Adalet Yürüyüşü Hayır'lı bir eylemdir

Adalet Yürüyüşü bir bilgilendirme seferberliğine dönüştürülebilir. Ülkemizdeki adaletsizlikler sadece yargı ile sınırlı değil. Halktan gizlenen, medyada yazılmayan, yazdırılmayan o kadar çok hak gasbı, felaket ve skandal var ki…

Abbas Karakaya

Bir arada yaşayabilmenin, toplumsal hayatın kurucu ilkesi adalettir. Yokluğu, eksikliği huzursuzluklara, krizlere, savaşlara sebep olabilir. Adalet, su, hava, ağaç ve güneş gibi her canlının ihtiyacı olan bir vitamindir. Kemal Kılıçdaroğlu, böylesi bir kavramdan yola çıkarak 15 Haziran 2017’de Ankara’dan İstanbul’a Adalet Yürüyüşü’nü başlattı. Son derece meşru, haklı ve Hayır’lı bir eylemdir bu. Adalet yürüyüşünü olumlu yönde etkileyebileceğini düşündüğümüz bir iki hususa değinmek istedik.

Adalet Yürüyüşü bir bilgilendirme seferberliğine dönüştürülebilir. Ülkemizdeki adaletsizlikler sadece yargı ile sınırlı değil. Halktan gizlenen, medyada yazılmayan, yazdırılmayan o kadar çok hak gasbı, felaket ve skandal var ki… İşte bu Adalet Yürüyüşü bunları dile getirme, anlatma, özellikle de AKP seçmenine gösterme fırsatına dönüştürülebilir. Yürüyüş boyunca her gün, seçilecek bir ya da iki konuya odaklanarak sadece yargıdaki adaletsizlikler değil; yaşamımızın her alanındaki adaletsizlikler, skandallar, halktan gizlenen olgular, kamu aleyhine yapılan yasalar, antlaşmalar kamuoyuyla paylaşılabilir.

Bu paylaşımlar yürüyüş kolu tarafından gününün belli bir saatinde yapılabilir. Yazılı hale getirilerek yabancı haber ajansları dâhil mümkün olan her yere, herkese dağıtılmalı. Bu bilgilendirme faaliyetine Hayır kampanyasının devamı olarak bakılabilir. O kampanyada olduğu gibi özenli, temiz bir dil kullanılmalı. Sokaklarda, meydanlarda üzerlerine ‘adalet’ yazılı tişörtler giymiş insanlar el ilanına dönüştürülmüş bu metinleri her gün insanlara dağıtabilir. Sosyal medya kanalları da bu amaç için etkin bir şekilde kullanılmalı.

Bu bilgi paylaşım faaliyeti ülkedeki adaletsizliğin boyutlarını ve karmaşıklığını göstermek için güzel bir fırsat sunarken, Adalet Yürüyüşü’nün Enis Berberoğlu için mi; Edirne’ye uzar mı, uzamaz mı gibi tartışmalara sıkıştırılmasının önüne de geçecek; aynı zamanda, yürüyüşe olan ilgiyi canlı tutacak ve AKP havuz medyasının yürüyüşü itibarsızlaştırma, halkı kandırma, gerçekleri saptırma çabalarını boşa çıkartabilecektir. Dahası, RTE’ye satır satır karşılık verilmediği takdirde, bu sistemli bilgilendirme faaliyeti siyasi gündemi Adalet yürüyüşçülerinin belirlemesine katkı sunacaktır.

CHP ve HDP’nin Meclis’te verdikleri araştırma, soruşturma önergeleri, sorular ve bunlara iktidar ve taşeron ortağının verdiği cevaplar bu bilgilendirme faaliyetinde sıkça başvurulacak kaynaklardan sadece biridir. Bu kaynağın kullanılması partilerin Meclis’teki çalışmalarını halka anlatma fırsatı verirken iktidar partisi ve taşeronunun maskelerini düşürme, yalanlarını deşifre etme olanağını bir kez daha verecektir. İktidarın gizlilik kararı getirdiği davalar da başka velut bir kaynaktır.

Adalet yürüyüşünde her güne bir ad verilebilir. Bu adlar tarihten, günümüzden adalet arayışçıları ve mağdurlarından seçilebilir. Örnek vermek gerekirse, Gezi Direnişinde kaybettiğimiz canlar, Nuriye ile Semih, hapisteki gazeteciler, Türkan Saylan, Martin Luther King, Uğur Mumcu, Musa Anter, Tahir Elçi, tutuklu HDP’li vekiller, Deniz Feneri davasının mağdurları, HES katliamları, Kuzey Ormanları talanı, Mavi Marmara davasında tazminatları gaspedilenler, Balyoz, Ergenekon davası mağdurları, Roboski ve Reyhanlı katliamlarında yitirdiklerimiz, Cumartesi Anneleri, 10 Ekim 2015 Barış mitinginde kaybettiklerimiz, Silopi’de panzerin ezdiği Furkan, Muhammet Yıldırım kardeşler vb.

Buraya kadar yazdıklarımızdan Adalet Yürüyüşü’nün aslında Hayır kampanyasının bir devamı olduğunu söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Ancak aynı zamanda bu yürüyüş CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun “Onur” yürüyüşüdür. Her ne olursa olsun tamamlanmalıdır.


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.