Arap basınında bu hafta: Erdoğan, Batı'nın yanında durmayacağını keşfetti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Suriye Devlet Başkanı Esad'la ilgili açıklaması Arap basınında geniş yer buldu. Rusya'nın tepkisi ile gelen geri adımı değerlendiren Ennashra sitesi, "Erdoğan Moskova ile karşı karşıya gelmesi durumunda Batı’nın onun yanında durmayacağını keşfetti" ifadelerini kullandı.

DUVAR – Arap basını bu hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Beşar Esad’la ilgili açıklamalarına geniş yer verdi. Basında, Erdoğan’ın “Esad’ın hükümranlığına son vermek için girdik” sözlerinden, Rusya’dan gelen baskılar neticesinde geri adım attığı kanısı hakim.

Bunun yanı sıra, Kaddafi rejiminden sonra kaosa sürüklenen Libya’da, General Hafter’in Rusya ziyareti öne çıkan başlıklardan biri oldu. Mısır ve Katar arasında ise El Cezire Televizyonu tarafından yayınlanan ve Mısır ordusunu konu alan belgesel filminin yarattığı gerginlik vardı. Cezayirli kadın bakanın kadınlarla ilgili açıklamaları da basında geniş bir şekilde yer alan diğer başlıklardan bir oldu.

ERDOĞAN NEDEN GERİ ADIM ATTI?

Rai Al Youm gazetesi başyazarı Abdulbari Atwan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esad ile ilgili açıklamalarından Rusya ve İran’dan gelen baskılar neticesinde geri adım attığını iddia etti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Kudüs’le ilgili düzenlenen bir konferansta, Türk askerinin Suriye’ye girmesiyle ilgili açıklamaları, hasımlarından önce müttefiklerini şaşırttı.

Rusya hemen, Erdoğan’ın ‘Esad’ın hükümranlığına son vermek için girdik’ şeklindeki sözleriyle ilgili bir açıklama istedi. Rusya lideri Putin ise, konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla aradı.

İran Devrim Muhafızları siyasi işlerden sorumlu komutan yardımcısı Resul Senayirad da Erdoğan’a cevap verme konusunda tereddüt etmeyerek, ‘Erdoğan’ın Suriye liderini devirmeye gücü yetmez, eğer gücü yetseydi tampon bölge oluştururdu’ sözlerini kullandı.

İran ve Rusya tarafından gelen baskılar karşısında Türkiye tarafından geri adım gelmeye başladı. Bu, Erdoğan’ın ilk geri adımı değil, son da olmayacak. Erdoğan daha önce Irak hükümetine rağmen Musul operasyonuna katılacağını söylemişti. Ancak bir ayı geçmesine rağmen Türk tarafı Musul operasyonu kapsamında bir kurşun dahi sıkmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce bir çok defa tanık olduğumuz geri adımlarının tekrar etmemesi için açıklamalarını dizginlemeye ihtiyacı vardır. Önemli olan, nasıl çıkacağını düşünmemek için çukura düşmemektir.”

ERDOĞAN’IN RUS BASKISI KARŞISINDAKİ GERİ ADIMI NE ANLAMA GELİYOR?

Lübnanlı internet sitesi Ennashra ise, Erdoğan’ın yaşanan gelişmeler karşısında, ak ile kara arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu yazdı:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus kuvvetleri Suriye’ye doğrudan müdahale ettiğinde, muhalif silahlı grupları destekleyerek Rus müdahalesine karşı koyabileceğini düşünüyordu. Ancak Moskova ile karşı karşıya gelmesi durumunda Batı’nın onun yanında durmayacağını keşfetti. Özellikle kendisine karşı girişilen darbe girişiminde, yanında yer alması gereken ülkelerin askeri darbeyi desteklemesiyle, büyük güçlerin ülkesi açısından konumunu yeniden gözden geçirmek durumunda kaldı.

Erdoğan Esad’la ilgili son açıklamalarıyla, ‘Halep’i yalnız bıraktığı’ yönündeki eleştirileri dindirmek istedi. Ancak mevcut durum Erdoğan’ın akla kara arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu gösteriyor.

Bugün öyle görünüyor ki, Türkiye Cumhurbaşkanı, Moskova’nın gücü karşısında eğilmek zorunda. Ancak bu durum Erdoğan’ın, Suriye ve Irak’taki projelerinden dolayı gelecekte büyük bedeller ödeme ihtimalini de ortadan kaldırmıyor. “

GENERAL HALİFE HAFTER’İN MOSKOVA ZİYARETİ

Libya’daki Tobruk hükümeti savunma bakanı General Halife Hafter’in Rusya’ya yaptığı ziyaret, Arap basınında geniş yankı uyandırdı. Zira Libyalı Komutan 6 ay içerisinde Rusya’yı ikinci defa ziyaret etmiş oldu.

Libya Al Mostakbal adlı internet sitesi ziyaretle ilgili, “Hafter’in uluslararası destek arayışı için Moskova’ya gittiğini” belirtti:

“Hafter, Libya’nın doğusunda savaşan güçleri için uluslararası destek arayışında. General Hafter, Rusya’nın Libya konusunda büyük bir rol üstlenebileceğini düşünüyor. Kaynaklara göre, Hafter Rusya’dan resmi bir şekilde destek istedi. Zaten 6 ay içerisinde gerçekleşen bu ziyareti de bu konuyla ilgili soru işaretlerini güçlendiriyor.”

LİBYA’YA RUS MÜDAHALESİ Mİ?

Londra merkezli Katar gazetesi Al Kuds Al Arabi de Hafter’in kısa süre içerisinde Moskova’yı iki kez ziyaret etmesine vurgu yaparak, Libya’ya Rus müdahalesi ihtimalini dile getirdi:

“General Hafter’in Rusya’ya yaptığı ziyaret, Rusya’nın Libya’ya müdahale etme gibi yeni bir dramatik adım atabileceği şeklindeki haberlerin çıktığı bir döneme denk geldi. Rusya’nın bu müdahalesinin de General Hafter ve Mısır ile Birleşik Arap Emirlikleri gibi ona yardım eden ülkelerin desteğiyle olabileceği belirtiliyor.

Hafter’in 6 ay içerisinde ikinci defa gerçekleşen bu ziyareti, Libya’da cereyan eden yeni gelişmeler ışığında daha da önem kazandı. Bu gelişmelerin başında Hafter’e bağlı kuvvetlerin Libya’da önemli limanları ve petrol noktalarını ele geçirmesi geliyor. Bu gelişmeler Hafter’in içerideki konumunu da güçlendirmiş durumda.

El CEZİRE’NİN “ASKERLER” FİLMİ

“Arap Baharı” adı verilen süreçte yaptığı yayınlarla büyük bir tartışma konusu olan ve Mısır, Suriye gibi kitlesel gösterilerin yaşandığı ülkelerin yönetimleri tarafından yanlı ve yalan haber yapmakla suçlanan El Cezire Televizyonu, Mısır’ı bir kez daha kızdırdı.

Mısır’da Müslüman Kardeşler’in yönetimden uzaklaştırıldığı, 3 Temmuz darbesi aleyhine yayın yapan ve Mısır ordusu karşıtı bir yayın politikası izleyen El Cezire, bu kez “Askerler… Mısır’da zorunlu askerlik hikâyeleri” adlı belgesel filmi nedeniyle Mısır basınının hedefi haline geldi.

Mısır ordusuna asker alım sürecinden, oradaki günlük yaşama, askerlere uygulanan sağlık kontrolünden, verilen eğitime kadar birçok konuyu ele alan belgesel filminde, Mısır ordusunda görev yapmış olan subay ve erlerin tanıklıklarına yer veriliyor.

Mısır’ın en çok okunan gazetelerinden Mısr Al Youm yazarlarından Mai Azzam, Mısır’da orduya yapılan eleştirilerin çoğunluk tarafından halkın onuruna yapılmış gibi algılandığına dikkat çekti:

“Öyle görülüyor ki, söz konusu Mısır ordusu olduğu zaman, herhangi bir eleştiri birçok kesim tarafından halkın onurunu kötüleme olarak algılanıyor. Nitekim Mısır ordusu kırmızı çizgidir. Onun sırları, devletin derin sırlarıdır. Kışlaların duvarlarının ardında olan biten, eğitim merkezleri, idari birimleri ile ilgili konuşmak yasaktır. Hatta bütçesi bağımsızdır ve parlamento dâhil hiçbir güç onu denetleyememektedir. Bu durum 1952 yılından itibaren böyledir.”

Liberal çizgide yayın yapan ve Vefd Partisi’nin yayın organı olan El Vefd gazetesi ise, konuyla ilgili olarak sadece El Cezire’yi değil Katar’ı da hedef aldı:

“El Cezire’nin söz konusu filmle ilgili vermek istediği birçok zararlı ve kötü mesaj var. Katar’ın ve Siyonist kanalının bu filmde vermek istediği ilk mesaj, halkı askerliğe karşı isyandır. Bilinen bir gerçek var, başta Katar olmak üzere bazı Körfez ülkeleri kendi vatan evlatlarını zorunlu olarak askere alamamakta ve paralı askerlere dayanmaktadır. Bu durum onlarda kabul görebilir. Hatta bazı Körfez ülkeleri ve başta Katar kendini korumak için askeri üslere dayanıyor. Ancak Mısır halkı, kendi evlatları askere alınsın diye çok mücadele etti. Hatta Mehmet Ali Paşa’nın, oğlu İbrahim Paşa komutasında çiftçi ve köylü çocuklarından oluşan bir ordu kurma kararını büyük bir zafer olarak görmektedir.”

‘CEZAYİRLİ KADINLAR MAAŞINI DEVLETE BAĞIŞLASIN’

Cezayir Dayanışma, Aile ve Kadın Sorunları Bakanı Monia Muslem’in, yüksek mevkilerde çalışan kadınların aldıkları maaşı devlete bağışlamaları konusundaki önerisi büyük tartışmalara neden oldu. Kadından ve aileden sorumlu bakan Muslem, tepkilerin hedefi haline geldi.

CNN televizyonuna göre Muslem, yerel bir televizyon kanalına verdiği demeçte “Gerektiği taktirde, maaşımızın sadece bir bölümün değil, tümünden devlet lehine vazgeçmemiz lazım. Kocalarımız var, onlar harcamalarımızı karşılar” ifadelerini kullandı.

Watanserb adlı internet sitesi, Cezayirli bakanın sözlerinin “kadınları aşağılama” ve “kadını erkek vesayetine mahkum bırakma” şeklinde değerlendirildiğini yazdı.

Al Kuds Al Arabi gazetesi ise, bakanın, ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkmak için yapılması gereken fedakarlıkla ilgili “mübalağa” yapmak istemesine rağmen, kendisini hiç hesaba katmadığı bir tartışmanın içinde bulduğunu kaydetti.

Cezayir’de yayın yapan Elfecr gazetesinden Hadda Hazzam konuyu ele aldığı yazısında, bu açıklamanın “kadınları hor görme” anlamına geldiğini ve bakanla ilgili “daha önce kadınların evde kalması gerektiğini söyleyen ve 90’larda İslami Cephe yöneticilerinden biri olan Ali bin Hac ile ne farkı var?” ifadelerini kullandı.