Gülsüm Kav: Her görüşten kadın haklarına sahip çıkma çabası içinde

Kadına Yönelik Erkek Şiddetiyle Mücadele Sorunlar ve Çareler Sempozyumu’nda konuşan Gülsüm Önal Kav, “Her görüşten, her sosyal sınıftan kadın kendi hayatına ve haklarına sahip çıkma çabası içinde” dedi.

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Türk Ceza Hukuku Derneği işbirliğiyle düzenlenen “Kadına Yönelik Erkek Şiddetiyle Mücadele Sorunlar ve Çareler Sempozyumu”nun ilk günü tamamlandı. Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda erkek şiddeti hukuki ve toplumsal boyutlarıyla ele alındı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Gülsüm Önal Kav, yaptığı konuşmada kolektif dava takiplerinin önemini ve etkisini anlattı. Kav, son birkaç yılda kadın cinayetleriyle ilgili önemli bir toplumsallaşma yaşandığına dikkat çekti ve toplumun çok farklı kesimlerinin kadına yönelik şiddeti ve cinayetlerini durdurmak bir araya geldiğini söyledi.

Kadın cinayetlerinin ortaya siyasi bir irade koyarak önlenebileceğini ifade eden Kav, “Her görüşten, her sosyal sınıftan kadın kendi hayatına ve hakkına sahip çıkma çabası içinde” dedi.

‘KADINLAR HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYOR, BİZ DE HER GÜN BU DAVALARI TAKİP ETMELİYİZ’

Gülsüm Kav, konuşmasında siyasi aktörlerin kadın cinayetlerini münferit gören bir yaklaşımla ele aldığını ve kadın cinayeti demekten kaçındığını belirtti:

“Kadın cinayetleri başka sorunlarla iç içe, evet. Ama başka sorunlarla iç içe olması kadınların cinsiyeti sebebiyle öldürüldüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Helin Palandöken ısrarlı takiple (stalking) sosyal medyadan rahatsız edilmişti. Failin bilgisayar başından kalkması ya da evden çıkması bile gerekmemişti. Kapı çalmış silah kargoyla kapısına kadar gelmişti. O silahla Helin Palandöken’i vurdu. Son yıllarda Türkiye’deki silahlanma artışı bir toplumsal sorundur. Ama o namlunun kime döndüğü önemli bir mevzudur.”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kurulduğu günden bu yana veri tutuyor, dava takibi ve raporlama yapıyor. Şiddet gören kadınlara, öldürülen kadınların ailelerine hukuki destek veriyor. Kav, platformun düzenli olarak dava takibi yapmaya nasıl ve neden başladığını şöyle anlattı:

“Güldünya ve Pippa Bacca davaları kamuoyunda duyulmuş ve kadınlar tarafından takip edilmişti. Ama burada bir süreklilik yerine kamuoyunda gündem olan davalar takip edilip sonuçlanınca bırakılıyor, ilgi azalıyordu. Ama kadınlar her gün öldürülüyor. Mademki kadınların can mücadelesi her gün tekrarlanıyor biz de her gün bu davaları takip etmeliyiz, her gün gündeme alarak devam etmeliyiz dedik.”

‘DAVA TAKİBİ ÇIKACAK CEZAYA DOĞRUDAN ETKİ EDİYOR’

Kolektif bir şekilde dava takibi yapmanın ve bu davaları kamuoyunun gündeminde tutmanın çıkacak cezayla doğrudan ilgisi olduğunu ifade eden Kav, şöyle konuştu:

“Burada hayırseverlikten başka bir şey yapıyoruz. Burada şiddet gören kadınlar hayatta kalabiliyor. Yaşamakla ölmek kadar önemli bir fark yaratıyor. Dayanışmayla güçleniyor, sessiz kalmama kararı verebiliyor. Artık dayak yememeye karar verebiliyor kadınlar. Çok farklı bölgelerden, farklı siyasi partilere oy vermiş, ülkenin bambaşka yerlerinden aileler bu mücadelede tanışıyorlar ve değişiyorlar. Sadece kendi davalarını değil diğer davalarını da takip ediyorlar. Öldürülen her kadını kendi kızları gibi görüyorlar.”

Türkiye’de şiddet gören kadınların yalnızca yüzde 11’inin hak arama mekanizmalarına başvurduğunu belirten Kav, “Yüzde 90’ın evde sessiz kalmasını kabul edemeyeceğimiz için hak arama mekanizmalarına yapılan başvuruların artması için ciddi bir çaba gösteriyoruz” dedi.

ATILGAN: ERKEKLİK İNDİRİMİ BİR CEZASIZLIK TÜRÜDÜR

Yakın Doğu Girne Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan yaptığı sunumda, cezasızlığın kadın cinayetlerini teşvik rolü üzerine konuştu. Atılgan, “Kadına karşı şiddet davalarında erkeklik savunmasına dayandırılan erkeklik indiriminin bir cezasızlık türü olduğunu artık herkes biliyor” dedi.

1978-2015 yılları arasında kadın cinayetleri davalarında verilen kararları, ifadeleri, belgeleri ve iddianameleri inceleyerek kapsamlı bir araştırma yapan Atılgan, bu araştırmadan çıkan en önemli sonucu şöyle özetliyor: “Erkeklik indirimi, eril hukuk kültüründe bir cezasızlık türüdür.”

Fail erkekle yargı arasında bir işbirliği olduğuna dikkat çeken Atılgan, şöyle konuştu: “Fail erkekler öldürdükleri kadınların kendilerine ‘Sen de erkek misin, ne biçim erkeksin, erkeksen gel’ dediğini söylüyor. Yani erkeklik savunması tutanağa girdiği andan itibaren yargıçlarla fail arasında bir işbirliği doğuyor.”

Atılgan, yargıçların kendi bireysel hayatlarında eril performanslardan şiddet ya da küfre başvurmasa bile, fail erkeklerin bu icraatlarını empatiyle karşıladıklarını belirtiyor: “Görünürde cinsiyet eşitliğini tasvip edip desteklese de hegomonik erkeklikle bir tür suç ortaklığı, işbirliği içinde. Çünkü erkekler diğer erkeklerin, kadınlar ve çocuklar üzerindeki iktidarını teyit ediyorlar.”

Cezasızlık kültürünün bir sonucu olarak kadın cinayeti işleyen erkeklerde, az cezayla kurtulma beklentisi bulunduğundan bahseden Atılgan şöyle devam etti:

“Fail erkekler üzerine yapılan çok sayıda saha araştırması var. Karısını öldüren erkekler hayal kırıklarının muhasebesini yapıyor ve ‘az ceza alırım, kendimi haklı konuma getirip buradan çıkarım sandım’ diyor. Kahvehanelerde ‘öldürsen ne kadar ceza alırsın, bunun kaçı düşer toplam kaç yıl yatarsın’ gibi zihinsel araştırmalar yapıyorlar.”

‘HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ ‘MAKBUL’ OLMAYAN KADINA’

Fail erkekler ve yargı arasındaki suç ortaklığının temelinde, kadının kontrolünü, eril tahakkümü ve ikili cinsiyet rejimini sürdürme düşüncesinin yattığını söyleyen Atılgan, hangi kadınlara haksız tahrik indirimi uygulanıp hangi kadına uygulanmayacağının da özenle seçildiğini anlattı: “Ataerkil pazarlığı bozan isyankar kadınlara, ikili cinsiyet rejimini sorgulayan kadınların davalarında indirim uygulanıyor. Masum, makbul kadının dışındaki kadınları öldürenlere erkeklik indirimi veriyorlar.”

Cezasızlığın eril hukuk kültürünün bir olgusu olduğunu belirten ve bu alanda çok yönlü, uzun soluklu bir mücadele gerektiğinden bahsederek şöyle diyor: “Dava takibi ve kamuoyu oluşturma feminist hak savunuculuğunun en önemli alanı. Mahkemedeki eril dilin dönüşümünde feminist avukatların çok önemi var. Davaların seyri bu sayede değişiyor, dönüşüyor.”