Jeomühendislik dünyaya büyük zararlar verebilir

Yeni sonuçlanan bir araştırma, bilim insanlarının yürüttüğü jeomühendislik* faaliyetlerinin, sanılanın aksine dünyaya büyük zararlar verme potansiyeli bulunduğunu ortaya koydu. Bazı araştırmacılar, büyük hayallerle girişilen bu tür faaliyetlerin hiçbir şekilde gerçekleştirilmemesi yolunda uyarılarda bulunuyorlar.

 

Kristin Houser  **

Siz de jeomühendisliğin, iklim değişikliğinin neden olduğu kötü etkileri tersine çevirmek için kullanılabilecek harika bir yol olduğunu mu düşünüyorsunuz? O halde, bu planlarınıza ara vermenizi isteyeceğiz. Geçtiğimiz hafta Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, aslında jeomühendislik, bizi, hiçbir şey yapmadığımız bir durumdan daha kötü sonuçlara götürebilir.

İnsan faaliyetlerinin gezegenimize zarar verdiği bir sır değil. Jeomühendisliğin ardında yatan düşünce, insanların, atmosferde değişiklik yapmak amacıyla büyük ve cesur bir hareket gerçekleştirerek, verdiğimiz bütün zararı telafi etme potansiyeline sahip olduğudur.

Başlıca öneriler birbirinden farklılıklar gösterse de genellikle ortaya atılan fikir, Güneş Radyasyonu Yönetimi (SRM) denilen bir yöntem. Bu yöntemin mantığı şöyle işliyor: Şayet (atmosfer tabakalarından biri olan) stratosfere aerosoller (atmosfere karışabilen uçucu maddeler) karıştırabilirsek, Dünya’nın yüzeyine ulaşan Güneş ışığı miktarını azaltabiliriz; bu yolla da gezegeni soğutabiliriz. Bu fikrin ilham kaynağı, Dünya’da gerçekleşen volkanik patlamalar; volkanların atmosfere saldıkları gazlar, gezegenimiz üzerinde benzer bir örtü oluşturuyor.

GEÇMİŞE BAKIŞd

Kaliforniya’da bulunan Berkeley Üniversitesi’ndeki araştırmacılardan oluşan bir grup, bu yaklaşımın gezegende mahsul veren tarım ürünlerinde  ne tür bir etkiye yol açacağını anlamak istedi.

Bunu yapabilmek içinse, gezegendeki aerosol seviyelerini, Güneş’in ışınım verilerini ve Meksika’daki El Chichón volkanında 1982’de ve Filipinler’deki Pinatubo Dağı’nda 1991’de gerçekleşen iki volkanik patlamayı takiben kaydedilen ürün verim oranlarını incelediler. Araştırmacılar, patlamaların ‘C3 bitkileri’ (pirinç, soya ve buğday vb.) ve ‘C4 bitkileri’ (darıyı da içeren bir kategori) denilen iki farklı ürün türünü olumsuz etkilediğini tespit ettiler.

Araştırma grubu, bu tespitin ardından, stratosfere yapılacak küresel bir sülfat enjeksiyonunun ürün verimini nasıl etkileyebileceğini modellemeye karar verdi. Bunu yapabilmek için de Max Planck Meteoroloji Enstitüsü’nde yaratılan birkaç Dünya sistemi modeli kullandılar. Bu inceleme sonucunda, SRM’den elde edilen güneş ışığındaki azalma oranının, gezegendeki bitkilere daha düşük hava sıcaklıklarının sağlayacağı katkıdan daha büyük zararlar vereceği düşüncesine ulaştılar.

BÜYÜK, CESUR VE KÖTÜ FİKİR

Bu, jeomühendisliğin iyi bir fikir olmadığına vurgu yapan ilk çalışma değil. Diğer çalışmaların bir kısmı, SRM’nin biyolojik açıdan riskli bölgelerdeki türler açısından tehlike yarattığını öne sürerken, bazıları da beklenmedik ve korkutucu sonuçlarla karşılaşmamak için, basitçe bunu yapmamamız gerektiğini ifade ediyor.

Berkeley ekibi yayınladığı araştırmada, diğer araştırmacıların da SRM’nin insan sağlığı ya da ekosistem gibi farklı sistem türleri üzerindeki etkilerini saptamak için benzer bir yaklaşım kullanabileceğinin altını çiziyorlar. Farklı araştırmacılar da –SRM’nin faydadan çok zarar getireceği konusunda- aynı sonuca ulaşırsa, onların resmi görüşlerini de okuyucularla paylaşacağız.

 

*Jeomühendislik; Dünya’nın oluşumundan beridir gerçekleşen dönüşüm ve değişimleri inceleyerek, bunları insan eliyle tekrar etmeyi amaçlayan, “gezegen mühendisliği” de denilen bilim dalı.

 **Yazının aslı Futurism sitesinde yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)