'Binanın asbestli olmayan bölümü yok'

Ankara'daki asbest skandalını ilk kez gündeme getiren Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan olası felaketin boyutlarını ve yapılması gerekenleri anlattı. Candan, "Asbestli bölümü yıkılmadı diyorlar. Binanın asbestsiz bölümü yok ki! Bu sağlık işi, sen ben o diye bakılmaz. Bizim sorumluluğumuz halkı uyarmak ve bilgilendirmek..."

Özlem Akarsu Çelik  oakarsucelik@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Ankara’da asbestli tarihi Havagazı Fabrikası’nın yıkımının yarattığı tehdidi, sürecin başından bu yana takipçisi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bu konuda davalık olan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan anlattı. Karakuş Candan’ın Gazeteduvar’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Tarihi Havagazı Fabrikası’nın 350 ton asbest barındırdığı yönündeki bilginin kaynağı ne veya kim?

Tarihi Havagazı Fabrikası’nda 350 ton asbest olduğu bilgisini Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent  Estetiği Dairesi Başkanlığı  İnceleme İhale ve İdari İşler Şube Müdürlüğü’nün 24 Kasım 2016 tarihinde açtığı ihalenin şartnamesinden öğrendik. Şartnamede işin adı “Havagazı Fabrikasında Bulunan Asbestli Malzemelerin ve Kalıntıların Geri Dönüşüm Malzemesi Karşılığında Sökülmesi işi” yazıyordu. Söküm yapılacak işler arasında 350 ton asbestli malzemenin sökülmesi, nakliyesi ve bertaraf edilmesi vardı. Kaynağımız Ankara Büyük Şehir Belediyesi’dir.

sart

Havagazı Fabrikasında Bulunan Asbestli Malzemelerin ve Kalıntıların Geri Dönüşüm Malzemesi Karşılığında Sökülmesi şartnamesi.

13 bin liralık bedel karşılığında yıkım ihalesini almış firma, asbestli yapıyı yıkmak için gerekli önlemleri alır mı?

24 Kasım 2016 yılında yapılan ikinci ihalede asbestli olduğu için yıkım işi 13 bin 217 lira 19 kuruş muhammen bedelle çıkmıştır. İlk İhalede 380 bin lira muhammen bedelle çıkan ihalenin, birden 13 bin liraya düşmesinin nedeni 350 ton asbesttir. Uzmanlar asbest yönetmeliği ve tüm uluslararası standartlar uygulanarak tüm önlemler alınarak işçi sağlığı, halk sağlığı ve kent sağlığını tehdit etmeden yapılacak bir yıkım sürecinin  maliyetinin yaklaşık 700-800 bin TL olduğunu ifade ediyorlar. Firma bunu 13 bin liraya alıyor.

İşin süresi sözleşmenin imzasından sonra teknik şartnamede 240 gün olarak belirlenmiştir. Bunun nedeni, işin hassas bir şekilde çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden her türlü önlemler alınarak, ölçümler yapılarak, titizlikle gerçekleşmesi içindir. Nerede görülmüştür kepçeyle asbestli yapının yıkıldığı? 25 Şubat Cumartesi alelacele hiçbir önlem alınmadan yapıyı yıkmaya başladılar. Tepkiler üzerine göstermelik önlemler aldılar. Herkesin canına kastettiler ve kanser yapıcı asbestin çevreye yayılmasına neden oldular ve suç işlediler.

Asbestli tarihi Havagazı Fabrikası yıkılmasa ne yapılabilirdi?

Ankara’da 52 bin 270 metrekarelik alanda 1928 yılında elektrik santrali, binası ve bacaları, 1929 yılında havagazı fırınları kurulan ve 1933 yılında elektrik ve santralinin geliştirilmesiyle yerleşke haline gelen Maltepe  Elektrik ve Havagazı Fabrikası, Cumhuriyet döneminin Ankara’daki ilk sanayi yapılarından birisidir Ankara’nın havagazı ve kok kömürü ile çalışan ilk elektrik üretim tesisidir. Mimarı Werner Issel olan yapı, Alman firması tarafından yapılmıştır.

Cumhuriyet döneminin tanıkları arasında yer alan Havagazı Fabrikası tesisleri kentin tekno-tarihsel profilinin katmanlarından birisidir.  Aynı zamanda türünün ayakta kalabilmiş son örneğidir. Yurtdışında benzer yapılar korunarak ya müze haline getirilmiş ya da kültür merkezi, bilim merkezi olarak işlevlendirilmiştir. Londra’nın Kings Cross Tren Garı’na komşu ve Victoria Dönemi ticari canlılığının bir simgesi olarak 3 adet “gazometre”, benzer şekilde korunmuştur. Viyana da Simmering’deki gazometreleri korumuş restore ederek eğlence merkezi ofis ve konut olarak kullanmaktadır. İstanbul’da Silahtar Ağa Santrali, Santralİstanbul olarak müzeye dönüştürülmüştür. Bizde ise rant uğruna denetimsiz bir şekilde yıkılarak  insan sağlığı tehdit edilerek yok edilmeye çalışıyor. Yıkılarak asbestin havada uçuşmasına neden olunuyor, hepimiz kanser soluyoruz. Havagazı yerleşkesi için düş kurmakta henüz  vakit geç değil.

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Biz, Çalışma Bakanlığı ile koordineli olarak uzman ekiplere bu Havagazı Fabrikasını kaldırtıyoruz. Fabrikanın santral odasında olduğu bildirilen asbestli kısmı söküp özel bir şekilde paketleyip yine özel araçlar eşliğinde İzmit’teki imha tesislerine götüreceğiz. Odalar kimin yaptığı ve kime yapıldığı bilinmeyen asbest ölçümleriyle Ankaralıları, endişelendirmeyi bıraksınlar, kendi görevlerini yapsınlar” dedi. Gökçek’in bu sözlerini ve olayla doğrudan ilgili olan Sağlık, Çevre ve Çalışma bakanlıklarının hiçbir açıklama yapmamasını nasıl yorumluyorsunuz?

santral2

Santral İstanbul

Melih Gökçek’in bilimsel  kriterlere,  asbest yönetmeliğine ve uluslararası standartlara göre asbestli yapılarda alması gereken önlemleri almadan bir yıkım gerçekleştirdiği ve insan sağlığını tehdit ettiği ortada. 25 Şubat’tan bu yana alanda fotoğraf ve videolar çekiliyor. Tepkiler üzerine göstermelik önlemler alınıyor. ‘Asbestli bölümü yıkmadım’ diyor. Binanın asbestsiz bölümü yok ki! Bu sağlık işi, sen ben o diye bakılmaz. Bizim sorumluluğumuz halkı uyarmak ve bilgilendirmek.

O bölgede okullar var, üniversite var, Ankara Garı ve konut yerleşimleri var, işyerleri var. Yıkımın olduğu gün referandumda evet kampanyasının Arena’da başlangıcı vardı. Binlerce insan oraya gitti ve hepsi şu anda risk altında. Asbest parti ayrımı yapmıyor herkesi zehirliyor. Asıl ideolojik davranan Melih Gökçek’tir.

Biz devletin ve belediyenin yapması gereken bir şeyi, özel bir firmaya ve kamu kurumuna yaptırdık. İnsan sağlığı  çocukların geleceği bizim için her şeyden değerlidir. Yapılan işin düzgün yapılması gerekiyor. Ölçümleri keşke kendileri yaptırsaydı da sunsaydı. Biz Anayasa’nın bize verdiği halkı doğru bilgilendirme görevini yapıyoruz. Ancak bu noktada Başkent’in  orta yerinde böyle bir felaket yaşanırken Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı’nın ve Valilik’in herhangi bir açıklama yapmaması manidardır. Devletin kurumlarının durumunu ortaya koymaktadır. Bence halkı panik eden nedenlerden birisi de budur, bu sahipsiz ve çaresiz kalma halidir. Oysa biz devlete vergi veriyoruz, çocuklarımız iş bilmez yöneticilerin elinde ölüme terk edilsinler kanser olsunlar diye vergi vermiyoruz. Kurumlar burada gerçekten sorumlu davranmadılar. Kurumların hepsine yazı yazdık, BİMER’e başvurduk. Biz daha ne yapabiliriz ki?

‘BU YIKIM, KENTİN ORTASINDA BİR CANLI BOMBAYA DÖNÜŞTÜ’

Eski yapıların neredeyse tümünde asbestin yalıtım malzemesi olarak kullanıldığı söyleniyor. Peki bugüne kadar yıkılan yapıların tamamında bu önlem alındı mı? Özellikle kentsel dönüşüm alanlarında yıkılan eski yapılar için de bu tehlike söz konusu değil mi?

Belli bir dönemde yapılan yapılarda yalıtım malzemesi olarak asbest kullanıldığını biliyoruz. Kentsel dönüşüm sürecine tabi tutulan birçok yapıda aynı sorun yaşanacak ve aynı tehdit ve tehlikeyle halk karlı karşıya kalacak. O nedenle ciddi önlemler alınmak zorunda ve asbest yönetmeliğinin uygulanması halkın bilgilendirilmesi gerekli. Ancak bu konuda toplum asbestli yapılarla ilgili tam bir bilgi sahibi değildi. Gerçekte Ankara ilk defa belki de bu ölçekte bir asbestli yapı ile karşı karşıya kaldığı için bir farkındalık oluşturuldu. Havagazı Fabrikası bir sanayi yapısı ve 350 ton asbest var. Bu çok büyük bir miktar. Bir konutta bu kadar asbest olmaz. Ama aynı tehdit konutların yıkımı için de geçerli.

havagazi

.

Necatibey Caddesi’nde, Kumrular’ın kesiştiği köşedeki Eski Bayındırlık Bakanlığı binasında da asbest vardı. Orası da davası devam ederken ciddi önlemler ve bilgilendirme yapılmadan yıkıldı. Şimdi orada hiçbir şey yapılmıyor. Otopark yaptılar anlaşamadılar. Öyle boş duruyor. O zaman niye yıkıyorsun? O yapının da kültür varlığı olma potansiyeli vardı. Davası devam ederken birden dozerlerle girdiler. Ancak oradaki oran çok yüksek değildi. Havagazı Fabrikası’ndaki oran çok yüksek. Bu yıkım, bilimle uzaktan yakından ilgisi olmayan yöneticilerin elinde halkın sağlığını tehdit eden, kentin ortasında bir canlı bombaya dönüştü maalesef.

‘YÜKSEK YOĞUNLUKLU RANT’

Burada yargı süreci devam ederken yıkımın başlamasını neye bağlıyorsunuz?

Havagazı Fabrikası yerleşkesinde yıkımlar 2006 yılında başladı ve o dönemde  tescilli kültür varlığı niteliği kaldırıldığı için açtığımız dava hâlâ devam ediyor. Bu süreçte Kültür Bakanlığı Koruma Bölge Kurulu 28 Kasım ve 8 Aralık 2016 tarihinde Büyükşehir Belediyesi’ni uyarıyor. Koruma Bölge Kurulu 2 Ocak 2017 de bir yazı daha yazarak ‘Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Havagazı Fabrikası’nın  tescilli kültür varlığı için açtığı dava devam ederken bu yapıyı yıkamazsanız, yargı sürecini etkileyecek bir davranış içinde bulunamazsınız. Bana plan gönderme, buraya ihale yapma!’ diyor üslubunca. Büyükşehir Belediyesi  Koruma Kurulu’nu dinlemiyor çünkü bölgede çok büyük bir rant projesi var.

Haziran 2016 yılında Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı meclis kararına göre Havagazı yerleşkesi yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılması planlanıyor. Meclis kararları ile Havagazı yerleşkesinde mülkiyeti TEİAŞ ve TEDAŞ’a ait olan 29228 ada 1 ve 2 parsellerde 2,5 emsal yükseklik serbest kentsel servis alanı ilan edilmiştir. Bu alanlarda, büro, iş hanı, gazino, lokanta, çarşı, çok katlı mağaza, banka, otel, sinema, tiyatro gibi sosyal kültürel tesisler; yönetimle ilgili tesisler, özel/resmi eğitim ve sağlık ve benzeri tesisler bölgesel ihtiyacı karşılamak üzere yapılabilmektedir. Celal Bayar Bulvarı’na cepheli 39 bin 775 metrekarelik alanda ise 4 emsal yükseklik serbest olmak üzere, kamusal tesis alanı ilan edilmiştir.

Kamu tesis alanında kamu hizmeti için kullanılan resmi binalarla, ibadet yerleri, özel eğitim, özel sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları, otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar, spor tesisleri, genel otopark ve buna benzeri umuma ait binaların yapılmasını öngörür. Bu yoğunluğu kentin kaldırması mümkün değildir. Bu yüksek yoğunluklu yapılaşma öneren meclis kararında dava açtık oda devam ediyor. Davalar devam ederken Havagazı fabrikasının yıkılmasının nedeni, yüksek yoğunluklu yapılaşma isteği yani  yüksek yoğunluklu ranttır. Halkın sağlığı yada kültürel miras potansiyelinin, Ankara Büyükşehir Belediyesi nezdinde her zaman olduğu gibi bir değeri yoktur.