Canavarlar ve şeytani ruhlar sözlüğü

Ahmet Burak Turan'ın Anadolu’nun, Balkanlar’ın ve Kafkasya’nın birçok bölgesini dolaşarak yazdığı, "Türk Canavarları Sözlüğü – Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar" kitabı Gerekli Kitaplar tarafından yayımlandı. Kitapta, Turan’ın bu yaratıkların dış görünüşleri hakkındaki tasvirleri, onlardan nasıl korunmamız gerektiğine dair önerileri Aslı Ekim’e ait illüstrasyonlarla yer alıyor.

Okan Çil  benokancil@gmail.com

Mitler uygarlık tarihimize, kültürel değerlerimize, en çok da zihniyet yapımıza dair önemli veriler sunan anlatılar barındırır. Bu anlatıların oluşumuna dair pek çok şey söylenebilir ama işin en ilgi çekici yanı toplumların, dolayısıyla anlatıların etkileşimi, varyantları değil midir?

Kaba tabirle mitleri, birer inanç sistemi olarak değerlendirebiliriz. Oradaki hikâyeler, kahramanlar, kötücül yaratıklar da bu sistemin ana etmenlerini oluştururlar. O günden bugüne de gerek destanlarda gerekse masallarda, fıkralarda iyiyle kötünün savaşı farklı kılıklara bürünerek devam eder. Savaş hiç bitmez. Çünkü savaş hikâyedir.

TÜRK CANAVARLARI

Türk Canavarları Sözlüğü – Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar isimli kitap geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Ahmet Burak Turan tarafından yazılan, illüstrasyonları Aslı Ekim’e ait olan, Gerekli Kitaplar tarafından basılan kitap, mitoloji meraklıları için önemli bir kaynak olarak değerlendirilebilir.

Önsözü yazan Prof. Dr. Muharrem Kaya’nın da ifade ettiği gibi, bu sözlüğün en ilginç kısmı tematik olmasında yatıyor. Yani genel anlamda bir Türk mitolojisini değil, sadece Türk mitolojisindeki canavarları ve şeytani karakterleri konu ediniyor.

Eski kitaplar, Yakut diyarlarında, dik dağları ve dondurucu soğuğu insan ırkıyla paylaşan kötü ruhlardan bahseder. Bu kitapların pek çoğu toprak tarafından yutulup geldikleri cehennem yurduna geri dönmüştür. Ama buna rağmen hikâyeleri nesilden nesile anlatılagelmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Turan’ın uzun soluklu çalışmasının bir ürünü olarak, hem popüler mitolojiyle ilgilenenler hem de akademik çalışma yürütenler için hazırladığı Türk Canavarları Sözlüğü’ndeki yaratıklara, kötücül ruhlara şöyle bir bakalım şimdi.

KÖTÜLERDEN KÖTÜ BEĞEN

Abra, Ejderha Yutba ile birlikte yeraltındaki Büyük Deniz’in (Bay-Deniz, Pay-Tengis) bekçisidir. Günahkârlar öldükten sonra ırmaktan hızla kayarak Büyük Deniz’e varırlar. O da yuttuğu her günahkârdan sonra “Toymadım!” şeklinde bağırır. Günaha ve insana her daim açtır.

Ölmeden önce Abra’ya at kurban eden, “Babam, sahibim, Ay Abram” şeklinde dua eden günahkârlarsa, Abra’nın kölelerinden biri hâline gelirler ve yeraltındaki diğer günahkârlara işkence etmekle şereflendirilirler. Turan da bu başlığın hemen ardından ekler, “Eğer cehennem yurduna düşecek olursanız bunları aklınızda tutmanızın iyi olabileceğini düşünerek buraya not düşüyorum.”
Bir başka şeytani ruhsa Adsız Hanım’dır. “Bu varlık öylesine bilinmez bir varlıktır ki, adı olmadığı için kötülük yaptığında bu kötülüğü onun yaptığı bilinmez.” Adsız Hanım genelde çocuklara, özellikle de bir kahramanlık gösterip isim almamış çocuklara musallat olmaktadır. Bu yüzden aileler, evlatlarını gözlerinden sakınırlar ve gerçek isimlerini hak edene kadar onları çeşitli dağ, dere, ağaç isimleriyle çağırırlar.

Türk Canavarları Sözlüğü, Ahmet Burak Turan, 212 syf., Gerekli Kitaplar, 2020.

Sözlükteki en ilginç karakterlerden biri de Alban Buuraylar’dır. Genelde kalabalıktırlar, uzun ve sivri tırnaklarıyla kendilerini sürekli keserler, bu yaralarsa asla kapanmaz. Yukarıya kalkık, dik uzayan saçları öyle bir acıya sebep olur ki gözleri terse döner. Alban Buuraylar, bunalımdaki insanların kulaklarından girerek onları intihara sürüklerler. İntihar etmek de Alt Dünya’daki Güney Göğü’nün yedinci katında ağır azap çekmek anlamına gelir. Bu yüzden, Alban Buuraylar’ın musallat olduğu kişinin derhal bir şamana gitmesi tavsiye edilir. Atalardan kalma eski bir giysi ya da köpek kürek kemiğinden bir tarak ateşe atılır sonra. Eğer ateş sönerse yapılacak hiçbir şey kalmamıştır. Mağdur kendisini kısa süre sonra yüksek bir yerden atacaktır muhtemelen. Eğer sönmez de şahlanırsa, mağdur elini ateşe sokar ve her yerini ateşle bir güzel temizler, böylelikle de kurtulmuş olur.

Ateşin temizliğe, kötü ruhlardan arınmaya sebep olması pek çok yerde karşımıza çıkmaktadır zaten. Özellikle Moğollara gelen Avrupalı elçiler de Hanla görüşmeden evvel, iki yanı ateşle çevrili bir yerde geçmek zorunda bırakıldıklarını seyahatnamelerinde yazarlar. Ancak arındıktan sonra huzura kabul edildiklerini belirtirler.

Yine bir enteresan kötü ruhsa Sahab’dır. “Doğu Anadolu’da yaygın olan bir söylenceye göre, her evin bir Sahab’ı bulunur. Bu varlıklar, evin temiz ve düzenli tutulmasını isterler. Eğer böyle yapılmazsa evde yaşayan insanları cezalandırırlar. Evin bereketi kaçar, hastalıklar gelir. Çoraplarınızı ortalığa atmadan önce iki kez düşünün.”

DİL MESELESİ

Yukarıda birkaç örneğini verdiğimiz Türk Canavarları Sözlüğü’nün diğer bir dikkat çeken tarafıysa Turan’ın dilidir. Bildik sözlüklerden farklı bir dille kaleme alınan kitap, didaktik bir bilgi sağanağından kurtulmayı başararak, yer yer gülümseten öğütler vermeyi de ihmal etmez.

Türk Canavarları Sözlüğü – Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar, mitolojiye, folklore merak salanlar için önemli bir kaynak, hadi bırakalım hepsini, korku kültürümüzün izini sürmek, korkunun tarihsel zihniyetini takip etmek için bile okunmaya değer.

Kaynakça

Türk Canavarları Sözlüğü – Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar, Ahmet Burak Turan, İllüstratör: Aslı Ekim, Syf: 212, Gerekli Kitaplar, 2020