Kaboğlu'ndan 'tek kişilik kalıcı OHAL' uyarısı

Prof. Kaboğlu: 16 Nisan'da kabul edilenler yürürlüğe girince kalıcı OHAL rejimi başlayacak.
Prof. İbrahim Kaboğlu, denizli Barosu'ndaki sempozyumda konuştu.

DUVAR – Denizli Barosu’nda Denizli Demokrasi Platformu, TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, Anayasa Hukuku Araştırma Derneği (ANAYASA-DER) ve Önce Demokrasi Platformu işbirliğiyle, ‘2019’a Doğru Demokratik Anayasa İçin’ adlı sempozyum düzenlendi.

Sempozyumda, Marmara Üniversitesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edilen ANAYASA-DER Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selin Esen, Önce Demokrasi Platformu İletişim Sorumlusu Sevil Becan, konuşmacı olarak yer aldı. Denizli Baro Başkanı Müjdat İlhan ve Denizli İl Başkanı Teoman Sancar da sempozyuma katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Baro Başkanı İlhan, ülkede yaşanan olumsuzluklar değerlendirildiğinde sivil bir anayasanın oldukça önemli bir ihtiyaç olduğunu belirtti. Açılış konuşmasının ardından sempozyuma geçildi. Önce Demokrasi Platformu İletişim Sorumlusu Sevil Becan, geçmişten bu güne anayasa değişikliğiyle ilgili yaptıkları çalışmaları anlattı.

PROF. ESEN: OHAL SÜRECİNDE KARA DELİKLER OLUŞUYOR

Prof. Dr. Selin Esen, olağanüstü yönetim usullerinin hukuk düzeninde tanımlanmasın son derece önemli olduğunu ifade ederek, şöyle dedi: “Olağanüstü yönetim usulleri, devlete, ulusa, anayasal düzene karşı olağan hukuk araçlarıyla müdahale etmenin mümkün olmadığı durumlarda aldığı istisnai tedbirlerdir. Sıkıyönetim keyfi değil, geçici olmak zorundadır. Olağanüstü hal, bir tehdidi bertaraf etmek için yapılır. Eskiye dönmek amaçlanır ve geçicilik söz konusudur. Olağanüstü yönetim dönemlerinde hukuk devletlerinde aşınma oluyor. Kara delikler oluşuyor. Hukuk devleti unsurları göz ardı edilebiliyor.”

‘ANAYASAL DÜZEN SAĞLANDI MI?’

Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu ise demokratik anayasa için neler yapılabileceğini anlattı. 2019’a giden yolda siyasal ve sosyal açıdan yoğun bir süreç yaşanacağını belirten Prof.Dr. Kabaoğlu, şöyle dedi:
“15 Temmuz’da bozulan kamu düzeni ve anayasal düzen yeniden tesis edilsin diye OHAL getirildi. Peki anayasal düzen sağlandı mı? Yoksa var olan düzenden de mi olduk? Biz 1982 yasasını, OHAL yasalarına ilişkin yasaları çok eleştirdik. Hatta ona ‘istisna anayasa’ bile dedik. Gelin görün ki bir yıldır tanık olduklarımız, anayasamızla uzaktan yakından ilgisi olmayan, anayasa ötesi uygulamalar, anayasa dışı uygulamalara yönelindi. Yeniden anayasa düzeni tesis etme adına bir tür anayasal düzenin kaldırılması sorunsalıyla karşı karşıya geldik.”

‘GÖREVİMİZ DOĞRU BİLGİYİ VERMEK’

Kabaoğlu, şöyle devam etti: “20 Temmuz 2016’da, darbe girişimine karşı OHAL yürürlüğe konuldu. Hukuk dışı bir uygulamayla karşı karşıya geldik. Biz demokrasi platformları olarak, demokratik anayasa arayışını gündeme getiremezsek, 16 Nisan anayasası, ben ona 15 Temmuz anayasası diyorum, o yürürlüğe girerse o zaman onun adı kalıcı tek kişi olağanüstü hal dönemine geçiş olacak ki işte o bakımdan ben düzenlediğimiz bu toplantıları çok önemsiyorum. Aranızda 16 Nisan’da ‘Hayır’ diyenler var, ‘Evet’ diyenler var. Belki de geçersiz oy atanlar var. Onlar açısından bir değer yargısı koymak bizim görevimiz değil. Bizim görevimiz doğru bilgi nedir onu vermek. Ben ve arkadaşlarım bunun için çaba gösteriyoruz. Bizim görevimiz doğru bilgiyi vermek. 6771 sayılı kanun (16 Nisan’da kabul edilen Anayasa değişikliği) eğer bütünüyle yürürlüğe girerse, o zaman kalıcı tek kişi OHAL rejimini getirecek diyoruz.” (DENİZLİ/DHA)