8 soruda: Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı nerede?

En son 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na girerken görülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı nerede? Kaşıkcı kimdi, hangi görüşleri savunuyordu, başına ne geldi? 8 soruda...

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Suudi gazeteci… Washington Post yazarı… Suudi Arabistan’ın eski istihbarat şefi Prens Türki el Faysal’ın eski danışmanı. Yani, bir zamanlar Riyad’daki kraliyet sarayına en yakın kalemlerden biri… Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ipleri ele geçirmesi sonrasında ise yeni yönetim anlayışıyla ters düştü; ABD’ye taşındı… Son olarak 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girerken görüldü. Kendisinden bir daha haber alınamadı… Şimdi tüm dünya şu sorunun yanıtını arıyor: Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı nerede?

Peki Cemal Kaşıkçı kimdi? Nasıl kayboldu? Kayboluşuna dair iddialar ne? Hangi görüşleri savunuyordu? Türkiye, Suudi Arabistan ve ABD yaşananlar hakkında ne dedi? 8 soruda…

1- CEMAL KAŞIKÇI NASIL KAYBOLDU?

Suudi gazeteci en son 2 Ekim günü, İstanbul 4. Levent’teki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girerken görüldü.

Kaşıkçı 2 Ekim salı günü İstanbul’un Levent semtindeki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na gitti. Saat 13.00 sularında binaya girdi. Konsolosluğa gitme sebebi, ilk eşinden boşandığına dair evrak almaktı. Evlenmeyi planladığı Türk nişanlısı Hatice Cengiz de kendisiyle birlikte konsolosluğa gitmişti, onu dışarıda bekleyecekti. Kaşıkçı, konsolosluk binasına alınmadığı için cep telefonunu da nişanlısına bırakmıştı. Ancak bir daha dışarıya çıkmadı.

Gazetecinin kaybolduğunu dünyaya duyuran nişanlısı Hatice Cengiz, kendisinin binaya girmeden önce endişeli olduğunu söyledi. “Böyle bir endişesi vardı. Fakat gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğundan bahsetmişti” diyen Cengiz, nişanlısının başına bir şey gelmesi durumunda kendisinden, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ile Türk Arap Medya Derneği’ne haber vermesini istediğini söyledi.


2- TÜRKİYE NE DİYOR?

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Kaşıkçı’nın kaybolması hakkında “Konsolosluğa normal yollardan girmiş birisi niçin anormal yollardan çıksın?” diye sordu.

Kaşıkçı’nın kaybedildiği iddiasına Türkiye başta temkinli yaklaşsa da, cumartesi gecesinden bu yana Riyad yönetimine karşı ciddi suçlamalar gündeme geliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlatmasının ardından, ilk olarak Reuters ajansına konuşan iki  Türk yetkili cinayet suçlamasını dillendirdi. Yetkililer, Kaşıkçı’nın konsolosluk binasında öldürüldüğüne, cesedin de sonradan dışarı çıkarıldığına inandıklarını söyledi. Türk polisinin cinayetin nasıl işlendiğine dair bulguları ise kamuoyuyla paylaşılmadı.

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay da aynı suçlamayı açıkça dile getirdi. Aktay şu ifadeleri kullandı: “Konsolosluğun iki kapısı var, hangi kapıdan çıktı? Tüm kameraları inceledik, kapıdan girdiği gözüküyor ama çıktığı görülmüyor. Arabalarla bir çıkış olmuş olabilir, ölü müdür diri midir bilemiyoruz, öldürüldükten sonra cesedini daha kolay taşımak için bir şeyler yapmışlar mıdır bilmiyoruz. Normal yollarla çıkmadığı kesin, cevaplayamıyorlar, normal yıllarla girmiş biri neden anormal çıksın?”

Son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Ben de cumhurbaşkanı olarak bu işin takibindeyim, kovalıyorum. Büyükelçiliğe girişler çıkışlar vs. hepsi inceleniyor, takip ediliyor. Buradan çıkan sonuç ne olacaksa onu da dünyaya bildireceğiz” dedi.


3- SUİKAST TİMİ, IŞİD BENZETMESİ… CİNAYET İDDİALARI NE YÖNDE?

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu polis kordonuna alınmış durumda.

Kaşıkçı’nın ölümüne ilişkin iddialardan biri, Suudi Arabistan’dan 15 kişilik bir ‘suikast timi’nin Türkiye’ye geldiği ve aynı akşam döndüğü yönünde. Reuters’a konuşan bir Türk güvenlik kaynağı, aralarında yetkililerin de bulunduğu 15 Suudi vatandaşının iki uçakla Türkiye’ye geldiğini, Kaşıkçı ile aynı gün (2 Ekim) konsolosluğa girdiğini ve sonrasında Türkiye’den gittiğini söyledi. Buna göre, Türk polisi bu kişilerin kimliğini belirlemeye çalışıyor.

Türk Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı ise Kaşıkçı’nın öldürüldüğünün kesinleştiğini belirtirken, cinayetin ayrıntılarına ilişkin çarpıcı bir iddiada bulundu. Cinayetin barbarca işlendiğini öne sürerek “DEAŞ bile böyle bir eylemde bulunmadı. Bu, DEAŞ vari bir eylem. Umarım bütün dünya vicdanı buna karşı harekete geçer. Dünya vicdanı bunu kaldıramaz. Hiçbir diploması tarihinde benzeri yok” diyen Kışlakçı şöyle devam etti:  “Teyit ettiremediğimiz şey şu; Buraya gelen 15 kişi ilk saatlerden itibaren direkt Cemal Bey’i bayıltıp, parçalara bölüp, herkes bir parçasını alıp köpekler gibi gidiyor. Bunun detaylarına girmek istemiyorum. Umarım böyle bir şey olmamıştır. Eğer olmuşsa, bunun sonuçları kesinlikle ağır olacak.”


4- SUUDİ ARABİSTAN NE DİYOR?

Suudi Arabistan, cinayet iddiasını çürütmek için konsolosluk binasının kapılarını Reuters muhabirlerine açtı. Ülkenin İstanbul Başkonsolosu Muhammed El Katibi binayı bodrumuna kadar gezdirdi.

Suudi Arabistan, 2 Ekim gününden bu yana Kaşıkçı’nın kaybolması ile ilgisinin bulunduğu yönündeki suçlamaları reddediyor. Bir dizi ismi açıklanmayan yetkiliden peşpeşe “Konsoloslukta değil, binayı çoktan terk etti” açıklamaları geldi. Bizzat veliaht Prens Muhammed bin Selman da Bloomberg ile söyleşisinde bu suçlamayı reddederek İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda inceleme yapılabileceğini söyledi. Ancak Prens’in aynı söyleşide Türkiye’yi eleştirmesi de dikkat çekti. Prens, muhalifler üzerinde kurduğu baskının sorulması üzerine, ‘yaklaşık 1500 kişinin tutuklanmasının aşırılıkçılığa karşı ödenen küçük bir bedel olduğunu ve Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklananların yanında küçük bir sayı olduğunu’ söyledi.

Prens’in açıklamalarının sonra ise ülkenin İstanbul Başkonsolosu Muhammed El Katibi cumartesi günü konsolosluk binasının kapılarını Reuters muhabirlerine açtı. El Katibi, altı katlı binayı bodrumuna kadar gazetecilere gezdirdi, çekmeceleri bile açarak Kaşıkçı’nın orada olmadığını kanıtlamaya çalıştı.

Başkonsolosun, binadaki kameraların kayıt yapmadığını söylemesi ise dikkat çekti.

Son olarak, Suudi devlet ajansı SPA’ya konuşan bir konsolosluk yetkilisi de cinayet suçlamasını reddetti. Suudi Arabistan’ın, cinayetin araştırılması için Türkiye’ye bir heyet gönderdiği de belirtildi.


5- ANKARA-RİYAD İLİŞKİLERİNE NASIL YANSIYACAK?

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz Al Suud.

Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda kaybolması ve Türkiye’den gelen iddiaların, Ankara-Riyad ilişkilerinde gerilimi tırmandırması bekleniyor. İki ülkenin Katar ve Müslüman Kardeşler nedeniyle zaten son dönemde sorunlu olan ilişkilerinde ciddi bir diplomatik kriz beklentisi söz konusu.

BBC’nin Türkiye temsilcisi Mark Lowen’ın cinayet suçlamasına dair yorumu şöyle: “Türkiye’nin bu iddiası bomba etkisi yaratacak türden. Ve buradaki yetkililer henüz bunu destekleyecek kanıtlar sunmamış olsa da, böylesi bir iddianın sağlam temellerin yokluğunda ortaya atılması mümkün değil. Ankara’nın Ryad’la ilişkisi, temelsiz söylentilere dayanarak tehlikeye atılamayacak kadar önemli.”


6- ABD NE DİYOR?

Muhammed bin Selman, Donald Trump’ın Ortadoğu’daki en yakın ortaklarından biri.

ABD’de yaşayıp Washington Post gazetesinde yazan bir Suudi gazetecinin Türkiye’deki konsoloslukta Suudi yetkililer öldürüldüğü suçlamasına Washington’ın ne yanıt vereceği de merak konusu. Zira Kaşıkçı’nın ters düştüğü Muhammed bin Selman yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’daki en yakın müttefiklerinden biri haline gelmiş durumda.

ABD Dışişleri Bakanlığı ‘konuyu yakından izlediklerini ve daha fazla bilgi edinmeye çalıştıklarını’ duyurmakla yetinirken, ülke içinde Trump’a ‘Suudi Arabistan’la ilişkileri kesme’ çağrıları yükselmeye başladı. Senato Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Chris Murphy, “Suudların ABD’de yaşayan birini hileyle konsolosluklarına çekip orada öldürdüğü doğru ise Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz temel bir kopma ile sonuçlanmalıdır” dedi. Washington Post’un yayın yönetmeni Fred Hiatt ise “Cemal’in öldürüldüğü haberleri doğru ise bu korkunç ve akıl sır ermez bir fiildir” diye konuştu.


7- CEMAL KAŞIKÇI KİMDİR?

Muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’dan 2 Ekim’den bu yana haber alınamıyor.

59 yaşındaki Cemal Kaşıkçı, gazeteci kimliği kadar eskiden Suudi Kraliyet sarayına yakınlığı ile bilinen bir isimdi. Al Watan gazetesinin eski yayın yönetmeniydi; ülkenin hem eski ABD ve Britanya büyükelçisi, hem de eski istihbarat şefi olan Prens Türki El Faysal’a danışmanlık yapmıştı. Ancak veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın kraliyet sarayında ipleri ele geçirmesi, aşırılıkçılıkla mücadele adı altında kendisiyle ters düşen isimleri de hedef alması karşısında muhalif konumuna düşmüştü.

Kaşıkçı geçen yıl, El Hayat gazetesindeki yazılarına son verilmesinin ardından ve yetkililer tarafından sosyal medyada paylaşım yapmaya son vermesinin istenmesi üzerine, ABD’ye taşınmıştı. Kendisini bizzat, veliaht prensin bir danışmanının telefonla uyardığını söylüyordu. Ülkesini terk etmesinden iki ay sonra, Suudi Arabistan’daki ‘büyük yolsuzluk operasyonu’ kapsamında, çok sayıda önde gelen isim gözaltına alınacaktı…

Kaşıkçı, ABD’ye taşındıktan sınra Muhammed bin Selman’ın Yemen politikasını ve ülke içinde muhalefete yapılan baskıyı eleştirdiği için hedef alınmaktan korktuğunu söylüyordu. Economist dergisine verdiği mülakatta, ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesinin Suudi Arabistan’ın işine gelmeyeceğini söylediği için özellikle baskı gördüğünü anlatmıştı.

Kaybolmasından önce, Washington Post gazetesi için köşe yazarlığı yapıyordu.


8- CEMAL KAŞIKÇI HANGİ GÖRÜŞLERİ SAVUNUYORDU?

Kaşıkçı, veliaht prens bin Selman’ı sık sık eleştiriyordu.

Cemal Kaşıkçı, veliaht prens Muhammed Bin Selman ile ters düşmekle ve basın özgürlüğünü savunmakla beraber Suudi Arabistan’da ‘radikal’ bir değişime karşı çıkıyordu. The Economist ile söyleşisinde, basın özgürlüğünün monarşide de mümkün olduğunu savunarak Kuveyt modelini önermişti. Kaşıkçı, “Kuveyt’te monarşi olmasına rağmen daha fazla tartışma alanı ve hükümet üzerinde kontrol var. Fakat emiri eleştirmiyorlar” demişti. Suudi gazeteci bunun ‘mâkul bir taviz’ olup olmadığı sorusuna yanıtında ise “Bence mâkul. Rejim değişikliği ve benzeri şeyler için çağrı yapan Suudilere katılmıyorum. Bu saçmalık. Suudi Arabistan’da buna ihtiyacımız yok. Sisteme inanıyorum – sadece reforme edilmiş bir sistem istiyorum” demişti.

Kaşıkçı Washington Post gazetesindeki yazılarında da ülkedeki büyük yolsuzluk operasyonunu eleştirmiş, ‘Muhammed bin Selman’ın aşırılıkla mücadele ettiğini söylerken yanlış kişileri hedef aldığını’ savunmuş; Riyad’ın Yemen’deki savaşta ‘Arap Baharı ruhuna ihanet ettiğini’ belirtmiş; veliaht prensin Lübnan’da hükümetin düşmesine sebep olan adımlarını da eleştirmişti.