanın çok sıkıntılı hamle, çıkışlar ve zorluklarla karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Başkan seçilirse, Trump da daha makul olur, davranır diye bekleyenler nasıl yanıldılarsa, şimdi Kongre’nin denetimi altında daha ölçülü davranmaya mecbur kalacaktır diye düşünenler muhtemelen yine yanılacaklardır.

Beş: Türkiye-ABD ilişkileri bakımından ise seçim sonuçları yeni sıkıntılara yol açabilir. Demokratlar özgürlükler ve insan hakları konularında Cumhuriyetçilere nazaran hep daha hassastırlar. Kuşkusuz, demokrasi ve evrensel yüksek değerleri tamamen devre dışı bırakan Trump’a bu değerler sık sık hatırlatılacaktır. İfade ve basın özgürlüğü özellikle gündemde olacaktır. Bu itibarla ABD’nin dış ilişkilerinde bu bağlamda Trump yönetiminin üzerindeki Temsilciler Meclisinin talep ve baskıları artacaktır. Dolayısıyla, F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslimi gibi Kongre’den geçecek konularda olumsuzluk yaşanma ihtimali artmıştır denilebilir.

Sonuç olarak, 6 Kasım’da Amerikan seçmeni Başkan Trump’a sarı ışık yakmıştır. Trump’ın işi artık daha zordur. Gereken mesajı alıp toparlanma, siyasi gerginlikleri azaltma, yüksek perdeden söylemlerini yumuşatma ve Demokratlarla uzlaşma yoluna gitmediği takdirde, bu sarı ışığın 2020 Başkanlık seçimlerinde kırmızıya dönmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

*Emekli diplomat, eski CHP milletvekili