Xeniye Qereyaziye: Dengbêj Şakiro deniz gibiydi

Dengbêj Xeniye Qereyaziye, Dengbêj Şakiro’nın dengbêjliğini anlattı: Şakiro muhteşemdi, deniz gibiydi. Kürdistan'ın bütün dağlarını, yaylalarını gezdi.

Abone ol

Roni Nasır Kaya

DUVAR - Kürt edebiyatına ilişkin iki kelam edildiğinde dengbêjlerin önemine vurgu yapılmadan geçmek mümkün olmuyor. Boşuna onlar için Kürt edebiyatının sözlü taşıyıcıları denilmemiş. Gürül gürül akan o muhteşem seslerine hayran olmamak mümkün mü? İşte Dengbêj Şakiro öyle bir sestir. İnsanı mest eder. Yeterince kadir kıymet bilinmezlikten kaynaklı çaresiz ve kırgın bir şekilde ebediyete göç edip giderken, sitemini dile getirir. Biz de diyoruz ki yiğidi öldüren çaresizlikse bir Dengbêji öldüren de ilgisizliktir. Geç de olsa ölüm yıl dönümü vesilesiyle Şakiro için bir anma etkinliği düzenlendi. Gecede yazar Murathan Mungan bir sunum yaptı. Mungan dengbêjlerin önemi üzerine durdu ve dengbêjliğin kökeninin Urartulara kadar dayandığını söyledi. Biz de Dengbêj Şakiro’nın dengbêjliğini ve neler yaşadığını arkadaşı Dengbêj Xeniye Qereyaziye'den dinledik. 
 
Dengbêj Şakiro'yla ilk nerede ve nasıl karşılaştınız? 
 
Dengbêj Şakiro'yu uzaktan duyuyorduk. Sanırım yıl 1971’di biliyorsunuz sonbaharda bizim Serhat bölgesinde kar ve soğuklar yüzünü gösteriyor. Şakiro bizim köye düğüne gelmişti, ben de zaman zaman düğünde kılamlar söylüyordum. Ben o zamanlar dengbêj Reso’nın kılamlarını söylüyordum halk Reso’yu çok sevdiği için çok hoşnuttu. Babamlar beni çağırdılar Şakiro'nun divanına gittim. Döşeğin üstünde oturmuş başında balık sırtı bir şapka üstünde temiz bir ceket vardı, çok yakışıklıydı. Ben de odanın giriş bölümünde oturdum oradakiler benim de kılamlar söylediğimi belirttiler. Bana dedi ki "Hele söyle bir tane" önce onun tarzında bir kılam söyledim. Hiç sesini çıkartmadı daha sonra dengbêj Reso’nun bir kılamını da söylemeye başlayınca baktım parmağını burnunun üstüne koydu arkadaşlarına dönerek, “Aynı Reso gibi söylüyor” dedi. İlk karşılaşmamız öyle oldu. Daha sonra sık sık görüştük çok sık olmasa da ara ara cemaatlerde birlikte söyledik. 
 
Dengbêj Şakiro'yla aynı divanlarda yer aldınız mı?

Çok karşılaştık ama birlikte aynı divanda çok az kılamlar söyledik. Son yıllarda da çok kez bir araya geldik artık kendisi de rahatsızdı. Belki onlarca kez karşılaştık sohbet ettik misafir ettim. Daha önce de belirttiğim gibi bir iki kez birlikte söyledik, tabii çok gençtik yoksa şimdi olsaydı ona karşı çok saygılı davranırdım. Bir kez yolculuk esnasında o bir kılam söyledi ben de araya girip bir tane söyledim, sonra o tekrar araya girdi söyledi. Tabii şimdiki aklım olsa Şakiro söylerken araya girmezdim.

Bize biraz Dengbêj Şakiro'nun dengbêjliğini anlatır mısınız? Diğerlerinden farkı neydi?

Şakiro muhteşem bir dengbêjdi, deniz gibiydi. Kürdistan'ın bütün dağlarını yaylalarını gezdi. Doğayla haşır neşir oldu. Şehirlerde de yaşadı. Aynı zamanda şehirli de sayılır. Muş, Karayız, Bingöl ve Malazgirt’te şehrin modernliğinden de faydalanmış bir dengbêjdi. Onun için her şekilde söylemeyi bilen biriydi. Hem folklorcu, hem dengbêj, hem de hikaye anlatıcısıydı. Bilmediği bir şey yoktu. Aşk kılamları kardeş kavgaları Kürt kahramanları her tarzda çok rahatlıkla söyleyebilen bir hünermend idi.

Şakiro, Kürtler arasında sesinden dolayı  “Şahê Dengbêjan” olarak anılıyordu.



Dengbêjler nasıl dengbêj oluyorlardı bir eğitimleri var mıydı?

Ben şahsen dengbêjlik için özel bir eğitim olduğunu görmedim. Sesi güzelse kendisi de seviyorsa yıllar içinde dengbêje dönüşebiliyordu. Kendine bir rol model dengbêj seçerlerdi ona göre söyler, dengbêjliği sürdürürlerdi. Şakır’ın sesini dinlediğimizde sanki orkestrayla söylüyor, bu da zamanla tecrübeyle deneyimle oluşuyor. Dengbêjlik sadece kılam söylemek değildir. Yetenek, kabiliyet, edebiyat, terbiye gerekir, bütün bu özelliklere sahip olması lazım.

Dengbêjler ağa ve beylerin divanlarında mı söylerlerdi? İnsanlar onlara kıymet veriyorlar mıydı?

Bir kere o zamanlar dengbêjlere çok büyük saygı duyulurdu, kıymetleri her zaman bilinirdi. Şakiro’nun kendisi de beglere kılamlar söylerdi fakat sadece bir beyin dengbêjiydi desek haksızlık etmiş oluruz. Kendisi Abdulmecid Bege Sipki’ye yakın hissederdi ama onların da dengbêji değildi, her yerde, halka kılamlarını söylerdi. Ağalar, beyler dengbêjleri dinliyorlardı, anlıyorlardı ekonomik destek sunuyorlardı.
 
Özellikle 1980 ve 1990’lı yıllarda dengbêjlik çok fazla dinlenmeye başlandı sanki daha çok köylü kesimi ve kırsal kesime hitap ediliyormuş gibi bir algı oluşmuştu siz ne düşünüyorsunuz?

Bizim kuşağımızın şansızlığı, Dengbêj Reso Şakro’nun devamıydık. 1980’li yılarda Kürt siyasi hareketin ivme kazanmasıyla beraber dengbêjlik bir nevi ikinci plana atıldı, önemsenmedi. Hatta şu tartışma bile oldu dengbêjler insanları birbirine düşürüyorlar diye, tabii daha sonra Kürt siyasi hareketi de bu kültürün çok kadim olduğunu anladı. Dengbêjler Kürtler arası yaşanan kavgaları dile getiriyorlardı bu da bir gerçekti yoksa başka türlü insanlar nasıl bileceklerdi böyle bir olayın yaşandığını. Tabii dengbêjler Kürtler arası kavgaları dile getirirken vicdanla, tarafsız olarak ve objektif bir şekilde aktarmaları gerekiyor. Örneğin kılama 'Filite Quto'. Dengbêj Reso’dan dinlediğimizde içinde kahramanlık var, ihanet var, mertlik var ne ararsan var. 
 
Sizce dengbêjlik sosyolojisi ya da dengbêjliğin anlamı doğru şekilde anlaşılmış mı?
 
Tabii herkes aynı şekilde anlamıyor. Fakat bilgili, birikimli insanlar dengbêjliğin ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlıyor. Şu da bir gerçektir: Kürtleri tanımak istiyorsanız dengbêjleri anlamanız lazım. dengbêjler bir halkın sanat ve edebiyatıdır. Yabancı araştırmacılar Kürtlerle ilgili bir araştırma yaptıklarında ilk başta dengbêjleri irdeliyorlar. Onun için şunu söylemek istiyorum: Kendi ülkeni, halkını sevmek istiyorsan dengbêjlerini de seveceksin, anlayacaksın. 

Dengbêj Şakır İzmir’de hayatta gözlerini yumdu. Siz o zamanlarda görüşüyor muydunuz? Şakiro’nun Kürtlere yönelik sitemleri vardı sizce neden ve ne için sitem ediyordu? Yiğidi öldüren çaresizlik mi? Bir dengbêji en çok ne yaralar?

Rahmetli Şakır bu diyardan göç edip gitmeden önce Karayazı derneğinde karşılaştık, çok yoksullaşmıştı, yoksulluğu her haline yansımıştı. Kocaman gövdesi zayıflamıştı, içim paramparça oldu. Tek başına oturmuştu kimse selam kelam bile etmiyordu. Yanına gittim sordum çay kahve ısmarladım sonra birlikte emlakçılık yapan bir dengbêjin yanına gittik. Bana dedi ki "Bir kılam söyle", ben de söyledim, Şakır göz yaşlarını tutamadı, ağladı. Sitem olarak haklıydı. İzmir’de kirada oturuyordu, kadir kıymet bilmez inşalarla karşılaştı. Eğer dengbêje karşı saygı hürmet ilgi alaka yoksa o dengbêj için ölümdür intihardır. Sesini de yitirse, söyleyemeyecek duruma gelse o da onun için ölümdür. Şakiro ömrünün sonuna kadar söyleyebilirdi ama sahipsizlikten söylemez oldu. 

Günümüze geldiğimizde yeni, genç dengbêjleri nasıl görüyorsunuz? Sizce yeni akım dengbêjler bu geleneği sürdürebilirler mi?
 
Her şey ekonomiye endekslendiği için dengbêjlik geleneğini sürdürmek artık imkansız hale gelmiş. Onun için yeni genç dengbêjler de o azmi göremiyorum maalesef.
 
Bildiğimiz kadarıyla dengbêjler hep çıplak sesle söylerler pek enstrüman kullanmazlar dengbêj Şakiro da hep öyle söyledi. Fakat son yıllarda üstüne hareketli müzikler konuluyor siz bunu nasıl görüyorsunuz? Dengbêjliğin orjinini bozuyor mu?
 
Bizim serhat yöresinde müzik kullanılmazdı bu da imkansızlıklardan kaynaklanıyordu. Düğünlerde bile müzik çalınmazdı insanlar dışarda halay çekerken dengbêjler aynı düğünde divan kurup birbirleriyle atışıyorlardı. Çok iyi biliyorum ki dengbêj Reso enstrümana aşıktı ben bunu hissettim. Bir keresinde onun misafiri olan bir köylüleri kaval çalıyordu. Reso kavalı dinlerken ağlardı, eşi ona diyordu “ne var bundan ağlanacak şey” Reso da diyordu ki benim bu delikli ağaçtan hissettiğimi hissetseydin sen de... Eğer gerçekten düzgün bir şekilde enstrüman kullanılırsa kesinlikle çok olumlu olarak görüyorum.
 
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Şakiro Kürtlerin değerli bir dengbêjidir. Temiz ve zengin bir Kürtçeyle kendi halkını onun doğasını ve en önemlisi de kadını muhteşem bir şekilde anlatmış çok kıymetli ve değerlidir bizim için...

 Dengbêj Xeniye Qereyaziye kimdir?

1955 yılında Erzurum’ın Karayazı ilçesine bağlı Beyro köyünde dünyaya geldi. Çok genç yaşta dengbêjliğe başladı. Birçok ünlü dengbêjle aynı divanda kılamlar söyledi. Kendi deyimiyle asıl adı Abdulgani fakat halk arasında Xeniye Qereyaziye olarak bilinmektedir.