Covid-19 salgını ve muhtemel sonuçları-2

Haberlerde duyuyoruz; "ilk kez İngiltere'de ortaya çıkan yeni korona türü Türkiye'de de görüldü" yahut "falan ülkeye de sıçradı" diye. Burada "tür" ifadesinin kullanılması çok yanlıştır. Kuşkusuz eşeyli üremeyen canlılar için doğal ortamda çiftleşmeden söz edilemez. Bu durumda İngiltere'de ortaya çıkan virüs olsa olsa Covid-19'un yeni bir suşu veya varyantı olabilir, türü değil.

Google Haberlere Abone ol

Edîb Polat* polatedip21@gmail.com

 

TANIMLAR

Önceki yazımızda Covid-19'un bugüne kadar ezberimizdeki virüs tanımı olan "Cansız ortamda cansız, ancak canlı ortama veya bir organizmaya girdiğinde canlanabilen" ifadesine tam uymadığını, cansız ortamda uzun süre kalarak bu özelliğini zorladığını söylemiştik. Yazının sonuna da "... bir forma (virüs ailesine) ait Covid-19'un suni üretilmiş olması sonucunda ancak yeni bir tür oluşabilirdi. Var olan Coronaviridae ailesine ait alt form olmazdı..." şeklindeki yorumumuzu eklemiş, laboratuvarda suni olarak üretilmiş olabileceği fikrine karşı çıkmıştık. Bu yazıda ise ilk kez İngiltere'de görülen, daha hızlı yayılma özelliğini kazanan yeni Covid-19 çeşidinin basında ve halk arasında "yeni Corona türü" şeklinde tanımlanmasını, virüsün olası değişkenlik dinamiklerini, aşı piyasasındaki durumu tartışacağız.

Haberlerde duyuyoruz "ilk kez İngiltere'de ortaya çıkan yeni korona türü Türkiye'de de görüldü" yahut da ...falan ülkeye de sıçradı diye. Burada "tür" ifadesinin kullanılması çok yanlıştır. Görülen "mutasyon ürünü" asla yeni bir Covid-19 türü olamaz, türün tanımına aykırıdır. Biyolojideki tür tanımı: Ortak bir atadan gelen organlarının yapı ve işlevi bakımından benzer özellikler taşıyan, doğal ortamda çiftleştiklerinde verimli döl verebilen aynı veya yakın gen havuzuna sahip bireyler topluluğudur. Kuşkusuz eşeyli üremeyen canlılar için doğal ortamda çiftleşmeden söz edilemez. Bu durumda İngiltere'de ortaya çıkan virüs olsa olsa Covid-19'un yeni bir suşu veya varyantı olabilir, türü değil.

Sivri uçlu proteinleri taç şeklinde olduğu için "Corona" olarak adlandırılan bu virüsün 7 türü insanda hastalık yaparken diğerleri deve, domuz ve yarasada yaşayabilmektedir. Canlılar aleminin taksonomi özelliklerine baktığımızda şöyle bir kural ile karşılaşmaktayız: Hızlı üreyen canlılar, hızlı tür veya alt türler üretirler, hızlı değişirler ve çok mutasyon geçirirler. Bu bir kuraldır. Tersi durumda, hızlı çoğalmayan, çok sayıda tür veya alt türe dallanmazlar, nadiren yeni tür üretirler ve çoğunlukla tür adıyla anılırlar. İnsanı da sayarsak bütün hayvanlar aleminde hastalık yapan Coronavirüsler Alfa, Beta, Gama, Delta olarak ayrılırken, Alfa ve Beta grubuna dahil olanlar insanda hastalık yaparlar. Şu an dünyayı kasıp kavuran Covid-19'un taksonomisi tam olarak şöyledir:

Alem: Riboviria (RNA Virüsleri), Takım: Nidovirales (Hayvan konaklılar), Aile (Familya): Coronaviridae, Alt Aile (Sub familya): Orthocoronavirinae, Cins (Genus): Betacoronavirus, Alt cins (Sub genus): Sarbecovirus, Tür: Sars-Cov, Suş: Sars-Cov-2.

Bu sınıflandırmayı şunun için hatırlattım: Tamamen suni üretilen bir virüs canlıların sınıflandırmasındaki yerini bu şekilde alamazdı, olsa olsa bir hilkat garibesi olurdu. Ama bir coronavirüs üzerinde oynanarak, RNA zincirine yeni nükleotid kodonları, kızamık, HIV, MERS veya başka virüsün özellikleri bilerek veya bilmeyerek eklenerek bu canavar doğmuş ve bir laboranta bulaşıp dışarı çıkmış olabilir. Bu ihtimal daha ağırlık basıyor. Bu bağlamda Çin hükümetinin virüsün çıkış nedenini yerinde incelemek için ülkeye girmek isteyen Dünya Sağlık Örgütü'ne ilkin izin vermemesi manidardır.

Dikkat edilirse yoğun çoğalma özelliği bu taksonomi basamaklarının birçoğunda "alt" adlandırmaların oluşmasını sağlamıştır.

VİRÜSÜN DEĞİŞKENLERİ NELER OLABİLİR?

Bilindiği gibi RNA'lar dört çeşit baz taşırlar. Bunlar Adenin (A), Urasil (U), Guanin (G) ve Sitozin'dir (C), bu bazlar üçlü gruplar halinde bulunurlar ve üçlü kodonlar aralarında birleşerek RNA zincirleri oluştururlar. AUG-AGC-GGC-CCA-UGU vs gibi... Yine bilinen şu ki, RNA'lar bu zincir sırasına ve yaptıkları göreve (işleve) ve bulundukları yere göre adlandırılırlar: Messenger (haberci) yani mRNA (DNA'dan aldığı genetik kodu çekirdekten stoplazmaya çıkaran RNA), Ribozomal yani rRNA (Rizozomların yapısına katılan RNA) ve Taşıyıcı yani tRNA (stoplazmada bulduğu uygun aminoasitleri yüklenip ribozoma getiren RNA) olarak. Bir de bunlara viral RNA eklendi, yani bir virüsün kalıtım molekülü olup ona üreme özelliğini sunan RNA'lar.

RNA'lardaki değişkenleri sıralarsak:

1- RNA zincirindeki bu üçlü kodon (yani baz) sırasındaki değişimler.

2- Bu zincirin uzunluğundaki değişiklikler.

3- Başlangıç veya termal (uç) kodonlarının değişimi. (Bazı RNA'ların uç kısımlarında halka şeklinde bir adet kodon bulunur.)

Bu dört baz 36 kez üçlü kodon halinde ve birbirinden farklı şekilde yazılabilirler (AAU-GGU-CCA... vs. şeklinde). Bunu bir de uzun bir zincirdeki kodon yerlerini değişme ihtimalini düşünerek hesaplarsak, zincirin uzunluğuna göre binlerle belki de daha fazla rakamlarla ifade edilebilecek molekül değişim olasılıkları ortaya çıkar.

4- RNA virüslerindeki protein kılıfında meydana gelen değişimler. Bu alt başlık altında kılıftaki diken sayısı, dikenlerin şekli, insan hücresine bağlanabilme yeteneği, dış etkenlere karşı direnme gücü ve denatürasyon koşulları ve hızı, üretilme süresi, rengi, aminoasit çeşidi ve zincir sayısı, varsa ek kimyasal yapıları vs. birçok değişken sayabiliriz.

Canlılardaki her değişiklik bir mutasyon mudur? Değildir kuşkusuz, öyleyse mutasyon hangi değişikliklere denir? Canlı hücrede bulunan kalıtımsal DNA veya RNA molekülünün radyasyon, X ışını, ultraviyole, ani sıcaklık değişimi veya kimyasallar sonucunda yapısal değişimine mutasyon denir. Yani bir farenin keçinin, koyunun veya atın tüy rengindeki bir değişim mutasyon değildir. Basında ve halk arasında "Covid-19 mutasyon geçirdi" deniyor ya, bu değişimin gerçek bir mutasyon olup olmadığı tartışılmalıdır. Yalnız protein kılıfında, dikenlerinin yapısındaki bir değişim mutasyon tanımına uymuyor (Bu virüs birçok ezberimizi bozduğuna göre mutasyon tanımını değiştirmek gerekebilir!). Öyle görülüyor ki RNA'sında bir değişiklik yok, morfolojik bir farklılık söz konusu, yoksa eski biçimine etki eden aşılar ve ilaçlar yeni suşunda da ölümcül etkide bulunmazdı. "Yayılma hızı" denilen ifade gerçekte virüsün dış ortamda daha fazla kalma ve tez enfekte etme becerisine deniyor, bir öksürük veya hapşırmayla daha uzak mesafeye sıçrama özelliğine değil. İnsan hücresine daha sıkı, daha çaplı (geniş yüzeyiyle) tutunuyor olabilir.

Covid-19'un protein kılıfındaki olası değişkenleri sıralayacak olursak:

Aminoasit sırası, sayısı, diken (tutaç veya çıkıntı) sayısı, diken biçimi, büyüklüğü, insan hücresine tutunma kabiliyeti ve gücü, rengi ve eklenen kimyasallar.

RNA'sındaki değişkenleri saymazsak, Covid-19'un biçimsel ve yapısal değişkenleri: Eliptik, küresel, dairesel yapısı, büyüklüğü, ağırlığı, kendi proteinini üretme kapasitesi ve hızı, ilaçlara dayanıklılığı, ölüm hızı, RNA'sını çoğaltma hızı ve ortama göre diğer eklenebilen kimyasallar.

Televizyonlarda Covid-19 haberleri çıktığında karşımıza dikenli bir pinpon topu veya dikenli bir kara mayın şeklinde resimler çıkar. Biz bunu standart bir Coronavirüs olarak algılarız ve aşağı yukarı şeklinin böyle olduğunu düşünürüz. Oysa bu algı yanıltıcıdır; o gördüğümüz hangi elektron mikroskobundan ve nereden alınmışsa o virüsü gösterir, zira hiçbir virüs, yani tek bir virüs bile diğerlerine benzememektedir. Şöyle ki: Biz o resimlere bakıp söz konusu virüsün tornadan çıkmış gibi birbirinin aynısı olduğunu ve milyonlarcasının hemen aynı tipte üreyip vücudumuzu ele geçirdiğini düşünürüz. Yanıltıcı olan bir virüsün diğer birine tıpa tıp benzediği varsayımı olacaktır. Zira doğada bir kum tanesi öbürüne, bir yağmur damlası diğerine, bir kar tanesi bile yanındaki kar tanesine tıpa tıp benzememektedir. Aynı şey canlıların da doğasına aykırıdır. Benzer olabilirler, ama her açıdan, gerek mikroskobik olarak, biçimsel ve gerekse kütle ve ağırlık bakımından aynısı değildir. Ağaçlardaki elmalar, armutlar, portakallar kendi türündeki meyvelere benzerler ama bire bir her bakımdan aynı değildirler. Mutlaka renk, kabuk kalınlığı, büyüklük vs. özellikler bakımından farklıdırlar. Tıpkı bir insanın diğer bütün insanlardan farklı oluşu gibi, bir tek Coronavirüs dünyadaki trilyonlarca Coronavirüs'ten farklıdır. Bundan şu sonucu çıkarabiliriz: Bu virüs geçen bir yıllık süre içinde girdiği her bir bireyin organizmasından değişerek çıkmıştır, yani binlerce, milyonlarca kez değişime uğramış, ama bunlar mutasyon değildirler. İngiltere'deki örneği protein kılıfında meydana gelen kalıcı bir değişikliğe işaret etmektedir.

 

AŞILAR

Gazete Duvar'da yayınlanan önceki yazımda "...Madem virüs insan türünün ortak düşmanı, o halde buna karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları da tek elden, bir birim tarafından yürütülürse daha tez başarı elde edilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) öncülüğünde böyle bir birim oluşturulabilir ve şu an her ülkede ayrı yürütülen ve test aşamasında olan aşı-ilaç bulma çabaları merkezileştirilmelidir. Oysa görüyoruz ki her ülke özgün çalışmasını yapıyor, bilim insanları arasında henüz bir dayanışma yok, varsa da azdır", demiştik. Bu tahminimiz sonucunda görüldüğü gibi her ülke kendi aşısını geliştirdi, 5-10 çeşit ortaya çıktı ama yoksul ülkeler bu aşılardan hâlâ mahrum. Çünkü dünya sağlığını temsil ettiği (en azından adından dolayı) söylenen kurumu WHO'yu, bağışlayın ama neredeyse ciddiye alan yok. Açıklamalarla kendilerini var ediyorlar! Zengin ülkelerde aşılananların sayısı milyonları bulmuşken, az gelişmiş-gelişmemiş ülkelerde aşılamaya başlanmamış bile.

Sonuç olarak:

Mevcut durum gerçekten düşündürücü.

Düşündürücüdür zira Covid-19 belki laboratuvarda suni olarak üretilmedi, ancak ortaya çıkışı ve yayılışının kime yaradığını sormak lazım. Buna vereceğimiz bazı yanıtlar şunlar:

1- Virüs bireyselliği öne çıkardı, internet (ki halen paralıdır) kullanımını yaygınlaştırdı, bu açıdan bakılırsa internet sağlayıcılarını, modem satıcılarını daha çok zenginleştirdi.

2- İki kişi bir araya gelemez olunca, her türlü örgütlenmeye ket vurulmuş oldu, grev, gösteri, direniş, yürüyüşler yasaklanınca, bu gelişme kime yaramış oldu? Bunu daha önce polis-asker zoruyla bile engelleyemeyenlere elbette. Şimdi kimlerin neden ve hangi amaçla "sürü bağışıklığı"nı savunduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

3- İlk günlerde 'Covid-19 zengin-fakir gözetmiyor' deniyordu, hiç de öyle değil. Evet, belki bulaşınca öyledir de, sonrası çok farklı. Varlıklı olanlar ilaca aşıya hemen ulaşabiliyor, iyi beslendikleri için vücutlarında daha güçlü antikor oluşabiliyor (antikor oluşumu organizmadaki protein mevcudiyetine bağlıdır), iyi şartlarda tedavi görüp iyileşebiliyorlar, diğer kitleler bazı ülkelerde görüldüğü gibi sokak ortasında ölmekle kalmıyor, ellerine bir mezar yeri bile geçmiyor, topluca gömülüyorlar. Bulaşta tehlike boyutu toplumsal, tedavide fırsat eşitliği olmadığı için her şey sınıfsal!

4- İlaç şirketlerinin bu felaketten sonraki kazançlarını düşünmek lazım. Öyle görülüyor ki birileri daha çok zenginleşecek.

5- Bir tahminde bulunmak gerekirse; Covid-19'un açtığı ray üzerinden bundan sonra da birçok virüs ve bakteri treni geçebilecek, bu şekilde toplumsallığa, örgütlenmeye, toplumsal devrimlere, yeni dinlere, dinî ideolojik yapıların örgütlenmesine "bay bay!" edilecek, iktidarlar daha az muhalefetle karşılaşmış olacak, böylece en büyük mutasyonu insanoğlu daha da bireyselleşip sanal aleme çekilerek yaşayacaktır.

*Biyolog

 

Etiketler covid-19 mutasyon mRNA