Yok olmuş uzaylılar insanlığı felaketten nasıl kurtarır?

“Yıldız Menzili Atılımı” projesi, 30 yıl kadar sorunsuz çalışan bir sistem kurmayı hedefliyor. Loeb, eğer bu çaba veya benzeri bir çaba başarılı olursa, dünya dışı zeki varlıkların bizi özen ve saygı gerektiren, nispeten eş düzeydeki varlıklar olarak farklı bir açıdan algılayacağını belirtiyor.
Oumuamua nesnesi

Mike Wall

Bizi doğru yola sokacak olan şey çarpıcı bir yok oluş örneği olabilir. Kaybolup giden dünya dışı uygarlıkların yok oluşundan ders çıkaramayanlar, aynı felaketle karşılaşabilir. İnsanlık, tehlikeli bir yola düşmüş, almış başını gidiyor gibi. Mesela, kendimizi defalarca yok edecek kadar güçlü silahlar geliştirdik, dünyanın iklimini ciddi sonuçlarını göze almaksızın yıllardır bozup duruyoruz.

Harvard Üniversitesi Astronomi Bölümü başkanı Avi Loeb, buna benzer bir davranışın, galaksi mahallemizdeki gelişmiş dünya dışı ırkların batışına yol açmış olabileceğini söylüyor. Hakikaten bu da Samanyolu’nda bunca yaşanabilir alan bolluğuna rağmen bizim dünya dışı varlıklarla hâlâ neden temas etmediğimizi kısmen de olsa açıklayabilir (Fermi Paradoksu denilen muamma).

DÜNYA DIŞI UYGARLIKLARDAN EDİNİLECEK DERSLER

Geçen hafta, Washington DC’deki “İnsanlar Mars’a Doğru Zirvesi”nde yaptığı konuşmada Loeb şöyle dedi; “Bir ihtimal, bu uygarlıklar bizim yaptıklarımızı yaptı ve kısa ömürlü oldular. Kısa vadeli düşündüler, nihayetinde kendi üzerlerinde ölümlerine neden olacak yaralar açtılar.”

Yani dünya dışı varlık avına çıkılacaksa, kaybolup giden uygarlıkların geride bıraktığı kalıntıların peşine düşmek gibi geniş kapsamlı bir araştırma gerekecek. Bunlar, yanıp kül olmuş gezegen yüzeyleri ve dünya dışı bir gezegenin atmosferinde titreşip duran nükleer savaş kalıntıları gibi delillerdir. Böylesi bir buluş, belki de tüm zamanların en büyük bilimsel keşfi ve başı belada olan türlerimizi daha iyi bir hale getirmek için çare olacaktır.

Loeb, “Süreç içinde bir şeyler öğrenebileceğimiz düşüncesidir bu” diyor. “Birbirimize daha iyi davranmayı öğrenebilir, nükleer bir savaş başlatmayabiliriz, gezegenimize göz kulak olup onu yaşanabilir kılabildiğimiz sürece, yaşanabilir olacağından emin olmalıyız.”

UZAYLILARLA TANIŞMAK BÜYÜK SIÇRAMALAR YARATABİLİRDİ

Loeb, dünya dışı varlıkların araştırılması için daha başka nesnel gerekçeler de olduğundan bahsetti. Mesela, eğer bilgilerini paylaşacak kadar incelikli olsalardı, uzaylılarla temasa geçilmesi durumunda devasa teknolojik yenilikler ortaya çıkabilirdi.

Loeb’in dediğine göre; “Sadece yüz yıllık bir teknolojimiz var ama başka bir uygarlık uzay yolculuğunu bir milyar yıl içinde geliştirmişse, bize bunun nasıl yapılacağını öğretebilir.”

Bu olasılığın, yıldızlararası yolculuk teknolojisinde ısrar etmek için başka bir neden olduğunu da belirten Loeb, bu alanda çalışıyor; lazer aracılığıyla ışık hızının yüzde 20’si kadar bir güçle yol alarak, Güneş Sistemi’nin dışını gözlemleyecek minik sondaların geliştirilmesini hedefleyen 100 milyon dolar bütçeli “Yıldız Menzili Atılımı” (Breakthrough Starshot) projesinin başında ve danışma kurulunda.

“Yıldız Menzili Atılımı” 30 yıl kadar sorunsuz çalışan bir sistem kurmayı hedefliyor. Loeb, eğer bu çaba veya benzeri bir çaba başarılı olursa, dünya dışı zeki varlıkların bizi özen ve saygı gerektiren, nispeten eş düzeydeki varlıklar olarak farklı bir açıdan algılayacağını belirtiyor.

‘ÇOK YAKINIMIZDA YOĞUN BİR TRAFİK OLABİLİR’

“Ölü uygarlıkları keşfedersek, daha uygun davranacağımızı, kendimize bir çeki düzen vereceğimizi umuyorum. Bir umudum da şu ki, Güneş Sistemi’nin dışına çıkar çıkmaz bir geri yanıt mesajı alacağız; ‘yıldızlararası kulübe hoş geldiniz’ diye. Sonra bir bakacağız ki orada hiç farkında olmadığımız büyük bir trafik akışı varmış.”

Loeb, böyle bir trafik akışının işaretlerine zaten şahit olduğumuzu belirterek, “Güneş Sistemimizde tespit edilen ilk yıldızlararası nesne olan Oumuamua, dünya dışı bir uzay gemisi olabilir” dedi.

Yaygın olan kanı, Oumuamua’nın kuyrukluyıldız benzeri bir cisim olduğu yönünde olsa da Loeb bunun bir uzay aracı olduğu fikrini akıldan çıkarmamak gerektiğinin çok önemli olduğunu vurguladı.

“Zihnimizi açık tutup, yanıtı önceden bildiğimizi varsaymamalıyız. Bir şeyi biliyormuş gibi davranmamıza gerek yok.”

Çeviri: Serdar Aygün

Kaynak: https://www.space.com/dead-intelligent-aliens-save-humanity.html