Teknoloji dünyasında erkek egemenliği nasıl kırılır?

Gelecek, teknoloji çağı. Teknoloji çağında başarılı olmak isteyen şirketler ve ülkeler, sadece teknoloji alt yapısına değil, insan gücüne de yatırım yapmak zorundalar. İnsan gücü söz konusu olduğunda, kadınların teknoloji alanında yeterince temsil edilmediklerini görüyoruz. Eğer gelecek teknoloji ile belirlenecekse ve kadınlar teknoloji alanında temsil edilmiyorlarsa, gelecek, nasıl eşit bir gelecek olacak?

Teknoloji dünyası, tek cümleyle ifade edilecekse, esasında erkeklerin dünyası.

2018 verilerine göre ABD’de var olan teknoloji mesleklerinin sadece yüzde 20’sinde kadınlar çalışıyor. Araştırmalara göre, üniversitede bölüm seçerken, kadınların yüzde 81’i teknik ve temel bilimlere ilgi duyuyor ancak sadece yüzde 13’ü o bölümleri seçiyor. Üstelik, tüm dünyada bilgisayar bilimlerinden mezun olanların sadece yüzde 18’i kadın.

Bu durum yeterince karamsar gelmedi ise, cinsiyet eşitsizliğini aşmaya çalışan global firmalardan örnek vereyim isterseniz: Facebook çoğulculuk raporuna göre, toplam şirket çalışanlarının sadece yüzde 36.9’u kadın. Bu oran, işletme ve satışla ile ilgili bölümlerde yüzde 57.2’ye yükselirken, yöneticilikte ise yüzde 32.6’ya düşüyor. Teknik işlerde ise de düşüş muazzam: yüzde 23.

Apple azınlıklara ve fırsat eşitsizliğine sahip gruplara daha çok öncelik vermesine rağmen, orada da benzer bir durum var. Apple çoğulculuk raporuna göre şirkete yeni eleman alımlarında kadın oranı yüzde 36, toplam çalışanlarda ise kadın çalışan oranı yüzde 33. Yöneticilik yapanların sadece yüzde 29’u, teknik alanda çalışanların ise sadece yüzde 23’ü kadın.

TEKNOLOJİK GELECEK KADINLAR YOKSA EŞİT OLUR MU?

Sakız gibi tekrarlanan bir cümledir: ‘Gelecek, teknoloji çağı’. Teknoloji çağında başarılı olmak isteyen şirketler ve ülkeler sadece teknoloji altyapısına değil, insan gücüne de yatırım yapmak zorundalar. İnsan gücü söz konusu olduğunda, rakamlar bariz: Kadınlar teknoloji alanında yeterince temsil edilmiyorlar. Eğer gelecek teknoloji ile belirlenecekse ve kadınlar teknoloji alanında temsil edilmiyorlarsa, gelecekte eşitlikten nasıl bahsedebiliriz?

Bu soru, çok basit bir soru gibi gelebilir ancak daha minik yaşlardan itibaren kız çocukları Barbi bebeklerle oynatıp dayatılmış toplumsal rollerle büyütüyoruz. Erkek çocukları ise, elektronik oyuncaklarla, bilgisayar oyunlarıyla büyüterek, daha çocuk yaşta, teknik anlamda, kız çocuklara göre avantajlı büyütüyoruz. Kız çocuklar, kendilerinin teknik konulara yatkın olmadığı ön kabulü ile büyürken; erkek çocuklar da, birer ‘doktor, mühendis’ olacak ‘aslan’ lar olarak yetişiyor.

Oysa, gelecek eşit olacaksa, gelecek daha özgür olacaksa, mesleklerdeki erkek egemenliğini de sorgulamak, kadınların teknik meslek alanlarında neden olamadığına kafa yormak gerekli. Kafa yormak yetmez, kadınların o alanlarda da var olabilmesini sağlamak lazım. Bu da yetmez, yüzyıllardan beri kadınların karşılaştıkları engellemelerden dolayı, hem üniversitelerde hem de şirketlerde kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalı.

Kimi firmalar, bu ayrımcılığı bir nebze de olsa azaltmak için çalışsa da, bu çabalar, şu ana kadar ancak yüzde birkaç derecelik iyileştirme sağladı. Bu da gösteriyor ki sorun, üniversiteden sonra işe alımlarda kadınlara nispeten öncelik sağlamak ya da kadınların rahat çalışabileceği şirket ortamları yaratmakla bitmiyor. Çünkü sorun daha derinde, daha doğrusu, daha öncesinde. Ağaç yaşken eğilir ve üniversite çağından sonra pozitif ayrımcılık yapmak, sorunu çözmek için çok geç. İşte bunu fark eden kimi kişiler kollarını sıvadılar ve soruna çare bulmaya çalışıyorlar. Size tam bu sorunu çözmeyi hedef alan iki çabadan örnek vereceğim. Biri, benden de bir ara ders alan öğrencim Dóra Palfi ve iki ortağının projesi, diğeri de Midori Koçak’ın çalışmaları.

Öncelikle Dóra’dan bahsetmek istiyorum: Dóra Macaristanlı. İsveç’te, EIT Dijital’de çift diplomalı programda yüksek lisansı yaparken ilk ortağı ile tanışıyor ve girişimci olmaya karar veriyor. Teknik alanda çok iyi olan Dóra, kız çocukların teknik konulara ilgisinin olmadığını, dolayısı ile üniversitede sınıfta kadın sayısının az olduğunu görünce konunun sebebini merak ediyor. Arkadaşı Sara Eriksson ile beraber bir araştırma projesi yapıyorlar. Bu farkın azalması için de ne yapılması gerektiğine dair kafa yoruyorlar.

Fark ediyorlar ki, erkekler bilgisayar oyunlarından dolayı teknolojiye yakın büyürken, kızlar küçük yaşlarda dayatılan toplumsal rollerden dolayı benzer yakınlığı kuramıyorlar. Öte yandan, kızlar da telefonla çok erken yaşlarda aktif kullanıcı oluyorlar fakat daha çok fotoğraf ve video çekiyorlar. Mesela Instagram’ı erkeklere göre daha etkin kullanıyorlar.

Dóra arkadaşı Beatrice Ionascu’yla beraber bu sorunu çözmek için kolları sıvıyor, sonra aralarına bir kodlama yarışmasında (hakatronda) tanıştıkları Alexa Edström’ü katıyorlar. Üç kadının kurduğu teknoloji firması, kız çocukların ve esasında hepimizin geleceğini değiştirmek üzere yola çıkıyor. Hatta, Avrupa’nın en iyi 10 sosyal girişiminden biri olarak finale kalıyorlar.

Çözüme yaklaşımları da hem çok basit hem de çok şık: Madem küçük kızların elinde telefon var, telefon kullanarak programlamayı nasıl öğretebilecekleri üzerine kafa yoruyorlar. Birçok yazılım ve teknoloji kampı yapıp küçüklerin teknoloji kullanımı üzerine gözlemlerde bulunuyorlar. İlk prototipleri, programlanabilir bir telefon kılıfı idi. Bir uygulama ile, kılıfın dışa bakan yüzünde LED ekranında değişik şekil ve yazıların oluşturulabildiği bir ürün geliştirdiler. Kız çocuklar da, telefondaki uygulamada kodlama yaparak kılıftaki görüntüyü değiştirebiliyordu. Dóra, benim dersime geldiğinde, bu prototip ürünü sınıftaki öğrencilere gösterdi.

Elbette projeleri de zamanla evrildi. Sonuç olarak, aylar sonra, minik yazılım kamplarında aldıkları geri dönüşümleri değerlendirerek telefon kılıfı yerine, kare şeklinde, telefondaki bir uygulama ile programlanabilir donanım geliştiriyorlar. Buna da zaten ‘programlanabilir aksesuar’ diye tanımlayıp ‘imagicharm’ adı ile kız öğrencilere dönük bir ürün olarak sunuyorlar. Yanlış anlama olmasın, erkek çocukları dışladıkları yok, minik yazılım kamplarında erkek çocuklar da var ancak öncelikleri kız çocuklar.

Daha geçen ay, Kickstarter isimli kitle fonlaması platformunda, 624 kişinin desteği ile yaklaşık 56 bin Euro para topladılar. Esasında bu para destekten ziyade, ürünü ön sipariş yapanlardan elde edilen hasılat.

ImagiLabs firmasının, yedisi kadın dokuz kişilik bir ekibi var. Yönetim ekibinin, teknoloji müdürünün ve teknik liderin tümünün kadın olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Bu proje, amacına ne kadar ulaşır, bu şirket ne kadar sürdürülebilir olur bilemem ama şu aşamada istedikleri desteği ve ilgiyi elde etmeleri dahi, çok harika.

Kadınlara eğitim konusunda katkının bir farklı versiyonunu Türkiye’de Midori Koçak yaptı. Midori Koçak, çok satılan PHP kitabının da yazarı, hatta teklif olarak sunduğu bir operatör PHP’nin yeni versiyonuna kabul edildi.

İlk başlarda, kodlama öğrenmek isteyenlerin korkularını yenmeleri için, Twitter üzerinden minik ödevler vererek ve ödevleri tek tek değerlendirerek kodlama eğitimi verdi. Bunun yeterli olmadığını görünce, bir sonraki aşama olarak, kadınlara yönelik yazılım kurslarının birçok ilde organize edilmesine ön ayak oldu. Bunu da, gönüllü eğitmenler ve mekanını ücretsiz açanların aracılığı ile yaptı. Bence bu eğitimler, birçok genç kadının, yazılımcı olmanın zorluğu üzerine olan ön yargısını kırdı.

Evet, teknoloji firmalarında yeterince kadın yok; evet, teknik bölümlerde okuyan ve o bölümlerden mezun olan kadınların oranı erkeklere göre çok ama çok düşük. Bu da, gelir adaletsizliğindeki etmenlerden biri. Kadınların toplumda eşit yer edinememelerinin sebeplerinden biri de, ekonomik bağımsızlıklarının yeterince olmaması. Buna sebep olanlardan biri de teknik alanlardan ziyade, kalifiye olmayan işlerde, düşük gelirlerle çalışmaları. ‘Kadınlar üniversitelerde teknik alanlara başvurmuyor’ gibi bahanelerin ardına sığınmadan önce, ‘teknik bölümlere başvursunlar diye ne yapmalıyız’ üzerine kafa yormamız lazım.

Daha minik yaşlarda kız çocuklar, daha iyi gelir sağlayan teknik alanlara girmesinler, başka alanlara yönelsinler diye yaptığımız bilinçli veya bilinçsiz yönlendirmeleri, teknik alanlara yönelmek isteyenlere erkek egemen sistemin kurduğu engelleri ortadan kaldırdık mı?

Var olan ve onca engellemeye rağmen mezun olan şimdiki kadın jenerasyonu için yeterince pozitif ayrımcılık yaptık mı?

Teknoloji dünyasındaki erkek egemenliği, kız çocukları küçük yaşlarda teknik alanlara yönlendirerek kırılabilir. Elimizdeki imkanları burada anlattığıma benzer projelerin ve şirketlerin artması için kullanmamız gerekli.

Eğer gelecek teknolojide ise, kadınların en az erkekler kadar bu alanlarda yer almasını sağlamaz isek, demokratik ve özgür bir gelecekten bahsedemeyiz.

Kadınların teknik alanlardaki oranları: https://smallbiztrends.com/2018/03/women-in-technology-statistics.html