Küba Devrimin 'ikinci' Arjantinlisi: Masetti

Ölümünden aylar önce şöyle yazmış Masetti: “Devrim, artık incelenecek bir olay ya da eleştirilecek tarihi bir vaka değildir. Ama devrim, bizim ta kendimizdir. Bizim içimizdedir, bizim bilincimizdir ve bizi yargılar ve bizi eleştirir ve bizi çağırır.” Çağrının doğruluğunu yanlışlığını yıllar sonra 'tarihi bir vaka' olarak görmektense, Masetti'nin içindeki çağrıyla birlikte okumalıyız.
Che Guevara ve Jorge Masetti

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

“Orman çalılarının kemiklerini gizlediği gibi, isminin ülkesinde bunca saklanıyor olması Jorge Masetti için öngörülebilirdi. Gazeteci, namın nasıl inşa edildiğini ve kayıtsızlığın nasıl örüldüğünü bilirdi. Gerilla, yenildiği takdirde kendi hikayesinin anlık sahibinin de düşman olacağını bilirdi.”

Öldürülmeden önce kaleme aldığı ‘Bir Yazardan Askeri Cunta’ya Açık Mektup’ isimli metni postalamayı başaran ve araştırmacı gazeteciliğin öncülerinden sayılan Arjantinli Rodolfo Walsh, bu sözlerle bize unutulan bir devrimciyi işaret ediyor. Meslektaşı Masetti, Sierra Maestra dağlarından Cezayir’e, gazetelerden Arjantin cangıllarında gerilla komutanlığına lakabına yaraşan bir yaşam gerisinde bıraktı: ‘Comandante Segundo’ yani ‘İkinci Komutan’…

.

Fakat Küba Devrimi’nde bizim bildiğimiz ‘tek’ Arjantinli, ‘Birinci Komutan’, Ernesto Che Guevara değil miydi? Demek ki yanılmışız… Sierra Maestra dağlarında isyancılara eşlik eden ‘Comandante Segundo’ Masetti, henüz bu kod ada sahip olmadan önce bir gazeteci olarak Küba’ya gönderilmiştir. Gerillalarla birlikte aylar boyunca yollar, dağlar aşar. Çoğu Latin Amerikalı, Fidel Castro ve Guevara’nın sesini ilk kez radyolarından Masetti sayesinde duyar. Castro ile ilk karşılaşmasını şöyle anlatıyor Arjantinli gazeteci:

“Sonunda Fidel Castro ile tanıştım. Uyuyordum, ya da uyumaya çalışıyordum ki doğrudan yüzüme bir fener ışığı saplandı. Ve boğuk ama biraz da çocuksu bir ses şöyle söyledi: ‘Bırak uyumayı!’Daha sonra onunla konuştuk. Yerimden sıçradım ve koştum. Dağınık sakallarıyla iki metre boyunda, yüz kilodan fazla ağırlıkta, dalyan gibi bir adamdı.”

Fidel Castro ve diğer isyancılarla yaşadıklarını ‘Los que Luchan y Los que Lloran’ yani ‘Mücadele Edenler ve Gözyaşı Dökenler’ isimli kitabında toparlar. İsminden de anlaşılabileceği üzere bu eser, dönemin kimi yetenekli gazetecilerinde rastlanan ve bu nedenle geleceğin gazetecilerini imrendiren bir edebi üslupla süslüdür. Gerilla liderleriyle yaptığı röportajların ardından, Havana’yı henüz kaybetmemiş olan Batista yönetimi, artık Masetti’nin peşine düşer, tehlikeli bir yolcuğun ardından Arjantin’e varır. Yine Walsh’a göre Masetti’nin Küba’daki gazetecilik başarısı, Arjantin gazetecilik tarihi için bir milat olur.

Peki devrimden sonra? Masetti artık bir gazeteciden çok daha fazlasıdır. Arjantin’de koyu Katolik bir ailede dünyaya gelmesine karşın, gazetecilik ve hayatına giren toplumsal mücadeleyle birlikte dünyaya olan ilgisi pekişir. Gençliğinde Peronist hareketlere katılsa da Küba Devrimi’yle birlikte ‘Sakallıların’ arasına karışır. Böylece gelenekçi geçmişinden bir tek ‘sakalsızlığını’ yanında götürmüştür..

Sierra Maestra dağlarını kıtasına tanıttıktan sonra hemşehrisi Guevara ona Küba’da kalıp Üçüncü Dünya’nın sesini taşıyacak bir haber ajansının başına geçmesini teklif eder. Masetti, böylece devrimin hemen ardından Havana’da kurulan ve bugün hâlâ yirmiyi aşkın ülkede faaliyet gösteren Prensa Latina’nın ilk başkanı olur. Prensa Latina’da önemli işler yapılmasına karşın bir Arjantinli olarak durumu çok da rahat değildir. Öte yandan kurucu kadrolar gazetecilik konusunda fazla deneyimli de değildir. Tüm bunlar Masetti’nin çalışma koşullarını zorlaştırır, görevini yerine getiremeyeceği için istifa eder. Fakat onun aynı zamanda farklı planları vardır. Masetti, Arjantin’e dönüp bir gerilla hareketi başlatma fikrini uzun bir süredir aklının bir köşesinde tutmaktadır. Böylece gizlice ülkesine dönmenin yollarını aramaya başlar.

İKİ KOD AD, İKİ ‘SIĞIR ÇOBANI’: CHE VE MASETTİ

O dönem, ulusal kurtuluş hareketinin Afrika’daki önemli temsilcilerinden olan Cezayir’deki FNA, Küba ile sıkı ilişkiler geliştiriyordu. Masetti de Cezayir’de eğitim aldıktan sonra sahte pasaportlarla, kılık değiştirerek ülkesine varır. 1963 yılında Bolivya’da Arjantin sınırındaki bir çiftliğe taşınır. Grubunu ve hazırlıklarını tamamladıktan sonra sınırı geçer. Arjantinli gazeteci bu sefer ülkesine, Halkın Gerilla Ordusu (EGP) lideri, ‘Comandante Segundo’ olarak adım atmıştır.

İsmiyle ilgili ilginç bir detay mevcut. Birinci ‘Comandante’ kendisiyle aynı çizgideki Guevara olduğu için böyle bir isim tercih ettiği düşüncesi yanlış olmamakla birlikte eksiktir. Arjantinli yazar Ricardo Güiraldes’in ‘Don Segundo Sombra’ romanı Masetti’ye ilham vermiştir. Buradaki ana karakter Segundo, Arjantin’in ünlü bir gaucho, yani sığır çobanıdır. Hatta Guevara da kendine ‘nom de guerre’ seçerken bir diğer ünlü gaucho’yu, Martin Fierro’yu seçer. Tabii her iki sav da aynı anda doğru olabilir.

Küba Devrimi, ABD’nin bizzat yarattığı Küba ordusu ve Batista diktatörlüğünü devirerek ‘yenilmezin’ yenilgisini tehlikeli bir şekilde göstermişti. 1959’un ardından kıtada Küba örneğini birebir izleyen kimi gerilla mücadelelerinin oldukça trajik bir şekilde sonuçlanması, kimilerine ABD’nin ‘yenilmezlik’ efsanesinin belki de efsane olmadığını düşündürttü. Örneğin EGP köylüleri mücadeleye çağırdığı sırada Arjantin’de oldukça yumuşak bir siyasi rüzgar esiyordu.

‘DEVRİM BİZİM TA KENDİMİZDİR’

EGP deneyimi oldukça kısa sürede başarısızlıkla sonuçlandı. Gerillaların çoğu hayatını kaybetti, bir kısmıysa -özellikle Bolivya’ya- kaçmayı başardı. Sadece ordu saldırıları değil, aynı zamanda cangılın ta kendisi gerillaların başlıca düşmanlarındandır. Açlık ve hastalık yakalarını bırakmaz. Masetti’yse içine daldığı cangıldan ne canlı ne de cansız olarak çıkar. Yaralıdır, ama esir düşmemek için son gücünü toplar, çantasını doldurur ve yokuş yukarı çalıların arasına dalar. ‘Masetti kaybolur’ diyor Walsh, ‘cangılda, yağmurda ve zamanda.’ Bugün kemikleri ve paslanmış tüfeği bugün ormanın derinliklerinde, onları gizleyen bitkilere emanettir.

Masetti çocuklarıyla…

 

Ölümünden aylar önce şöyle yazmış Masetti: “Devrim, artık incelenecek bir olay ya da eleştirilecek tarihi bir vaka değildir. Ama devrim, bizim ta kendimizdir. Bizim içimizdedir, bizim bilincimizdir ve bizi yargılar ve bizi eleştirir ve bizi çağırır.” Çağrının doğruluğunu yanlışlığını yıllar sonra ‘tarihi bir vaka’ olarak görmektense, Masetti’nin içindeki çağrıyla birlikte okumalıyız. Üstelik bunu yapmak, kuru bir olumlama ya da yerginin önüne geçmek demektir. Bir deneyim başarısızlıkla da sonuçlansa, siyah beyaz fotoğraflara da sıkışsa, yargılayan, eleştiren ve çağıran sesler yok olmuş mudur? Kuşkusuz Masetti’nin içinden gelen sesler, kendi dönemine aitti, aynı notaları aramak bizi çözümsüzlüğe götürecektir. Ancak değişen devrimin sesi değildir. Masetti ‘ta kendimizdir ve içimizdedir’ derken, tam da bundan söz ediyor olsa gerek.

Böyle insanların hikayelerini anlatmak, içlerine girip ilhamlarını, hislerini keşfetmek kolay bir iş değil. İyi ki müzik bu noktada yardımımıza yetişiyor:

(…) Bunca zamandan ve fırtınanın ardından / sonsuza kadar izleyeceğiz bu uzun mu uzun yolu / senin peşinden gittiğin, senin peşinden gittiğin. / Yüzyılın sonu eski bir gerçeği duyuruyor / iyi ve kötü zamanlar / gerçeğin, gerçeğin payı oluyor / Geri döneceğini çok iyi biliyordum / herhangi bir yerden geri döneceğini / çünkü çekilen acı, ütopyayı öldürmedi, / çünkü sevgi sonsuzdur / ve seni seven insanlar seni unutmadı. (…) Rüyalardır hâlâ insanları çeken / tıpkı her gün bizi birleştiren bir mıknatıs gibi. / Yeldeğirmenleriyle ilgili değil / bir Don Kişot ile ilgili değil / insanların ruhunda bir şeyler coştu / bir erdem yükseldi, isimlerin ve sıfatların üzerinden.”

 

 

 

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler

Latin Amerika’da Gerilla Hareketleri II – R. Gott (İlk Eriş Yayınları)

El legado de Jorge Masetti

Jorge Ricardo Masetti: Qué es un revolucionario

Jorge Masetti-‘Comandante Segundo’, el hermano del Che

Masetti, el primer desaparecido