YAZARLAR

Trumpland’de bir varsın, bir yok

Aldıkları talimatların akıl, izan, yasa ve ahlak dışılığına rağmen kovulana kadar o koltuklara yapışmayı tercih edenlerin sonraki kefaret arayışı kadar sevimsiz az şey var.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Covid-19 kaptığının 2 Ekim’de kamuoyuna açıklanmasıyla birlikte tam da Trump dönemi Beyaz Saray’ına özgü bir kriz yönetimi stratejisi devreye sokuldu. İnkâr, gerçeklerin manipülasyonu, kaynağından alınarak yapılan aksi istikametteki haberlerin yalanlanması… En son olarak da yalanlamanın yalanlanması! Her şey salgın patladığından beri koronavirüsü hafife alıp bilime ve bilim insanlarına adeta savaş açan, tedbir alanlarla sürekli dalgasını geçerek kendi seçmen tabanında maske kullanımına karşı direnç geliştirilmesine bizzat sebep olan Başkan’ın virüsü nasıl da hafif atlattığı anlatısı kurabilmek içindi. Strateji çöktü. Trump bu aymazlığının altında kalır mı, yoksa krizi fırsata çevirebilir mi? Anketler bugün Biden’ı neredeyse 10 puan önde gösteriyor olsa da 3 Kasım her halükârda bıçak sırtı bir seçim olacaktır. Aslında akla, bilime, mantığa direnen ve gerçeklikle kavga eden indirgemeci siyaset tarzının sürdürülebilirliği oylanacak.

Beyaz Saray’ın Covid skandalları arka arkaya patlayadursun, Trump’ın tribün takıntısı nedeniyle kurgulanan bir fotoğraf ABD’nin muhalif mahallesinde manşete oturdu. Aylarca maske takmamakta direnen Trump koyu renk özel dikim bir maske takıp yanına da Gizli Servis korumalarını alarak başkanlığa tahsis meşhur siyah ciplerden birinin içine binmiş, hastanenin önünde şov amaçlı tur atıyordu. Çünkü gerçek bir popülist ölüm döşeğinde bile olsa hastane kapısındaki yandaşlarına selam çakmalıydı. Fakat bu sahne acemice kurgulandığı için şüyuu vukuundan beter oldu. Trump taşıdığı virüsün bulaşıcılığının zirvede olduğu bir aşamada camları kapalı bir aracın içindeki şoför ve korumaların sağlığını kişisel hırsları için riske atmakta bir beis görmemişti.

O fotoğraf Trump’ın 26 Eylül’de Yüksek Mahkeme için Amy Coney Barrett'ı göstereceğini açıklamak için düzenlettiği resepsiyonun maskesiz fotoğraflarıyla birlikte dünya koronavirüs tarihine geçti. Albümün en kıymetli parçalarından biri de kuşkusuz Donald Trump ve eşi Melania’nın virüsü taşıdığının açıklanmasından sadece 48 saat önce iki başkan adayının Ohio’daki ilk canlı tartışmasını en ön sıradan maskesiz izleyen Trump ailesi fertlerini gösteren fotoğraf oldu.

Bahsettiğim karelerin Amerikan seçmeninin çoğunluğundaki karşılığını otuz günden kısa bir süre içinde öğreneceğiz. Ancak geçen hafta sonundan kalan bir kare vardı ki… ben asıl ona takıldım. Trump’ın Walter Reed’deki üçüncü günü olan 4 Ekim’de Reuters’ın servis ettiği fotoğrafta Özel Kalem Müdürü Mark Meadows omuzları düşmüş, elleriyle alnını ovalar bir halde Beyaz Saray doktoru Sean Conley’nin basın toplantısını dinlerken görülüyor. Trump’ın bir tıp insanını kullanarak yaptırdığı açıklamalardaki tutarsızlıkları ne yapsalar toparlayamayacaklarının farkındalığı, bir yenilmişlik duygusu fışkırıyor fotoğraftan.

Nitekim Meadows bu fotoğraftan bir gün önce hastanenin önünde bekleyen muhabirlere Başkan Trump’ın hastaneye kaldırılması kararının Beyaz Saray’da geçirdiği son 24 saatin son derece kaygı verici olması nedeniyle alındığını söylemişti. Amerikan medyası da bu haberi “Başkan’ın sağlığına ilişkin bilgisi olan üst düzey bir kaynak”a atıf yaparak son dakika geçmişti. Söz konusu kaynağın Meadows olduğunu, açıklamanın “off the record” olduğunu duymadan uzaktan kayda alan bir kameraman sayesinde öğrendik. Meadows’un o açıklaması Trump dünyasındaki tüm karakterlerin işin başından beri perdelemeye çalıştıkları şeyi apaçık ortaya serdi. Donald Trump hafif semptomlarla sadece tedbir için hastaneye kaldırılmamıştı. En yakınındaki isim Meadows, Başkan’ın hastaneye kaldırılmasından sonraki günleri tedavinin seyri açısından “kritik” olarak nitelemişti.

Donald Trump virüsü atlatıp tam olarak ayağa kalktıktan sonra elbet Meadows’un hakkından gelecek ve sadakatsizliğinin bedelini bir biçimde ödetecektir. Ancak önce kazanması gereken bir seçim var. Trump’ın Beyaz Saray’da ikinci dört yılı kazanması durumunda Meadows gibi kaç tane daha politikacı/bürokrat harcayabileceğini sayısal olarak kestirmek zor. Kendi yaptığım kaba hesaba göre sadece üç buçuk yılda yaklaşık 60 üst düzey Amerikalı yönetici –ki bunların büyük bölümü Trump tarafından bizzat seçilen siyasi atamalar– ya kovuldu ya istifa etti. En büyük darbeyi alan kurum Beyaz Saray’daki Ulusal Güvenlik Konseyi oldu. Bugün görevdeki Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien o koltuğa eğreti biçimde oturan altıncı isim. Mark Meadows ise Trump’ın dördüncü özel kalem müdürü. Trump’ın neredeyse tekme tokat gönderdiği isimler arasında bir zamanlar gözbebeği olan Adalet Bakanı Jeff Sessions’tan Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a, askeri cenahın yıldızları Jim Mattis’ten H.R. McMaster’a çok sayıda “ağır top” var. Hepsi başta kariyer hırsıyla Trump’la yol yürümeyi kabul ettiler ve çoğu kendilerine dayatılan akıldışılığa –ve zaman zaman kanundışılığa– koşulsuz şartsız boyun eğmedikleri için kapının önüne kondular.

Yakın zamanda izlediğim “The Comey Rule” isimli dizi Trump başkan seçildiğinde FBI Direktörü olan James Comey’nin kaleme aldığı “A Higher Loyalty” (Daha Yüksek Sadakat) isimli kitaptan uyarlanmış. FBI’ın o dönemde yürüttüğü Rusya’nın 2016 seçimlerine müdahalesine ilişkin soruşturmayı kapatması için Trump’ın Comey’e alenen yaptığı baskıyı tanıkları ve tüm çıplaklığıyla hatırlatan bir siyasi drama. Kibir abidesi James Comey’nin Başkan’ı hukuk içinde tutarak işini yapabileceğine yönelik takıntısı da Trump’ın kural tanımazlığının varabildiği boyutlar da izlerken insanı ziyadesiyle geriyor.

Aldıkları talimatların akıl, izan, yasa ve ahlak dışılığına rağmen kovulana kadar o koltuklara yapışmayı tercih edenlerin sonraki kefaret arayışı kadar sevimsiz az şey var.


Cansu Çamlıbel Kimdir?

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezundur. Yüksek lisansını Britanya’daki Cardiff Üniversitesi’nde Uluslararası Gazetecilik bölümünde yaptı. 2002 tarihli master tezi ‘Türk medyası ve oto-sansür sorunsalı’ başlığını taşıyor. NTV’de diplomasi muhabirliği ve 2005-2008 yılları arasında Brüksel muhabirliği yaptı. 2008 yılından 2019 Şubat’ına kadar Hürriyet ve Hürriyet Daily News gazetelerinde muhabirlik, haber müdürlüğü, yazı işleri müdürlüğü, köşe yazarlığı gibi pek çok farklı görevde bulundu. Yaklaşık beş sene boyunca ‘Yüz Yüze Pazartesi’ köşesinde Hürriyet’in haftalık siyasi röportajları ona emanetti. Son olarak Nisan 2017-Şubat 2019 döneminde Hürriyet’in Washington Temsilcisi olarak görev yaptı. 2015-2016 döneminde ABD’deki Harvard Üniversitesi’nin prestijli Nieman Bursu’nu kazandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR