İnadına isyan!

Salı, 27 Kasım, 2018
Korkularınız, bizi hep başka bir alemden görüp tehlike bellediğiniz için. Aslında kendiniz gibi saysanız, başkalaştırmasanız, korkmasanız, birlikte daha hızlı ilerleriz.

Önceki gün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ydü.

“Kadına Şiddete Hayır” yürüyüşü neden bu kadar korkutuyor muktedirleri sizce? Kadınların bir araya gelip birkaç yüz metre kadına yönelik şiddete karşı olduklarını haykırmalarının ne gibi bir zararı olabilir? Zararı bir yana, kadına yönelik şiddete isyan etmenin bilakis sosyal mesaj niteliğinde bir faydası yok mudur? Desteklemek gerekirken, kadınların önüne polis duvarı çekmenin, coplamanın, gaz atmanın anlamı nedir? Kadınlardan bu kadar korkmanın sebebi ne olabilir?

Hepimiz cevabı nasıl da iyi biliyoruz değil mi?

Onlar bizden daha iyi biliyor, hiç şüpheniz olmasın.

Toplantı ve gösteri yürüyüşleri anayasal bir hak değil midir? Bu toplanma ve yürüyüşler aynı zamanda ifade özgürlüğünün bir biçimi değil mi? Bu ülkede Kemal Kılıçdaroğlu’na “edepsiz, düzenbaz, çirkef, sahtekar, sığıntı” diyen Süleyman Soylu’nun sözlerinin dahi ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı birkaç gün evvel yargı kararıyla tescillenmedi mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan sık sık “Hangi özgürlüğünüz kısıtlandı?” diye bizlere kızıp durmuyor mu? Ülkemizin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü daha yeni Fransa’daki akaryakıt zammı protestolarına ilişkin “Gelişmeleri yakından ve endişeyle takip ediyoruz. Fransız güvenlik güçlerinin göstericilere sertleşen müdahaleleri ve orantısız güç kullanmaya varan uygulamaları kaygı verici” demedi mi? Bizim bu ülkenin kadınları olarak Fransa’daki akaryakıt protestocuları kadar kıymetimiz yok mu? Sahiden, sizce biz kimiz ki?

Hakkımızı aradığımız için, adaleti aradığımız için, özgürlüğü aradığımız için, eşitliği aradığımız için, sesimizi çıkardığımız için, korkmadığımız için, cesaret ettiğimiz için, okumak istediğimiz için, iş istediğimiz için, erkenden evlenmek istemediğimiz için, gece rahatça sokakta yürüyebilmek istediğimiz için, kıyafetimize karışılmasını istemediğimiz için, bize zarar veren erkeği hayatımızdan çıkarmak istediğimiz için, devlet bizi korusun dediğimiz için ve bunun gibi en temel haklarımızı talep ettiğimiz için, kadınlar olarak biz hepimiz, tehlikeli ve engellenmesi gereken varlıklar mıyız?

Erdoğan, bir kadın derneğinde –zaten yalnızca o dernekte konuşma yapıyor- yaptığı konuşmada “Büyük ile küçüğü aynı terazide tartamazsınız, güçlü ile zayıfı aynı yarışa sokamazsınız. 100 metreyi bayan erkek aynı şekilde mi koşturacağız?” dedi geçenlerde. Açıkça kadınlara ‘küçük ve zayıf’ dedi yani. Şimdi ister istemez düşünüyorum; madem küçük ve zayıfız niçin sürekli ve çeşitli şekillerde engelleniyoruz?

Çünkü küçük ve zayıf değiliz, insanlığın yarısıyız ve güçlüyüz. Doğal olarak korkuyorlar. Üstelik en çok bizden korkuyorlar. Mülkiyet kavramının ortaya çıktığı tarih öncesi zamanlardan beri kadınları tahakküm altına almaya çalışıyorlar ve kadınlara mülk muamelesi yapıyorlar. O sebeple sesi çıkan, boşanmak isteyen, kendi istediğini giyen, telefonu açmayan, kısacası erkeklerin istediğinin dışında davranan “mülklere” türlü şiddetler uygulayıp, halen “yola gelmezlerse” öldürüyorlar!

Bu hak arama hali toplumsal boyutta olduğunda ise “erkek devlet” polisle, copla, gazla ve her türlü zorla kadınları engelliyor. Ve esasında balık baştan kokuyor.

Peki kadınlar ne yapıyor?

“Caddeye geçit yok mu? O halde sokakları dolanır, öyle gireriz!” deyip sazla, dansla, sözle, kahkahayla sokakları dolana dolana caddelere dalıyorlar!

İnadına isyan ediyorlar, inadına özgürlük diyorlar!

Tarih boyu direne direne, kazana kazana ilerliyorlar.

Engel tanımamak tam olarak böyle bir şey. E boşuna demiyoruz yıllar yılı: Kadın hareketi engellenemez!

Kadınlardan korkmakta o kadar haklısınız ki aslında…

Fakat korkularınız, bizi hep başka bir alemden görüp tehlike bellediğiniz için. Aslında kendiniz gibi saysanız, başkalaştırmasanız, korkmasanız, birlikte daha hızlı ilerleriz.

Elbet anlayacaksınız. Anlatacağız.


Tuba Torun kimdir?

Tuba Torun, 1987 doğumludur. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatı, Sosyal Haklar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi-Çocuk Hakları Koordinatörü, Kadın Meclisleri ve Kadın Adayları Destekleme Derneği üyesidir. Ayrıca aktif olarak siyasi faaliyetlerine devam etmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI