Oya Baydar'dan Sur kitabı

Oya Baydar'ın Surönü Diyalogları adlı yeni kitabı Can Yayınları'ndan çıktı. Baydar kitabında, bölgeye dair pek çok sorular soruyor, samimi yanıtlar arıyor.

Oya Baydar yeni kitabında içinden geçmekte olduğumuz günlere; bir tanıklık, yüzleşme ve kendimizle hesaplaşma bağlamında yaklaşıyor. Batı’dan gelen Türk’ün bakışı ile yakılıp yıkılmış bölge insanının içeriden bakışının dramatik karşılaşması. “Hendekçi çocukları hendeklerin arkasından çıkarıp önüne geçirmek için ne yaptık? Onlara eşit ve özgür yaşayacakları bir ülke verebildik mi?” sorusuna içten bir cevap arayışı. Her ölümün bizi birbirimizden biraz daha uzaklaştırdığı bu savaş günlerinde, Oya Baydar barışı neden bir kez daha ıskaladığımızı iki tarafa da soruyor.

Yazar kitabının ilk satırlarına şöyle başlıyor:suronu oya baydar

” Surların, güllerin, çiğnenmiş çimenlerin, yıkık duvarların, delik deşik asfaltın üzerine kar yağıyor. Usul, sakin, yumuşacık, masalsı. Film sahnesi, fotoğraf karesi, tiyatro dekoru bir kar. Bu mevsimde kar yağar mı buralara, sonbahar gülleri bile henüz solmamışken?

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı… Hayır, o Akdeniz iklimiydi, peki burası? Bak hatırlamıyorsun, belki de hiç okumadınız bu bahsi, okuduysan da öğrenmemişsin, aklında kalmamış. Şimdi yakınlaştı ya, o zamanlar uzak, çok uzak yerlerdi buralar. Çıbanı, akrebi, karpuzu meşhurdu, bir de eşkıyası.

‘Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür / Gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür’ diye şiirler okur, şarkılar söylerdik. 23 Nisan müsamerelerinde milli kıyafetlerle –şalvar, cepken, oyalı yemeni– rond yapardık, halk oyunları oynardık.

Ne iklimini ne dilini, ne insanını bilirdin ne de surlarını… Çin Seddi’nden sonra en uzun, en yüksek surlar olduğunu, içinde koca bir kent barındırdığını, seksen iki burcunu, dört kapısını, havadan bakınca kalkan balığına benzediğini, burçlara çıkan merdivenlerin yürek biçimi girişlerini… Buranın şehrin yüreği olduğunu bilmezdin.

Şehre ilk geldiğimde bahardı. Kırk beş yıl önce olmalı. Hiçbir özelliği yoktu benim için; surlar yıkık döküktü, camiler, yollar, çarşılar bakımsız, pejmürdeydi. Bir zamanlar şairlerin, aydınların kenti olduğunu, edebiyat dergileri, şiir dergileri yayımlandığını duyardım, bölgenin Paris’idir diyenler bile vardı. ‘Ne biçim Paris bu!’ demiştim, beni etkilememişti, şehrin ruhunu yakalayamamıştım.(…)”

OYA BAYDAR KİMDİR?

Oya Baydar, 1940’ta İstan­bul’da doğ­du. Not­re Da­me de Si­on Fransız Kız Li­se­si’nin son sınıfında yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı genç­lik ro­manı ne­de­niy­le ne­re­dey­se okul­dan atı­lı­yor­du. 1964’te İÜ Sos­yo­lo­ji Bölü­mü’n­ü bi­tir­di. Aynı yıl bu bölüme asis­tan ola­rak gir­di. “Türki­ye’de İş­çi Sınıfının Do­ğu­şu” ko­nu­lu dok­to­ra te­zi­nin Üni­ver­si­te Pro­fe­sörler Ku­ru­lu ta­rafından iki kez red­de­dil­me­si üze­ri­ne öğ­ren­ci­ler olayı protes­to için rektörlüğü iş­gal et­ti­ler. Bu olay ilk üni­ver­si­te iş­ga­li ey­le­mi ol­du. Da­ha son­ra An­ka­ra Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si’ne sos­yo­lo­ji asis­tanı ola­rak gir­di. 1971’de­ki 12 Mart as­ke­rî müda­ha­le­si sırasında, TİP ve TÖS üye­si ola­rak sos­ya­list kim­li­ği ne­de­niy­le tu­tuk­landı ve üni­ver­si­teden ayrıldı. Yeni Ortam, Politika ga­ze­te­le­rin­de köşe ya­zarlığı yaptı. 12 Eylül sı­ra­sında yurtdışına çıktı. 1992’ye ka­dar 12 yıl Al­man­ya’da sürgünde kaldı. Bu­ra­da, sos­ya­list sis­te­min çöküş süre­ci­ni yakından ya­şadı. 1991’de yazdığı Elveda Alyoşa adlı öykü ki­tabıyla Sa­it Fa­ik Hikâye Arma­ğa­nı’nı, 1993 yılında da Kedi Mektupları adlı ro­manıyla Yu­nus Nadi Ro­man Ödülü’nü aldı. Türki­ye’ye dönüşünde Ta­rih Vakfı ve Kültür Ba­kanlı­ğı’nın or­tak yayını olan İstan­bul An­sik­lo­pe­di­si’nde re­daktör ve Tür­ki­ye Sen­di­kacılık An­sik­lo­pe­di­si’nde ge­nel yayın yö­net­me­ni ola­rak çalıştı. Hiçbiryer’e Dönüş adlıro­manı 1998’de, Sıcak Külleri Kaldı 2000’de yayımlandı. Bu ro­manıyla 2001 yılı Or­han Ke­mal Ro­man Ar­ma­ğanı’nı, Erguvan Kapısı’yla da 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü aldı. Kayıp Söz 2007’de, Melek Ulagay’la ortak imza koydukları Bir Dönem İki Kadın 2011’de, O Muhteşem Hayatınız 2012’de, Yetim Kalacak Küçük Şeyler de 2015’te ya­yımlandı.