Demokrasi mi devlet mi? Irak’ta hangisinden başlamalı?

Devlet ve demokrasi iç içe geçmiş kavramlardır. Peki Irak'ta bu iki kavram birbirini destekler nitelikte mi?
Bağdat, Irak (27 Ekim 2019)

Dr. Cevad el Hindavi

Demokrasi, devlet kavramıyla ilişkilidir ve bunlar, biri olmadan diğeri var olamayacak kavramlardır. Demokrasi, devlet yapısının içindeki unsurlardan biridir, devletin rahminde yüzen ve devletten beslenen bir olgudur. Demokrasinin sıhhat ve selameti, devletin sıhhat ve selametini sağlar. Demokrasinin yokluğu ise devletin otoriterliği ve diktatörlüğü anlamına gelir. Aynı şekilde demokrasinin kötü bir şekilde uygulanması ya da kaotik bir tarzda hayata geçirilmesi devletin inşası, çalışması, kurumları ve sisteminde büyük bir dengesizlik meydana getirir.

Demokrasinin kötüye kullanımı, devletin anayasal güçlerinde temsil edilen olumlu kolektif davranışı inşa etmekten aciz olduğunun bir ifadesidir. 2003’ten sonra Irak’taki siyasi tecrübemiz, şu değerlendirmeleri yapmamızı sağlamaktadır: Devlet kurmak, demokrasinin inşasından daha önemlidir. Devletin inşası, demokrasiden ya önce gelmeli ya da ona eşlik etmelidir. Bütün oyunları, devlet kurumları ve güvenlik aygıtları ile demokrasi süreçlerine girmek, çöküştür ve devlet ve demokrasi için olumsuz sonuçlar getirir. Dış güçler devleti, başka ülkelerin nüfuzuna karşı savunmasız hale getirir, yolsuzluğa, yağmaya ve aşınmaya kapı aralar (Irak’ta olan biten de budur). Bu durum ikincisini (demokrasiyi kastediyorum), kaotik bir uygulama haline getirir ve özgürlük, insan hakları ve uluslararası hukuk bahanesiyle bir partinin, bireyin, mezhebin veya milliyetin hizmetine verir.

Siyaset, gruplaşmalar, mezhepçilik ve lobiler gibi toplumsal olgular demokrasi adına devlete hizmet etmek yerine devleti kullanmaya başladı. Devleti daha da kötüleştiren şey, anayasanın rahminden doğan politik sistemimizin bir devlet kurmaya uygun olup olmadığıydı. Ve bu, anayasayı yazmaya başlarken değil, anayasayı yazmaya başlamadan önce sonuçlarını anlattığımız ve uyardığımız hususlardı.

Peki siyasi sistemimiz, neden mevcut haliyle devlet kurmaya uygun değil?

Çünkü son derece özet ve basit bir şekilde devletin işleri, kararların alınmasında parlamentoda mütehakkim konumda ve meşru bir şekilde bulunan partilere havale edilir. Çünkü siyasal sistemimiz mevcut haliyle zayıf bir yürütme erki inşa etmiştir. Bu durum, terör ve dış müdahale gibi unsurları ihmal etmeksizin, inşaat ve yatırım gibi hizmetlerin olmamasını ve devletin karar alma mekanizmalarının nasıl felç olduğunu gayet güzel bir şekilde anlatmaktadır.

Anayasa, yürütme erkinin aleyhine parlamentoya çok geniş yetkiler vermiş olması nedeniyle herhangi bir kasıt olmaksızın devleti çok zayıflattı.

Ekim ayında başlayan protesto gösterilerinin ortaya çıkardığı temel gerçek, halkla siyasal sistem ve halkla siyasi partiler arasında güvensizlik olduğu gerçeğidir. Dış güçler ve fırsat kollayan terörist unsurlar, doğal olarak bu olayları kullanmaktadır. Bu durum ise devletin karşı karşıya olduğu tehlike ve sorunların hem sayısını hem de çeşidini artırmakta ve durumu daha da karmaşık hale getirmektedir. Devleti vuran, terör ve dış müdahalenin yanı sıra altyapı hizmetlerindeki yetersizlik ve işsizlik oranının yüksekliği değildir sadece, aynı zamanda insanların devlet kurumları karşısında hissettiği güvensizlik ve yapılanlara onay vermemesi de bu güvensizliği beslemektedir.

Devletin, siyasi partilerin, halkın, yol gösterici merceiyyetin (Ayetullah Sistani kast ediliyor-çev.) ve dost ülkelerin, tutum ve düşüncelerinde insanların devlet kurumlarına, partilere, siyaset kurumuna ve geleceğe olan güvensizliğini tamir etmeye muktedir liderler ve siyasi partiler üzerinde düşünmeleri gerekmektedir.

Irak’ta protestoların ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de Irak Federal Anayasası’nın özgürlük ve demokrasiye ilişkin geniş bir alan tanımasının başarısızlıkla sonuçlanmış olmasıdır.

Yazının aslı Rai al-Youm sitesinden alınmıştır. (Çeviren: İslam Özkan)