Avrupa Libya konusunda kendi içinde kavga ederken Türkiye güçlendi

Avrupa için Akdeniz'in ve göçün kontrol edilmesi istikrarlı bir Libya çok önemli. Libya kıyılarını kontrol edenin Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşacak göçmenleri de kontrol edecek. Rusya'nın Libya'dan Akdeniz'e göçü kontrol etmesi AB'nin geo-stratejisi açısından asla tercih edeceği bir durum değil. Ancak İtalya ve Fransa arasındaki anlaşmazlık nedeniyle de AB bu konuda felç olmuş durumda. AB çatışmada olan taraflar üzerinde baskı uygulayamıyor.

Ayşegül Karakülhancı  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın 12 Haziran’da, Almanya’nın başkenti Berlin’de Almanya’nın Avrupa Birliği dışındaki ülkelere uyguladığı seyahat uyarısı, Almanya’nın 1 Temmuz’da üstleneceği AB dönem başkanlığı ve Libya konusunda temaslarda bulunmuştu. Kalın, Berlin’de Türkiye’nin Libya’daki çatışmanın çözümünde kilit bir rol oynamaya istekli olduğunu belirtti.

Almanya hükümeti, Türkiye’nin Suriye veya Libya gibi çatışmalı bölgelerdeki eylemlerini eleştiriyor, buna rağmen Türkiye üst üste iki yıldır Alman silah endüstrisinin bir numaralı alıcısı. Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye geçen yıl Almanya’dan 344,6 milyon euro’luk silah aldı. Bu rakam, Almanya’nın toplam silah ihracatının üçte birinden fazlasını oluşturuyor. Toplamda Almanya geçen yıl Türkiye’ye değeri 823,6 milyon euro’luk silah ve teçhizat ihraç etti.
Türkiye’nin Ekim 2019’da Suriye’ye askeri harekat düzenlemesinden sonra, Almanya hükümeti Türkiye’ye kısmi silah ihracatı yasağı koymuştu. Ancak, bu da sadece Suriye savaşında kullanılabilecek silahlar için geçerliydi. Ayrıca önceden teslimatı imzalanmış ve onaylanmış silahları kapsamıyordu. Ekonomi Bakanlığı’nın yayınladığı belgeye göre, geçen yıl teslim edilen silahlar sadece “denizcilik” alanındaydı. Türkiye özellikle Almanya’dan denizaltı satın aldı ve bu yıl bu denizaltıların teslim edilmesi bekleniyor.

BERLİN’İN DÜZENLEDİĞİ LİBYA KONFERANSI UNUTULDU

Libya’da BM’in resmi olarak tanıdığı Türkiye, İtalya ve Katar’ın desteklediği Fayez Sarraj’ın birlikleri Fransa, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteklediği Halife Haftar’ın arasında süren iç savaşta binlerce sivil öldü. Dünya’nın önemli ülkeleri Kuzey Afrika’da petrol yatakları olan bu küçük devlet üzerinde kavgaya tutuştu. Dış aktörler rakip gruplara silah, para ve dışarıdan paralı askerlerle müdahale etmemiş olsaydı belki bu savaş çoktan bitmiş olacaktı.

Almanya hükümeti ocak ayında Berlin’de tüm tarafları davet ettiği Libya Konferansı’nı düzenledi. Katılımcılar ateşkes konusunda anlaştılar. Berlin bu toplantıyı Alman diplomasisinin zaferi olarak gördü.
Bugün, bu konferansın üzerinden dört ay geçti, artık hiçbir taraf Berlin Konferansı hakkında konuşmuyor. Çünkü zirve beklentilerin aksine barış getirmedi. Tersine Libya üzerindeki paylaşım kavgası daha da şiddetleniyor.

TÜRKİYE, LİBYA’NIN GİZLİ YÖNETİCİSİ HALİNE GELİYOR

Sarraj ve en önemli müttefiki Türkiye’nin şimdilik Libya’da daha çok kontrolü sağladığı görülüyor. Türkiye savaşı Sarraj rejimi lehine çevirdi.

Geçtiğimiz kasım ayında, Ankara ve Trablus arasında, Türkiye’nin Akdeniz’deki gaz yataklarından yararlanmasına izin veren bir mutabakat anlaşması imzalandı. Anlaşmadan sonra da Türkiye Libya’ya daha fazla silah ve savaşçı göndermeye başladı. Korona krizinde şimdi Türkiye Libya’nın gizli yöneticisi haline geliyor. Oysa Berlin zirvesinde Türkiye, Libya’dan çekilme sözü vermişti.
Libya’daki çatışmada bu kadar çok tarafın rol almasında petrol rezervlerinin yanı sıra, cihatçılara istihdam alanı olması da var. Ayrıca Libya Ulusal Mutabık Hükümeti’nin başındaki Sarraj’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Müslüman Kardeşler’e sempati duyması da Türkiye için önemli bir ideolojik sebep.

LİBYA’YI KONTROL EDEN AKDENİZ GÖÇÜNÜ KONTROL EDER

Avrupa için Akdeniz’in ve göçün kontrol edilmesi istikrarlı bir Libya çok önemli. Libya kıyılarını kontrol edenin Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşacak göçmenleri de kontrol edecek. Rusya’nın Libya’dan Akdeniz’e göçü kontrol etmesi AB’nin geo-stratejisi açısından asla tercih edeceği bir durum değil. Ancak İtalya ve Fransa arasındaki anlaşmazlık nedeniyle de AB bu konuda felç olmuş durumda. AB çatışmada olan taraflar üzerinde baskı uygulayamıyor. AB elindeki yaptırımları dahi kullanmıyor.

Spiegel’in Suriye muhalefetinin açıkladığı rakamlara dayandırdığı iddiaya göre, Libya’da Türkiye için 7000 Suriyeli sözleşmeli savaşçı var ve her savaşçıya ayda 2 bin dolar maaş ödeniyor. Libya’daki savaş her an büyüyebilir. Libya uzmanları ‘Güç kaybeden Hafter sivillere saldırabilir’ diyor. Ya da Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya, Libya’daki operasyonlarını genişletebilir.
Mart ayında Türkiye mültecilerin Avrupa’ya geçişi için Yunanistan sınırını açarak AB’de paniğe yol açmıştı. Benzer bir manevrayı Libya’dan da yapabilir. Almanya – Türkiye ilişkileri AB için daha da önemli bir hale gelecek.

TÜRKİYE ALMANYA’NIN DÖNEM BAŞKANLIĞINI KULLANMAK İSTİYOR

Almanya’nın 1 Temmuz’dan itibaren üstleneceği AB Dönem Başkanlığı’nı Türkiye lehine kullanmak için çabalıyor. İbrahim Kalın’ın korona döneminde Almanya’da temaslarda bulunmasını da bu bağlamda görmek gerekiyor.

Türkiye Avrupa’nın güvenliğinin, Türkiye’nin güvenliği ile ilişkili olduğunu vurguluyor. Libya’da aldığı pozisyonu NATO’nun bir parçası olmakla da gerekçelendiriyor. Türkiye, Almanya’nın AB dönem başkanlığı sırasında hem Libya, hem Suriye hem de Türkiye vatandaşlarının vize serbestisi ve Gümrük Birliği’nin yenilenmesi konusunda yeni imkanlar yakalayacağını düşünüyor.

Almanya ise Libya konusunda bekliyor. En başından beri taraf tutmadı. Ancak Türkiye’ye denizcilik alanında silah satmaya da devam etti. Almanya Libya’da kim istikrarı sağlayacak, kim ne kadar güç kazanacak, onu izleyip daha sonra açıktan destekleyebilir. Rusya’nın kontrolü altında bir Libya’dansa Türkiye lehine adım atmayı stratejik olarak daha uygun bulabilir. 1 Temmuz’dan sonra Türkiye Almanya arasında daha çok görüşme gerçekleşebilir.