Balkanlar'dan Anadolu'ya: Kınık çömlekçiliği

Çanakkale, Kütahya gibi diğer sırlı Anadolu çömlekleri kadar ilgi görmedikleri için Kınık çömleklerini biriktiren Deniz Taner ile koleksiyonunu konuştuk. Taner, "Kınık Çömlekleri" koleksiyonunu, Kınık çömleklerini ve koleksiyonerliği anlattı.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR- İnsanlığın toprağı ateşte pişirip çömleği nasıl keşfettiği tam olarak bilinmemekle birlikte, genellikle kabul gören varsayım, tesadüfen bulunduğu yönünde. Bulunma şekli ne olursa olsun, çömlekçilik Anadolu toplumlarında yaygın olan ve insanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri süre gelen bir uğraş.

Günümüzde teknolojiye yenik düşerek unutulmaya yüz tutan çömlekler, eskisi kadar rağbet görmese de Anadolu’nun bazı yerleşim yerlerindeki usta ellerde hala yoğrulup şekillendiriliyor. Bilecik’in Kınık Köyü de çömlek üretiminin devam ettiği yerleşim yerlerinden birisi…

Üretim tekniği bakımından özgün olmalarına rağmen Çanakkale, Kütahya gibi diğer sırlı Anadolu çömlekleri kadar ilgi görmedikleri için Kınık çömleklerini biriktiren Deniz Taner ile koleksiyonunu konuştuk.

‘ÇÖMLEKLER TARİHİN EN ESKİ ŞAHİTLERİ’

Koleksiyonerlik çok meşakkatli bir iş. Siz koleksiyonerliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Koleksiyonculuk bence birçok farklı konuda objelerin, bir sistem içerisinde sınıflandırılarak biriktirilmesidir. Tabii beraberinde araştırma alışkanlığı ve yeni hayat biçimlerini de getiren bir tutku. Koleksiyoner, merakla sürdürdüğü bu faaliyetten kuşkusuz keyif alır ve konusunda bilgisini artırır. Hobi olarak başlayan koleksiyonu yayınladığında ise kalıcı olur.

Sizin koleksiyonerliğe ilginiz nasıl başladı? Koleksiyonunuzun geçmişi ne zamana dayanıyor?

Ben çocukluktan beri seramik objelere karşı heyecan duydum. Çömlekler, seramik sınıfı objelerin en ilkel malzemesi olan kilden üretilenler. Arkeoloji bilimine merakım da bunda etkili oldu sanırım. Çömlekler tarihin en eski şahitleri… Binlerce yıl geçmesine rağmen onlar toprağın altında bugüne kadar sapasağlam kalmış ve bize bilgi aktarıyorlar.

İnsanlar çoğu zaman galiba yalnızca kendi alanları ile ilgileniyorlar. Oysaki koleksiyon ve diğer hobiler asli konudan zaman zaman çıkıp bambaşka bir konu ile ilgilenme fırsatı veriyor. Farklı bir konuda zevk ile geçen vakit insanın moralini artırıyor. Tabii koleksiyon ile edinilen bilginin ve bu bilginin paylaşımının kuşkusuz entelektüel bir tatmini de var.

.

Sizi sadece Kınık çömlekleri biriktirmeye iten neydi?

Bu alanda Kınık çömleklerini seçmem, üretim tekniği bakımından özgün ve Çanakkale, Kütahya gibi diğer sırlı Anadolu çömleklerinden daha az ilgi görmüş olmaları…

‘TECRÜBE GEREKTİREN ZOR BİR TEKNİK’

Bize Kınık çömleklerinin temel özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

Kınık çömleklerinin imalatı, 1880’li yıllarda Bulgaristan’dan göç eden ve Bilecik’in Kınık Köyü’ne yerleşenlerin beraberlerinde getirdikleri bilgi ve teknikle başlamış. Çanakkale ve Kütahya’dan farklı olarak desenleme işi de tornada yapılıyor. Tornada şekillendirilen kil hamuru, kısa bir kurutma süresini takiben halen plastik kıvamda iken astarlanıyor ve tekrar tornaya yerleştirilip dönerken “akıtma tekniği” denilen bir metotla desenleniyor. Kısacası tecrübe gerektiren oldukça zor bir teknik.

“Kınık Çömlekleri” koleksiyonunuzu nasıl oluşturdunuz?

Çömlekleri toplamaya başladığım yıllarda Kınık çömlekleri konusunda hemen hiç yayın yoktu. Koleksiyonla birlikte araştırmaya başladım. Sırlı Anadolu seramiklerinin birçoğunun özgün başlayıp zamanla desen ve form bakımından çizgisinden uzaklaştığını fark ettim. Kınık çömlekçiliği de zamanla değişmiş, modernleşmiş. Kınık çömlekçiliğinde de diğer Anadolu çömlekçiliğinde olduğu gibi obje üzerine tarih ve üretici işareti koyma alışkanlığı yok. Bulgaristan’da akıtma tekniği ile çömlek üretiminin devam ettiğini ve özgünlüğünü koruduğunu fark ettim. Bana kronoloji açısından çok faydası oldu.

‘KINIK SERAMİKLERİ SÜS EŞYASI OLARAK DA KABUL GÖRMÜŞ’

Koleksiyonunuzda ne tür ve hangi tarihlere giden örnekler mevcut?

Kınık Köyü’nde seramik imalatının başlamasını takiben uzun yıllar kase, sürahi, testi, ibrik, bakraç, maşrapa, tereyağlık, kavanoz ve küp formlarında kullanım kapları üretilmiş. Kınık seramikleri birçok fonksiyona hizmet ederken renkli ve coşkulu desenleri nedeniyle süs eşyası olarak da kabul görmüş.

Değişik formlarda numuneleri içeren koleksiyonumda yer alan parçaların bazılarının Kınık’ta imalatın erken dönemine ait olduklarını Bulgaristan’ın Troyan kentinin El Sanatları Müzesi’nde yer alan eski örneklerle karşılaştırarak ve yine Bulgaristan kökenli yayınlarda ilk dönemlerde kullanılan ana renklerin yeşil, sarı, ebru ve kahve olduğunu okuyarak tespit ettim. Kınık Köyü’ne Bulgaristan’dan göç edenlerin “Rus Harbi” (1877-1878) sonrası göç ettiklerini biliyoruz. Ancak köyde ilk ocağın ne zaman kurulduğu ve imalatın hangi yıl başladığı bilinmiyor.

Bulgaristan’dan da örnekler var mı elinizde?

Örnekleme için çeşitli yayınlardan yararlandım. Ancak elimde Bulgaristan’da üretilmiş numune yok.

.

‘BÖLGE SERAMİKÇİLİĞİ, OSMANLI SERAMİĞİ’NDEN ETKİLENMİŞ’

Kınık çömleklerinin en temel özelliği nedir, bir çömleğe bakıp Kınık olduğunu nasıl anlarız?

Desenleme, tornada yapılırken önce yatay çizgiler boyanıp daha sonra bu yatay daireler kurumadan bir damlalık ile muntazam aralıklarla kabın üst kısmına farklı renklerde boya damlatılır. Bu damlalar aşağı yönde akarak yatay daireleri bozar ve su damlasına benzeyen dikey desenler oluşur. Bazen bu damlalık ile akıtılan boya, farklı seviyelerden başlatılarak dikey akıntının zikzak görüntü alması sağlanır.

Dikey akıtmaların bazen ikinci turda ortasına ikinci bir renk damlatılarak, göze benzeyen bir görüntü elde edilir. Bu şeklin Osmanlı Saray Bahçeleri’nin uğurlu süsü tavus kuşunun kanatlarında yer alan göze benzetilmek için yapıldığını anlatan yayınlar tespit ettim. Günün Bulgaristan yetkilileri her ne kadar Osmanlı Dönemi’nde seramikçiliğin gerilediğini iddia etseler de bölge seramikçiliğinin Osmanlı seramik sanatlarından fazlasıyla etkilendiği kuşku götürmez.

Günümüzde desenlemede kauçuk damlalık kullanılıyor. İlk dönemlerde boğa boynuzunun ucuna delik delinmiş ve içine doldurulan boya çömleğe bu delikten akıtılmış.

Kınık çömleklerinden başka koleksiyonunuz var mı?

Anadolu ile ilgili gravürlerden oluşan mütevazi bir koleksiyonum var, geliştirmeye devam ediyorum.

‘YAŞADIĞIMIZ TEKNOLOJİ ÇAĞI’NDA SANAL KOLEKSİYON YAPMAK DA MÜMKÜN’

Son olarak; koleksiyonerlik yapmak isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Koleksiyon size ait bir şey ve sizin oluşturduğunuz bir kıymet. Ayrıca başka bir yerde tıpkı benzeri olamaz. Koleksiyonunuz gelişirken yaptığınız araştırmalar sonucu öğrendiklerinizle manevi değeri daha da artıyor. Genelde koleksiyon yapmak pahalı bir işmiş gibi algılanır. Oysaki gördüğüm mükemmel kibrit kutusu ve deniz midyeleri koleksiyonları var.

Ayrıca yaşadığımız teknoloji çağında sanal koleksiyon da yapmak mümkün. Örneğin ben İran, Kashan ve Pre-Colombian ( 1492 öncesi Amerika Kıtası yerli halk sanatları) seramiklere çok meraklıyım. Bunları müze yayınlarından, müzayede evlerinin kataloglarından, antikacı sitelerinden, kitaplardan ve Pinterest gibi yayınlardan tespit ederek tasnif ediyor ve muhafaza ediyorum. Genç koleksiyon meraklılarına özellikle tavsiye ederim.