YAZARLAR

10 yıl sonra

Katmanlar halinde küresel güçlerin, bölgesel güçlerin, örgütlerin her birisinin kendi çapına göre hesaplarla başlattığı/müdahil olup katkıda bulunduğu bu yıkımın bugün için önümüze koyduğu sonuçlar şöyle özetlenebilir mi?

Suriye’de savaş onuncu yılına giriyor. Kimin suçlu/sorumlu olduğu konusunda elbette birbirine tamamen zıt fikirler savunulabilir ancak yola çıkılan temel fikir ne olursa olsun aklı başında herkesin varacağı ortak sonuç birkaç kelime ile özetlenebilir: Savaş yıkımdan başka bir şey getirmiyor.

Katmanlar halinde küresel güçlerin, bölgesel güçlerin, örgütlerin her birisinin kendi çapına göre hesaplarla başlattığı/müdahil olup katkıda bulunduğu bu yıkımın bugün için önümüze koyduğu sonuçlar şöyle özetlenebilir mi?

SURİYE HALKI:

Yönetim karşıtı/yanlısı/tarafsız yüzbinlerce insan hayatını kaybetti.

Koskoca şehirler, yaşam alanları, altyapı büyük oranda harap oldu.

Çatışmalar, katliamlar, ölümler, yaralanmalar, göçler toplumda onyıllarca sürecek bir travma yarattı. Sosyal doku bozuldu.

Sağlık, eğitim, sanat gibi alanlarda yıllardır kazanılan birikim, tarih, kültür büyük oranda yok oldu. Bir halkın hafızası boşaltıldı.

Ekonomi tamamen çökmek üzere.

SURİYE YÖNETİMİ:

Suriye “devlet” olduğunu gösterdi.

Müesseseler aksamalara rağmen ayakta kaldı.

Beşşar Esad bu süreci yönetim lehine başarılı bir şekilde yöneterek uzun soluklu bu mücadelede yerini daha da sağlamlaştırdı.

Bölge siyasetinde Suriye’nin eksikliği hissedildi.

İran ve “Direniş Ekseni” ile ilişkileri farklı bir boyuta taşındı.

Rusya ile Sovyetlerin dağılmasından sonra yaşanan ilişkilerde zayıflık dönemi atlatıldı.

Yaşanan ağır sürece rağmen Batı ülkelerine karşı tavizsizlik devam etti.

TÜRKİYE:

“Yanlış yatırım” Müslüman Kardeşler örgütünün “modasının geçtiği” ve Ortadoğu coğrafyasında düşüşe geçtiği görüldü.

Suudi Arabistan, Mısır, BAE başta olmak üzere komşular ile ilişkiler bozuldu.

Mısır, Libya, Lübnan, Irak gibi ülkeler ile ilişkilerde devlet düzeyi terk edildi ve -kimisi örgüt düzeyinde- taraflar ile yetinmeyi zorunlu kılan bir duruma gelindi. Suriye’de ise son Moskova anlaşmasında terör tarifine giren örgütler tek muhatap olarak kaldı.

Türkiye Ortadoğu/Arap/İslam dünyasındaki liderlik iddiasını tamamen kaybetmekle kalmadı, Libya gibi Doğu Akdeniz adımlarında Arap-İslam ülkelerinden destek göremedi.

Bizzat iktidarın da politikaları sonucu Kürt dinamiği Suriye’de yükseldi ve “Kürtler ile mücadele” coğrafyası genişledi. Bu durum Türkiye iç siyasetini de etkiledi.

ABD’nin bölgeye girmesinin yolu açıldı. Gelmesine neden olunan aynı ABD ile sorunlar başgösterdi ve “Eksen kayması” tartışmaları yaşandı.

KÜRTLER:

- Türkiye iç siyasetini etkileyecek duruma geldiler.

Sadece Suriye içinde değil uluslararası düzeyde muhatap alınan bir dinamik haline geldiler.

“Kendi kaderlerini tayin” deneyimi yaşadılar.

Suriye yönetimi ile bundan sonra yaşanacak pazarlık sürecine bağlı olarak Suriye’nin geleceğinde temsiliyet hakkı elde edecekler.

RUSYA:

Yeniden dünya sahnesine çıktı.

ABD’nin alanını daralttı, bölgedeki etkisini arttırdı.

NATO’da belki istediği çatlağı yaratamadı ama kısmen de olsa Türkiye’yi yanına çekti.

Suriye’de desteklediği yönetimin ayakta kalmasını sağladı.

Kendisine yönelik terör tehdidini uzak cepheye taşıdı.

ABD:

Bölgedeki etkisi eskisi gibi değil.

Kürtler ile ilişkilerinde yeni bir aşamaya girdi. Şu andaki aşama Kürtler için ideal değil ancak ABD bundan sonra yeni müttefikini her daim aklında tutacaktır.

Bölgedeki tek “doğrudan düşman” İran’ın Suriye ve Irak’taki etkisi arttı.

Suudi Arabistan ile ilişkilerini daha da sıkılaştırdı ve bu durum dengenin Türkiye aleyhine bozulmasına yol açtı.

Felaketin yaktığı Suriye halkı için birkaç gözlemi daha aktarmak lazım:

Selefi, Vahhabi, tekfiri, Müslüman Kardeşler gibi oluşumların Suriye halkı arasında karşılığının olmadığı görüldü.

Halk şeriat yönetimleri yerine laikliği tercih ettiğini gösterdi.

Bütün sorunlara rağmen müesseselerinde çalışmaya devam ederek yaşama olan bağlılığını ortaya koydu.

Mezhep savaşı yaşanmadı, birlikte yaşayabilme olgunluğu gösterildi. Suriye’yi bu süreçte ayakta tutan etkenlerden biri de bu olgunluktu.

Halk gelecekle ilgili umudunu yitirmiş değil. Büyük tahribata rağmen canlılık sürüyor/sürdürülmeye çalışılıyor.


Musa Özuğurlu Kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen TELE 1'de hafta içi her sabah Türkiye ve dünya medyasının gündeme yaklaşımını da yorumladığı “Gün Başlıyor” programını sunmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR