Köprülerde Ali Cengiz oyunu bitmiyor: 0,0003'ün sırrı ne?

Küçük bir hesaplamayla enflasyondaki ali-cengiz oyununun nerelere vardığını görmek mümkün. TÜİK'e göre geçen yıl köprü ücretlerine yüzde 47 zam yapıldı. Üzerine herkesin payına düşen 200 TL de konulunca bunun enflasyon hesabına yansıması gerekmez mi? Ancak TÜİK milyarlık projelerin enflasyona etkisini hesaplarken katsayıyı yüzde 0.0003 alıyor. Yani 'herkesi kıskandıran' yatırımların ağırlığı enflasyona gelince sadece onbinde 3'e iniyor!

 

DUVAR – Köprüyü satan Sülün Osman dolandırıcıydı. Tuna’ya kurduğu köprüden geçenden 30, geçmeyenden döve döve 40 akçe alan Deli Dumrul ise mitolojik bir karakter. Ama köprü ve tünellerden geçenden de geçmeyenden de para alan bu hükümet gayet yasal ve gerçek.

Şu sıralar Türk mitolojisinden ideoloji devşirenlerin Kayı’ya, Karatay’a özenip pratikte Deli Dumrul’a dönüşmesi bir trajedi olsa gerek. Ne var ki, asıl trajedi; sadece 61 yıl yaşayan Sülün Osman’a karşın Deli Dumrul’un 140 yıllık dolu dolu bir hayat sürmesidir. Zira, 25 yıl boyunca tüm ülke olarak o Deli Dumrul’a para ödeyip duracağız. Üstelik bu para döve döve olmasa da Osman’a da Dumrul’a da rahmet okutacak türden sözleşme ve rakam oyunlarıyla alınacak.

Nasıl mı? Gelin filmi başa sarıp bu ali-cengiz oyununu madde madde inceleyelim…

* Üç büyük proje 2016 yılında peş peşe açıldı. Osmangazi Köprüsü Temmuz’da, Yavuz Sultan Selim Köprüsü Ağustos’ta, Avrasya Tüneli de Aralık’ta hizmete başladı. Üzerlerinde halaya duruldu, selfie’ler çekildi, ‘laikler geçmesin’ bile denildi. Kısa sürede ortaya çıktı ki, halaya durmayan da para ödemek zorundaymış.

* Bu üç köprü ve tünel için yapılan sözleşmeye göre, devlet belli bir araç geçişi taahhüt ediyor. Bu taahhütler günlük Osmangazi’de 40 bin, Yavuz Sultan Selim’de 135 bin, Avrasya’da 68 bin 500. Osmangazi’nin KDV dahil geçiş fiyatı otomobilde 71.75 TL’den başlıyor türüne göre 228.20 TL’ye kadar çıkıyor. Yavuz Sultan Selim’de 13.05 TL ile 102 TL arası. Avrasya fiyatı ise dün yapılan 10 puanlık KDV indirimi sonrasında otomobilde 19.20 TL, minibüste 28.80 TL.

KİMİN CEBİNE, NE KADAR PARA GİRİYOR?

* Yani taahhüt edilen araçlar geçerse Osmangazi’den Nurol, Makyol, Astaldi, Yüksel, Özaltın ve Güriş firmalarının cebine günde en az 2.8 milyon TL; Yavuz Sultan Selim’den İçtaş İnşaat ile İtalyan Astaldi’nin cebine 1.8 milyon TL, Avrasya’dan da Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ.’nin cebine minimum 1.4 milyon TL para girecek.

Gelelim asıl meseleye… Peki bu kadar araç ya geçmezse? Bu firmalar mahalle bakkalı Mehmet efendi gibi akşam kasayı kilitlerken, “Bu günlük rızkımız buymuş” demeyeceklerine göre sihirli bir elin devreye girmesi gerekiyor.

* Yapılan sözleşmelere göre, eğer taahhüt edilen araç sayısı günlük olarak tutmazsa, devlet kendi cebinden üzerini tamamlayacak. Bu, “ne eksikse benden” durumu Yavuz Sultan Selim için 10 yıl 2 ay 20 gün, Osmangazi için 22 yıl, Avrasya için de 24 yıl 5 ay sürecek. Üstelik geçiş fiyatları dolara endeksli olduğundan fiyatlar dolar+ her yıl başında yapılan mutad zamlarla belirlenecek. Nitekim dolardaki artış hariç 2017’de yapılan zam yüzde 47, 2018 zammı ise yüzde 25 oldu.

Peki kağıt üzerinde şahane duran bu anlaşma fiiliyatta nasıl işliyor?

* İki köprü ve tünelden şimdiye kadar kaç araç geçtiği resmi olarak hiç açıklanmadı. Ta ki, Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu’nun Hürriyet’ten Vahap Munyar’a söylediklerine kadar. Arıcıoğlu diyor ki, “Avrasya Tüneli’ne yıllık 25.6 milyon araç geçişi garantisi verilmişti. Geçen yıl bu sayı 10 milyon altında kaldı. Bu yüzden devletten 123 milyon lira alacağız.”

* Resmi veri henüz olmasa da ilk 3 ayda açıklanan araç sayısı üzerinden yapılan hesaplamaya göre Osmangazi için devlet 500 milyon TL, Yavuz Sultan Selim için de 150 milyon TL’ye yakın şirketlere para ödemek zorunda. Buna köprüler ile bağlantılı tüm otoban gişeleri de dahil edildiğinde 2017’de devletin kasasından çıkacak para en az 2 milyar TL’yi bulacak. Bu rakam abartı mı? O halde hükümet neden 2018 bütçesine ulaştırma projelerinde verilen taahhütler nedeniyle 3.6 milyar TL’lik bir kaynak koydu? Bu da demek oluyor ki, sene sonunda sözkonusu şirketlere aktarılacak para yüzde 50 daha artacak.

KİMİN CEBİNDEN, NE KADAR PARA ÇIKIYOR?

* İyi güzel de Hazine’nin parası nereden gelecek? Hürriyet köşe yazarı iktisatçı Uğur Gürses’in yaptığı bir hesaba bakılırsa, 10 milyon faal vergi mükellefine bu para bölünürse 2017’de kişi başı 200 TL ödedik. Arabası olsun olmasın, ister Şırnak’ta otursun isterse Bayburt’ta 2018’de herkesin payına düşen bu Deli Dumrul vergisinin tutarı ise 360 TL’yi bulacak. Seçim döneminde Osmangazi Köprüsü’nün afişlerinin Şanlıurfa’ya, Hakkari’ye asılması boşuna değilmiş.

Şimdi gelelim köprülerde oynanan oyunun gözden kaçan bir başka yönüne…

MİLYARLIK DEVLER KALEM OYUNUYLA NASIL PİREYE DÖNÜŞTÜ?

* Sadece geçiş fiyatı olarak Osmangazi’ye en az 1.1 milyar lira, Yavuz Sultan Selim’e 600 milyon lira, Avrasya Tüneli’ne de 511 milyon lira ödenecek. Günde milyonları, yılda milyarları bulan bu ödemeler büyüme hesaplanırken kamu yatırımları kaleminde hayli ciddi bir ağırlığa sahip. Ne var ki, yüzde 11’lik büyüme rakamı ile övünenler, iş çalışanların aldığı ücretten ev kirasına, asgari ücretten emekli zammına kadar pek çok hayati hesap yapılırken kullanılan enflasyona gelince tek bir kalem oyunuyla dev projeleri adeta birer pireye dönüştürüyorlar.

* Sadece küçük bir hesaplama ile köprüdeki ali-cengiz oyununun nerelere vardığını görmek mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre 2017’de köprü geçiş ücretlerine yapılan zam yüzde 47.3’ü buldu. Üzerine herkesin payına düşen 200 TL de konulunca bunun enflasyon hesabına yansıması gerekmez mi? Hayır, öyle olmuyor işte. Bu dönemde istatistik de diğer her şey gibi bir tuhaf işliyor. TÜİK milyarlık projelerin enflasyona etkisini hesaplarken katsayıyı yüzde 0.0003 alıyor. Yani herkesi kıskandıran yatırımların ağırlığı enflasyona gelince sadece onbinde 3’e iniyor!

Domatesin yüzde 1, koli gönderme ücretinin yüzde 0.0021, kontak lensin yüzde 0.01, kakaolu toz içeceklerin yüzde 0.0052, tiyatro biletinin bile enflasyonda yüzde 0.01 ağırlığa sahip olduğunu düşününce herhalde durumun vehameti daha da ortaya çıkıyordur.