Üç kuşağın kadınlarının öyküsü

"Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin" anneanne, anne ve torunun öyküsünü anlatıyor. Oyunun yönetmeni Murat Mahmutyazıcıoğlu'na göre 'Kadın bakış açısının unutulduğu bir metin eksik bir metindir.'

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

“Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyununu, yönetmeni Murat Mahmutyazıcıoğlu ile konuştuk. “Tiyatro BAM”ın ilk oyunu olan “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”in ismi, oyuncularının baş harflerinden oluşuyor (Başak, Ayfer, Melis). Konu tiyatro ve siyaset konusuna geldiğinde Mahmutyazıcıoğlu, “Üç- dört sene öncesine göre daha karanlık bir dönem yaşadığımız da bir gerçek, ülkedeki baskı ortamı her türlü sanat etkinliğini, özellikle de tiyatroyu her geçen gün daha da zorluyor.” diyerek görüşlerini aktarıyor.

Ödeneksiz tiyatro yapmanın zorlukları nelerdir?

Her şey bilet gelirine endeksli olduğu için biraz heyecanlı bir durum, zor ama zevkli, tuhaf bir serüven.

oyyun1

Alternatif tiyatro yapan bir yönetmen olarak gelecekle ilgili kaygılarınız nelerdir?

Kendimi alternatif tiyatro yapan bir yönetmen olarak tanımlayamam ama şimdiye kadar hep alternatif mekânlarla birlikte oldum diyebiliriz… ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’i de biçim olarak her yerde oynanabilsin diye düşündük, hayal ettik, umarım gerçekleşir.

İstanbul’da sergilenen oyun sayısı her geçen gün artarken, seyirci sayısı da artış göstermekte… Seyircinin ilgisinin alternatif tiyatroya doğru kaymasının nesnel sebepleri nelerdir?

Alternatif mekânların açılmasının genel olarak seyircide bir heyecan yaratması, buna paralel genç yazarların, yönetmenlerin daha cesaretle üretmesine yol açtı. 3-4 sene öncesine göre daha karanlık bir dönem yaşadığımız da bir gerçek, ülkedeki baskı ortamı her türlü sanat etkinliğini, özellikle de tiyatroyu her geçen gün daha da zorluyor. Bazı mekânlar kapandı, bazıları da inatla direniyor. Bu inat bizi umutlu günlere götürecek diye düşünüyorum.

oyyyyun

“Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” neyi anlatıyor?

Oyunumuz anneanne, kızı ve onun kızı ekseninde geçen 50 senelik bir hikâyeyi anlatıyor, tek bir hikâye üzerinden değil, oyuncuyu bir anlatıcı haline getirip çeşitli zamanlara atlamalar yapıyoruz. Birbirleriyle ve hayatla ilgili dertlerini bize anlatıyorlar.

Bir ailenin kadınlarının üç kuşak hikâyesini anlatma fikri nasıl ortaya çıktı? Oyuncuları seçerken ve yönetirken nasıl bir yol izlediniz?

İkincikat’ta kendi içimizde yaptığımız bir atölyede yazmaya başladım oyunu. Bedende farklı çalışma biçimlerini araştırdığımız bir süreçti. Ben de metinsel anlamda farklı bir biçim denemek istedim. Bir süre sonra oyunu raftan çıkardım ve uzun zamandır beraber çalışmak istediğim üç arkadaşıma okuttum, çok sevdiler ve başladık. Bir oyuncu seçimi olmadı, metin kendi oyuncusunu buldu.

.

.

Dekor için kullandığınız İstanbul görseli son derece sade ve ikonik duruyor. Kuşaklar arası ilişkiyi kentsel dönüşüm ve doğanın talan edilmesi üzerinden yorumlarken, köprü imgesi ile özgürlük vurgusu yapma fikri kadın sorununa dair bir bakış açısı sunma eylemi diyebilir miyiz?

Hiç böyle düşünmemiştim. Oyunlarda büyük şeyler söylemeyi sevmiyorum, seyircinin oyun sonrası ve aradan zaman geçtikten sonraki hissiyle ilgileniyorum. Çünkü ben de seyirci olarak mesafelerin kalktığı, oyuncu ve seyircinin hiyerarşi içinde olmadığı yapıları tercih ediyorum. Ama dediğin gibi anlaşıldıysa da ne mutlu bana, oyunun sözünden çok ayrı durmuyor.

Oyun, kadınların toplum içindeki konumları ve bu konuma göre şekil alışları itibariyle, sonlara doğru feminen bir bakış açısı sunuyor. Erkeklerle olan bütün aşk ilişkileri marazlı… Siz, erkek bir yönetmen olarak bu metni yazmaya ve yönetmeye nasıl karar verdiniz?

Oyunu şöyle anlatayım diye bir tasarım yok. Ben kendi anlatmak istediğim şeyi, bana dokunan yerinden teatral biçimleri ve dilleri de araştırarak gerçekleştirmeye çalışıyorum. Kadın bakış açısının unutulduğu bir metin eksik bir metindir bana göre, cinsiyetlerin ötesinde sadece olayı anlatmayı, karakterle ilgilenmeyi, kendimi de gerekirse dalgaya almayı tercih ediyorum. Çalışılmış bir samimiyet ve sadelikle ilgileniyorum.

Nerde, hangi günlerde oynuyorsunuz?

10 Şubat Cuma Tatavla Sahne’deyiz, 18-22-25 Kadıköy Theatron’dayız. İlk şehir dışı turnemizi de 25 Mart’da Bursa’ya yapıyoruz, Sanat Mahal Sahnesi’nde oynayacağız


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.