Azmi Karaveli
Azmi Karaveli

Yurttan sesler: Ülkemizin ruh hali ne derece sıkıcı?

Pazartesi, 7 Ekim, 2019
Hatay'da bir vatandaş kent meydanındaki süs havuzlarına şampuan sıktı. Ülkemizin ruh halinin ne derece sıkıcı olduğuna dair bundan daha iyi bir haber bulmak gerçekten zor olsa gerek.

Sivas’ta “Odaya serdim hasır, evdeki gelin kısır, kısır olma gelinim, kuma başına hazır” dizelerinin bir mani olduğu rivayet olunur. Cumhuriyet’in 100. yılına az bir zaman kala sonunda Yargıtay gelini kayınvalidesiyle aynı evde ikamet etmeye zorlamanın hem boşanma, hem de manevi tazminat sebebi olduğuna hükmetti. Bu üzerinde yeterince durulmadığını düşündüğüm, o kadar önemli ve hatta devrim niteliğinde bir haber ki aslında… Anadolu manilerinin temeli neredeyse kaynana-gelin teması üzerine kurulu. AYM ve Yargıtay; size fazla anlamlar yüklemeden bizi şaşırtmaya devam ediniz lütfen… Son olarak buyurun size folklor adıyla yıllardır bu ülkede aile içi tahakkümü meşrulaştıran iki mani daha:

– Kız gelin dırdır etme/Beni bırakıp gitme/Vakitsiz horoz gibi/Gece yarısı ötme
-Gözleri patlak gelin/Çenesi hırtlak gelin/Seni mezar kaçkını/Suratsız hortlak gelin”

Tekirdağ‘da “Atatürk Kültür Merkezi’ni soymaya çalıştılar” başlık bu. İnsan obua, fagot, ya da ne bileyim, ses sistemini falan çaldılar herhalde diye düşünüyor. Lakin gerçek tabii ki öyle değil… AKM’nin kablolarını çalmaya çalışan kişi veya kişiler, son anda gece bekçisinin fark etmesi ile kestikleri kabloları bırakıp olay yerinden kaçtı. Bu da kültüre verilen bir değer diyebiliriz çok zorlarsak…

Muğla‘da aracında sigara içtiği için para kesileceğini öğrenen bir sürücü, aracına bindikten sonra bir sigara daha yaktı ve “Kayıtta mısın? Çekin beni” dedi. Belki de devrim “sigarama dokunma” eylemlerinden sonra başlayacaktır kim bilir.

Hatay‘ın Payas ilçesinde canı sıkılan bir vatandaş kent meydanındaki süs havuzlarına şampuan sıktı. Ülkemizin ruh halinin ne derece sıkıcı olduğuna dair bundan daha iyi bir haber bulmak gerçekten zor olsa gerek.

Tokat‘ta bahçesinde 122 kök hint keneveri ile yakalanan adam “Mısır ektim, esrar çıktı” dedi. Aslında isyanı, istikrarsız, planlanandan farklı durumlar sunan bu bozuk düzenedir belki de… Özetle “İlimon ektim taşa, bitmedi kaldı kışa” türküsü gibi bir şey oldu ama kimse türkü söylemedi.

Bursa’da evinin 10 kilometre uzaklığında bulunan bir dönerciden yiyecek sipariş eden bir kişi adresine yemek getirilemeyeceğini öğrenince eline aldığı balta ile önce dükkânın camlarını kırdı, sonra işyerindeki elemanları döverek kaçtı. Bunların hepsi insülin direncinden işte. Karatay teyzeyi siz hala ciddiye almayın.

Denizli’de girdiği apartta güvenlik kameralarının bağlandığı monitörü çalan ve kurye olan şahıs, hırsızlık yaptığı yerden 20 dakika sonra yemek siparişi verilince tekrar gelmek zorunda kaldığı apartta yakayı ele verdi. İnsan hırsızlığı meslek edinecek kadar cesaret sahibi olup, nasıl bu kadar aymazlık yapabilir hakikaten anlamak zor.

İstanbul’da polis Başakşehir maçı öncesi Borussia Mönchengladbach taraftarının bayraklarına el koydu. Gerekçe: “Hıristiyan sembolleri var.” Hıristiyanken bize şirin görünmek için müslüman sembolü taşısalar daha tuhaf olmaz mıydı? Ne bilim Hz. İsa figürü var ama altında “Tek yol cihat” yazıyor…

İzmir’de sosyal medyada gündem olan sünnet düğünü ile ilgili yapılan suç duyurusunun ardından etkinliği düzenleyen aile fertlerinin ifadeleri ortaya çıktı. Sünneti yapılan 7 yaşındaki çocuğun amcası “Herkesi diskoya mı götürseydik. İki dansöz geldi oynadı diye başımız belaya girdi” dedi. Hakikaten son yıllarda yapılan bu savunmalar beni benden alıyor, okuduktan sonra “Ama ne valla” diyorum. Mantık şu: “Tecavüz mü ettik kardeşim Allalaaaa”

İstanbul’da kendini ‘polis’ olarak tanıtıp parkta yasadışı silah satışı yapan yaşlı adam, emniyet güçlerince yapılan operasyonla yakalandı. Şüphelinin üzerinden ‘Ekip Araştırma Polisi’ ibareli belge, silahlar ve kelepçeler ele geçirildi. Tabii ki savcılık talimatıyla serbest bırakıldığını söylemeye gerek yok. İzmir’li düğün sahibi amca gibi bir savunma yapmıştır muhtemelen “Ne yani herkesi silahsız mı bıraksaydım?”

Bilecik’te ‘Yaya Güvenliğinin Nöbetçisiyiz’ etkinliğinde Bilecik Valisi yolun karşısına geçmek isterken bir araç sürücüsü tarafından ezilmekten son anda kurtuldu. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” tarzı bir etkinlik yaparsanız olacağı budur işte.

Balıkesir‘de kaçak etil alkol ve cinsel ürün satan aktar yakalandı. Dükkandan bir de rulet masası çıksaydı, aktar günah üçgeni tamamlanmış olurdu.

Antalya Konyaaltı Sahili’nde denize giren kişinin çantasını çalan hırsız, polislerce fark edildi. Kıyafetleriyle denize atlamasının ardından giysilerin su çekmesi ve ağırlaşması nedeniyle hırsız boğulma tehlikesi geçirdi. Hırsızlık girişimi, boğulma tehlikesi, sonra yakalanıp muhtemelen hapse girmesi, hepsi birkaç dakikada… Nitekim, 5 dakikada değişir bütün işler. B planı olarak da “Akdeniz’e atlarım ve kimse beni yakalayamaz”ın da mükemmel fikir olduğunu kabul edelim.

Bursa‘dan Bilecik’e sevgilisinden özür dilemek için gelen kişi “Beni affet, ben öküzüm” yazan aracıyla kaza yaptı. Elektrik direğine çarpan şahıs yaralandı. İnsanın kendini bilmesinden daha güzel ne olabilir şu hayatta?

İstanbul Ortaköy’de kumpircilerin olduğu yerin altından geçen kanal çöktü. Kumpirin vatka gibi, 80’lerde kalması gerektiğini hatırlatan uhrevi bir uyarı bence bu, dikkate alın derim.

Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nin Doğu Anadolu fay hattı üzerine yapıldığı ortaya çıktı. “Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline!” dediği rivayet olunur Necip Fazıl’ın. Bu fay hattı münasebetiyle kendisini hayatımda ilk ve son kez alıntılamayı umuyorum.


Azmi Karaveli kimdir?

İletişim uzmanı. Galatasaray Lisesi’nin ardından Marmara Fransızca Kamu Yönetimi’ni bitirdi, aynı üniversitede Sinema-TV yüksek lisansı yaptı. 1993 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladı. Televizyon programcılığının yanı sıra, özel sektörde ve iletişim ajanslarında çalıştı. Kadir Has Üniversitesi’nde iletişim dersleri verdi. Hayat Bilgisi Okulu’nun kurucuları arasında yer aldı. zete.com’da yazılar yazdı. Cumhuriyet Pazar Eki’nde Yurttan Sesler bölümünü hazırladı, zaman zaman kültür sanat sayfasında yazılar kaleme aldı. Geçen yıl gazetede yaşanan gelişmeler üzerine Cumhuriyet’ten ayrıldı. Halen kurucusu olduğu ajansta iletişim danışmanlığı yaparken, bazı STK ve siyasetçilere gönüllü destek veriyor. Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde doktora tezini bitirmeye çalışıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI