Dünyanın en derin suları, plastik atıklar için 'nihai çukur' haline geliyor

Dünyanın en derin okyanus çukurları plastik atıklar için “nihai lavabo” haline geliyor. Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, gezegenin bu karanlık, uzak bölgelerinde bile hayvanların kirlilikten etkilendiğini gösteriyor.

DUVAR – Bilim adamları, kirlilikten etkilenmeyen hiçbir deniz ekosisteminin kalmadığını söylüyor. Araştırmayı yürüten Alan Jamieson “Okyanusların en derin noktasında (plastik) sadece orada oturuyor, akıntıyla uzaklaşmıyor ve bu çukurların içine ve dışına hiçbir hayvan gitmiyor” diyerek durumu çarpıcı bir biçimde özetliyor.

Dünyanın en derin okyanus çukurları plastik atıklar için “nihai lavabo” haline geliyor. Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, gezegenin bu karanlık, uzak bölgelerinde bile hayvanların kirlilikten etkilendiğini gösteriyor.

Bilim insanları ilk kez Mariana açmasında ve 6 bin metre derinliğe sahip diğer beş alanda organizmaların mikro plastik sindirdiklerini buldular. Araştırma sonucunda “plastik kirliliğinden etkilenmeyen deniz ekosistemlerinin kalmaması çok muhtemel” saptamasında bulunuldu.

Royal Society Open Science Journal’da yayınlanan ve The Guardian’da rapor edilmiş makaleye göre, giysiler, paketler ve kutularda bulunan geri dönüştürülemeyen maddeler, evlerin içindeki çöplerden, çöplük alanlarına oralardan da nehirler vasıtası ile denizlere ulaşarak ayrışmakta ve toprağa karışmaktadır.

DÜNYADAKİ EN DERİN YERLER 

Newcastle Üniversitesi’nden Dr. Alan Jamieson’un (Dr. Will Reid ve Dr. Thom Linley’le birlikte) önderliğinde gerçekleşen çalışma, plastiklerin yalnızca okyanuslarımızın en derin uçlarına ulaştığını değil, aynı zamanda orada yaşayan hayvanlar tarafından yutulup sindirildiğine dair de kanıtlar ortaya çıkardı.

Ekip, tüm Pasifik Okyanusu’nda Japonya’daki Mariana, Peru-Şili’deki Izu-Bonin ve Avustralya açıklarındaki takımadalardan Yeni Hebritler’deki Kermadec çukurlarını da kapsayan ultra derin çukurlarda bulunan kabuklulardan alınan örnekleri test etti.

Mariana Çukuru’ndaki Challenger Derini dâhil (10,890 metre derinlik), şaşırtıcı bir şekilde bunların derinlikleri en derin nokta dâhil, 7 ile 10 kilometre arasında değişmektedir.

Ekip modern araçları kullanarak, 90 ayrı hayvanı incelediler ve bunların, Yeni Hebritler’deki Kermadec Çukurunda % 50’den fazla, Mariana Çukuru’nun altında ise % 100’e kadar plastik sindirdiklerini buldular.

Tanımlanan parçalar, tekstil ürünleri gibi tüm ürünlerde kullanılan mikro fiberler olan Rayon, Lyocell ve Ramie gibi yarı sentetik selülozik elyafları, polivinil alkol veya polivinilklorür – PVA ve PVC’ye yakından benzeyen naylon, polietilen, poliamid veya tanımlanamayan polivinilleri içeriyor.

NİHAİ ATIK ÇUKURU 

BBC’de yayınlanan Mavi Gezegen II’de yer alan araştırma ekibinin bir parçası olan Dr. Jamieson, “hangi büyüklükte olursa olsun, bu atıkların asıl battığı yer derin deniz çukurudur” diyor.

Jamieson, “materyaller bu alanlara ulaştığında -çoğu zaman yüzeyin altında bulunan Everest Dağı’nın üzerindekinden daha derine – atıkların gidecek başka bir yeri yoktur. Bir nehri kirletirseniz, temiz bir şekilde arıtılabilir, kıyı şeridini kirletirseniz, su gelgitlerle seyreltilebilir, ancak, okyanusların en derin noktasında, sadece orada duruyor uzaklaşamıyor ve o çukura giren ve çıkan hiçbir hayvan yok” dedi.

Derin deniz türleri üzerindeki etkiler henüz net değil, ancak bilim adamları engellenmiş sindirim yollarının benzer sorunlarını yaşayacaklarını söylüyorlar ve daha yüksek derinliklerde yaratıklar sınırlı hareketliliğe sahipler, çukurlar yiyecek kıtlığı oluşturan ekosistemler oldukları için daha savunmasız olabilirler, bu durum temizleyicileri ve avcıları bulabilecekleri her şeyi yutmaya zorlar.

Jamieson, bu arada kirlenmemiş bir durumda ve hiç görülmemiş bazı yeni türlerin keşfedildiğini de söyledi. Jamieson, “Onları ölçecek bir taban çizgimiz yok. Onlar hakkında bozulmamış hallerine yönelik veri bulunmuyor. Ne kadar çok düşünürsen, o kadar moral bozucudur” ifadeleri kullandı.

 

* Yazının aslı Newcastle University sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Dilaver Demirağ)