Mayaların çöküşünde şiddetli kasırgaların rolü olabilir

Sıklığı ve şiddeti artan tropik fırtınalar, tarihteki en büyük imparatorluklardan birinin çöküşüne katkı sağlamış olabilir. Büyük Mavi Çukur'dan alınan tortu örnekleri, bölgeyi M.S. 900 civarında bir dizi fırtınanın vurduğuna işaret ediyor.

Lakshmi Supriya

Büyük Maya uygarlığının neden bir zamanlar solup gittiği, tarihçiler, arkeologlar ve coğrafyacılar arasında hâlâ bir tartışma konusudur. Önde gelen teori, Mayaların 800-1100 yılları civarında bir dizi şiddetli kuraklığa maruz kaldığı yönündedir. Elde edilen yeni kanıtlar, şiddetli tropikal fırtınalar gibi başka bir neden daha olabileceğini düşündürüyor.

Karayipler’in geçmişe ait iklim kayıtlarını inceleyen araştırmacılar, fırtına aktivitesinin yaklaşık 900’lü yıllara kadar zayıf ve öngörülebilir olduğunu keşfettiler. 900’lerden itibarense fırtınalar daha şiddetli ve öngörülemez bir hale geldi. Scientific Reports dergisinde geçtiğimiz temmuz ayında yayınlanan bir araştırmaya göre, kuraklıkla mücadele etmenin yanı sıra, son derece değişken ve yoğun fırtınalarla da boğuşuyor olmanın yarattığı stres, Mayaları uçurumun kenarına itmiş olabilirdi.

GEÇMİŞTEKİ İKLİMİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Karayipler’i de içine alan Atlantik kasırga aktivitesi ve uzun vadede nasıl değiştiği, çoğunlukla Atlantik Multidekadal Salınımı (Atlantic Multidecadal Oscillation-AMO) ve El Nino-Güney Salınımı (El Niño–Southern Oscillation-ENSO) gibi okyanus ve atmosfer kökenli sistemlerin davranışlarıyla ilişkilendirilir. Galveston’da bulunan Texas A&M Üniversitesi’nde paleoklimatoloji okuyan ve yeni çalışmanın katılımcısı olmayan Richard Sullivan, “Öte yandan, fırtınanın davranışlarına dair uzun vadeli gözlemlere sahip olmadan, bu ilişkiler hakkında kesin olarak konuşmak zor” diyor.

Kasırgaların ve tropik fırtınaların tarihsel veya araçsal kayıtları yalnızca yüzyıldan biraz daha eskiye dayanıyor. Zamanda daha geriye gidebilmek için, bilim insanları çoğunlukla eski fırtınalar tarafından biriktirilen kum ve çamurda bırakılan anlaması zor işaretleri deşifre eder.

Bozulmamış haldeki çökeltileri bulmak için kullanılabilecek bir kaynak alanı, çökeltilerin aralıksız olarak biriktiği deniz çukurları olan mavi çukurlar, yani deniz düdenleridir. Genel olarak, çökelme katmanlarında biriken tortular pürüzsüzdür. Fakat büyük bir fırtına geçtiğinde, bu alanlar bir araya gelir ve büyük parçacıklar birikir. Bir mavi çukur, yapısı nedeniyle malzeme biriktirilebilir ama bunlar dışarı çıkamaz ve düdenin yapısı, antik fırtınaların kayıtlarını mükemmel biçimde saklamasına olanak sağlar.

Her ikisi de Bahamalar’da bulunan Büyük Abaco Adası ve Thatch Point’teki gibi mavi çukurlardan alınan tortu çekirdekleri bizlere, Karayipler’de yaklaşık 1500 yıl önce yaşanan kasırgalara ilişkin kayıtlar sağlamıştır.

Yakın zamanda, Almanya’nın Frankfurt kentindeki Goethe Üniversitesi’nden Dominik Schmitt ve meslektaşları, 2 bin yıl öncesine kadar uzanan geçmişteki fırtınaları yeniden canlandırdılar. Araştırmacılar, Belize açıklarında bulunan Deniz Feneri Resifi’ndeki Büyük Mavi Çukur’dan 8.5 metre uzunluğunda bir tortu çekirdeği çıkardılar ve incelediler.

Schmitt’in ekibi, sonuçları inceledikten sonra, AMO’nun 300’lere kadar geri gidebileceğine dair kanıtlara ulaştı. Schmitt’e göre bu, AMO’nun ENSO ile birlikte Karayipler’in güneybatısındaki kasırga aktivitesini biçimlendirdiğine ilişkin istatistiksel bir delil sunuyor.

HAVA DEĞİŞTİĞİNDE

Tortular başka bir şeyi daha ortaya çıkardı. Schmitt, “Güneybatı Karayipler’deki tropikal siklon aktivitesi, genelde daha az aktif (M.S. 100-900) bir durumdan, (M.S. 900’den modern döneme kadar) daha aktif bir duruma geçiş yaptı” diyor. Bu değişim, Maya uygarlığının düşüşte olduğu dönemde yaşandı.

Bir zamanlar Yucatán Yarımadası’nın büyük bir kısmını işgal eden Klasik Maya uygarlığı, 800’lü yılların sonlarından itibaren gücünü yitirmeye başladı. Ardından gelen yüzyılda, Copán (şu anda Honduras’ın bulunduğu bölge) ve Tikal (şimdiki Guatemala) gibi büyük Maya şehirleri terk edildi.

İklim değişikliğinin, bu çöküşün başlıca itici gücü olduğu düşünülüyor. Önde gelen bir teoride, Yucatan Yarımadası’nı kasıp kavuran bir dizi şiddetli ve uzun süreli kuraklığın, tatlı suya erişimi ve tarımsal verimliliği azaltmış olabileceği öne sürülüyor.

Kuraklığa ek olarak, Mayalar sayıları artan ve daha öngörülemez hale gelen Karayip kasırgalarıyla baş etmek zorunda kalmış olabilirler. Büyük Mavi Çukur çökeltisinin çekirdeği, 700 ile 1150 arasında biriken -15 ila 30 santimetre arasında kalınlığa sahip- beş fevkalade kalın tabakadan oluşuyordu. Bu tabakalar son derece yoğun kasırgalara işaret ediyordu; bir karşılaştırma yapmanız için, 1961 yılında aynı bölgeden geçen ve beşinci kategori bir kasırga olan Hattie Kasırgası tarafından geride bırakılan çökelme tabakası yalnızca dört santimetre kalınlığındaydı.

Eski kasırgalardan ikisi kuraklık dönemlerinde, diğerleri ise şiddetli kuraklıklardan hemen önce ve sonra meydana gelmişti. Muhtemelen ana karayı vuran bu kasırgalar Mayaların altyapısını yok etti, kıyı sellerine ve mahsul kayıplarına neden oldu ve yoğun kuraklık evrelerinin yarattığı çevresel stresin üstüne eklendi.

M.S. 900 civarında artan fırtına aktivitesi, Sullivan’ın, Meksika’nın Tulum kıyılarının güneyindeki Muyil adlı Maya bölgesinin yakınlarında bulunan bir çukurdan aldığı tortu çekirdekleri üzerinde yaptığı çalışmayı akla getiriyor. Yine de Sullivan sonuçları yorumlarken temkinli davranıyor ve fırtınaların sıklığındaki artışın Klasik Maya uygarlığının çöküşüne kesinlikle katkıda bulunduğu anlamına gelmediğini ifade ediyor.

Bununla birlikte, Sullivan, “Şiddetli kuraklıkla mücadele eden ve zaten düşüşte olan bir kültürün, sürekli ve yıkıcı fırtınalar nedeniyle daha büyük bir strese gireceğini hayal etmek zor değil” diye ekliyor. “Artan kasırga sıklığının, Maya İmparatorluğu’nun çöküşüne yol açmış olması kesinlikle mümkün; fakat bu katkının boyutu, hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğimiz bir şey.”


Yazının orjinali Smithsonian Mag sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)