'Kayyım yüzlerce emekçiye kıydı'

Kayyım atanan belediyelerden ihraç edilen personel sayısı her geçen gün artıyor. En son Diyarbakır’ın Sur Belediyesi’nde 67 çalışanın işine son veridi. Genel İş Diyarbakır 2 Nolu Şube Sekreteri Hasan Eroğlu ancak emek cephesinin örgütlü direnişiyle ihraçların önüne geçilebileceğini söyledi.
Genel İş

Diyarbakır 2 Nolu Şube Sekreteri Hasan Akdoğan, ihraçlardan en çok taşeron işçilerin etkilendiğini söyledi. Genel İş Diyarbakır 2 Nolu Şube Sekreteri Hasan Akdoğan, ihraçlardan en çok taşeron işçilerin etkilendiğini söyledi.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DİYARBAKIR – Bölgede Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) yönettiği belediyelere kayyım atanacağı söylentileri başladığı günden bu yana, belediye çalışanları iki nedenle tedirgin oldu: Birincisi, seçilmiş belediye başkanı gidecek, onun yerine Olağanüstü Hal’in (OHAL) atadığı bir bürokrat atanacaktı. OHAL’in atadığı bürokratla çalışmak, en başta psikolojik olarak rahatsız edici bir durum olacaktı. İkincisi, işten atılma endişesiydi.

Belediye çalışanlarını tedirgin eden iki kuşku da gerçekleşti. Kayyım atanan belediyelerin önü, gece gündüz bekleyen polis ve zırhlı araç barikatıyla kapatılmış durumda. Belediye binasına girebilmek için çantanın, gerekirse üstünün aranmasına, kurum kimliğinin incelenmesine razı olmak zorundasın. Belediyenin bazı birimlerinde polislerin çalıştırılması ise başka bir sorun. İhraçlar da peş peşe gelmeye başladı. Kayyım atanan bütün belediyelerden personel ihraçları haberleri geliyor.
Diyarbakır’da da durum farklı değil. Diyarbakır’ın dört merkez ilçesi Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar’dan 187 çalışan ihraç edildi. En son Sur Belediyesi’nin 67 çalışanının işine son verildi. Daha önce ihraç edilenlerle birlikte, Sur Belediyesi’nden ihraç edilenlerin sayısı 72 oldu.

EN KOLAY TAŞERON İŞÇİLER İHRAÇ EDİLİYOR

İhraç edilen belediye çalışanları hakkında, Genel İş Sendikası Diyarbakır 2 Nolu Şube Sekreteri Hasan Eroğlu ile konuştuk. İhraç edilenlerin sayısını hatırlattığımız Eroğlu, “Kayyım atanan bütün belediyelerde ihraçlar var ve devam edecek gibi görünüyor” diyerek, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinden yaklaşık 50 kişinin ihraç edildiğini aktarıyor: “Silvan Belediyesi’ne ait kültür kurumunda yaklaşık 50 kişi çalışıyordu. Bunlar taşerona bağlı çalışan personeldi. Kayyım sözleşmeyi yenilemeyince hepsi işsiz kaldı.”
Taşerona bağlı çalışan personelin hem ekonomik hem de sosyal haklar açısından tatmin edici koşullara sahip olmadığını vurgulayan Eroğlu, taşeron sisteminin AK Parti döneminde hayata geçtiğini de hatırlatıyor.

‘SENDİKA BASIN AÇIKLAMASIYLA YETİNDİ’

Hasan Eroğlu, kayyım atama uygulamasının belediye başkanlarını görevden almakla yetinmeyeceğini en baştan beri bildiklerini söylüyor ve ekliyor: “Belediye başkanları görevden alındıktan sonra sıranın emekçilere geleceğini biliyorduk, ama bunun önüne geçemedik.”
Eroğlu, 12 Eylül darbesinden sonra sendikaların içinin boşaltıldığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “15 Temmuz darbe girişimini hükümet kendi lehine çevirdi ve kendi darbesini gerçekleştirdi. Ne yazık ki sendikalar darbeye karşı güçlü bir direniş gösteremedi. Belediyelere kayyım atandığında genel merkeze durumu izah etmeye çalıştık. İhraçlar olmasın diye gerekirse açlık grevi yapalım, genel greve gidelim önerisinde bulunduk. Ancak genel merkez beklemekten yana tutum aldı. Hükümet darbesine ve ihraçlara karşı basın açıklaması yapmakla yetindi.”

OHAL uygulamalarının bütün demokratik hakları gasp ettiğini dile getiren Eroğlu, “İhraçlarla mağdur duruma düşen arkadaşlarımızın sesini duyurmak için sokağa çıkmamız bile yasak” dedi.

‘BİZE ÜYE OLDUKLARI İÇİN İŞTEN ATILDILAR’

İhraç edilecekler nasıl belirleniyor? İhraçtan önce hükümete yakın medyada sık sık belediye çalışanlarının ‘PKK’lı’ ya da ‘PKK’lı yakını’ olduğu iddiaları ile haberler yapıldı. Bu türden haberler, ihraçların önünü açmak için miydi?
Eroğlu, bu soruları şöyle cevaplıyor: “Özellikle taşeron için çalışan işçilerin çoğu 90’lı yıllarda köyleri boşaltıldığı için Diyarbakır’a yerleşen insanlar. Çocukken geldiler, okuyamadılar, büyüdüler iş bulamadılar. Bunların hepsi yoksul insanlar. Siyasi tercihleri olabilir, hatta militan yakınları da olabilir, ama bu, insanların işten atılması için gerekçe olamaz. Bunu medya da biliyor, ama bir algı yaratıyor ihraçların önünü açmak için. Ayrıca ihraç edilenlerin önemli bir kısmı bizim sendika üyemiz. Sendikamız muhalif bir yerde duruyor, üyelerimizin bu nedenle ihraç edildiğine inanıyoruz.”

İHRAÇ EDİLENLERİN MAĞDURİYETİ

İhraç edilen arkadaşlarının durumuyla ilgilendiklerini söyleyen Hasan Eroğlu, arkadaşlarının işlerine geri dönebilmesi için bütün yasal yolları deneyeceklerini anlattı. Sendika avukatlarının konuyla ilgilendiğini belirten Eroğlu, “OHAL ilelebet sürmeyecek, arkadaşlarımızın haklarını eninde sonunda alacağız. Gerekirse konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar götüreceğiz” dedi.
İhraç edilen arkadaşlarının ekonomik olarak zor durumda kaldığına dikkat çeken Eroğlu, “Sendika olarak tartışma yürütüyor, çözüm yolu bulmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın daha fazla mağdur olmaması için çeşitli öneriler var, bunları değerlendiriyoruz” bilgisini verdi.
Türkiye emekçilerinin zor bir dönemden geçiyor olmasına rağmen umutsuz olmadıklarını vurgulayan Eroğlu, “Emek cephesinin örgütlü direnişi ihraçların da önüne geçecektir” görüşünde.