2019’a veda

2019 yılında, her biri tarihi değiştirecek, ülkelerin seyrinde dönüşümler meydana getirecek olay ve gelişmeler yaşandı. 2011 yılı nasıl ki, halen yansımaları ve etkilerinin sürmekte olduğu bölge halklarının tarihinin seyrinde öze ilişkin bir dönüşüm meydana getirdiyse, 2019 da bu çizgide önemli bir durak ve yeni bir sıçrayışı temsil edecektir.

Samih Raşid

Halkların durumunun değiştiği ve tarihte iz bırakan çok az yıl vardır. Öyle görünüyor ki 2019, her ne kadar izi ve etkisi henüz tam olarak ortaya çıkmamış olsa bile dönüm noktası olan yıllardan biriydi. Yine de dünya tarihinde önemli istasyonları temsil eden yılların etkilerinin oldukça yavaş bir şekilde seyretmesi, ilk kez meydana gelen bir şey değil. Mihail Gorbaçov’un 1985 yılında Glasnost ve Perestroyka’yı (Açılım ve Yeniden Yapılanma) uygulamaya başladığı nokta, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Doğu kampının çöküşünde ana dayanak noktasıydı. 1979’da imzalanan Mısır-İsrail barış anlaşmasının Arap dayanışması içerisinde büyük bir çatlağa yol açtığı deprem, daha sonra 1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesine neden olan uygun bir durum ortaya çıkardı.

NADİR BİR YILDI

Bazıları, 2019’un Arap tarihinin tekrarlanan tipik yıllarından biri olduğunu görebilir. Ancak bu yıl meydana gelen olay ve işaretler, Araplar için zor ya da ağır bir yıl olmanın çok ötesinde ve bundan çok daha derin olay ve işaretlerdir. Bu yıl, her biri tarihi değiştirecek, ulusların ve ülkelerin seyrinde dönüşümler meydana getirecek olay ve gelişmeler yaşandı.

2019’un en önemli olaylarından biri, Lübnan, Cezayir, Irak ve Sudan’a damgasını vuran ayaklanmalar dalgasıdır. Sözü geçen ülkelerdeki halkın öfkesinin birdenbire ortaya çıkmadığı ve bir yıl içinde meydana gelmediği elbette doğru. Ancak 2019 yılında geniş çaplı bir öfkeye ve siyasi duruma yönelik bir hoşnutsuzluğa neden oldu ve halk siyasileri bir çırpıda sildi. Bu ülkelerde suların durulmamasına rağmen, gerek Cezayir ve Sudan gibi ülkelerde en azından yol haritası üzerinde belirli ölçüde istikrar kazanmış olan ülkeler olsun, gerekse Irak ve Lübnan gibi hâlâ gösterilerin devam etmekte olduğu ülkeler olsun, nihai zafere ramak kaldığını söyleyebiliriz. Her iki ülkede de yaygın karışıklıkların uzun sürme imkânı pek yok.

2011 yılı nasıl ki, halen yansımaları ve etkilerinin sürmekte olduğu bölge halklarının tarihinin seyrinde öze ilişkin bir dönüşüm meydana getirdiyse, 2019 da bu çizgide önemli bir durak ve yeni bir sıçrayışı temsil edecektir. Bu yıl bir kez daha biz Araplara şirin görünen politikaların aslında üzerinde çeşitli manevraların gerçekleştiği pozisyon ve politikalar olduğu ortaya çıktı. Örneğin Amerikan siyaseti, Araplarla İran arasında gidip gelmekteydi. 2019’da İran’ın toslamasıyla karşılaşmadan önce durumun patlamak üzere olduğuna ilişkin fiili uyarılarla birlikte ABD’nin birden geri adım attığını ve tehdit politikalarından vazgeçtiğini gördük. Bu yıl, Washington yönetiminin çatışmadan kaçınma, uzlaşma noktaları arama ve ortak çalışma alanları üzerinde yoğunlaşma noktasında bir konsensusa varmaya yakın bir durumla sona erdi.

ABD’NİN DEĞİŞEN SİYASETİ VE ARAPLAR

Washington yönetiminin bir kez daha Arapları kandırma fırsatından alıkoymak için tıpkı Irak’ta yaşandığı gibi, özellikle İran’ın rolü ve bölgesel hareketliliği ile kesişen dosyalarda Arapların tutumunun desteklenmesi noktasında ortaya konan ihmalkârlıktan sonra bu durum daha da belirgin hale geldi. Ve petrol tankerlerinin Körfez’de bombalı saldırılara maruz kalması, ardından Aramco petrol tesislerine yönelik saldırıların gerçekleşmesi gibi olaylar, aslında Amerikalıların Arapları nasıl kandırdığını gösterdi ve Amerikan siyasetinin iç yüzünü ortaya koydu.

Amerikan vazgeçişine eşlik eden bu sonuçla birlikte Rusya, bölgeye agresif bir şekilde giriş yaptı. Aslında yaptığı bu giriş, büyük ölçüde siyasi, teknik ve silahlandırmaya dönük yardımlaşma mesabesinde bir agresiflik olsa da aslında Rusya’nın dört sene önce Suriye krizinde girmiş olduğu fiili askerî saldırıdan çok daha fazla önem taşımaktadır. 2019’da Rusya’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerinden sıcak sulara inmeye ilişkin pragmatist bir bakış açısına sahip olduğu açıkça ortaya çıktı. Bu noktada Moskova yönetimi, Rus silahlarının ihraç edilmesi, nükleer konusunda yaşanan işbirliği ve bazı bölge ülkelerinin askeri üstlere ilişkin Rusya’ya kolaylıklar sağlamasına varana kadar birçok alanda Araplarla işbirliği yaptı.

Belki bu önemli gelişmelerin etkileri çok yakın bir dönemde ortaya çıkmayabilir; fakat kesin olan şudur ki birkaç sene sonra dahi olsa yine de bunlar bölgenin durumunda büyük değişiklikler meydana getirecektir. İşte o zaman dünya ve Araplar bu derin dönüşümlerin köklerinin 2019’da olduğunu anlayacaklar.

Yazının aslı Al Araby sitesinden alınmıştır. (Arapçadan çeviren: İslam Özkan)