Aydın Selcen
Aydın Selcen

Baskın seçim ve dış politika riskleri

Pazar, 22 Nisan, 2018
Cumhuriyet tarihimizde herhangi bir seçim kararı açıklanırken dış politika gelişmelerinin gerekçeler arasında zikredildiğini ben anımsamıyorum. Öyleyse vaziyet ciddi.

Baskın seçim kararında dış politika kaynaklı risklerin yönetilemeyişi ne denli etkili oldu? Sayın Cumhurbaşkanı kararı duyururken açıkça “gerek Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar, gerek Suriye ve Irak merkezli olarak bölgemizde yaşanan tarihi önemdeki hadiseler, Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir” demek zorunluluğu hissetti. Dış politika üzerine yazıp, konuşan bizlerin en yetkili ağızdan yapılan bu açıklamayı temel almamız gerektiğini düşünürüm.

Gerisi biraz eğitilmiş tahmin yürütmek, biraz oturduğumuz koltuktan ahkam kesmek niteliğinde olmak zorunda. Kendi birikimimiz, deneyimimiz elverdiğince. Zira dış politikanın yapıldığı dar karar alma çevresi içine bakamıyoruz. Sahadaki verilere göre akıl yürütmek durumundayız. Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Suriye’yi öne çıkarıp, ardına Irak’ı eklemesini yani adını koymadan öncelikli meselenin sınır ötemizdeki Kürtler hatta PKK ve uzantıları olduğunu herhalde not etmeliyiz.

Cumhuriyet tarihimizde herhangi bir seçim kararı açıklanırken dış politika gelişmelerinin gerekçeler arasında zikredildiğini ben anımsamıyorum. Öyleyse vaziyet ciddi. Sayın Bekir Ağırdır’ın çarpıcı ve yerinde değerlendirmesine göre “Suriye diye kodlanan şey, yeni dünyanın yeni denge arayışının kostümlü provasıdır. Ve yine Suriye diye kodlanan şey Türkiye’dir.”

Zamanında Suriye siyasetimizi iki uzun stoper (ABD ve RF) arasına atılan şişirme toplarla gol arayan kısa santrforun biteviye ezilmesine benzetmiştim. Kenarda oyuna alınacak kalıplı ve hamleli uzun santrforumuz olmadığı gibi, oyun düzenimizi de eldeki kadroya göre uyarlamak niyet ve iradesi görünmediğini vurgulamıştım. Derken “sahada güçlü olan, masaya güçlü oturur” gibi kulağa hoş gelen ancak kerameti kendinden menkul bir diplomasi taktiğiyle Ankara kendine dirsekle sahada/masada yer açtı.

Buna karşılık Astana sürecinin Ankara Zirvesi’nde İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin “çekilin” talebi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü kalın tarafından doğrulandı. Ardından, RF Dışişleri Bakanı Lavrov’un da Afrin’in Şam’a devri talebi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert yanıtı geldi. Artık bitişik Fırat Kalkanı ile Zeytin Dalı bölgeleri arasındaki stratejik Tel Rifat/Minnag cebi, YPG buradan çekilmesine rağmen, RF ve İran direnciyle rejimin Nubl/Zehra koridoruna eklendi.

TSK denetimindeki bölgenin Idlip’e doğru sarkması, diğer yanda Münbiç ve Fırat’ın doğusu derken, köpürtülen fütuhat söyleminin ardı getirilemedi. TSK elindeki bölgeler istenmeyen cihatçıların boca edildiği çöplüklere dönerken, bu unsurların ulusal güvenliğe tehdit niteliği iktidarın dahi kafasını kurcalar oldu. Pompeo’nun ABD Dışişleri Bakanı atanması iç onay süreci, yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’un sponsoru Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri olacak yeni bir paralı Arap ordusu kurmak fikri derken ABD ile de kısa erimde bir gelişme beklemek gerçekçi gözükmüyor.

O arada petrolün varili 74 ABD Doları’nı gördü. Kendi para birimlerimizle ticaret teklif ettiğimiz Rusya ve İran, tedarikte ilk ve ikinci sırada. Irak’ta 16 Mayıs’ta seçim var, dolaylı etki kapasitemiz kısıtlıdan sıfıra inmiş halde. Bağdat, Erbil’i “bükmüş” durumda ve bırakmıyor. Ankara, Erbil’e sırtını döndü, Bağdat’ı tek muhatap kabul etti. Bağdat, Ankara’yı da Irak Kürdistan Bölgesi’nin (IKB) ülkemiz üzerinden petrol ihracatı konusunda Londra’da devam eden tahkim sürecinde tüm şirinlik girişimlerimize rağmen “bırakmıyor”.

IMF yıllık raporunda “Türkiye’nin daha güçlü mali konsolidasyona, ücret ödemelerindeki artışların sınırlanması, ihtiyari yatırım teşviklerinin azaltılması ve hedef koyulmamış mali transferlerin rasyonelleştirilmesi suretiyle ulaşabileceği” ve “mali konsolidasyonun, Merkez Bankası ve para politikası üzerindeki aşırı baskıyı azaltmaya yardımcı olacağı ve yatırımcı güvenini yükselteceği” belirtildi. Hazine Müsteşarlığı, 2018 yılı dış finansman programı çerçevesinde 2 milyar ABD Doları tutarında Ekim 2028 vadeli tahvil ihraç etti ve 24 Nisan 2018’de kasaya girecek biçimde bu miktarı dolar cinsinden borçlanmış oldu.

Diğer taraftan, iktidarın Suriye ve Irak “kaygılarının” kesişme çizgisi Kürtler ve PKK ise, Afrin’de ve Şengal’de “ilerleme” uğruna bir uzlaşı devşirildiği ortada. Varsaydığım uzlaşıya aracılı mı, doğrudan mı varıldı belli değil. Ancak bilindiği üzere her uzlaşının iki tarafı vardır. Bu gelişmelerin yanına Taner Yıldız, Mehdi Eker ve Efgan Ala’dan oluşan AKP heyetinin 11 Nisan 2018 tarihli DPI-Londra ziyaretini de koyabiliriz. Devlet Bahçeli’nin “sığ derinlerden” gelen bir uyarıyla mutfaktan yanık kokuları geldiği vehmine kapılarak apar topar erken seçim çağrısı yaptığını da -spekülasyon yapmak serbetse- pekala iddia edebiliriz.

Velhasıl, Suriye ve Irak bağlamında hem içeride hem dışarıda “iki sandalyede birden oturma” siyasetinin sonunun göründüğüne ve olağandışı sertlikte, belki yıkıma varacak boyutta, bir ekonomik krizin eşiğinde olabileceğimize dair çıkardığım bilanço şimdilik bu kadar. Son olarak, ülkemizi dışarıdan kendi rahat koltuklarında takip eden Türkiye uzmanlarının şimdiden Sayın Erdoğan’ı seçimden galip çıkmış gibi rakipsiz gösteren yorumlarındaki sorumsuzluk ve içeriden Levent Gültekin’in bağımsız adaylığına istihza ile yaklaşanlardaki hafifliği el ele uğurlamak isterim.

Demirtaş’ın dediği üzere “Güçlü Türkiye, güçlü demokrasi ile olur. Bütün sorunlarımızı ülkenin birliği içinde, adaletle çözebilecek ferasetimiz de, cesaretimiz de, samimiyetimiz de var. İnanın yapabiliriz; inanın ve yapalım. Gelin el ele verelim, bu korkunç kutuplaşmayı ortadan kaldıralım. Önümüzdeki seçimleri demokrasinin ve kardeşliğin düğününe dönüştürelim. İnanın yapabiliriz; inanın ve yapalım.”


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI