Metal işçileri yolumuzu aydınlatıyor

Metal işçileri, her günün bir öncesinden daha karanlık geçtiği, OHAL adı altında en sıradan demokratik haklarımızı kullanamaz hale getirildiğimiz, dinci gerici bir sistemin dayatıldığı günlerde gönlümüze ışık, etrafımız umut saçtılar. Bir kez daha hatırlattılar, mücadele edenler yenilgiye uğrayabilirler ama etmeyenler zaten yenilmişlerdir.

Google Haberlere Abone ol

Nuran Gülenç  [email protected]

Geçmişten bugüne, metal işçileri direngenliği, kararlılığı ile işçi sınıfının içinde mücadeleci bir geleneğin temsilcileri oldular. Metal işçileri, 1963 yılında grev hakkının ilk kez yasalarda yer almasına neden olan 62 günlük Kavel direnişinden, 15-16 Haziran büyük işçi direnişine, 1980 darbe sonrasının ilk kitlesel grevi olan, Netaş grevine tarihe iz bırakan direnişlere imza attılar. Bu mücadele geleneği, onları grev hakkının kazanılmasından kullanılmasına kadar, hak mücadelesinin öncü işçilerinden biri haline getirdi.

Bugün de Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçiler, grev hakkının kullanılması için sürdürdükleri direnişle tarihe yeni bir not düştüler.

DİRENİŞE ADIM ADIM 

Metal işçilerinin bu önemli mücadelelerinin başlangıcı, 7 Eylül 2016 tarihine uzanıyor. 2015 yılında, Birleşik Metal-İş Sendikası ile Türkiye Metal Sanayiciler Sendikası’ndan (MESS) arasında devam eden mücadele sonucunda MESS’den kopan GE Grid Solution (Alstom), ABB Elektrik, Schneider Enerji ve Schneider Elektrik aralarında bir araya gelerek Elektromekanik Metal İşverenleri Sendikası’nı (EMİS) kurdular ve yeni dönem sözleşme için işçi sendikasının karşısına yeni bir işveren sendikası olarak çıktılar.

2016-2018 dönemi grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri 7 Eylül 2016 tarihinde başladı. Toplu sözleşme kapsamında, adı geçen dört şirkette toplam 2200 metal işçisi bulunuyordu. EMİS ile yapılan rutin toplu sözleşme oturumlarından ve Resmi Arabulucu sürecinden bir sonuç çıkmayınca, Birleşik Metal-İş Sendikası yönetimi, 26 Aralık 2016’da, “Grev Kararı” aldığını ve 20 Ocak 2017 tarihine kadar bir anlaşma olmazsa, Grev Uygulaması’nın başlayacağını ilan etti.

Bundan sonra, dişe diş bir mücadele başladı. İşçiler işyerlerinde uyarı eylemlerine başladı. İşverenler, beyaz yakalı çalışanlarına güvenerek grev oylaması yapılması için girişimler başlattı. Beyaz yakalı çalışanlardan umduğu desteği bulamayan EMİS patronlarının grev oylamasından, “greve evet” çıktı. Artık EMİS ya işçilerin talepleri doğrultusunda sendikayla tekrar masaya oturacak ya da işyerlerinde işçiler greve çıkacaktı.

EMİS ise işçilerin taleplerine kulak vermek ve uzlaşma yolları aramak yerine hükümeti yardıma çağırdı. Grev erteleme yetkisini elinde bulunduran ve geçmişte pek çok kez bu yetkiyi işçilerin haklarını elinden almak, taleplerini bastırmak için kullanan hükümet, bu yetkisini bir kez daha EMİS patronlarını kurtarmak için kullandı.

20 Ocak 2017’de Birleşik Metal İş üyesi 2200 işçi eksiksiz, fabrika kapılarına grev pankartlarını asarak greve çıktı. Grevin başlamasının hemen ardından, birkaç saat içinde, Bakanlar Kurulu kararı ile Grev’in 60 gün süreyle ertelendiği Resmi Gazete’de yayınlandı.

ERTELEME DEĞİL, YASAK

2015 yılında da grev ertelemesiyle karşı karşıya kalan metal işçileri bu ertelemenin bir erteleme değil yasaklama olduğunu gayet iyi biliyordu. 2015 yılında hükümet, MESS patronlarının talebi üzerine, on binlerce metal işçisinin grevini aynı gün içinde erteleme adı altında yasaklamıştı. 60 günlük grev ertelemesi 60 günün sonunda grevin başlayacağı anlamına gelmiyordu, sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından sendikanın yani işçilerin taleplerinin devre dışı bırakılarak imzalanması ve işçilere dayatılması anlamına geliyordu.

Bu yasak aynı zamanda 5 aydır toplu iş sözleşmesinde gelinen noktanın havaya uçması anlamına da geliyordu. Zaten, EMİS patronları da hükümetten aldıkları destekle işçilere “eğer greve giderseniz bu verdiğimiz zammı bile alamayacaksınız” tehdidini yapmayı da ihmal etmemişlerdi.

İşçiler yüzyıllar süren mücadeleler neticesinde grevli toplu sözleşme hakkını elde ettiler. Bu hak sınıfın sermaye karşısındaki en önemli kazanımlarından biridir. Dünyanın pek çok ülkesinde dayanışma grevi, hak grevi gibi grev biçimleri olmasına rağmen ülkemizde toplu sözleşme kapsamı dışındaki tüm grevler yasaklanmıştır.

Toplu sözleşme kapsamındaki yasal grevler de, Bakanlar Kurulu kararları ile kullanılamaz hale getirilmiş, Grev hakkının kullanımı hükümetin iznine tabi hale getirilmiştir. Görünen o ki, yasal çerçevesi iyice daraltılmış grev hakkını bile kullanmak için mücadele etmek gerekiyordu.

Metal işçilerinin bin bir emekle ördükleri sürecin hükümet tarafından bir kez daha bıçak gibi kesilip atılmasına razı olmadı. Bu sefer Yüksek Hakem Kurulu’nun kendine reva göreceği sonuca razı olmaya hiç niyetleri yoktu. Bu nedenle işçilerin, hükümete de EMİS patronlarına da cevabı sert oldu.

GREV YASAĞINA HAYIR!

Metal işçileri boyun eğmeyi değil, bedeli ne olursa olsun OHAL koşullarında mücadeleyi tercih etti. Yenilecekse de bu mücadele ederek olacaktı. Metal işçileri mücadele geleneklerine yakışır bir karara imza attılar ve “Grev Yasağını Tanımıyor, Mücadeleye Devam Ediyoruz” dediler.

İşçiler, sendikalarının aldığı karar doğrultusunda 20 Ocak 2017 Cuma gününden, 23 Ocak 2017 Pazartesi gününe kadar grev yasağına uymayarak işbaşı yapmadılar. Pazartesi günü işyerlerine dönen işçiler üretim yapmayarak, greve devam ettiler. Cuma gününden bu yana tutanak üstüne tutanak tutulan, işten atılmayla tehdit edilen 2200 işçi sendikanın aldığı karardan bir adım bile geri adım atmadı. Örgüt disiplini, sendikal bağlılık metal işçilerini zafere taşıdı.

Bu kararlılığın karşısında hükümet ve EMİS patronları geri adım attılar, Çalışma ve Sosyal ve Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla taraflar bir kez daha bir araya geldi. Görüşmenin sonunda Birleşik Metal-İş Sendikası, ekonomik ve politik kazanımı olan bir sözleşmenin altına imza attı. Böylece işçiler, hayata geçirdikleri “yasaklı” grevle, greve çıktıkları ücretin üzerinde bir zamma ve pek çok sosyal hakka imza attılar. Sözleşme, ortalama % 18,5’i bulan ücret zammı ve % 27 sosyal yardım zamları ve daha birçok yeni sosyal hak ile taçlandırılarak sonuçlandı.

Metal işçilerinin direnişi, sıkışan patronların can simidi hükümetin ilk fırsatta hayata geçirdiği grev yasaklarının hükümsüz olduğunu, gösterdi. Tarihte birçok kez, örgütlü mücadelesi ile hükümetlere, sermayeye geri adım attıran işçi sınıfı gücünü bir kez daha gösterdi. Metal işçileri vermiş oldukları bu mücadeleyle, tarihi yasakçıların değil mücadele edenlerin yazdığını, örgütlü mücadelenin hayatı değiştirebileceğini hatırlattı.

Metal işçileri, her günün bir öncesinden daha karanlık geçtiği, OHAL adı altında en sıradan demokratik haklarımızı kullanamaz hale getirildiğimiz, dinci gerici bir sistemin dayatıldığı günlerde gönlümüze ışık, etrafımız umut saçtılar. Bir kez daha hatırlattılar, mücadele edenler yenilgiye uğrayabilirler ama etmeyenler zaten yenilmişlerdir.