Ümit Akçay

uakcay@gazeteduvar.com.tr
TÜM YAZILARI
Sanayisizleşme, meşruiyet krizi ve Trump: Ticaret savaşlarının kodları Sanayisizleşme, bir yandan gelir dağılımındaki eşitsizlikleri artırırken, diğer yandan geniş toplum kesimlerinin karar alma mekanizmalarından dışlanmasıyla sonuçlanmış ve sonuçta geniş çaplı bir meşruiyet krizine neden olmuştur. Bir başka ifadeyle, ABD’de demokrasiyi koruyacağına umut bağlanan ‘kurumlar’ içi boş bir kabuktan ibarettir. Batıdaki ana-akım siyasetin de bu meşruiyet krizine yanıtları yok.
TÜSİAD-AKP gerilimi: Ekonomi mi siyaset mi etkili? TÜSİAD ile AKP arasındaki gerilimde pek çok faktör etkilidir ve bunlar arasında hukuk devletiyle ilgili eleştiriler ya da patronların çeşitli mekanizmalarla firmalarına el koyulması korkularını dile getirmeleri dikkate değer hususlardandır. Ancak bunun neden gündeme geldiği, birikim modeli krizine referans vermeden anlaşılamaz. TÜSİAD-AKP geriliminin ekonomi politiği Şimşek programı sahipsiz kalmıştır. Bir başka ifadeyle, Şimşek programını ve özellikle TCMB’nin faiz politikasını eleştiren sermaye gruplarının sayısı giderek artmıştı, hatta savunan bir tek TÜSİAD kalmıştı diyebiliriz. Şimdi bu da değişiyor.
Trump başarılı olursa ne olur? İkinci Trump döneminde uygulamaya konulan korumacı uygulamalar eğer gerçekten ABD’nin büyüme modelini değiştirmeyi amaçlıyorsa, bunun ekonomik ve siyasi sonuçları ABD dışındaki ülkeler için çok daha önemli olacak. Ticaret savaşları: Trump’ın gümrük politikaları ve küresel yansımalar ABD'nin üretim sektöründe yaşadığı üstünlük kaybı, uzun yıllardır devam eden sanayisizleşme sorununu derinleştirmiştir. ABD’deki sanayisizleşmenin simetrik karşılığı, üretim alanındaki üstünlüğün Çin'e geçmesiydi. Bu bağlamda, Trump yönetiminin uyguladığı gümrük vergileri, ABD'nin üretim alanındaki hegemonyasını yeniden tesis etme çabası olarak değerlendirilebilir. Davos’ta fırtına: Çin’in DeepSeek’i, ABD’nin teknoloji tekelini sarstı Çin’in büyük dil modelleri geliştirmesi ve yapay zeka altyapısını güçlendirmesi, Batılı teknoloji tekellerinin yıllardır elinde tuttuğu küresel veri egemenliğine doğrudan bir meydan okuma anlamına geliyor. Yapay zeka ekosistemine DeepSeek’in dahil olması, yalnızca rekabetçi bir hamle değil, aynı zamanda yeni bir küresel değer zinciri inşa etme girişimi olarak okunmalı. Trump dönemine Şimşek programıyla girmek Türkiye için ne getirecek? Şimşek programını takip eden Türkiye’nin ikinci Trump dönemindeki seçenekleri oldukça sınırlıdır. Ya Suriye’de (ve diğer alanlarda) ABD çıkarları ile çelişmeyen ve hatta bölgesel güç olma iddialarını ancak ABD şemsiyesi altında sürdürmeye çalışan bir politika göreceğiz ya da Şimşek programının yeni bir dış şok ile sonlanmasını. Almanya’da kriz, iktidar blokundaki eğilimler ve şubat seçimleri Almanya, pandemi sonrası toparlanma sürecinde özellikle dijitalleşme ve yeşil enerji geçişine ağırlık verdi. 2022’de başlayan enerji krizi, Rusya’ya olan enerji bağımlılığının sona erdirilmesi yönünde güçlü politikaların benimsenmesine yol açtı. 2025’e girerken art arda iki yıl süren ekonomik resesyon, borç freninin yeniden tartışılmasını ve daha müdahaleci bir ekonomi politikasına geçiş ihtiyacını gündeme getirdi. Almanya’daki ekonomik başarının ve krizin dinamikleri Almanya’nın ekonomik dönüşümü, iç talebe dayalı bir büyüme modelinden neredeyse tamamen ihracata bağımlı bir yapıya geçişi ifade etmektedir. Tüm bu değişim, Covid-19 salgını, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ve Çin’den gelen rekabet baskısının giderek artması gibi etkenlerle birleşince Almanya’nın büyüme modeli tıkanmış ve iki yıldır süren ekonomik kriz, sonunda bir siyasi krize dönüşerek erken seçimleri getirmiştir. Bir dönüm noktası olarak 2024 2024’te yaşanan ekonomik gelişmeler, 2025’teki küresel ve yerel ekonomik stratejileri şekillendirecek. Dünya genelinde korumacılık ve izolasyonizm yükselirken, Türkiye’de 2025 yılı bir ekonomik durgunluk yılı olacak. 2025’e girerken emeğin durumu Ekonomide durgunluğun beklendiği 2025 yılında, hayat pahalılığı krizine karşı örgütlü olarak verilen tepkiler ve bu hak mücadelelerinin geniş bir dayanışma ağıyla sürdürülmesi, emek hareketinin temel hedeflerinden biri olmalıdır. Ek olarak, emek hareketinin yükselişi durumunda bunu karşılayabilecek güçte ve gelişkinlikte bir siyasi merkezin yaratılması, en az ilki kadar önemli bir hedef olarak görülüyor. 2024 krizi Şimşek’e yetecek mi? Şimşek programı, enflasyonun ancak ekonomik krizle kontrol edilebileceği inancına dayanıyor. 2024'te ekonomi yönetiminin gücü asgari ücretliye yeterken fiyat belirleme gücü olan firmaların ‘beklentilerini çıpalamaya’ yetmedi. Öte yandan enflasyon üst gelir gruplarının oluşturduğu talebin sürmesi nedeniyle beklendiği kadar ivme kaybetmiyor. Almanya’da hakim paradigma değişiyor Almanya'da son iki yılda ekonomi küçülüyor. Önümüzdeki hafta yapılacak oylamada hükümetin resmi olarak düşmesi bekleniyor. Erken seçim sonrasında siyasi istikrarın yeniden tesis edilmesi garanti değil. Yeni bir 'büyük koalisyon' kurulsa da, iktidarın sürücü koltuğunda sosyal demokratların oturması neredeyse imkansız. Ancak yine de, iktidar bloğundaki genel eğilim, borç freninin gevşetilmesi yönünde. Almanya’dan sonra Fransa mı? Çoklu krizler döneminde AB Gerek ABD gerekse Avrupa’da yaşanan telaşın gerisinde Çin’den gelen iktisadi rekabet baskısı yatıyor. ABD’de Trump’ın seçilmesi, bir yanıyla ABD’nin hegemonik rolünün kaybının yarattığı endişeyi temsil ediyor. Ancak Avrupa için durum çok daha zor. Çin’den gelen rekabetin artacağı önümüzdeki yıllar, AB’nin bütünlüğü için de bir test dönemi olacak. Trump’ın dolar tehdidi ve ABD hegemonyasının gerilemesi BRICS ülkelerinin ve diğer yükselen güçlerin doların egemenliğine karşı attıkları adımlar, küresel kapitalist düzenin değişimine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Ancak bu değişimin ne hızla gerçekleşeceği, ne kadar derin olacağı ve hangi yeni güç odaklarının ortaya çıkacağı hala belirsizdir. Bu süreç, kapitalist sistemin dinamikleri ve büyük güçler arası rekabetin kızışmasıyla şekillenecektir. Rio’dan Bakü’ye küresel yönetişim krizi ve ekolojik emperyalizm Adil bir sosyo-ekolojik ‘geçiş’ mücadelesinin, yalnızca ekolojik sorunları değil, aynı zamanda küresel ekonomik adaletsizliği ve onu sistematik bir şekilde üreten üretim yapısını da hedef alması gerektiği konusunda bir tereddüt yok. Tartışmalar halen sürüyor ancak bu tartışmaların toplumsallaştırılması, aciliyet taşıyan temel gündemlerden biri. İlerici neoliberallerin otoriter popülistlerle imtihanı 2024 ABD seçimleri, sadece iki sağ kutup arasındaki mücadeleyi değil, aynı zamanda neoliberalizmin kriziyle birlikte yükselen otoriter popülist akımların gücünü de gözler önüne seriyor. Ekonomik korumacılık, göçmenlik politikalarında sertleşme ve dış politikada Çin ile rekabete yoğunlaşma, Trump yönetiminin temel unsurları olacaktır. Ekolojik emperyalizm Ekolojik emperyalizm, sadece Küresel Kuzey’deki emperyal yaşam tarzlarıyla Küresel Güney’deki ekolojik sömürü uygulamalarını birleştiren bir kavram olması nedeniyle değil, aynı zamanda "eko-emperyal gerilimlere" işaret etmesi nedeniyle de önemli. IMF, çoklu kriz konjonktüründe ne öneriyor? Güncel güç ilişkilerinin devamını savunan bir ekonomi politikası çerçevesi mi, yoksa çoklu kriz konjonktüründen toplumsal refahı önceleyerek çıkmayı amaçlayan bir politika çerçevesi mi etkili olacak? Son Mali İzleme raporundan da anlaşılacağı gibi IMF’nin pozisyonu, halen mevcut güç ilişkilerinin bekçiliğini üstlenmekle sınırlı. Almanya’nın ekonomik modeli krizde mi? 2025’teki federal seçimlere ekonomik durgunluğun sürdüğü, işsizliğin arttığı, kamu hizmetlerinin kalitesizleştiği ve sınırlandığı bir ortamda gitmek, patlayıcı bir bileşim yaratıyor ve bu koşullar değişmezse, aşırı sağın etkinliğini artırmasında katalizör etkisi görecek. Çin’de ‘Model’ değişiminin sancıları Çin’deki politika yapıcıların ekonomik yavaşlama ve deflasyona karşı aldığı önlemler, 2008 krizi sonrasındaki gibi inşaat ve altyapı yatırımlarını coşturarak kısa vadede talebi ve büyümeyi canlandırmak yerine teknoloji odaklı ve stratejik olarak belirlenen sektörlere yatırım yaparak, küresel hiyerarşide bir üst basamağa çıkma isteğini yansıtıyor. Şimşek, patronların direncini kırabilecek mi? Bu yazıda, güncel enflasyon dinamiklerini tartışırken yaygın olarak görmezden gelinen ‘odadaki file’, yani büyük firmaların fiyat belirleme gücüne işaret etmek istiyorum. Mevcut konjonktürde enflasyonun güncel dinamikleri nelerdir sorusuna, büyük firmaların fiyat belirleme güçlerini kullanarak ekonomi yönetiminin enflasyonu düşürme programına karşı gösterdikleri direnişi göz ardı etmeden yanıt veremeyeceğimizi savunuyorum. Ekonomik korumacılığın yükselişi Günümüzde ekonomik korumacılığın geri dönmesi, tıpkı sanayi politikasında olduğu gibi jeopolitik gerilimler, çeşitli sermaye kesimleri arasındaki rekabet gibi dinamiklerce şekillendiriliyor. Henüz genelleşmiş bir korumacılıktan ziyade sektörel ve kısmi uygulamalar görüyoruz. Şimdilik neredeyse tamamen Çin’e karşı rekabette geri düşen ya da geride kalma riski belirginleşen merkez ülkelerde görülen ve sektörel önlemlerle sınırlı bir eğilim olduğunu söyleyebiliriz.   Sanayi politikalarının dönüşü sol için ne ifade ediyor? Sanayi politikalarının geri dönüşü gündemi, günümüzdeki çoklu kriz koşullarına sermaye cephesinden bakılarak verilen bir yanıttır. Geniş toplum kesimlerinin refahı ve mutluluğu, yani emeğin hakları ve sol bu resimde henüz yok. Ancak çok boyutlu olan günümüzdeki çoklu kriz ve buna verilen tepkiler tartışması, önümüzdeki dönemde siyaseti şekillendirecek temel dinamiklerden biri olacak. OVP, Şimşek ve Gramsci’nin tarihsel bloku Ekonomik sorunlar bir türlü aşılamıyor ve dağ gibi büyüyor. O nedenle, derinleşen bu hegemonya krizini aşmaya yönelik siyasi ve iktisadi alternatifleri içeren bir karşı tarihsel blok ve onun öznelerinin ortaya çıkıp çıkmayacağı, ülkenin kaderini belirleyecek. Süper Mario’nun Avrupa’yı kurtarma planı İtalya eski Başbakanı Mario Draghi sürekli durgunluk krizinden yatırımlar öncülüğünde çıkılabileceğini ileri sürüyor. Bu öneri, aynı zamanda Avrupa’daki büyüme modelinin değişmesi ve yatırım çekişli bir büyüme modeline geçiş anlamına da geliyor. Draghi’nin bu raporunun pratikte bir sonuç doğurmayacağını belirtmeliyim. Yani Avrupa’da ani bir politika değişimi söz konusu değil. Şimşek programı ekonomiyi tahrip ediyor Önümüzde dönemde Şimşek programının önündeki güzergahın daha da daraldığını göreceğiz. 2024’ün ikinci yarısında ekonomi daha da yavaşlayacak. Hatta TCMB’nin öngörülerine güveneceksek, önümüzdeki aylarda ekonomik kriz bizi bekliyor. Şimşek’in koltuğunu kim sallıyor? Mevcut ekonomi programına alternatif öneren bir muhalefet çıkmadıkça, Şimşek’in koltuğunu koruması ve hayat pahalılığı krizinin maliyetini orta ve düşük gelirli kesimlerin sırtına yükleyen programın devam etmesi muhtemeldir. Ekonomi politikası kilitlendi Gerek TCMB rezervlerinin güçlendirilmesi gerekse enflasyonla mücadele için kullanılan yol olan faiz artışları, ilginç bir şekilde ekonomi politikasını kilitliyor ya da bir başka ifadeyle ekonomi politikası esnekliğini ortadan kaldırıyor. Şimşek programı çalışıyor: Ekonomik kriz kapıda! Şimşek programı, hayat pahalılığı krizinin derinleşmesi ve daha fazla yoksulluk vaat ediyor. Bunun karşısında tartışmamız gereken alternatifler. Türkiye’nin mevcut toplumsal dinamikleri, henüz geniş toplum kesimlerinin alternatif bir program etrafında bir araya gelmesi sonucunu ortaya çıkaramadı. Odaklanmamız gereken yer, alternatif eksikliğinin toplumsal kökenleri ve bunun nasıl aşılacağı olmalı.