YAZARLAR

Çocuklar 'influencer' olmak istiyor

Google’a o kadar çok “18 yaşından küçüğüm, Youtube’dan nasıl para kazanabilirim?” yazılmış ki, bunun için özel videolar çekilmiş. Influencer pazarlama piyasasının 2019 yılında 8 milyar dolarlık bir küresel hacme ulaştığı, Kylie Jenner’ın bir Instagram postunun 1,3 milyon dolar olduğu şu fani dünyada, insanlar influncer olmak için etkileyici profiller oluşturmak adına krediler çekmeye bile başlamış.

Bundan uzunca bir süre önce, bir telefon geldi. Genç bir arkadaş; “Merhaba ben Danla Biliç adına arıyorum. Kendisinin şu zamanda şöyle bir şeysi var, şunu yapar mısınız?” gibi bir şey söyledi. Katiyen anlamamakla birlikte kimin adına aradığını 2 kez tekrarlatmak durumunda kaldım. Danla Biliç’i tanımadığımı söyleyince “Nasıl yani ünlü Youtuber Danla Biliç’i tanımıyor musunuz?” diye sordu şok bir ses tonuyla. Hatta o kadar şok oldu ki, tanımadığım için suçluluk hissettim bir an ve “maalesef tanımadığımı” belirtince, sinirlenerek “Peki!” deyip adeta yüzüme kapattı.

Elbette merak edip araştırdım. Makyaj videoları var. Ne güzel. Hatta ciddi bir fiziksel değişim geçirmiş, anladığım kadarıyla bu kısım da ilgi toplamış, o da güzel. Yine öyle makyaja ilişkin içerik üreten bir arkadaşımız daha var, onu da şu “sunny side up” konusu Twitter’da TT olunca tanımıştım. Eskiden fenomenler filmlerde oynardı, sanırım artık o bile “getirisiz” bir kapıya dönüştü, yapmıyorlar. Aksine oyuncular influencer, fenomen -ya da işte her neyse- olmaya çalışıyorlar. Eski ünü kalmamış birçok ünlünün de en azından çokça takipçiyle para kazanma çabasında olduğu anlaşılıyor. Neticede, yüz binlerce, milyonlarca takipçi ediniyorlar. Ve tabii ki, yalnızca meslekleri üzerinden para kazanmıyorlar. Ürün pazarlamaya, reklamını yapmaya başlıyorlar. Kapitalizme hizmet ediyorlar yani. Bu “Influencer” kelimesinin Türkçesi “ilham veren kişi” demek. Lakin, mesele ilham vermenin biraz ötesine geçmiş durumda. Doğrusu, bir kapitalizm eleştirisinden öte, bir “toplum sağlığı sorunu” haline gelmiş durumda.

Geçenlerde yabancı bir kişinin tweetine denk geldim. Diyor ki; “Influencer olmak bir meslek değildir. Mesleğinde iyi olan kişilerin kendiliğinden olageldiği bir durumdur.” Gayet doğru. Milyonlarca takipçisi olan kişilere denk geliyorum zaman zaman. Mesleklerinin ne olduğu belli değil. Hatta mesleği olmayanların yöneldiği, “kolay para” olarak gördüğü bir kazanç kapısı artık bu iş. Bu duruma ilişkin 1-2 cümlelik bir eleştiri yazmıştım geçenlerde. Sanırım konudan muzdarip çokça ebeveyn var, “Çocuğum influencer olmak istiyor” şeklinde yakınma içeren mesajlar geldi. Şaka değil. Influencer olmak isteyen çocuklar var artık. Yakın zamanda 2000 ailenin katılımıyla gerçekleştirilen bir anket, 11-16 yaş arası çocuklar arasında en çok istenen meslek yüzde 18’le doktorluk, yüzde 17 ile “sosyal medya fenomenliği” ve yüzde 14’le “Youtuber”lık. Yani insan söylerken bile irkiliyor; fenomenlik, Youtuberlık, influencerlık falan. Türkçesi bile olmayan ama meslek deyince çocukların ilk aklına gelen bazı “şeyler”. “Tehlikenin farkında mısınız?” diye sormanın tam da yeri sanırım.

Ayrıca, bu fenomen olma veya daha çok takipçi kazanma isteği çocukları kötü davranışlarda bulunmaya da itebiliyor. Biz Türkiye’de pek fark etmedik fakat dünyada “tide pod (kapsül deterjan yeme)” gibi bir akım bile yapılmış. Sosyal medya başında harcanan uzun zamanları, şahit olunan kirliliği ve bozulan psikolojileri söylemiyorum bile. Bu konuda, izlemeyenlere, Netflix’in orijinal içeriği olan Social Dilemma (Sosyal İkilem) belgeselini önermiş olalım.

Haliyle dünyada çoktan “kidfluencer” diye bir kavram da türedi. Çocuk influencer’lar yani. Firmalar, ürün tanıtımlarını çocuklar ve aileleri üzerinden yapıyorlar. Henüz doğmamış çocukların bile yüz binlerce takipçisi olan sosyal medya hesapları var. Örneğin Ryan ToysReview diye Youtube içeriği üreten yedi yaşında bir çocuk var. Kanalının, bu yazı yazılırken 26,7 milyon abonesi vardı. Normalde, 18 yaşın altında bir çocuğun Youtube kullanıcısı olması için ailesinin rızası ve kontrolü olması gerekiyor. Tam da bu noktada, ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve içeriklerin kontrol edilmesi gerektiği açık. Zira, bu durum çocuk işçiliğinin ve başkaca birçok suçun dijital versiyonu olarak kötüye kullanılabilir. Çocukların temel hak ve özgürlüklerine yönelik bir tehdit oluşturabilir.

Google’a o kadar çok “18 yaşından küçüğüm, Youtube’dan nasıl para kazanabilirim?” yazılmış ki, bunun için özel videolar çekilmiş. Influencer pazarlama piyasasının 2019 yılında 8 milyar dolarlık bir küresel hacme ulaştığı, Kylie Jenner’ın bir Instagram postunun 1,3 milyon dolar olduğu şu fani dünyada, insanlar influncer olmak için etkileyici profiller oluşturmak adına krediler çekmeye bile başlamış. İşin içine girdikçe dehşete düşüyorsunuz. Bunları okurken bile insanı afakanlar basıyor.

Diğer yandan, bu kapitalist yozlaşmanın içinde çocuklar intihar etmeye devam ediyor. Furkan Celep geçtiğimiz günlerde bir ev veya bir araba almak için yıllarımı harcamak istemiyorum, diyerek intihar etti. Güvencesizlik ve ülkedeki umutsuz tablo bu riskleri ne yazık ki artırıyor. Tüm bu riskleri azaltmak adına daha çok çalışmak da sosyal devlet olma gerekliliğinin bir parçası.

Yalnız biz bunu söylerken, birileri tutup da meseleyi işine geldiği gibi anlamasın. Bu durumu kontrol etmek, sosyal medya kısıtlaması getirmek, hak ve özgürlüklere engel olmak demek değildir. Hoş, sosyal medya yasa önerisi geçti. Önümüzdeki nisan ayında sosyal medya kullanamıyor olma riskimiz kuvvetle muhtemel. Tabii VPN ve diğer internet sağlayıcıları saymazsak. Bu durumu kontrol etmek; yurttaşlara güvence vermek, işsizlik sorununu çözmek, TL’ye kaybettiği değeri iade etmek, yolsuzluğa geçit vermemek ve tüm bunlar için yargı bağımsızlığını temin etmek suretiyle adaleti tesis etmek demektir. Özetle, ülkeyi yönetebilmektir. Aksi halde, yukarıda bahsettiğimiz tehlikeler, Türkiye’de ABD’dekinden çok daha yıkıcı sonuçlar doğurur.

Konu, youtuber olmaktan nerelere geldi diyeceksiniz; fakat bahsi geçen yozlaşma, vahşi kapitalizmin sonuçlarından yalnızca biri. Klişe tabirle “tüketim çılgınlığı”, devlet politikalarıyla pompalanan bir davranış biçimi. Kolay para kazanmanın, ülke politikası haline gelmiş versiyonu. Hem kişiler hem de devletler için, hızlı ekonomik büyüme yöntemi; fakat patlaması garanti, katiyen saygın olmayan, cahilce, dayanaksız, dışlayıcı ve acımasız. Kaynakların tükendiği de hesaba katıldığında, “canice”. Hem ülkenin hem de dünyanın bu bakımdan hızlıca yeni tercihler yapması ve bu tercihlerin, mevcut popülist/neo-liberal tutum sergileyen politika uygulayıcılardan uzak; halka, sosyalizme ve demokrasiye yakın olması gerekiyor.


Tuba Torun Kimdir?

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri avukatı ve Kadın Adayları Destekleme Derneği yönetim kurulu üyesidir. ‘Bayan Değil Kadın’ programını hazırlayıp sunmaktadır. Aktif olarak siyasi faaliyetlerine devam etmektedir.