İsrail'in dini eğitim sistemine tek başına kafa tutuyor!

İsrail'de dört çocuk annesi Nitzan Waisberg, eğitim sisteminin sekülarizmden kopup giderek dini hale gelmesine sosyal medyadan savaş açtı. Facebook sayfasında liberal velileri örgütleyen ve "Ülkemi tanıyamıyorum" diyen Waisberg, dini eğitime niçin savaş açtığını anlattı.

DUVAR – İsrail’de dört çocuk annesi bir kadın, devlet okullarında verilen eğitimi Facebook hesabındaki paylaşımlarıyla eleştirmeye başlayınca eğitim sisteminden hoşnut olmayan veliler de ona katıldı. Amerikan dergisi The New Yorker, bu kültür savaşını uzun vadede hangi tarafın kazanacağı sorusuna yanıt arayan kapsamlı bir analiz yayımladı.

‘The Tragedy of Zionism (Siyonizm’in Trajedisi)’ ve ‘The Hebrew Republic (İbrani Cumhuriyeti)’ kitaplarının yazarı Bernard Avishai’nin imzasıyla 18 Nisan’da yayınlanan makalede, İsrail doğumlu 44 yaşındaki dört çocuk annesi Nitzan Waisberg’in İsrail’deki eğitim sistemini eleştirmek amacıyla sosyal medyada başlattığı mücadele anlatılıyor.

Tel Aviv Üniversitesi’nde tasarım odaklı düşünme dersleri veren Waisberg, Kudüs’te güzel sanatlar eğitimi aldıktan sonra Londra’da Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olmuş. Los Angeles, Londra ve Sydney’de yaşadığı dönemde önemli markalara danışmanlık yapmış. Sıradan bir aileden gelmiyor. İsrail’in önde gelen ailelerinden birine mensup. Amcası Ehud Barak, 1999-2001 arasında ülkenin başbakanlık görevini yürütmüş ve 2011’e kadar İşçi Partisi’nin liderliğini yapmış bir isim.

DEVLET OKULLARINI GÖRDÜ, ‘GELDİĞİM YERİ TANIYAYAMADIM’ DEDİ

Uzun süre ülkesinden uzakta yaşadıktan sonra 2012’de İsrail’e dönen Waisberg’in dört çocuğundan üçü, Tel Aviv’de ‘mamlachti’ adı verilen devlet okullarına ya da seküler devlet okullarına gidiyor. “Büyükbabalarımın kurduğu ülkeye çocuklarımı yetiştirmek için geri döndüm. Geldiğim yeri tanıyamadım” diyen Waisberg, İsrail’de devlet okullarının aşırı derecede geleneksel yaklaşımlar sergilemesinden rahatsız olmuş.

İki yıl önce yuva çağındaki kızı, Roş Aşana bayramı öncesinde okula gelen “büyük bir adam”ın “ölü hayvanlar”dan bahsettiğini anlatınca kurban kavramının çocuklara nasıl öğretildiği konusunda fikir sahibi olmuş. Yaşı biraz daha büyük olan çocukları ise daha değişik bir eğitimle karşılaşmışlar. Dördüncü sınıfta online olarak verilen bir derste, hayvanların biyolojik kategorilerinin yanı sıra ‘shratzim’ ve ‘shratzim olmayan’, ‘koşer’ ve ‘koşer olmayan’ şeklinde öğretildiğini görmüş.

RABİN SUİKASTI BİLE DİNİ İÇERİKLE ANLATILIYOR

Matematik derslerinde, İbranice harflerin rakamsal karşılıklarını bulmaya yarayan ‘Gematria’ dersinin her sene verildiğini fark etmiş. “Geleneklerin öğretilmesine karşı biri değilim. Gematria’yı bir kez öğrenmek eğlencelidir ama her sene Gematria dersi veriliyorsa sebebini merak ediyorsunuz” diyen Waisberg, tarih derslerinin yaradılış ile başlatıldığını, ardından tufanın ve İsraillilerin göçünün (Tekvin) anlatıldığını ve son olarak Yahudi soykırımı ile devam ettiğini söylüyor. 19.yüzyıldaki Yahudi aydınlanması olarak tanımlanan dönemin çocuklara öğretilmediğini, Yitzhak Rabin suikastinin bile bir fanatiğin eylemi olarak değil, “Tanrının iradesi konusunda anlaşmazlığa düşen Yahudilerin birbirleri arasındaki kavgası” olarak tanımlandığını söylüyor.

İsrail, bu yıl 18-19 Nisan tarihlerini bağımsızlık günü olarak kutladı. Anketlere bakılırsa Netanyahu’nun bir sonraki seçimleri kazanacağı kesin görünüyor ama yolsuzluk davaları yüzünden iktidarı kaybetse bile onunla koalisyon yapan daha milliyetçi partilerin o olmasa da kazanma ihtimali çok yüksek. ABD Başkanı Donald Trump’ın büyükelçiliği Kudüs’e taşıyacağını açıklamasının da gösterdiği gibi İsrail’in ABD ile arası son derece iyi; çevresindeki kaos ortamına rağmen İsrail istikrarlı bir demokrasiye sahip, küresel pazarda teknoloji lideri; Sünni rejimlerle ketum bir dostluğu var. Ülkede gökdelenler yükseliyor, hızlı trenler yolcu taşıyor, atık su geri dönüştürülüyor. Netanyahu sunduğu bu hikâyesine sadık kalıyor.

‘NEO-SİYONİST TEOKRASİYLE BEYİNLERİ YIKANIYOR’

Waisberg gibi ülkenin kurucularının soyundan gelenler için ise hikâye tamamen farklı. Onlar kendilerini içsel bir sürgüne gönderilmiş gibi hissediyor. Netanyahu’nun Filistin topraklarında hak iddia etmesinden bunaldıkları kadar onun Yahudilik tanımından da hoşnutsuzlar. “Ben modern Siyonizme göre büyütüldüm” diyen Waisberg, bu ifadeyle Yahudi toplumunun savunmacı bir dini topluluk olmaktan normal bir Yahudi milleti olmaya geçme sürecinden söz ediyor. “Benim çocuklarımın ise neo-Siyonist bir teokrasi uğruna beyni yıkanıyor” diyor.

Waisberg, bu konu hakkındaki endişelerini bir buçuk yıl önce okul yönetimiyle paylaşmış ama ‘aşırı tepki verdiği’ cevabını almış. Bir psikolog ile yaptığı görüşmede, psikologun ona “kaçık” olduğunu söylemesinin ardından ülkedeki durumun tahmin ettiğinden de kötü olduğuna karar vermiş ve protestosunu yönetebileceği alanla sınırlamış: Çocuklarının beslenme çantası. Her gün çocuklarının beslenme çantasına Socrates, Mark Twain, Florence Nightingale, Frank Lloyd Wright, Bugs Bunny ya da mini eteği icat eden moda tasarımcısı Mary Quant’a ait bir cümleyi içeren bir not koymuş. Beslenme çantalarının fotoğrafını çekip her gün sosyal medyada yayınlamış. Şaşırtıcı şekilde okuldaki diğer çocukların aileleri de aynı şeyi yapmaya başlamışlar.

Pek bir şey paylaşmadığım Facebook sayfama rahatsızlığımı dile getiren bir mesaj yazdım ve 20 kişi yazdığımı beğendi” diyen Waisberg, İsrail’deki eğitim sisteminin sekülarizmden uzaklaştığı konusunda rahatsız olan tek kişinin kendisi olmadığını böylelikle fark etmiş. Çocuklarından birinin gittiği devlet okulunun, “Kudüs’ün yeniden inşasını anlatan şarkılar, danslar ve konuşmalar“dan ibaret olan yıl sonu balosunun videosunu yayınladığında, diğer veliler daha fazla videoyla tepkilerini dile getirmiş. Diğer velilerin yayınladığı videolardan birinde, devlete ait bir yuvada “Tapınak’ı yeniden inşa etmek için gereken tuğlalar”ı temsil etmek üzere, çocuklara ayakkabı kutularını altın yaldızla kaplatma dersi verilmesi gibi içerikler bulunuyor.

Waisberg’in kampanyası ülkenin en çok seyredilen televizyon kanalına haber olmuş. Waisberg, şu anda Facebook’ta 5 bin arkadaşa sahip ve liberal düşüncedeki velilerin organize olmasına yardımcı oluyor. Eğitim bakanlığının genel direktörlerinden birine ifade vermek zorunda bile kalmış. Dini eğitim veren okulların devletten daha büyük bütçe aldığını söyleyen Waisberg, bu bütçenin gerekçesinin kız çocuklarla erkek çocuklara ayrı eğitim vermek olduğunu belirtiyor.

RAKAMLARLA İSRAİL’DE EĞİTİM VE SEKÜLARİZM

Bernard Avishai, makalesinin geri kalanında İsrail’in eski haliyle bugünkü halini karşılaştırıyor. Makalede verilen bilgilere göre,

  • 30 yıl öncesinde İsrail’deki öğrencilerin yaklaşık yüzde 70’i seküler okullara devam ediyordu. Bugünse bu oran sadece %39.
  • Öğrencilerin yüzde 15’i, çoğu yatılı devlet okulları olan “milli-dini” okullara devam ediyor, yüzde 25’i Arapça eğitim verilen okullara gidiyor.
  • Eğitim bakanının sağ görüşlü olması, eğitimin de bu çizgiye gelmesine neden olmuş. Dahlia Scheindlin’in yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre dini görüşte olmak anlamında sağ yükselişe geçmiş durumda. Tel Aviv ve kıyı şeridinde yaşayan İsraillilerin üçte ikisi kendilerini “seküler” olarak tanımlıyor, örneğin otobüslerin cumartesi günleri çalışmasını istiyorlar. Üçte biri ise kendini “geleneksel” olarak tanımlıyor. İdeolojik anlamda radikalleşmeye eğilimli olan bu kesim Mizrahi (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) kökenli, daha az eğitimli ve daha az gelişmiş yerlerde yaşıyor.
  • Yakın zamanda Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından yapılan bir ankette İsraillilere en çok neye değer verdikleri sorulmuş. Ankete katılanların yarısına yakını “Yahudi çoğunluğun olduğu bir devlet” yanıtını vermiş. Yüzde 16’sı Batı Şeria’nın ele geçirilmesi anlamında “Büyük İsrail”cevabını verirken sadece altıda biri “barış” istediğini söylemiş.
  • Bernard Avishai, İsrail okullarında öğretilenler göz önünde bulundurulduğunda gelecek nesillerin “Yahudi çoğunluk” kavramını nasıl anlayacaklarının meçhul olduğunu, iktidarı bu konuda eleştirenlerin hiç de az olmadığını belirtiyor.

‘MİDEM BULANIYOR’

Nitzan Waisberg de çocuklara bir “Yahudi Narnia”sı yani hahamların yönettiği ve sınırları olmayan bir rüya ülkesi sunulduğuna dikkat çekiyor. İsrail’de sekülarizmle teokrasi arasında bir kültür savaşı var ve Waisberg bu savaşı kaybettiğini hissediyor. “Ülke daha 70 yaşında ve biz korkunç şekilde bölünmüş durumdayız” diyen Waisberg, “Yahudi birliğine dair laflar edildiğinde midem bulanıyor” diyor.

Derleyen: Melishan Devrim

MAKALENİN İNGİLİZCE ORİJİNALİ