Bahçeli ve Erdoğan’ın 2023 hazırlığı ya da kurucu misyon meselesi

Görülen şudur: 2023’e, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüne yeni ve güçlü bir “kurucu misyona” sahip olarak girmek gerekir. Seçimi böyle bir misyona sahip olan kazanacaktır. İktidar da buna hazırlanıyor. Fakat onların da ufku ve hayali dar. Çünkü büyük değişikliklerden çok “mış gibi” bir tutumu merkezlerine alıyorlar gibi...

Taner Akçam*

Bahçeli’nin son tweet’i çok anlamlı ve önemli. Şöyle diyor Bahçeli:

“Dileğim bir haksızlık varsa bunun acilen düzeltilmesidir. Osman Kavala’nın, Altan Kardeşlerin, Nazlı Ilıcak’ın ve daha pek çok sorunlu kişinin masum gösterilmeye çalışıldığı bir yerde şehit ağabeyi Mümtaz’er Türköne’nin davası tekraren ve titizlikle değerlendirilmelidir.”

Bu haberi bir başka haberle birlikte okumanızı isterim: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Yüksek İstişare Kurulu toplantısında, sözde Ermeni Soykırımı iddialarına yanıt vermek ve strateji geliştirmek için ‘özerk ve sivil bir yeni yapı’ kararı alınmış.

Bence bu kurumun sadece alışılmış inkârcı tezleri ezbere tekrar edeceğini düşünenler yanılıyorlar. Atılan adımları, Suriye’de ABD önderliğinde Kürt örgütlerinin birleşmesi ve Libya’daki ABD-Türkiye ortaklığı kararı gibi son gelişmelerle birlikte ele almak gerekir. İsteyenler, olanları Trump’ın Halk Bankası davasına bakan savcıyı görevden alma girişimi ile birleştirip komplo teorileri kurmaya kadar da götürebilirler.

Benim gördüğüm ise AKP-MHP ortaklığının 2023 için hazırlandıkları ve meseleye bir “kurucu misyon” ile yaklaştıklarıdır.

Kendi adıma, Bahçeli’nin “Seçimde şeytana külahını ters giydireceğiz” açıklamasını da bu çerçevede okumak taraftarıyım. Sanki birçok şey, 2023’e doğru atılacak adımların, bir dantel inceliğinde örülmesi gibi.

İlle de büyük yapısal değişiklikler anlamına gelmek zorunda değil bu adımlar ama bunların “mış gibi” yapılması dahi önemli, çünkü seçimleri kazandırmaya yeter de artar bile.

Sonuçta ana hedef 2023 seçimlerini kazanmaktır.

Biraz matematik bilen herkes kolayca hesap edebilir ki Kürtlerin oyunun muhalefete gitmemesi ve iktidara yönelmesi seçimi kazandıracak ana faktördür.

O halde yapılması gereken, Kürtlerle muhalefetin arasını açmak ve ama sonra da Kürt oylarına talip olmaktır.

Gördüğüm muhalefet de bu oyunu severek oynuyor. Şu anda hükümetin HDP’ye yüklenmesinin sessiz ve derinden destekleyicisi durumundalar. Ve belki de bu tutumlarıyla sadece ve sadece iktidara yardımcı olduklarının farkında bile değiller. Büyük bir bel-çalımı yiyecekler, ya da Bahçeli’nin deyişiyle, kendilerini iyi bir külah bekliyor.

Ben muhalefetin yerinde olsam, “erken seçim”, “baskın seçim” gibi saçmalıklarla uğraşmak yerine 2023’e konsantre olurum. İktidarın 2023 projesini anlamaya çalışır ve daha iyi ve daha kapsamlı bir proje ile ortaya çıkarım.

Ama gördüğüm başta CHP ve İyi Parti olmak üzere, çapı ve beyni çok küçük bir çevreyle karşı karşıya olduğumuzdur.

Onların hayalleri bile yok. Ve ama onların hayal bile edemeyecekleri şeyleri iktidar adım adım yapmaya başlıyor gibi…

İktidarın hesapları konusunda yanılıyor olabilirim. Severek de kabul ederim yanıldığımı ve hata yaptığımı ama bu 2023 seçimlerine bir “kurucu misyon” ile yaklaşmak gerektiği gerçekliğini ortadan kaldırmaz.

Tam aksine bu gerçekliğin altını tekrar tekrar çizer.

Görülen şudur: 2023’e, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüne yeni ve güçlü bir “kurucu misyona” sahip olarak girmek gerekir. Seçimi böyle bir misyona sahip olan kazanacaktır.

İktidar da buna hazırlanıyor. Fakat onların da ufku ve hayali dar. Çünkü büyük değişikliklerden çok “mış gibi” bir tutumu merkezlerine alıyorlar gibi…

Muhalefet ise iktidarın ufkuna bile sahip değil.

2023 için “kurucu misyon”, yeni bir gelecek hayali, yeni bir gelecek hikayesi demektir. Bu “yeni gelecek hikayesinin” esasını ise Kürtlerle eşit ve eşdeğer koşullarda birlikte yaşamayı merkezine almış bir gelecek tahayyülü oluşturur.

Böyle bir gelecek tahayyülü sadece gelecek için yeni bir kuruluş hikayesi anlamına gelmeyecektir; bu aynı zamanda geçmiş kuruluş hikayesinin de yeniden anlatılması yazılması anlamına da gelecektir.

Bildiğimiz eski kuruluş hikayelerini anlatarak yarının Türkiye’sini kuramayız, diyen ve geleceğe ilişkin yeni bir kuruluş hikayesini birlikte yazmaya çağrı yapan bir misyon şart. Erdoğan ve Bahçeli ikilisine ancak böylesi bir yeni kurucu misyon ile karşı çıkılabilir.

Ben böylesi bir misyona soyunabilecek entelektüel birikimin bu ülkede var olduğunu düşünüyorum. “Birlikte yaşamın ve geleceği birlikte kurmanın” zorunlu ön koşulu olan bu entelektüel birikim veya ülkenin kültürel yoğunluğu diyelim, bir tek sol çevrelerle sınırlı değil. Bu ülkenin farklı renklerden Kürt siyasetleri, İslamcı ve milliyetçi gelenekleri de böylesi bir misyonun alt yapısını oluşturabilecek önemli bir birikime sahip.

Burada söz konusu ettiğim şey, mevcutları matematiksel olarak yan yana koymak değil. Bu mevcutların sentezinin kuvvetli bir alt yapı oluşturduğunu görebilmek… Asıl sorun bu büyük birikimin nasıl harekete geçirileceğinde…

*Prof. Dr. Clark Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi