V-For Vendetta'dan cezaevine: Nazlı Masatçı

Yenikapı Tiyatrosu oyuncularından Nazlı Masatçı, V-For Vendetta oyununda canlandırdığı rolden dolayı yargılandı. Orçun Masatçı, kardeşinin durumuyla ilgili süreci Gazete Duvar’a anlattı.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – OHAL kararnamesi ile kapatılan Yenikapı Tiyatrosu oyuncularından Nazlı Masatçı, V-For Vendetta oyununda canlandırdığı rolden dolayı “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davadan ceza aldı. Nazlı, verilen cezanın infazı için 30 Ocak’ta tutuklanarak İzmir Kadın Kapalı Hapishanesi’ne gönderildi.

Nazlı’ya ayrıca, Nikolay Gogol’un “Palto” adlı tiyatro oyununda oynadığı rol için, 2012 yılında İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından “Halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla, hükmün açıklanması geri bırakılarak beş ay hapis cezası verilmişti. Nazlı, örgüt propagandası yapmaktan ceza alınca ‘’Halkı askerlikten soğutmak’’ suçlaması ile ilgili dava da yeniden açıldı ve yargılama devam ediyor. Yenikapı Tiyatrosu oyuncularından ve Nazlı Masatçı’nın ağabeyi Orçun Masatçı, kardeşinin durumuyla ilgili süreci Gazete Duvar’a anlattı.

Nazlı Masatçı

‘MAHKEME FOTOSHOPLA DA OLSA BİR DELİL ÜRETME YOLUNA GİTMEDİ’

Nazlı’nın sergilediği performans nedeniyle tutuklandığını ifade Orçun Masatçı, bu süreci şu sözlerle anlattı:

“Nazlı’nın aslında çok enteresan bir durumu söz konusu. Sur ve Cizre olaylarında sokakta basın açıklaması yapan herkesin gözaltı yaşadığı dönemlerden bir tanesiydi. O günlerde bir grup, daha basın açıklaması yapmadan gözaltına alınmıştı. Nazlı da daha suç işlenmeden, suç daha hayata geçmeden böyle bir şey yaşanmasını protesto eden bir skeç hazırladı. V- For Vendetta filminde geçen bir sahneye benzeyen skeci, bir hicvi hayata geçirdi. Daha önce Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde Nikolay Gogol’un Palto oyunundan bir sokak tiyatrosu yapmıştık. O oyun nedeniyle halkı askerlikten soğutma suçlamasıyla aldığı 5 ay 20 günlük ceza vardı. Üstüne bu basın açıklaması için oynadığı skeç de bir propaganda suçu olarak ortaya çıkınca 1 yıl ceza verdiler. Daha sonra da bunun sosyal medyadan yayınlanmasından kaynaklı ki Nazlı bunu yayınlamadığı halde, 6 ay daha ceza verdiler.”

Nazlı’nın iddia edildiği gibi sosyal medyada herhangi bir paylaşımının olmadığını söyleyen Orçun Masatçı, “Mahkeme fotoshopla bile olsa bir delil üretme yoluna gitmedi. Delili bize göstermedi. Ama 1 yıl propagandadan, 6 ay da propagandayı sosyal medyada paylaşmaktan dolayı ceza verdiler. Böylece toplam cezası 1 yıl 6 ay oldu” dedi.

Normal koşullarda 2 yıldan az olduğu için cezanın ertelenmesinin mümkün olduğunu söyleyen Masatçı, daha önce Nikolay Gogol’ün paltosundan 5 ay 20 gün ceza aldığı için hükmün geri bıraktırılmasının da kullandırılmadığını şu sözlerle ifade ediyor: “Komedi zinciri bununla da bitmedi. Paltodan tekrar yargılanmaya başladı Nazlı. Çünkü bundan ceza aldığı için 5 yıl süre içerisinde yeniden bir suç işlemiş oldu. Ve Palto davası yeniden açıldı. Böylece propagandadan cezaevinde yatarken, halkı askerlikten soğutma suçlaması yeniden açıldı.”

‘ZİYARETÇİLER VE MEKTUP ÖRGÜT BAĞLANTISI KABUL EDİLDİ’

Nazlı’nın denetimli serbestlikten yararlanmak için verdiği dilekçenin de reddedildiğini aktaran Masatçı, reddin gerekçelerini ise şöyle sıraladı:

“Barış Atay ziyarete geldiğinde kendisini Nazlı ile görüştürmediler. Birlikte geldiği avukatı görüştü ve Barış Atay ile Nazlı notlaştılar. Atay’ın avukatının örgüt bağlantısı olduğunu düşünüyorlar… Tiyatrodan bir arkadaşımız Nazlı’ya mektup yazmıştı. O arkadaşımızın herhangi bir kanıtlanmış suçu olmadığı halde yazdığı mektup, örgütle bağlantısı olduğuna dair delil olarak kabul edildi. Yine Nazlı’nın eski avukatının oraya başka insanları ziyarete gittiğinde ‘Gelmişken Nazlı’yı da göreyim’ diye yapmış olduğu ziyaret bir örgüt bağlantısı olarak kabul edildi.”

‘YAŞADIĞIMIZ ŞEY GERÇEKTEN BİR FIKRA GİBİ’

Annesinin bu duruma çok üzülmesine rağmen haksızlığa uğrayan yüzlerce anne gibi bu dönemi direnerek atlatmaya çalıştığını vurgulayan Masatçı şunları söyledi:

“Yaşadığımız şey gerçekten bir fıkra gibi. Bir haksızlığa uğrayıp cezaevine girmesine mi üzülelim, bu haksızlığın cezaevinde katmerleşmesine mi? Nasıl bir yol izleyelim de derdimizi anlatalım bilmiyoruz. Kapalı kapılar arkasında bir muhatap bulamıyoruz, konuşamıyoruz, suçsuzluğumuzu anlatamıyoruz. Bütün yasal yolların önünü kapatmaya çalışıyorlar. Tabii ki sıkıntılı bir süreç ama ben bunu atlatacağımıza inanıyorum. Tarih öyle ya da böyle bu dönemi bir şekilde kaydedecektir. En azından bu haberleri, bu konuşmaları bir dönem içinde böyle bir şey yaşandı diye kaydedecek ve tarihe bir not düşecektir. Kimse Nazım Hikmet’i yargılayan yargıcı da, onun cezaevi müdürünü de, onu yargılayan hükümetin üyelerini de hatırlamıyor. 12 Eylül darbesinden sonra Erkan Yücel’i hapishanelerde işkencelere maruz bırakanlar da bugün hatırlanmıyor. Ama Erkan Yücel Türkiye tiyatrosunun önemli bir oyuncusu olarak her zaman insanların aklında, yüreğinde duruyor.”

‘İÇERİSİ TAM ANLAMIYLA TİYATRO HAZIRLIK KAMPI GİBİ’

Nazlı’nın kendisini ziyaret eden CHP İzmir Milletvekili Kani Beko’ya “Tek başıma girdiğim koğuşumdan 15 oyuncu adayı ile çıkacağım. Biz barışı ve sanatı, bizi hapsettikleri yerlerde de çoğaltmayı biliriz” dediğini aktaran Masatçı, cezaevindeki ortamın tam bir oyun ortamına dönüştüğünü anlattı:

“Nazlı, Güzel Sanatlar Fakültesi dramatik yazarlık öğrencisi Gizem Yerik’le beraber cezaevinde. Gizem Yerik de cumhurbaşkanına hakaretten dersten alınarak cezaevine gönderilmişti. Hem tiyatrodan tanıdığımız hem de yaşadığı haksızlıklara tanık olduğumuz bir arkadaş. Şimdi beraber oyun hazırlıyorlar. Bu anlamda birlikte olmaları ikisine de güç verdi. Kendi oyunlarını kendileri yazıp oynayacaklar. İçerisi tam anlamıyla tiyatro hazırlık kampı gibi. Burada bir haksızlık yaptılar ama onlar bu haksızlığı daha fazla tiyatro, daha fazla sanatla, daha fazla barışa sahip çıkarak tersine çevirecekler. Umarım çıktıklarında iyi bir oyunu hayata geçirirler.”

‘CEZAEVİ BİRAZ ENTERESAN BİR PSİKOLOJİ’

Cezaevine gönderildiği günden beri her perşembe kardeşiyle görüştüğünü söyleyen Masatçı, “Haftada bir görüş var. Ama görüş anında çok konuşma şansımız olmuyor. Cezaevi biraz enteresan bir psikoloji. Orada aklınızdakileri, söyleyeceklerinizi unutuyorsunuz. 40 dakika garip bir psikoloji içerisinde geçiyor” diyerek şöyle bitirdi:

“Dünyada baskının olduğu ülkelerde bunu yaşayan çok sayıda sanatçı vardır. Türkiye’de daha önce de yaşandı. Ama bu dönemin, bu çağın insanları böyle şeylere şahit olmamışlardı. İlk defa bir insanın sadece oyun oynadığı için cezaevinde olduğunu görmüş olduk. Bizim elimizden gelen tek şey onların yaşadığı haksızlığı olabildiği kadar duyurabilmek ve bir an önce adaletin sağlanması için mücadele etmek. Tek istediğimiz şey adaletin tecelli etmesi.

Nazlı’nın bir suç işlemediğini ben ağabeyi olarak biliyorum. Biz sokaklarda ve birçok alanda oyunlar oynayan insanlarız. Nazlı, bu ülkenin insanlarını sevmeseydi zaten bu ülkede yaşamazdı. Ama bu ülkede bilinçli olarak kalmayı ve bu cezayla da bilinçli olarak yüzleşmeyi tercih etti. Biz sanatçılar olarak bu ülkenin gelişmesi için bütün adaletsizliklere, bütün baskılara karşı elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Biz, ülkemizin insanlarının bir gün mutlaka bu durumun farkına varacağına inanıyoruz. Bu ülkede yaşayan tüm halkların kendi onurları ile beraber sanata destek çıkacaklarına eminiz. Belki bugün olmayacak. Belki bugün başka insanlar da bu topraklarda sözlerinden dolayı zarar görmeye devam edecek. Ama bu ülke bir gün mutlaka insanı savunan, barışı savunan, kavgaya son vermek için mücadele eden insanlardan oluşacaktır.”