İller domino taşı gibi dizildi: Bir ülke nasıl batar?

Ülke gerçekten 'batar' mı? Sivas, Çorum, Bayburt, Kastamonu batarsa, tabii ki ülke de batar! Şeker fabrikalarının niye alelacele satışa çıkarıldığı belli. Çünkü iller, borç hizasında domino taşı gibi dizildi. Devrilmeleri için şu anda 'hunharca' pompalanan sıcak paranın keyfinin kaçması yeterli!

DUVAR – “Türkiye’yi zayıf göstermek için çalışan iç ve dış fesat odaklarına en güzel cevap verildi.” Bu sözleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yaklaşık bir ay önce, yüzde 11’lik üçüncü çeyrek büyümesini açıklandığında söyledi. Ekonomi Bakanı ve Maliye Bakanı da benzer şeyler söyledi. Hatta Tarım Bakanı, İçişleri Bakanı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı da… Muhtemelen belediye başkanları, il başkanları bile bir yerlerde söylemiştir.

Yaşananlar ağustos böceği ile karınca masalı olsa ‘muhalefet bu cevabı hak etti’ diyeceğiz ama, ağustos böceğinin sadece üç ay yaşadığını unutamıyoruz! Yüzde 11 de böyle işte. Üç aylık veriyle, kaç yıldır baş aşağı giden bir ekonomi efsunlamaya çalışılıyor.

Peki bir ülke gerçekten ‘batar’ mı? Samsun, Sivas, Tekirdağ, Bayburt, Çorum batıyorsa eğer… Pekala ülke de batar! Nasıl mı?

Önce genel tabloya şöyle bir göz atalım…

YÜZDE 11, BORCA YETMİYOR

Hemen hatırlatalım, aktaracağımız rakamlar öyle gizli saklı değil. Doğrudan Akbank’ın hazırladığı bilgi notundan alındı. Ama ne hikmetse, gazete sayfalarından ve ekranlardan akıp giderken, yanlarında neleri götürdüklerinden pek bahsedilmedi. Sanki konuyu komşuyu, memuru çiftçiyi, mahalle bakkalını hiç ilgilendirmiyormuş, sadece Koç’un, Şahenk’in, Sabancı’nın, Ülker’in sorunuymuşçasına ‘finansal veriler’ başlığı altına utangaçça dizildiler…

Öyleyse olabildiğince basitleştirelim: Ülkedeki tüm banka ve şirketlerin toplam yurt dışı borcu 239 milyar dolar. Çok övülen yüzde 11’lik büyümenin olduğu dönemde, ülke içinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin parasal değeri olan gayri safi yurt içi hasıla ise 827 milyar lira. Dolar hesabıyla söylersek, 235 milyar dolar. Yani AK Partilisi CHP’lisi 85 milyon el ele verip o üç ayda ürettiği her şeyi satsa, dişinden tırnağından artırsa, yabancılara borcu ödemeye yetmiyor. O ‘mucize’ 3 ayın boyu posu bu kadar! İşin vahimi, bu yıl içinde acilen 70.2 milyar dolar bulunması gerekiyor. Çünkü borcun yüzde 29’u kısa süreli ve o vade de kapıya dayandı artık.

Ülke sathında durum böyle. Gelelim tek tek hatlardaki duruma. İl il, sektör sektör inceleyelim…

Resmi verilere bakarak yaptığımız hesaba göre, bankaların illere dağıttığı toplam kredilerde, yani şahıs ve şirket ayırmaksızın dağıtılan borçların ödenemeyen kısmındaki artış, ortalama yüzde 50’den fazla. Bu iki yıllık süreçte batık kredisi azalan sadece iki il var. İzmir ve Aksaray. İzmir’in yüzde 2, Aksaray’ın ise yüzde 3 düştü. Geri kalan 80 ilde batıkların artışı korkunç düzeyde. Mesela, Hatay yüzde 147 ile birinci. Afyonkarahisar yüzde 131, Ağrı yüzde 129, Kırşehir yüzde 113 ile peşinden gidiyor.

GIDA VE TÜTÜN

Gıda, meşrubat, gazoz ve tütün üreten şirketler açısından bakıldığında 16 il dışındakilerin tamamının ödeyemedikleri borçlar yükseldi. Mardin, Çankırı, Şırnak, Bilecik ve Sinop’taki şirketlerin batıklarındaki artış yüzde 90’ın üzerinde. Yani her 100 TL borcun 90 TL’sini ödeyemiyorlar. 35 ildeki şirketlerin ödeyemedikleri borçlardaki yükseliş ise yüzde 50’den fazla.

İNŞAATTA DURUM VAHİM

İnşaat en feci sektör. Bu sektöre verilen kredilere bakıldığında 16 il dışındakilerin tamamında ciddi artışlar var. Sadece 7 ilde artış yüzde 30’un altında. 30 ilde ise yükseliş yüzde 100’ün üzerinde. En çarpıcı sonuç yüzde 1000’in üzerinde artışla Bayburt, Kırşehir, Erzincan, Ardahan ve Iğdır’da görülüyor. 15 ildeki artışlar da yüzde 200’ü aşıyor.

TEKSTİL, TURİZM, TARIM…

Tekstilde de yine 16 il dışındakilerde artışlar ciddi. 34 ildeki yükseliş yüzde 100’den fazla. İlk beş il şöyle: Nevşehir, Niğde, Ağrı, Rize, Balıkesir. Bu beşinin artışı ortalama yüzde 600 civarında. Tekstilde de 9 ildeki batıkların artışı yüzde 500’den fazla. Yalnızca 14 ilde azalma oldu. Tarım ve hayvancılıkta batıklardaki ortalama oran yüzde 45’lerde. Yüzde 100 artışı geçen il yok ama sadece 6 ilde batık kredilerin tutarı azaldı.

Şimdi de ücretle maaşla, toprağı ekip, hayvanlarına bakarak hayatta kalmaya çalışanların durumuna bakalım…

TAŞIT ‘BİRAZ’ ÖDENİYOR, KONUT ARTIYOR

En temel ihtiyaç olan (hükümetin de en çok övündüğü) konutta geri dönemeyen, takibe düşen borçlardaki artışın ortalaması yüzde 40’a yakın yükseldi. 15 ilde batık oranı düşerken. 25 ilde yüzde 40’ın, 10 ilde ise yüzde 30’un üzerinde arttı. En fazla artışlar yüzde 87 ile Bayburt, yüzde 79 ile Iğdır, yüzde 69 ile Kars’ta yaşandı. Türkiye’de en ‘sadık’ kredi taşıtta. Nitekim 33 il dışındakilerin tamamında batık kredi azaldı. Bunun en önemli nedeni ise büyük kısmının faizsiz, kalanın da çok düşük faizle verilmesi.

TÜKETİCİ KREDİSİ VE KREDİ KARTLARI

Asıl çarpıcı rakamlarsa tüketici kredilerinde. İhtiyaçları karşılamak için neredeyse yegane kaynak, bu krediler oldu. 6 il dışındakilerin hepsinde artış yaşandı. Tüketici kredisi alanların pek çoğunun aynı zamanda ev, bir kısmının da taşıt kredisi borcu olduğunu unutmamak lazım. Ağrı ve Iğdır yüzde 29’ar artışla bu alanda lider. Onu yüzde 25 ile Bitlis, yüzde 24’er yükselişle Tunceli ve Kilis izliyor. Kredi kartı batıklarındaki artışın ortalaması da yüzde 16’ları buldu.

Daha protestolu senetleri, karşılıksız çekleri, illerin işsiz sayısını, ihracatlarındaki çöküşü eklemedik. Uzamasın, oralarda da tablo feci…

SADECE KAFAYI SUYUN ÜSTÜNDE TUTUYORLAR

Bu kadar borca rağmen Anadolu’daki küçük şirketler hâlâ nasıl ayakta kalıyor? Burada bazı açıklamaları hatırlayalım.

Ekonomi Bakanı Zeybekci: Kredi Garanti Fonu (KGF) teminatlı krediler 2017’de önemli bir fonksiyonu yerine getirdi, bunun devam ettireceğiz.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan: Büyümeyi destekleyen unsurların başında KGF geliyor. KGF, zorlu süreçleri başarı ve fırsata dönüştürebilecek bir model.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Öztürk Oran: KGF ile 5 milyar lirası geri dönüşlerden olmak üzere 55 milyarlık bir kredi sağlanacak. Bu adımlar iş adamlarının önünü açacak.

İşin şifresi işte bu: KGF! Bu sistemde devlet garantisi verilen bankalara kısaca deniliyor ki, “Küçük büyük, borçlu harçlı demeyin. Ben kefilim verin krediyi.”

KGF Genel Müdürü İsmet Gergerli, geçen yıl yaklaşık 221 milyar TL’lik KGF destekli kredi kapsamında 200 milyar TL’lik kefalet verdiklerini açıkladı. 2018’de 140 milyar TL’ye kadar daha kefalet verilecekmiş. Bu ne demek? Bankaların aslında batık yazması ve icraya düşmesi gereken borçları bir süre daha yüzdürmesi, böylece pek çok firmanın en azından kafasını ‘suyun üstünde’ tutarak boğulmasını geciktirmesi demek.

ŞEKER FABRİKALARI NİYE SATILIYOR?

Peki herkesin övgü yağdırdığı ve 2017’de dağıtılan 221 milyar liralık KGF’nin ne kadarı geri ödendi dersiniz? Sadece 25 milyar lira! Bu yıl içinde de 63 milyar lira ödeme bekliyorlar. Yani umuyorlar. Diyelim ki, o da gelsin. Devletin kefil olduğu geri kalan milyarlarca lira ne olacak?

Öyle çalışıyormuş görünüp oradan buradan borç alarak kurulu düzen, şu an hunharca pompalanan sıcak paranın keyfinin kaçıp çıkmasıyla birlikte domino taşları gibi yıkılmayı bekliyor aslında. 14 şeker fabrikasının aceleyle haraç mezat satışa çıkarılmasının bir nedeni de budur. Bu ekonomik düzen için elde avuçta ne varsa satmak dışında çare kalmamış görünüyor çünkü!