Ali Duran Topuz
Ali Duran Topuz

Temerküz günlerinde hukuk

Pazartesi, 23 Ocak, 2017
Yeni OHAL kararnameleri geldi. Kararnamelerle işten, meslekten, yaşamdan atma işlemlerine karşı bir “komisyon” kurulacak. Komisyonda “yargı”dan sadece üç üye, “yargı tarafından” (HSYK) atanmış sadece iki üye olacak. İki yılda işini bitirmesi için günde en az 136 dosyaya bakması lazım. 8 yıldan önce bir karar beklemek abes…

Her şey toplanıyor. Yetki, karar, söz hakkı. Toptancı bir iktidar ve yapı oluşturuluyor. 685 sayılı KHK, OHAL dönemindeki meslekten-kamudan atma, ilişiği kesme, kapatma, el koyma kararlarına karşı bir “toplama” operasyonu yapıyor.
Ne yapılıyor?
Önce bir “başvuru merkezi” kuruluyor. Adı, “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu.”
Hani, hata varsa düzeltilsin diye. Fakat dostlar “düzeltme”de görsün.

EN FAZLA ÜÇ “YARGIÇ”

Önce komisyonun kuruluşu ve yapısı: Yedi üyesi olacak. Dört oyla karar alacak. Çekimser kalmak yasak! Üç üyeyi Başbakan atayacak. Bir üyeyi Adalet Bakanlığı, hakim savcılar arasından atayacak. Bir üyeyi İçişleri Bakanlığı, mülki idare amirleri arasından atayacak. Birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay tetkik hakimleri arasından HSYK atayacak.
Yani komisyonun yedi üyesinden sadece üç üyesi “hakim ve savcı”lardan, yani hukukçulardan oluşacak. Dört üye ise (başbakanlık 3, İçişleri 1) doğrudan “yürütme”ye bağlı kadrolardan oluşacak. Belki bu kurumlar “hukukçu” atar, fakat hakim-savcı olmayacak. Yani? Komisyonda yürütme, yargının önünde olacak. Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın seçeceği kişi de “yargı”dan çok “yürütme”nin seçimi olacak ki bu da “yargı” üyeliğini ikiye düşürecek.

khkana

HANGİ İŞLERE BAKILACAK?

‘Komisyonun görevleri” başlıklı ikinci madde der ki:
(1) Komisyon, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi.
b) Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi.
c) Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması.
ç) Emekli personelin rütbelerinin alınması.

(2) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan düzenlenen ve birinci fıkra kapsamına girmeyen işlemler de Komisyonun görev alanındadır.

(3) Bu maddede belirtilen işlemlere bağlı olarak olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan ilave tedbirler ile kanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında ayrıca başvuru yapılamaz
Bir ibare var, “kanun yolları açık” olan işlemler bu kapsamda değil diye. Ne demek bu? Teorik olarak kanun yolları kapalı işlem olmaz. KHK’lerde “kanun yolları kapalı” denilse bile, olmaz. Ayrım nerede, belirsiz. OHAL’den sonra hangi işlem için hangi kanun yollarına başvurulacağına dair oluşan fiili belirsizlik sanki yokmuş gibi hazırlanmış bu KHK de… Bir şeye çözüm getirmediği gibi çözüm yollarını erteleme maksadını taşıyor, en özetle.

dilekce

İKİ YILDA 100 BİNİ AŞKIN DOSYA

Komisyon iki yıl çalışacak. Uzatmaları saymazsak, bu iki yıl içinde kaç işleme bakacak?
Nergis Demirkaya’nın 3 Ocak’ta Duvar’da çıkan haberine göre sadece kamuyla ilişiği kesilenlerin sayısı 83 bin! Kapatılan dernek sayısı 1325! Kapatılan medya kuruluşu sayısı 175… Bu rakamlar içinde öğrenciler yok!

Daha yapılacak işlemler ve öğrenciler de katılacaksa, rakam 100 bini hayli aşacak demektir.
İki yılda 760 gün var! Aşırı iyimser bir tahminle 100 bin işlem desek, 100.000 / 730=136,986301…. Pi sayısı gibi uzuyor… Kabaca, günde 136’dan az olmayacak bakılacak işlem sayısı!
Sadece ikisi doğrudan yargıdan, sadece üçü yargıç-savcı olan yedi kişi, günde 136+ dosyaya bakınca ne görecek de ne düzeltecek?
Ne görecek? KHK’nın dokuzuncu maddesi, “dosya üzerinden karar verir” diyor. Hangi dosya üzerinden? KHK ile “meslekten, işten, hayattan atıldın” deniliyor, delil yok, gerekçe yok, mahkeme kararı yok. Komisyona ne diyecek? Bir dilekçe, “Bilmediğim, açıklanmayan, tebliğ edilmeyen, izah edilmeyen bir sebeple atıldım” diyecek. Komisyon dosyaya bakacak, gerekçe, tebliğ, izah, yargısal süreç yok, neye göre karar verecek? Hissi kablel vuku…

KOMİSYON+İDARE MAHKEMESİ+AYM+AİHM: EN AZ 8 YIL

Hadi içe doğuş metoduyla en doğruyu gördü, düzeltti diyelim. Onun hatalarını kim düzeltecek? Ankara’da, HSYK tarafından belirlenecek idare mahkemeleri. Demek ki iki yılın sonunda (ki uzatma var, ama onu hesaba katmadık) Ankara’da idare mahkemelerine 100 bin dosyanın gelmiş olma ihtimali var! Yetkiyi komisyonda topladık, davaları Ankara’da topladık. Sonra? İdare mahkemelerindeki yargılama (çok çok iyimser bir tahminle, temyiz dahil!) iki yılda bitse, hukuki durumun kesinleşmesi en az dört yıl almış olacak. Sonra? Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve sonra AİHM’ye gidiş… En iyimser, çocuk saflığında bir tahminle AİHM’ye gidiş altı yıldan önce imkansız gibi…
AİHM Türkiye’den gelen dava sayısını kat be kat artıracak on binlerce davayı kaç yılda bitirir? Orada da safça iki yıl diyelim! Sekiz yıldan önce “hukuk yoluyla dönüş” imkansız gibi.
Özetle, memleket giderek bir temerküz kampına dönüşüyor: Yetkileri topla, hakları darmadağın et…

(Fotoğraf: Arşiv)

GÖZALTI SÜRESİ NE OLDU?

Bir de gözaltı süresi var, o da 684 sayılı kararname ile yeniden düzenlendi.
Ne oldu?
OHAL başladıktan sonra KHK ile gözaltı süresi 30 güne çıkarılmıştı. Şimdi indirilmiş gibi yapılıyor. Nasıl?
Yakalama anından itibaren yedi günü geçemez, deniliyor kural olarak fakat hemen bir ek: Yakalamadan yargı önüne götürülme için gerekli süre… O sürenin bir sınırı yok, 12 saat? 24 saat? 48 saat?
Ama kısaltmadan memnun olmamış ki bir ek daha: Savcı, iş yükü filan diyerek bir yedi gün daha verebilir…
Bununla da kalmayacak tabii ki: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar nedeniyle gözaltına alınan kişiler hakkında gözaltı süresi en çok otuz gün olarak uygulanır.
*
Yani, üç gözaltı süremiz oldu: 7+?, 14+? ve 30 gün, ki 30 gün için de “yargı önüne çıkarma süresi” (?) gibi bir ilave zaman da var…
Toptancı mantıkla yapılan bu düzenlemeler, örneğin insan kaçakçılığını değil, yasak bölgeye girmeyi 30 gün gözaltında tutma sebebi sayıyor. Esasen, TCK’daki dört bölüm ile TMK birlikte düşünüldüğünde 30 günden kurtuluş pek çok kimse için yok gibi.

tmsf

YAZARIN DİĞER YAZILARI