Bulgaristan'da Türk politikacının ‘kaçak saray’ına protesto var

Bulgaristan’daki Türk partisinin kurucusu Ahmet Doğan’ın, hükümetin üst düzey yetkililerinden izin alarak Burgas’da yaptırdığı ‘kaçak saray’ ve dalgakıran, hükümet karşıtı protestolara neden oldu. 23 gündür devam eden protestoları, Sosyalist Parti'li Cumhurbaşkanı Rumen Radev destekliyor. Radev, “Ülkemizi mafyadan temizlemeliyiz” diyerek hükümetin istifasını talep ediyor.

Melishan Devrim  melishandevrim@gmail.com

DUVAR – Bizdeki ‘saray’ kelimesi, Bulgaristan’da da aynı anlamda kullanılıyor. Türklerin saray merakı ise şu sıra Sofya’da protestolara neden olmuş durumda. Bulgaristan’daki protestoların çıkış sebebi, bu ülke doğumlu ama Bulgaristan Türkü bir politikacı olan Ahmet Doğan’ın kamuya ait bir plaja yazlık saray ve dalgakıran yaptırıp plaja girişleri tamamen kapatmış olması.

Olayın etnik bir gerilime dönüşme riski bulunmuyor çünkü Cumhurbaşkanı Rumen Radev, ‘kamu arazisine inşaat’ meselesini, ‘hükümetin yolsuzluğunun göstergesi’ olarak yorumluyor ve bu konuda Bulgaristan Türklerini suçlamıyor.

Radev, ‘kaçak saray’ konusunda hükümeti suçlarken Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olan ülkeyi mafyadan temizlemek gerektiğini dile getirdi. Radev’in ‘mafya’ kelimesini kullanması şaşırtıcı değil çünkü son dönemde Bulgaristan’da inşa edilen aşırı gösterişli ama üslup açısından tuhaf görünen yapılara mimarlık terminolojisinde ‘mafya baroğu’ (mafia baroque) denmeye başlandı, hatta bu başlıkta akademik makaleler bile üretiliyor.

GİZLİ SERVİS İÇİN AJANLIK YAPTIĞI İDDİA EDİLİYOR

Korona tedbirlerinin hafifletilmesinin ardından 9 Temmuz’da başlayan protestoların sebebi, Bulgaristan’daki Türk partisinin onursal başkanı Doğan’ın, Rosenets Park’ta normalde kamuya ait olan bir parkın ve plajın girişini tamamen kapatarak buraya saray ve dalgakıran yaptırmış olduğunun ortaya çıkması.

1990’da Haklar ve Özgürlükler Hareketi (DPS-MRF) adı verilen partiyi kuran Doğan, ülkede sevilen bir isim. Hakkında açılmış bir Wikipedia sayfası bile bulunuyor. 1980’li yıllarda Sofya Üniversitesi’nde felsefe eğitimi alan Doğan, bu alanda doktora da yapmış. Bulgaristan medyasında resmi bir rapora dayanılarak, 1974-1988 arasında Doğan’ın Bulgaristan gizli servisi için ajanlık yaptığı iddia ediliyor. 2010 yılında Doğan, yine bir yolsuzluk davasıyla gündeme gelmişti, ardından 2013 yılında silahlı saldırıya uğradığında parti liderliğini bıraktı ama halen kurucusu olduğu Türk partisinin onursal başkanı kabul ediliyor.

Ahmet Doğan’ın Rosenets Park kıyısındaki saray binası.

Ahmet Doğan’ın, Rosenets bölgesindeki sarayının önüne Şubat 2018-Kasım 2019 arasında, bir dalgakıran yaptırdığı belirtiliyor. 5 bin 800 metrekarelik bu parseldeki yapıların kıyısına yapılan dalgakıran, 2020’nin başında Burgas’daki yetkililer tarafından ‘özelleştirme’ statüsüyle kadastroya kaydedilerek yasal hale getirilmiş ancak saray binasına ulaşım sağlayan ve plajın girişini kapatan yolların kadastroda yer almadığı belirtiliyor.

8 Temmuz’da Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Rosenets Park’ta bulunan kamu plajına üç yetkilinin giremediğini duyurdu. Plaja tekneyle gidildiğinde ise plaja bir marina ile dalgakıran yapıldığı ve Doğan’ın yazlık sarayına plajın tamamını dahil ettiği ortaya çıktı. Parkın korumasını yapan güvenlik görevlileri, tekneyle gelen yetkililerin araziye girmesine izin vermeyip onları tekneye binmeye zorladı.

PROTESTOCULAR PLASTİK ŞİŞE FIRLATTI

Söz konusu plaj, Burgas yakınlarında, güney Karadeniz kıyısında bulunuyor ve doğal koruma alanı statüsünde olduğu için kamuya ait bir bölge. Radev, park ve plaj niteliği olan kamuya ait bir araziye yetkililerin alınmadığını duyurunca bir grup Bulgar, karayoluyla bölgeye gitti. Polis, Rosenets Park’a gelen Bulgarların parka girmesine izin vermedi. Burgas Belediye Başkanı Dimitar Nikolov alana ulaştığında, protestocular başkana plastik şişeler fırlattılar.

‘KEYİF BE YA!’

Bulgaristan Türklerinin anlattığına göre, Doğan’ın yaptırdığı ‘kaçak saray’ ortaya çıkınca Kırcaali (Kurdzhali) gibi Türklerin yaşadığı kasabaların yöneticileri, Doğan’ı korumak üzere otobüslerle saraya Türkleri gönderdi. Bulgar medyası, otobüsle gelenlerden birine, “Siz buraya neden geldiniz?” sorusunu sorduğunda, bu kişi, medyayla dalga geçerek Türkçe cevap verdi: “Keyif be ya!”

Bölgeye otobüslerle Türklerin geldiği görüntüler televizyonlarda yayınlandı. 11 Temmuz’da yayınlanan haberlerde, Doğan’ı korumak üzere 4-5 bin kişinin bölgede olduğu, kaçak sarayı protesto etmeye gelenlerin ise sadece 500 kişi olduğu belirtiliyordu. Jandarma, park alanına girmek isteyen protestoculara izin vermeyince kavga yaşandı. Burgas polis müdürü Radoslav Sotirov, Başbakan Boyko Borisov’un ısrarı sonucunda yaşanan olayda sorumluluğu üstlenerek istifa etti.

DOĞAN’IN SARAYI ASLINDA YASAL İZNE SAHİP

Bulgaristan’da günlerce televizyonlarda tartışılan ‘kaçak saray’ meselesinde, Başsavcı Ivan Geshev’in bu arazinin kullanımına izin verdiği anlaşılınca, Cumhurbaşkanı Radev hükümeti suçlamaya başladı ve halkı hükümeti protesto etmeye davet etti. Böylece protestoların rotası Rosenets Park yerine başkent Sofya oldu.

Sofya’da 23 gündür devam eden protestolarda göstericiler, hükümet binalarının ve meclisin bulunduğu meydanda ilginç gösteriler yaparak dikkat çekiyor. Polis ise her gün birkaç saat protesto yaptıktan sonra dağılan protestoculara müdahale etmiyor. Polisin anlayışlı tavrı, şu ana kadar başkentteki protestolarda şiddet olaylarının yaşanmamasını sağlamış durumda.

ERKEN SEÇİM TALEBİYLE DÜZ DUVARA TIRMANMAK

Protestoların dördüncü gününde genç bir kadın, komünist dönemde parti binası olarak kullanılan binanın duvarına tırmandı. 22 Temmuz’daki protestoda ise göstericiler, her gün olduğu gibi saat 17.00’de toplanıp bu sefer Adalet Sarayı’na tuvalet kağıtları fırlattılar. Cumhurbaşkanı Radev tarafından desteklenen göstericiler, Başbakan Boyko Borissov hükümetinin ve başsavcının istifasını talep ediyorlar ve erken seçim istiyorlar.

Протестът блокира Орлов мост

Gepostet von bTV Новините am Mittwoch, 29. Juli 2020

Yolsuzlukla mücadele edilmesini talep eden protestocular, 7 milyon nüfuslu ülkeden 2 milyon Bulgarın çalışmak için ülke dışına gitmesinin sebebinin ülkedeki yolsuzluk olduğunu savunuyorlar. Bulgaristan, AB’ye tam üye olduktan sonra vatandaşları İngiltere ve Almanya gibi AB ülkelerine vizesiz giderek bu ülkelerde çalışma hakkı kazanmıştı.

YOLLAR BLOKE EDİLMEYE BAŞLANDI

Protestolarda, sadece Türk partisine yönelik değil, Bulgaristan’daki bütün politik partilere yönelik genel bir tepki söz konusu. Bulgar Ulusal Televizyonu’nun önünde toplanan göstericiler, devlet medyasını eleştirdi. 23 Temmuz’da protestocular ana arterlerdeki trafiği bloke ederek saat 23.00’e kadar protestoya devam etti. Başlangıçta sadece bir iki saat süren protestolar, son birkaç gündür geceleri de devam ediyor. 30 ve 31 Temmuz’da İngilizce yayın yapan Bulgaristan medyası, protestocuların kentteki tüm trafiği durma noktasına getirdiğini ve hükümet binalarının önüne çadırlar kurduklarını duyurdu. Sofya’da tramvaylar, otomobiller ile aynı yolları kullandıkları için, protestocular trafiği kapattığında, ulaşım tamamen kesintiye uğruyor ve toplu taşıma araçlarının rotalarının protestolara göre değiştirilmesi gerekiyor.

PROTESTOCULARDAN GREV ÇAĞRISI

23 gündür devam eden protestolar, Varna ve Ruse gibi diğer şehirlere de yayılmış durumda. Plovdiv’de yapılan protestoların haricinde, bazı yerlerde şehirler arası yollar, arabalarla birkaç saatliğine bloke ediliyor. Protestocular, son günlerde ulusal grev çağrısı yapmaya başladılar.

Korona virüsü salgını başladığında, ülkede çok az yoğun bakım ünitesinin bulunduğu duyurularak ülke çapında kapsamlı yasaklar uygulandı. 31 Temmuz verilerine göre, Bulgaristan’da virüse yakalanan kişi sayısı toplam 11 bin 420, iyileşenlerin sayısı 6 bin 173, ölenlerin sayısı ise 374 oldu. Bulgarlar, hükümet karşıtı protestolara başladığında, korona tedbirleri daha yeni iptal edilmişti ancak gece kulüpleri ve barlar gibi bazı yerlerde tedbirlerin bir süre daha sürdürülmesi gündemdeydi ama tedbirler devam ettirilemedi.

Bulgaristan Türkleri, Ahmet Doğan’ın sarayının yasal şekilde yapıldığını savunarak, protestoların Cumhurbaşkanı Radev ile Başbakan Borissov arasındaki başka bir yolsuzluk soruşturması meselesinden kaynaklandığı yorumunu yapıyor.