YAZARLAR

Sanat-siyaset ortaklığı

Sanat ve siyaset pratiğini değiştiren iki aktör arasındaki koşutluk, eş zamanlılığın ötesinde. İkisinin asıl ortak paydası, sonuca, kamu önündeki etkinliklerinden çok, görünmeyenler üzerinden ulaşmaları. Daha önemlisi, her ikisinin de alanlarında kendilerinden önce var olan ilişkilerin, söylemlerin yerine kendi iş – ilişki yapılarını, söylemleri üretmeleri.

2 Nisan 1917 Pazartesi günü, New York – Washington hattında dünya tarihinin önemli dönemeçleri eş zamanlı olarak yaşanıyordu.

New York’ta 20. yüzyıl sanatının temel adımlarından biri atılırken Washington’da yüz yıl boyunca dünyayı biçimlendirecek siyasal harekatın perdesi açılıyordu.

Sanat harekatındaki imza R. Mutt kod adını kullanan Marcel Duchamp’a ait. Siyasal harekatın aktörüyse dönemin ABD Başkanı Woodrow Wilson.

New York Beşinci Cadde’deki J. L. Mott Ironworks adlı banyo – mutfak malzemeleri, tesisatı mağazasından satın aldığı pisuvara Çeşme adını veren Duchamp, eşyayı mevcut kullanımından çıkarıp sanat yapıtı olarak konumluyordu. Böylece mevcut sanat yapıtı, sanat pratiği ve sanatçı anlayışlarını temelden sarsıyordu.

Washington’daysa akademisyen kökenli Amerikan devlet başkanı Wilson, kabinesi önünde gözyaşları dökerek aldığı Almanya’ya savaş açma kararını Kongre’ye sunuyordu 2 Kasım 1917’de.

Oysa sadece altı ay önce yürüttüğü kampanyayı tarihe geçecek olan zafersiz barış sloganı üstüne inşa etmiş, dünya savaşına katılmama propagandasıyla ikinci kez kazanmıştı başkanlığı. ABD’nin kendi kıtasından çıkıp Avrupa’ya ve dünyaya dahil-müdahil hale gelme adımı olan karar, Amerikan Yüzyılı’nın perdesini açacaktır.

Duchamp, bisiklet tekeri, pisuar gibi hazır nesne - eşyayı sanat yapıtı olarak değerlendirme harekatını salt “retinal”; göze yönelik anlayıştan çıkıp, sanatı zihne yöneltme olarak açıklıyordu. Bu da yeni bir sanat tanımını, pratiğini ilan edecektir: Kavramsal sanat.

Wilson’ın savaş kararı da aynı şekilde onun adıyla anılan yeni dünya düzeni ve ilkelerini getirecektir. En ünlüsü “Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” başta olmak üzere 14 maddelik Wilson Prensipleri, Birleşmiş Milletler’e uzanacak Milletler Cemiyeti’nin kuruluşuna da temel oluşturur.

Sanat ve siyaset pratiğini değiştiren iki aktör arasındaki koşutluk, eş zamanlılığın ötesinde. İkisinin asıl ortak paydası, sonuca, kamu önündeki etkinliklerinden çok, görünmeyenler üzerinden ulaşmaları. Daha önemlisi, her ikisinin de alanlarında kendilerinden önce var olan ilişkilerin, söylemlerin yerine kendi iş – ilişki yapılarını, söylemleri üretmeleri. Gölge kimlikler, gölge yapılar diyebiliriz buna kısaca.

KÖR ADAM'IN İŞLERİ

Fransız kökenli olan Marcel Duchamp, savaş karşıtı olarak Amerika’ya yerleşmişti.

Mevcut sanat anlayışı kalıplarını mesele eden kendi kuşağından isimlerle Bağımsız Sanatçılar Topluluğu’nun kuruluşunda yer aldığında otuz yaşındaydı. Topluluk, “Ödül Yok – Jüri Yok” sloganıyla Amerikan tarihinin en geniş katılımlı sergisini gerçekleştirdi 1917 baharında. Duchamp’ın da düzenleyiciler arasında yer aldığı sergiye 1.235 sanatçı 2.125 yapıtla başvurmuştu.

Bunlardan sadece R. Mutt 1917 imzası ve Fountain –çeşme- adıyla gönderilen pisuar reddedildi.

Ortada bir yapıt olmadığına göre, başkasının elinden çıkma bir iş sergiye kabul edilemezdi. En hafifiyle bir “intihal”; çalıntı söz konusuydu. Kaldı ki, kimliği meçhul R. Mutt imzalı sanatçının davranışı “kaba, ciddiyetsiz, ahlak ve sanat dışıydı”.

Serginin ödülsüz ve jürisiz olduğu ilan edilmesine karşın yukarıdaki gerekçelerle bir sanatçı ve yapıtın geri çevrilmesi üzerine, düzenleyici kurulundaki üç kişi Sanatçılar Birliği ve kuruldan ayrıldıklarını açıklıyordu: Marcel Duchamp, Walter Arensberg ve Joseph Stella.

İlginç olan şu: Çeşme sergiye kabul edilmediği gibi, kimseye iade de edilmedi. Pisuarı sergiye ve sanata hakaret olarak gören kurul üyelerinden birinin onu parçalayarak sergilenmeli – sergilenmemeli tartışmasını kökünden çözdüğü rivayet edilir. Kısaca kamu önüne hiç çıkmayan yapıtın akıbeti meçhul.

Çeşme’nin kendisi gibi, sanatçısı R. Mutt da ortada yoktur. Kimse de onu tanımıyor. Duchamp, işin ve imzanın kendine ait olduğunu çok sonra açıklayacaktır.

Ama Çeşme’nin ve Mr. Mutt’un sözcülüğünü üstlenen, savunusunu yapan bir yayın organı var. Olaya ilişkin bütün bilgimiz de ona dayanıyor: Sadece iki sayı yayımlanan Blind Man –Kör Adam- adlı dergi. Bugünkü ifadeyle söylenirse fanzin.

Kör Adam’ın 10 Nisan 1917’de yayımlanan ilk sayısı sekiz sayfadan ibaret. Sergi bülteni de denebilir. Kapaktan itibaren tümüyle Bağımsızlar Sergisi’ne ayrılmış. Mayıs’taki ikinci ve son sayı, ilkinin iki katı, 16 sayfa. Kapakta Duchamp’ın Kahve Değirmeni adlı işi yer alıyor. Dördüncü sayfayı ise Çeşme kaplıyor. İzleyen iki sayfa Richard Mutt Olayı’na ayrılmış.

Kör Adam imzalı açıklamada Çeşme’nin bir sanat yapıtı olduğu, bunun “Sayın Mutt’un SEÇİMİ” olduğu vurgulanıyor, “Kendisi günlük hayatta kullanılan bir eşyayı alıp başka bir adla ve bakış açısıyla kullanım anlamını kaybedecek şekilde nesne için yeni bir düşünce yaratmıştır” deniyor. Bunu yine aynı olay dolayısıyla sergi kuruluyla dalga geçen Yatak Odası Budası başlıklı yazı izliyor. Arka kapak içi ve son sayfada Alfred Stieglitz imzalı mektup yer alıyor. Mektup sloganla noktalanıyor: JÜRİ YOK, ÖDÜL YOK, TİCARİ NUMARA YOK!

***

Stiglitz, Manhattan’da önemli bir galerinin sahibi, sanat çevrelerinin saygın isimlerinden. Ve o akıbeti meçhul Çeşme’yi fotoğraflayan kişi. Eldeki görüntü – belge, onun objektifinden çıkma. Parçalanmadan önce mi, yoksa sonrasında yeniden üretilmiş versiyon mu, meçhul. Ama Stiglitz onu görüntülemekle kalmıyor, galerici kimliğiyle “sanat yapıtı” olarak belgeleyip onaylıyor.

R. Mutt?

Duchamp’tan başkası değil… Kör Adam da öyle, yine onun zihninden ve elinden çıkma.

ÇEŞME'DEN GEÇENLER

Duchamp’la birlikte düzenleme kurulundan çekilen iki arkadaşı ve nihayet Stiglitz’in Çeşme operasyonunu ortaklaşa gerçekleştirdiği anlaşılıyor. Belki Bağımsız Sanatçılar Topluluğu ve sergi de öyle. Öncesiyle, sonrasıyla. Hazır nesne, Duchamp için yeni bir deneyim değil 1917’de. Ama Amerikan tarihinin en büyük sergisi, bu sanat pratiği ve anlayışının sunumu için etkili bir zemin olarak görülüyor.

Hazır nesne kadar sergiye, doğrudan Duchamp ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği “medya – iletişim tasarım ve uygulamasının eşlik etmesi de yeni bir yaklaşım. Duchamp kendi imzası yerine sanatçı olarak başka - meçhul bir kimlikle düzenleyici kurula işi gönderirken, kabul görmeyeceğini hesaplamış mıdır?

Muhtemelen. Sanatçının aynı zamanda usta ve profesyonel satranççı olduğunu unutmayalım.

Büyük coşku taşıyan ilk Kör Adam ve ikincisindeki dil, tutum farkı bunun başka bir göstergesi.

Çeşme’ye dair rivayet çok. Gözün ötesinde, zihne yönelik bir pratiğin ve bir o kadar da perde arkası ve örgütlü pratiklerin ürünü olduğu gerçek.

Zafersiz Barış sloganıyla gelip savaşa koşan Wilson’la Duchamp’ın siyaset ve sanat pratiğindeki ortaklık incelenmeye değer.


Zeki Coşkun Kimdir?

Uluslararası İlişkiler dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. Uzun yıllar yayın ve iletişim sektöründe çalıştı. Cumhuriyet ve Radikal’de köşe yazarlığı yaptı. Kültür, sanat, edebiyat alanlarında eleştiri, inceleme ve araştırmalar yayımladı. Radyo programları hazırladı, sergiler düzenledi. MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi. Bilgi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi’nde ve özel eğitim kurumlarında dersler, seminerler verdi. Uluslararası Pen Yazarlar Derneği ve Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) üyesidir. Yayınlanmış kitapları: Öteki Sivas (1995), Kılıç Artığı (2000), Ay Olsun Aynam (2004).

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR