Financial Times: İstanbul sonrası dönem Erdoğan için hayati önemde

İngiliz gazetesi Financial Times, AK Parti'nin İstanbul'u dokuz puan farkla kaybetmesini değerlendirdi: Erdoğan'ın bundan sonra nasıl ilerleyeceği hayati önemde. İçgüdüsü baskıyı güçlendirmek olabilir ama daha ferasetli bir tepki vermezse, Türk siyasetindeki uzun hakimiyetinde sonun başlangıcı gelebilir.

DUVAR – İngiltere’de yayımlanan Financial Times gazetesi, CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki zaferini ele aldığı başyazısına “İstanbul’u kaybetmek, Erdoğan’ın yeniden düşünmesini sağlamalı” başlığını attı. Gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “sürdürülebilir büyüme ve reformlara odaklanması gerektiğini” yazdı.

“Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kumar oynadı ve kötü kaybetti” ifadeleriyle yazıya başlayan Financial Times, “AKP’nin İstanbul’da az farkla kaybetmesinden sonra, Erdoğan’ın yargıya yeni bir seçim için bastırdığını, seçmenlerinse buna Ekrem İmamoğlu’nun daha büyük bir farkla kazanmasını sağlayarak yanıt verdiği” yorumu yaptı.

‘BÜYÜK BİR SEMBOLİK DARBE’

Bunun “demokrasi için daha büyük bir zafer” olduğunu söyleyen gazete, “Erdoğan’ın şimdi bu durumda ne yapacağını çok dikkatli bir şekilde düşünmesi gerektiğini” vurguladı. Gazete “Türkiye’nin ticari başkentindeki yenilginin büyük bir sembolik darbe” olduğunu belirtti ve İstanbul’un 25 yıl önce belediye başkanı olarak siyasi kariyerine başladığı yer olduğunu hatırlattı.

‘AK PARTİ 4 MİLYAR DOLARLIK BÜTÇENİN TEK SAHİBİYDİ’

Financial Times, AK Parti’nin Türkiye’nin en önemli şehirlerinin neredeyse hepsini kaybettiğini aktararak, “Yenilgi aynı zamanda çok somut bir kayıp. AKP yıllardır 4 milyar dolarlık İstanbul bütçesinin tek sahibiydi. Kamu ihaleleleriyle sundukları iltimaslar ve verilen kamu hizmetleri, iktidarda kalma kabiliyetinde merkezi bir unsurdu” ifadelerini kullandı.

Gazete, Erdoğan’ın karşılaştığı üçüncü engelinse, “AKP’nin şimdi, İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi ve siyasi ortaklarının şahsında açıkça görülen, yeniden canlanmış ve etkin bir muhalefetle karşı karşıya kalması olduğunu” belirterek şöyle devam ediyor:

‘DEMOKRASİ CANLI AMA NASIL BİR BASKI YAPILDIĞI UNUTULMAMALI’

“CHP’nin ateşli milliyetçilik ve laiklik şöhreti uzun süredir, AKP’ye verilen desteğin temeli olan Müslüman muhafazakârları ve Türkiye’nin Kürt nüfusunu uzaklaştırdı. İmamoğlu açık ve kapsayıcı bir kampanya yürüttü, Ramazan’da oruç tuttu ve muhafazakâr oyların birazını almayı başardı. CHP aynı zamanda ittifaklar oluşturabildi ve bunların arasında Kürtlerin hakimiyetindeki parti de vardı. Muhalefetin zaferi Türk demokrasisinin bazı unsurlarının hala canlı olduğunu gösteriyor. Ancak bu Erdoğan’ın diğer alanlarda nasıl bir baskı yaptığını gözlerden kaçırmamalı. Onbinlerce öğretmen, memur, polis ve subay 2016’daki darbeden sonra hapsedildi. On binlercesi işlerini kaybetti. Pazartesi günü, İstanbul’daki seçim sonuçlarının açıklanmasından saatler sonra, 16 kişi göstermelik bir mahkemede, bir kent parkının buldozerlerle yıkılmasına karşı girişilen ve Türkiye’ye yayılan eylemlerin arkasında olmakla suçlandı.”

‘BUNDAN SONRASI HAYATİ ÖNEMDE’

Financial Times, “Erdoğan’ın bundan sonra nasıl ilerleyeceğinin hayati önemde olduğunu, içgüdüsünün baskıyı güçlendirmek, CHP’nin finans kaynaklarını boğmak ve mahkemelerde liderlerinin peşine düşmek olabileceğini” söylüyor.

Gazete, “AKP’nin sorunlarının kökenindeki ekonomik mutsuzluğu görmezden gelerek, Türkiye’nin ekonomik kurumlarını boğmanın tehlikeli bir basınç birikmesine neden olabileceğini” belirtiyor.

‘YENİ BİR U-DÖNÜŞÜN VAKTİ GELDİ’

Başyazının son kısmını Erdoğan’a tavsiyelere ayıran Financial Times şöyle devam ediyor:

“Daha ferasetli bir tepki, Erdoğan’ı başlangıçta başarılı kılan şeye dönmek ve sürdürülebilir kalkınma ve istihdam yaratmaya odaklanmak olur. Bu, yüksek faiz oranlarının enflasyona yol açtığı gibi alışılmadık fikirleri bırakması, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını geri getirmesi, damadı Berat Albayrak’ı kendisine ekonomi brifingi verenlerin arasından çıkartması ve halefine yapısal reformları yapabileceği özgürlüğü tanıması anlamına geliyor.

Bu, aynı zamanda, Türkiye Rusya’dan hava savunma füzeleri alırken daha da kötüleşmek üzere olan Batı’yla ilişkilerini düzeltmesi ve otokratik eğilimlerini törpülemesi de demek. Bu, uzak bir ihtimal gibi gelebilir. Ancak Erdoğan, daha önce çıkarına uygun olması durumunda, ödün verme ve U dönüşleri yapmaya hazır oldu. Bunu tekrar yapmasının zamanı geldi. Yapmazsa, başlangıç yaptığı İstanbul’daki sonuçlar, Türk siyasetindeki uzun hakimiyetinde sonun başlangıcı olabilir.” (BBC Türkçe)